
Esas No: 2017/171
Karar No: 2020/48
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/171 Esas 2020/48 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 98-325
Sanık ..."in banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan TCK’nın 245/1, 52, 53 ve 58/6. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 4.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.05.2014 tarihli ve 98-325 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.03.2016 tarih ve 15640-2735 sayı ile;
"I- Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun oluşması için, başkasına ait bir banka veya kredi kartının veya kart bilgilerinin her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması ve sahibinin rızası olmaksızın kullanılarak çıkar sağlanması gerekmektedir.
Somut olayda; katılan kendine ait kredi kartını ATM cihazına yerleştirmiş ve şifresini kendisi girmiş, para yatırma işlemi yapmak istediği sırada yardımcı olmak bahanesiyle yanına gelen sanık, katılanın istemi üzerine hesaba 400 TL para yatırmış ve katılana farkettirmeden hesabından 4.000 TL para çekerek, katılanın kartını alıp ATM’den ayrılmasından sonra olay yerinden ayrılmıştır.
Katılana ait kredi kartını ele geçirmeyen ve elinde bulundurmayan sanığın eyleminde TCK"nın 245/1. maddesinde yazılı suçun yasal unsurları oluşmayıp, katılanın kartından işlem yaptığı sırada farkettirmeden 4.000 TL para çekme işlemini yapan ve daha sonra parayı alan sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gereğince TCK"nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," isabetsizliklerinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiş,
Daire Üyesi M. Akarsu;
"TCK"nın 245. madde gerekçesinde, "Aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının ratio legis"lerinin (varoluş nedenleri, konuluş amaçlarının) tümünü de içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla, bağımsız suç hâline getirilmeleri uygun görülmüştür." demek suretiyle, esasen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarının bahsedilen bu suçlara çok yakın olduğu, bu itibarla ayrı ve özel bir düzenlemeye tabi tutulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bir olayda koşulları varsa öncelikle TCK"nın 245/1. maddesi uygulanacak, koşulların oluşmaması durumunda ise, diğer suçların oluşup oluşmayacağı tartışılacaktır.
Somut olayımıza döndüğümüzde, sanığın eylemi ile ilgili bir kuşku yoktur. Mağdurun, kartını ATM"ye takıp şifresini de girdikten sonra işlem yapmak istediği sırada yardım etme bahanesi ile yaklaşan sanık, mağduru lafa tutup dikkatini dağıttıktan sonra ATM"ye takılı olan ve işlem yapmaya hazır hâldeki kartı, para çekme tuşlarına basarak çıkan parayı da mağdura fark ettirmeden almak suretiyle kullanarak eylemini tamamlamıştır. Mağdur ise, kartının bu sırada kullanıldığını fark etmemiş, bilahare kontrol ettiğinde durumun farkına vararak sanıktan şikâyetçi olmuştur.
Hırsızlık suçu ile TCK"nın 245/1. maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark incelendiğinde; hırsızlıkta, zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malın, kendine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması hâlinde suç oluşmaktayken, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçları ise başkasına ait bir banka veya kredi kartının veya kart bilgilerinin her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması ve sahibinin rızası olmaksızın kullanılmak suretiyle yarar sağlanması hâlinde oluşmaktadır.
Sayın çoğunluk ile düşülen görüş farklılığı, sanığın mağdura ait kartı ele geçirip geçirmediği noktasında oluşmaktadır. TCK"nın 245/1. maddesinin, mağdura ait kart veya kart bilgilerinin bir şekilde ele geçirilmiş olma koşulunu getirdiği doğrudur. Ancak, sadece kartın veya kart numarasının fiziki olarak ele geçirilmesiyle sınırlama yapmanın doğru olmadığı düşüncesindeyim. Kart veya kart numarası üzerinde tasarrufta bulunuyor olabilme, işlem yapabilme imkânının olması durumlarında da yasal koşulun gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Zira somut olayda da olduğu üzere sanık, mağdura ait kartın ATM"ye takılı olmaması hâlinde söz konusu işlemi gerçekleştirip mağdurun parasını çekemeyecekti. Yani mağdurun parasını, ancak mağdurun kartını bir şekilde kullanarak çekebilmiştir.
TCK"nın 245/1. maddesinde "...her ne suretle olursa olsun..." diyerek yasa koyucu, kartın ele geçirilme şeklinin bu suçun oluşumu bakımından önemli olmadığını, hukuka aykırı ele geçirmelerde ise, ayrıca o suçtan da cezalandırılabileceğini ifade etmek için kullanmıştır. O hâlde sanık, mağdurun kartını yağma veya hırsızlık suretiyle ele geçirebileceği gibi bu suçları işlemeden de kartı elde etmiş olabilir.
