3. Hukuk Dairesi 2020/2049 E. , 2020/3293 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dul aylığı almakta iken 19.12.2002 tarihinde vefat eden ..."in dul aylıklarının ölümünden sonra tahsiline devam edilmesi üzerine kurum müfettişi tarafından yürütülen soruşturma sonucunda davalı ..."in 01.01.2003 - 31.03.2005 tarihleri arasında haksız olarak tahsil ederek kurumu 9.570,12 TL zarara uğrattığının anlaşıldığını, davalı bankanın bankamatik kartının süresinin uzatılması konusunda kurum ile 28.07.2002 tarihinde yaptığı anlaşmaya özen ve dikkat göstermediğinin belirlendiğini, 5434 sayılı Emekli Sandığı kanunun değişik 123 ve 124. maddeleri ile 123. maddeye göre çıkarılan 11.09.1990 tarih ve 20632 sayılı R.G."de yayınlanan TC Emekli Sandığı Yoklama Yönetmeliğine göre bağlanan aylıkların nüfus kütüğüne işlenmesi ve aylık alanların medeni hal değişiklikleri konusunda özen göstermeyen banka şubesinin kusurlu olduğunu, banka ve diğer davalı hakkında 9.570,12 TL asıl alacak ve 6.505,69 TL yasal faiz ve 318,74 TL vergi iadesi olmak üzere toplam 16.395,55 TL için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borca itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., yetki itirazının yanı sıra davacının haksız olduğunu, ..."in aylıklarını bankamatik ile almadığını, davalı bankanın ... Şubesinin kusurlu olduğunu, parayı kimin aldığını bilmediğini, müfettiş raporunu kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı banka, 19.12.2002 tarihinde vefat eden ..."e 14.02.2002 tarihinde teslim edilen bankkart ile ödeme yapıldığını, bu aylıkların vefattan sonra da hesaba yatırılmaya devam edildiğini ve 14.02.2004 tarihine kadar bu aylıkların bankkart ile çekildiğini, son ödemenin 02.03.2005 tarihinde yapıldığını, bu tarihten sonra da kurumun hesaba para göndermeye devam ettiğini, bu paraların çekilmediğini, hesap hareketlerinin durduğunun tespit edildiğini, hesaptaki bakiyeyi 16.01.2006 tarihinde davacı kuruma aktardığını, kurumun 30.03.2006 tarihine kadar maaş yatırmaya devam ettiğini, davacı kurumun durumdan bankayı haberdar etmeyerek zarara kendisinin sebebiyet verdiğini , yoklama yönetmeliğinin 12. maddesine göre bağlanan aylıkların kayıtlı oldukları Nüfus Müdürlüklerine bildirileceğini, bu müdürlüklerin de aylık bağlandığını ilgilinin nüfus kütüğüne kaydedeceğini, 13. maddenin ise Nüfus Müdürlüklerinin kendilerine intikal eden ölüm gibi durumlarda nüfus kayıtlarını tetkik ederek Emekli Sandığına bildirilmesini düzenlediğini belirterek davanın reddi ile davacı kurum aleyhinde % 40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Mahkemece ,davanın kabulüne yönelik olarak verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi sonucunda Dairemizin 09.10.2017 tarih ve 2016/1697 E- 2017/13556 K. sayılı ilamı ile ‘’... alınan bilirkişi raporunun vefatı gecikmeksizin davacı kuruma bildiren dava dışı Nüfus Müdürlüğü’ne yasal bildirim yapmadığı gerekçesi ile % 40 oranında kusur verdiğinden hükme dayanak alınacak nitelikte olmadığı,mahkemece başka uzmanlardan oluşan bir bilirkişi kuruluna rapor hazırlatılması, kurulun da raporunu hazırlarken davacı kuruma vefatın gecikmeksizin bildirildiğini, davalı bankanın bankamatik kartının süresini vefattan sonra iki kez uzattığını, diğer davalı ... " ın Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yeralan beyanlarını gözönüne alması gerektiği,mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm verilmesinin hatalı olduğu,yine bilirkişi raporunda davanın kısmen kabulü gerektiği belirtildiği halde mahkemece gerekçesi açıklanmaksızın davanın tamamen kabulüne karar verildiği,bu şekli ile mahkeme kararının gerekçesi ve oluşturulan hüküm arasında bir bütünlük olmamasının da hatalı olduğu...’’ gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ise,davacının davasının kısmen kabulü ile, davalıların ... 15. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2452 E.sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptaline, takibin takip tarihi itibariyle 9.745,00 TL asıl alacak, 5.891,77 TL yasal faiz, 294,58 TL vergi iadesi olmak üzere takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı bankanın 2.436,25 TL asıl alacak, 1.472,94 TL işlemiş faiz ve 73,64 TL vergi iadesi ile sorumlu tutulmasına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizin de 1/4"ü oranında sorumlu tutulmasına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş,hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,davalı ... Bankası ile davalı ... vekilinin tüm,davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak,taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkin olup,ayrıca davacı, davalılar aleyhine başlattığı icra takibinde müşterek ve müteselsil tahsilat talep etmiş olmakla,mahkemece davalıların bozma sonrasında alınan asıl ve ek raporda belirlenen miktarın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken(vekalet ücreti,yargılama giderleri dahil),yanılgılı değerlendirme ile davalılardan ... Bankası’nın %25 kusuru oranında sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Ne var ki,bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK"nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Bankası ile davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün 1.,2.,3. ve 4. bentlerinin hükümden çıkarılarak 1.bent yerine ‘’Davacının davasının kısmen kabulü ile, davalıların ... 15. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2452 E.sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptaline, takip tarihi itibariyle 9.745,00 TL asıl alacak, 5.891,77 TL yasal faiz, 294,58 TL vergi iadesi olmak üzere toplam 15.931,35 TL üzerinden takibin devamına,asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ve davalıların icra takibinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına’’ ifadelerinin yazılmasına;2.bent yerine ‘’Alınması gereken 1.088,30 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına’’ifadelerinin yazılmasına: 3. bent yerine ‘’Davacı tarafından tebligat gideri olarak yatırılan 76,50 TL, bilirkişi ücreti olarak yatırılan 1.600,00 TL ile Temyiz masrafı olarak yatırılan 36,00 TL nin toplamı olan 1.712,50 TL ‘nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine’’ ifadelerinin yazılmasına; 4.bent yerine ‘’ A.A.Ü.T. 13/1. maddesi gereğince 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine’’ ifadelerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.