Abaküs Yazılım
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2020/1716
Karar No: 2021/152
Karar Tarihi: 01.02.2021

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2020/1716 Esas 2021/152 Karar Sayılı İlamı

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1716
Karar No : 2021/152

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Yapı Tekstil Turizm Gıda Bilişim Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, … köyü … caddesi mevkiinde bulunan … ada, … parsel numaralı ve 28.802,00 m² si hazineye ait 30.106,00 m² taşınmazın 4,783,43 m² sinin, davacı şirket tarafından şantiye alanı olarak fuzulen işgal edildiğinden bahisle 74.800,00 TL ecrimisil istenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile … tarih ve … sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Davacı şirketten ecrimisil istenebilmesi için Hazineye ait taşınmazın fuzulen işgal edildiğinin usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerektiği;
Dava konusu olayda; davacı şirketin hazineye ait taşınmazı işgal ettiğine ilişkin 27/10/2011 tarihli taşınmaz tespit tutanağında; taşınmazın tespit tarihi itibarıyla boş olduğu, ancak 01/04/2009-31/12/2010 tarihleri arasında şantiye alanı olarak kullanıldığının belirtildiği ve tutanağın yalnızca kadastro teknikeri tarafından imzalandığı;
Mahkemelerince fuzuli işgale ilişkin tespitin dayanağını oluşturan tüm somut bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karşın; davalı idare tarafından yalnızca hava fotoğraflarının gönderildiği, her ne kadar fotoğraflarda şantiyeyi andıran bazı yapılar görülmüş ise de, bu yapıların davacı şirkete ait olduğunu ispata yönelik delil olarak değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığından, somut tespit ve belgeye dayanılmaksızın davacı şirket adına ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle, işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti : Danıştay Onuncu Dairesinin 14/03/2017 tarih ve E:2016/5785, K:2017/1449 sayılı kararıyla;
Mahkemece taşınmazın davacı tarafından kullanıldığının tam olarak tespit edilemediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş ise de, dava dosyasında yer alan davacının ecrimisile itiraz dilekçesi ile dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın yan parselinde inşaat yapmakta olduklarından bahisle bir işgal durumu vuku bulmuş bile olsa bunun kasten ve belirtilen alanda şantiye kurmak amacı ile olamayacağı, eğer böyle bir durum olmuşsa bile alanın ecrimisil ihbarnamesinde gösterildiği kadar büyük bir alanda ve uzun süreli olmadığına dair beyanları, dava dosyasında yer alan hava fotoğrafları ve şantiyelerin işin doğası gereği yapılan inşaata en yakın alana kurulduğu hususları dikkate alındığında, şantiye binalarının hemen yan parselde inşaat yapan davacıya ait olduğunun ve fuzuli işgalin varlığının kabulünün gerektiği;
Fuzuli işgalin sabit olduğu görüldüğünden bir emlâkçı ve/veya bir gayrimenkul değerleme uzmanının da aralarında yer aldığı bilirkişilerce, uyuşmazlığa konu alan için emsal oluşturabilecek yerlerin kira bedeli dikkate alınarak işgal süresi ve işgal alanının büyüklüğü konusunda yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava dosyasında yer alan tespit tutanakları ve hava fotoğrafları dikkate alındığında, şantiye binalarının hemen yan parselde inşaat yapan davacıya ait olduğu, fuzuli işgalin sabit olduğu; 2886 sayılı Kanun ile Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik uyarınca tesis olunan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, Çayyolu köyü … caddesi mevkiinde bulunan … ada, … parsel numaralı ve 28.802,00 m² si Hazineye ait 30.106,00 m² taşınmazın Hazine payına isabet eden 4,783,43 m² sinin, davacı şirket tarafından şantiye alanı olarak fuzulen işgal edildiğinden bahisle 01/04/2009-31/12/2010 dönemi için, 74.800,00 TL ecrimisil istenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı ecrimisil ihbarnamesi düzenlenmiş, anılan ihbarnameye yapılan itiraz üzerine düzeltmeyi gerektirecek bir husus olmadığı belirtilerek aynı tutar üzerinden … tarih ve … sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin gönderilmesi üzerine bu işlemlerin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanun'un 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle ecrimisil istenileceği; ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığınca çıkarılan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde; "Ecrimisil"in, Hazine taşınmazının, idarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, idarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalden önceki hâliyle elde edilebilecek muhtemel gelir esas alınarak idarece talep edilen tazminatı; "Fuzuli şagil (İşgalci)"in, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, Hazine taşınmazının zilyetliğini, yetkili idarenin izni dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişileri ifade edeceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, Mahkemece taşınmazın davacı tarafından kullanıldığının tam olarak tespit edilemediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş ise de; davacı şirket tarafından işgal edildiği ileri sürülen taşınmazın yan parseli olan … ada, … parselde inşaatları olduğunun beyan edildiği görülmektedir.