Olayımızda ise hırsızlık suçundan söz edebilmek için, sanığın kart ile ilgili hiçbir işlem yapmamış olması gerekirdi. Mağdurun yaptığı işlemler neticesinde para haznesine düşen parayı veya mağdurun cebindeki parayı alıp kaçması durumlarında hırsızlık suçu oluşacaktır. Oysa mağdur, olay anında parasının sanık tarafından çekilip alındığının farkında bile değildir. Mağdurun mal varlığındaki azalma, kartının sanık tarafından kullanımı sayesinde olduğundan, burada hırsızlık suçundan önce, daha özel nitelikteki TCK"nın 245/1. maddesinde düzenlenen suç düşünülmelidir.
Bu açıklamalardan sonra, sanığın ATM"de işlem yapmakta olan mağdura yardım etme bahanesiyle yaklaşarak onu lafa tutup dikkatini dağıttıktan sonra ATM"de takılı kartı kullanmak suretiyle söz konusu parasını çekmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, sayın çoğunluğun kabulü gibi hırsızlık suçunu değil, TCK"nın 245/1. madde ve fıkrasında düzenlenen, gerçek bir kartın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 01.05.2016 tarih ve 306313 sayı ile;
“Hırsızlık suçu TCK"nın 141/1. maddesine göre zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almaktır. Bu tanım suçun temel şekline ilişkindir. Daha nitelikli hâller ve işleniş şekilleri ise TCK"nın 142/1 ve 2. maddelerinde düzenlenmiştir. Yüksek Daire bozma ilamında açıkça belirtilmemekle birlikte eylemin TCK"nın 142/2-e. maddesinde yazılı bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık olduğu kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu ise TCK"nın 245. maddesinde "(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. TCK"nın 245. madde gerekçesinde, "Aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının ratio legis"lerinin (varoluş nedenleri, konuluş amaçlarının) tümünü de içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla, bağımsız suç hâline getirilmeleri uygun görülmüştür." demek suretiyle, esasen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarının bahsedilen bu suçlara çok yakın olduğu, bu itibarla ayrı ve özel bir düzenlemeye tabi tutulduğu anlaşılmaktadır. TCK"nın 245/1. maddesinde yazılı suçun oluşabilmesi için bir banka veya kredi kartının ne şekilde ele geçirildiğinin önemi yoktur. Kart hukuka uygun olarak elde bulundurulsa bile kart hamilinin rızası dışında kullanılarak haksız çıkar elde edilmesi yeterli olacaktır. Suçun işlenebilmesi için kartın fiziken kullanılması gerektiği gibi örneğin kredi kart bilgilerinin elde bulundurularak kullanılması da yeterli olacaktır. Somut olayda katılan para yatırabilmek için kredi kartını ATM cihazına takmış ve şifresinin girmiş durumdadır. Parayı yatıramayınca sanık yardım bahanesi ile yaklaşmış, gözleri iyi görmeyen katılanın yatırmak istediği 400 TL"yi hesaba yatırdıktan sonra farkettirmeden 4.000 TL para çekerek haksız çıkar sağlamıştır. Burada sanık fiziken kartı elinde bulundurmasa da kart zaten şifresi katılanca girilmiş vaziyette ATM cihazı içinde olmasından faydalanıp kartın fiziki varlığını kullanarak haksız çıkar temin ettiğinden eylemi artık TCK"nın 245/1. maddesine uygun kabul etmek ve sanığın bu suçtan cezalandırmak gerekeceği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince, 18.01.2017 tarih ve 5800-442 sayı ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin nitelendirilmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
25.12.2013 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında; katılan ...’e Emniyet Müdürlüğünde bulunan suç işleyenler albümü ile POL-NET ortamında dolandırıcılık ve yankesicilik olaylarına karışan şahıslara yönelik olarak yayımlanan şüpheli şahıs fotoğraflarının gösterildiği ancak katılanın herhangi bir teşhiste bulunamadığının belirtildiği,
Yapı ve Kredi Bankası AŞ tarafından düzenlenen bilgi fişine göre; 27.11.2013 tarihinde saat 19.10’da katılan ... adına düzenlenen Yapı ve Kredi Bankası AŞ’ye ait 5400 61** **** **22 numaralı kredi kartına 400 TL ödeme yapıldığı,
5400 61** **** **22 numaralı kredi kartına ilişkin, 16.01.2013 hesap kesim tarihli kredi kartı hesap özetinden; 27.11.2013 tarihinde söz konusu kredi kartı ile 8136 numaralı ATM’den 4.000 TL nakit avans çekildiği,
Kolluk tarafından düzenlenen 02.01.2014 tarihli CD inceleme tutanağında; 27.11.2013 tarihinde Yapı Kredi Bankası önünde bulunan ATM"de işlem yaptığı sırada yanına gelen ve ifadesinde eşkâlini verdiği erkek şahıs tarafından dolandırıldığından bahisle müracaatta bulunan katılan ...’ün ifadesinde belirttiği failin açık kimliğinin tespiti amacıyla ilgili bankadan güvenlik kamera görüntülerinin istendiği, alınan görüntülerin katılan ile birlikte izlenmesi sonucunda, olay tarihinde görüntüdeki kişinin ATM"den işlem yaptığı sırada yanına gelerek yardımcı olan şahıs olduğunu teşhis ettiği, ancak fotoğraflardan şüpheli şahsı teşhis edemediği, kamera görüntülerinde 27.11.2013 tarihinde saat 19.07.35’te katılan ...’ün ATM’de işlem yaptığı sırada arkasına koyu renk elbiseli, kot pantolonlu ve saçlarının arkası uzun olan failin yaklaştığı, bir süre bekledikten sonra ATM"de işlem yapmakta olan katılanın yanına giderek saat 19.08.49’da katılan ile birlikte işlem yapmaya başladığı, katılanın işlemi bittikten sonra saat 19.11’de ATM"den ayrıldığı, failin ise ATM"de kalarak işlem yapmaya devam ettiği, katılanın bu durumdan şüphelenerek arkasına dönüp işlem yapan faile baktıktan sonra bankanın önünden ayrıldığı, şüpheli şahsın bir süre daha ATM"de işlem yapmaya devam ederek saat 19.12.44"te ATM"den ayrıldığı, yapılan araştırmada aynı gün Çorum ili Garanti Bankası önünde, Burak Doğan isimli şahsa yönelik olarak gerçekleşen dolandırıcılık olayına ilişkin görüntüler incelendiğinde de bu olaya karışan fail ile katılan ...’e yönelik eylemi gerçekleştiren failin aynı kişi olduğunun, söz konusu şahsın daha önce de benzer olaylardan dolayı hakkında işlem yapılan ve 07.12.2013 tarihinde başka bir olaya ilişkin olarak Bursa ilinde yakalanması sonucunda tutuklanan sanık ... olduğunun tespit edildiği bilgilerine yer verildiği,
Katılan ... kollukta; adına kayıtlı bulunan Yapı Kredi Bankasına ait kredi kartının borcunu yatırmak amacıyla 27.11.2013 tarihinde saat 19.10 sıralarında Çorum ili, İnönü Caddesi üzerinde bulunan Yapı Kredi Bankası önündeki ATM"ye gittiğini, arkasında beklemekte olan 25-30 yaşlarında, 175-180 cm boylarında, 70 kg ağırlığında, başında koyu renkli bere bulunan şahsın para yatırması konusunda kendisine yardımcı olduğunu, 400 TL"yi birlikte yatırdıklarını, daha sonra kartını alarak söz konusu şahsa teşekkür edip oradan ayrıldığını, kredi kartı ekstresi geldiğinde yaptığı kontrolde ATM’ye para yatırdıktan yaklaşık bir dakika sonra, saat 19.10 sıralarında aynı ATM’den 4.000 TL çekilmiş olduğunu gördüğünü, bu şekilde olay tarihinde kendisine yardımcı olan şahsın kendisinden habersiz ikinci bir işlem yaparak para çektikten sonra kartını iade ettiğini anladığını,
Mahkemede; olay tarihinde kredi kartına ödeme yapmak için ATM önünde beklediğini, sıra kendisine geldiğinde birkaç kez deneme yapmasına karşın gözlerinden rahatsız olması nedeniyle ödeme yapamadığını, sanığın bu sırada kendisine yardımcı olmak amacı ile ATM önüne geldiğini, şifre sormadığını çünkü kartın ATM içinde ve hesaba girilmiş vaziyette olduğunu, 400 TL’yi sanığın yardımı ile yatırdığını, ancak o sırada sanığın bankamatik kartı ile bir şey yaptığını, ancak ne yaptığını anlayamadığını, daha sonra kartı kendisine iade ettiğini, ondan sonra bankamatikten ayrıldığını, 4.000 TL hesabından para çekildiğini ekstre geldiğinde öğrendiğini,
İfade etmiştir.
Sanık aşamalarda; atılı suçlamayı kabul etmediğini, Bursa ilinde başka bir suç için yakalandıktan sonra fotoğraftan yapılan teşhisle hakkında dava açıldığını, suç tarihinde Ankara ilinde bulunduğunu, fotoğraf teşhisine dayalı olarak suçlama yapılmasının doğru olmadığını düşündüğünü savunmuştur.
Uyuşmazlık konusunun çözümüne yönelik olarak hırsızlık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarının kanuni unsurlarının incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
765 sayılı TCK’nın 491/ilk maddesinde; "Diğerinin taşınabilir malını rızası olmaksızın faydalanmak için bulunduğu yerden alma" şeklinde tanımlanan hırsızlık suçunun temel hâli, 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde ise; "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma" olarak tanımlanmış, suçun nitelikli hâlleri ise aynı Kanun’un 142. maddesinde sayılmıştır.
Her iki Kanunda da benzer şekilde tanımlanan hırsızlık suçu; başkasına ait taşınabilir bir malı sahibinin (zilyed) rızası olmaksızın faydalanmak kastı ile bulunduğu yerden almaktır.
Öte yandan banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuna ilişkin mevzuat hükümleri irdelendiğinde; 01.03.2006 tarihli ve 26095 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 3. maddesinde, banka kartının; "mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı”, kredi kartının; "nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasını", kart hamilinin; "banka kartı veya kredi kartı hizmetlerinden yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi" ifade ettiği belirtilmiştir. Banka kartının mülkiyet hakkı bankaya, kullanım hakkı ise kart hamiline aittir. Banka kartına sahip olabilmek için, kart hamilinin öncelikle bankada bir mevduat hesabının veya özel cari hesabının bulunması gerekli olup bu kart, kart hamilinin ATM cihazları üzerinden kendi hesabına ulaşmasını, hesabından para çekmesini, havale ve diğer bankacılık işlemlerini yapmasını sağlamaktadır. Kredi kartı ise, bankalar ve kart çıkarmaya yetkili kuruluşların müşterilerine belirli limitler dahilinde açtıkları krediler ile nakit kullanmaksızın mal veya hizmet alımı veya nakit kredi çekme olanağı sağlamak için verdikleri ödeme aracıdır.
765 sayılı TCK’da karşılığı bulunmayan “Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçu 5237 sayılı TCK’nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, bilişim alanında suçlara ayrılan onuncu bölümünde 245. maddede düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; “Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde de; “Madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.” denilmek suretiyle bu suçun kanuna konulmasının amacı (ratio legis) açıklanmıştır.
Kanun maddesindeki düzenleme karşısında;
a- Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması,
b- Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması,
c- Kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması,
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde TCK’nın 245/1. maddesinde yazılı olan suç oluşabilecektir.
TCK’nın 245/1. maddesinde yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile banka veya kredi kartının kanunlarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesi kastedilmektedir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi hâlinde doğabilecek tereddütleri gidermek istemiş ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır (Fahri Gökçen Taner, “Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Bir Bileşik Suç mudur?”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2007, Cilt 56, Sayı 2, s. 80.).
Bununla birlikte, söz konusu suçun maddi unsurunun gerçekleşmesi bakımından banka veya kredi kartının ele geçirilmesinin veya elde bulundurulmasının hukuka uygun olup olmadığı veya suç teşkil edip etmediği önemli değildir. Kart, sahibinin rızası dışında ve/veya suç teşkil eden yöntemlerle elde edilmiş olabileceği gibi, sahibinin rızası ile ele geçirilmiş de olabilir. Her iki hâlde de diğer şartları varsa banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu oluşacaktır. Önemli olan, kartı kullanan kimsenin hukuka aykırı yarar elde etmiş olmasıdır.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesinde;
27.11.2013 tarihinde Çorum ili, İnönü Caddesi üzerinde bulunan Yapı ve Kredi Bankası önüne gelen katılan ...’ün ödeme yapmak amacıyla kredi kartını ATM’ye takıp şifresini girdikten sonra işlem yapmaya çalıştığı ancak gözlerinin iyi görmemesi nedeniyle başarılı olamadığı, bu sırada yardımcı olmak bahanesiyle yanına gelen sanık ...’in, hesabına girilmiş vaziyette bulunan kredi kartına ilişkin işleme devam ederek öncelikle katılanın kredi kartı hesabına 400 TL yatırdığı, akabinde de katılanın bilgisi dışında 4.000 TL çektikten sonra katılana kredi kartını iade ederek olay yerinden ayrıldığı anlaşılan somut olayda; suça konu kredi kartının katılan tarafından ATM’ye yerleştirilip şifresi girildikten sonra işlemlere başlanması, yapılan işlemler sırasında katılanın kredi kartı üzerindeki fiili hâkimiyetinin diğer bir ifade ile zilyetliğinin devam ediyor bulunması ve kredi kartının sanığın eline hiçbir şekilde geçmemiş olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK"nın 245. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun, başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması şartı gerçekleşmediğinden sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu yönündeki Özel Daire bozma kararının isabetli olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 30.01.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.