Dava dosyasında yer alan davacının ecrimisile itiraz dilekçesi ile dava dilekçesinde, yan parselde inşaat yapmakta olduklarından şantiyeye ait konteynırların kurulmak üzere inşaat sahası üzerinde bekletildikleri sırada sehven bir taşma olmuş olabileceği, bir işgal durumu vuku bulmuş bile olsa bunun kasten ve belirtilen alanda şantiye kurmak amacı ile olamayacağı, böyle bir durum olmuşsa bile alanın ecrimisil ihbarnamesinde gösterildiği kadar büyük bir alanda ve uzun süreli olmadığına dair beyanların yer aldığı görülmektedir. Bu beyanların varlığı, uyuşmazlık konusu alanın bir dönem davacı şirket tasarrufunda, yani işgalinde olduğunu göstermektedir.
Yine dava dosyasında yer alan ve işgal dönemi olarak belirtilen tarih aralığında olan 02/07/2009, 20/10/2009 ve 30/10/2010 tarihli hava fotoğraflarında da şantiyeyi andıran yapıların olduğu görülmektedir. Mahkemece bu hava fotoğrafları, görünen yapıların davacı şirkete ait olduğunu ispata yönelik delil olarak kabul edilmemişse de, anılan fotoğrafların, davacı beyanları ve şantiyelerin işin doğası gereği yapılan inşaata en yakın alana kurulduğu hususu ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, davacının ecrimisile itiraz dilekçesi ile dava dilekçesindeki beyanları, işgal dönemine ait hava fotoğrafları ve şantiyelerin işin doğası gereği yapılan inşaata en yakın alana kurulduğu hususları dikkate alındığında, şantiye binalarının hemen yan parselde inşaat yapan davacıya ait olduğunun ve fuzuli işgalin varlığının kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda yer alan açıklamalar da dikkate alınarak fuzuli işgalin sabit olduğu görüldüğünden, bir emlâkçı ve/veya bir gayrimenkul değerleme uzmanının da aralarında yer aldığı bilirkişilerce, uyuşmazlığa konu alan için, taşınmazın, mevkii, kullanım şekli, elde edilen gelir, altyapı, ulaşım kolaylığı gibi tüm faktörler ile emsal oluşturabilecek yerlerin kira bedeli dikkate alınarak, işgal süresi ve işgal alanının büyüklüğü konusunda yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ve eksik inceleme sonucu verilen dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2.Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/02/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin "Tespit" başlıklı 84 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; Hazine taşınmazlarından kiraya verilen, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilenlerin dışında kalanların fiilî durumlarının, idarece hazırlanan program dâhilinde mahallinde tespit edileceği, taşınmazların tespitlerinin yılda en az bir defa yapılacağı, ancak tespit programlarının süresinin beş yıldan fazla olamayacağı düzenlemelerine yer verilmiş, maddenin 2 nci fıkrasında; taşınmaz mahallinde düzenlenecek taşınmaz tespit tutanağında; işgalin başlangıç tarihine, taşınmazın işgale veya kullanıma konu olan yüzölçümüne, işgalcilerine, kullanım amacına, ecrimisil takdirinde yararlanılabilecek bilgiler ile bilinmesinde yarar görülen diğer bilgilere yer verileceği kuralı öngörülmüş; Yönetmeliğin "Ecrimisilin tespit ve takdir edilmesi" başlıklı 85 inci maddesinde ise; Hazine taşınmazlarının kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinden itibaren on beş gün içinde "Taşınmaz Tespit Tutanağı"na dayanılarak, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere bedel tespit komisyonunca ecrimisil tespit ve takdir edileceği düzenlemeleri getirilmiş bulunmaktadır.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik'in yukarıda metnine yer verilen 84 üncü maddesinin 1 inci fıkrası ile Hazine'ye ait taşınmazların fiili durumlarının takip ve kontrolünün sağlanması hususunda gerekli tedbirlerin alınması için defterdar ve malmüdürlerine görev verilmiş, bu kapsamda söz konusu taşınmazlarla ilgili olarak yılda en az bir defa tespit yapılması gerektiği kurala bağlanmıştır. Böyle bir tespit usulü öngörülmesinin amacının, Hazine'ye ait taşınmazların amaç dışında kullanılıp kullanılmadığının ya da fuzuli işgale konu edilip edilmediklerinin mümkün olan en erken vakitte tespit edilmesi ve zaman geçirilmeksizin bu tür kullanımlar bertaraf edilerek Hazine'nin zarara uğratılmasının önlenmesi, ayrıca Hazine taşınmazlarının fiili durumlarının düzenli olarak takip ve kontrol altında tutulması olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, … Mahallesi'nde bulunan ve tapunun … ada, … parsel numarasında kayıtlı olan 30.106,00 metrekare yüzölçümüne sahip hisseli taşınmazın 28.802,00 metrekaresinin Hazine'nin mülkiyetinde olduğu, 25/11/2011 tarihinde düzenlenen Taşınmaz Tespit Tutanağı ile söz konusu taşınmazın 5.000,00 metrekarelik kısmının davacı şirket tarafından üzerinde şantiye binası yapılmak suretiyle 01/04/2009 - 31/12/2010 tarihleri arasında işgal edildiğinden bahisle, Hazine'nin payına isabet eden 4.783,43 metrekarelik alan üzerinden hasaplama yapılmak suretiyle dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin düzenlendiği, tarih ve sayısı belirtilen Taşınmaz Tespit Tutanağı'nda, tespit tarihi itibariyle taşınmazın boş olduğu (davacı şirketin taşınmaza yönelik işgalini sona erdirdiği) bilgisine yer verildiği, tahakkuk ettirilen ecrimisil ihbarnamesine yapılan itiraz üzerine düzenlenen 27/12/2011 tarihli Taşınmaz Tespit Tutanağı'nda da aynı bilgilere yer verildiği ve taşınmazın fuzuli işgale konu edildiği dönemin 01/04/2009 - 31/12/2010 tarihleri arasındaki yaklaşık 21 aylık süre olarak dikkate alındığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davalı idarece Hazine'ye ait taşınmazın 01/04/2009 - 31/12/2010 tarihleri arasında üzerinde şantiye binası yapılmak suretiyle işgal edildiği ileri sürülmekle birlikte bu hususa ilişkin ilk tespitin yapıldığı (Taşınmaz Tespit Tutanağı'nın düzenlendiği) tarih 25/11/2011 tarihidir ve bu tarihte tanzim edilen tutanak işgalin başladığı belirtilen tarihten yaklaşık otuz iki ay sonra düzenlenmiştir. Bu bağlamda; davalı idarece, yukarıda yer verilen Yönetmeliğin ilgili düzenlemeleri uyarınca öngörülen sorumluluğun yerine getirilmediği ve Hazine'ye ait taşınmazın yılda en az bir defa yapılması gereken tespitinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; taşınmaz üzerindeki işgalin başladığı ileri sürülen tarihten yaklaşık otuz iki ay; sona erdiği belirtilen tarihten ise on bir ay sonra düzenlenen Taşınmaz Tespit Tutanağından ve davalı idare savunması ile savunma ekindeki belgelerden, taşınmaza yönelik fuzuli işgalin belirtilen tarihler arasında gerçekleştiğini kanıtlayabilecek hukuken itibar edilebilir herhangi bir bilgi ya da belgeye yer verilmediği ve bu fuzuli işgalin başlangıç ve bitiş tarihlerinin hangi veriler esas alınarak belirlendiğinin ortaya konulamadığı görülmektedir. Ayrıca, hukuka uygun bir biçimde ecrimisil hesaplanmasının temel unsurlarından olan fuzulen işgal edilen alanın yüzölçümü ilgili tespitin de sorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu noktada, hangi somut verilere dayalı olarak işgale konu olan alanın net bir biçimde 5.000,00 metrekare olarak belirlendiği hususunun davalı idarece açıklanamadığı görülmektedir. Oysa, fuzulen işgal edildiği belirtilen Hazineye ait taşınmaza ilişkin olarak 02/07/2009, 20/10/2009 ve 30/10/2010 tarihlerinde çekilmiş hava fotoğrafları mevcut olmasına rağmen davalı idarece, bu fotoğraflardan hareketle ölçeklendirme ya da aplikasyon yapılmak suretiyle işgal edilen alanın hesaplandığı yolunda bir beyanda bulunulmadığı, büyüklüğü (yüzölçümü) esas alınmak suretiyle ecrimisil hesaplaması yapılacak olan alanın belirlenmesi hususunda da muğlaklık oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dosyada mevcut belge ve bilgiler çerçevesinde, Hazine'nin hissedarı olduğu dava konusu taşınmaz üzerinde davacı şirket tarafından fuzulen işgal suretiyle bir yararlanma durumunun söz konusu olduğu sonucuna varılmakla birlikte, Hazine'ye ait taşınmazın yıllık tespit ve takibini yapmadığı anlaşılan davalı idarece, fuzuli işgalin gerçekleştiği ileri sürülen tarihlerden çok sonra ve işgalin sona erdiği bir tarihte düzenlenen Taşınmaz Tespit Tutanağı ile taşınmazın fuzulen işgal edilmeye başlandığı tarih ve işgalin devam ettiği tarih aralığı ile işgalin gerçekleştiği alanın yüzölçümü kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta ve somut olarak ortaya konulmaksızın tahakkuk ettirilen ecrimisil ihbarnamesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, söz konusu ecrimisil ihbarnamesinin iptaline dair ısrar kararının yukarıda açıklamaya çalıştığım gerekçeyle onanması gerektiği görüş ve kanaatinde olduğumdan Kurulumuz'un aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi