
Esas No: 2017/1017
Karar No: 2020/49
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1017 Esas 2020/49 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 63-107
Nitelikli yağma suçundan sanık ...’ın TCK’nın 149/1-a, c, 168/1-3, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.04.2012 tarihli ve 63-107 sayılı hükmün, sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 02.03.2016 tarih ve 29431-1467 sayı ile TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 06.07.2017 tarih ve 265450 sayı ile;
"Olay günü müştekinin aracının yolda kalması üzerine tamirci beklemekte iken 3 kişi tarafından soyulduğu; bu şahıslardan ..."ı yakalayarak emniyet güçlerine teslim ettiği, diğer ikisinin ise müştekiye ait eşyalarla birlikte kaçtıkları; müştekinin 27.06.2007 tarihli ifadesinde kaçan şahıslardan kendine bıçak çekeni görse tanıyabileceğini ancak arkasından elini uzatarak cebinden cüzdanı alan kişinin yüzünü görmediğinden tanıyamayacağını belirttiği; ... nezarette iken onun ziyaretine gelen ... ..."ın davranışlarından şüphelenen görevlilerin ..."dan şifâhen bu kişinin de olaya dahil olduğunu öğrenmeleri üzerine ... ..."a sorarak onun da şifâhen olaya katıldığını doğrulaması üzerine 28.06.2007 tarihli yakalama tutanağına bu hususu dercetmek suretiyle ... ... hakkında işlem yaptıkları; bundan sonra şahsın müştekiye gösterilmesi üzerine müştekinin ... ..."ın kendisine bıçak çeken şahıs olduğunu teşhis ettiğinin 28.06.2007 tarihli teşhis tutanağı ile belgelendiği;
..."ın ifadesinde ve sorgusunda; kendisi apaçık müşteki tarafından arabanın teyibini sökmeye çalışırken yakalandığı hâlde ve bıçak çeken şahıs olarak ... ... da teşhis edildiği hâlde, suçtan kurtulmak için, kendisinin ya da ..."ın olayla ilgisi olmadığını ve ...ve ... isimli iki kişinin hırsızlığı gerçekleştirdiğini, kendisinin müştekiyi kurtarmaya gittiğini ancak müştekinin yanlış anladığını söyleyerek atfı cürümde bulunmak suretiyle suçlamadan kurtulmaya çalıştığı;
Müştekinin 12.05.2008 tarihinde ..."ı teşhis edemediğine dair; aynı şekilde 12.07.2008 tarihinde de ..."ı teşhis edemediğine dair tutanak tutulduğu; Zaten müştekinin ilk andan itibaren 3. kişiyi görmediğini beyan ettiği;
Buna rağmen "aradan zaman geçtiği için teşhis edememesinin doğal olduğu" kanaati belirtilerek ve olayı gerçekleştirenler 3 kişi olduğu hâlde, yalan beyanda bulunan ..."ın beyanına itibar edilerek dördüne birden dava açıldığı;
... ve ... ..."ın birlikte silahlı yağma suçunu işlemekten Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2009 tarihli ve 2007/238 E. 2009/221. K sayılı ilamıyla cezalandırılmasına karar verildiği;
Daha sonra yakalanan ..."ın Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 14/10/2010 tarihli ve 2009/40 E.2010/42 K. sayılı kararı ile beraat ettiği;
Bütün koşulları ... ile aynı olan ... açısından ise;
Yargılanması esnasında tanıklık yapan ..."ın, müşteki kendisine bıçak çeken kişinin ... ... olduğunu ifadelerinde söylediği hâlde; bunun aksini iddia ederek "...bıçak çekti, ... cüzdanı çaldı, ... olay yerinde yoktu, bense hiç bir şey yapmadım." şeklinde özetlenebilecek şekilde beyanlarda bulunduğu; bu beyanlara dayanılarak ... hakkında Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/04/2012 tarihli ve 2011 /63 E. 2012/107 K. sayılı ilamıyla silahlı yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilerek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 02/03/2016 tarihli ve 2013/29431 E,2016/1467 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği;
Mahkemenin gerekçesi incelendiğinde;
... ile koşulları ve aleyhe deliller tamamen aynı olduğu hâlde..."ın beraat etmesinden dolayı eylemin 3 kişi tarafından işlendiği düşünülerek bir kısım gerekçenin 3. kişinin ... olması zorunluluğuna dayandırıldığının görüldüğü;
..."in teşhis edilememesinin üzerinden zaman geçmesi sebebi ile olduğu kanaatine varılarak teşhis edilememenin geçersiz sayıldığı;
..."in babasının hazırlıkta "...ve ... ..."in yakın arkadaşlarıdır" beyanından yola çıkılarak ..."in olay tarihinde ..."in yakın arkadaşı olmasının gerekçede dayanak yapıldığı;
Son olarak da kendinin ve teşhis edilen ..."ın rolünü tamamen inkar eden ..."in, ...hakkında da aynı şekilde beyanda bulunduğu ve buna rağmen beraat etmesi gözardı edilerek; ifadelerinde suç ortağının ... olduğunu belirttiği gerekçesine dayanmak suretiyle yetersiz ve geçersiz gerekçe ile ..."ın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Hükümlü hakkında suçtan kurtulmak için atfı cürümde bulunan ..."ın beyanlarından başka delil bulunmadığından atılı suçtan delil yetersizliğinden beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.09.2017 tarih ve 2494-3065 sayı ile, itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığı"na gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ...’a atılı nitelikli yağma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
27.06.2007 tarihinde sanık ..."in inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile birlikte Kayabaşı Mahallesi Mağaralar mevkisinde otomobili arızalanan mağdurun yanına geldiği, inceleme dışı sanıklardan ..."in yardım etme bahanesi ile otonun içine girerek araçtaki teybi sökmeye uğraştığı sırada mağdurun bunu fark ederek onu engellemeye çalıştığı, inceleme dışı sanık ..."ın da bıçak çekip "Dur kıpırdama, üzerindeki eşyaları ver." diyerek mağdurun kollarına bıçağın ucunu batırdığı, mağdurun cep telefonunu, ehliyetini, emekli maaş cüzdanını, kredi kartını ve bankamatik kartını alarak olay yerinden beraber kaçtıkları iddiası ile kamu davası açıldığı,
27.06.2007 tarihli olay ve yakalama tutanağında; saat 15.00 sıralarında Altınşehir Kayabaşı yolu Mağaralar mevkisinde bir şahsın gasbedildiği anonsu üzerine olay yerine gidildiği, mağdurun, arıza yapan arabasının çekilmesi için beklediği sırada yanına tanımadığı üç kişinin geldiğini, şahıslardan birinin arabadaki teybi almaya çalıştığını, onu engellemek amacıyla müdahale ettiği sırada diğer iki şahsın kendisine saldırarak telefonunu ve cüzdanını alıp kaçtıklarını, arabadaki teybi almaya çalışan şahsı ise yakaladığını ve olay sırasında yaralandığını beyan ettiği, mağdurun yakaladığı kişinin ... olduğunun belirtildiği,
28.06.2007 tarihli teslim ve tesellüm belgesinde; gasbedilen Samsung D-500 marka cep telefonunun ve cüzdan içerisinde bulunan kartların mağdura teslim edildiğinin yazıldığı,
28.06.2007 tarihli yakalama ve üst arama tutanağında; 28.06.2007 tarihinde saat 02.50 sıralarında asayiş büro amirliği giriş kapısına gelerek inceleme dışı sanık ... ile görüşmek istediğini söyleyen inceleme dışı sanık ..."ın hareketlerinden şüphelenilmesi üzerine yapılan üst aramasında herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığının, inceleme dışı sanık ..."den şifâhen sorulduğunda bahse konu gasp olayında inceleme dışı sanık ..."ın da bulunduğunu beyan etmesi üzerine inceleme dışı sanık ..."a şifâhen sorulduğunda mağdurun gasp edilmesi olayına kendisinin de karıştığını kabul ettiğinin belirtildiği,
28.06.2007 tarihli ifadeli teşhis tutanağında; mağdurun beş kişi içerisinden inceleme dışı sanık ... ..."ı kesin olarak teşhis ederek ...’ın olay sırasında kendisine sustalı bıçak çekip “Dur kıpırdama, üzerinde bulunan bütün eşyaları ver” dediğini, kollarına bıçağın ucunu batırmaya başladığını, daha sonra cebinde bulunan telefon ve cüzdanı alarak kaçtıklarını beyan ettiği,
12.05.2008 tarihli canlı teşhis tutanağında; mağdurun inceleme dışı sanık ...’ı teşhis edemediği,
12.07.2008 tarihli teşhis tutanağında; mağdurun sanık ...’ı teşhis edemediği,
İnceleme dışı sanıklar ... ... ve ... hakkında mağdura karşı işledikleri nitelikli yağma suçundan Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesince 08.06.2009 tarih ve 238-221 sayı ile mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, bu mahkûmiyet hükümlerinin Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.11.2014 tarih ve 12029-20035 sayı ile onanmak suretiyle kesinleştikleri,
İnceleme dışı sanık ... hakkında ise Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 08.06.2009 tarih ve 238-221 sayı ile beraat kararı verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur ... Kollukta; 27.06.2007 tarihinde saat 13.30 sıralarında ruhsat kaydı kendisine ait arabayla ikametine giderken Mağaralar mevkisinde arabasının arızalandığını, otomobilini yolun kenarına park ederek tamirci beklediği sırada yolun yamacındaki tepeden gelen tanımadığı üç şahsın "Abi yardım edelim mi, biz tamirciyiz, abi otoyu itelim mi?" dediklerini, bu sırada ismini sonradan öğrendiği sanık ..."in arabanın içerisine girerek buradaki teybi sökmeye çalıştığını, müdahale ettiği sırada bu kişinin yanındaki iki şahsın pantolonunun arka cebinde bulunan cüzdanını kaptıklarını, bu sefer bu kişilere müdahale etmeye çalışırken yere düştüğünü, elinde sustalı bıçak bulunan uzun boylu yüzünü görse hatırlayabileceği şahsın sürekli elindeki bıçakla kendisini tehdit ederek "Kıpırdama, bize müdahale etme ve üzerinde ne varsa ver" dediğini, daha sonra bu kişinin yanında bulunan, yüzünü görmediği, bu nedenle görse de tanıyamayacağı şahsın cebinde bulunan cüzdanını, uzun boylu şahsın da Samsung marka cep telefonunu aldığını ve şahısların beraber kaçtıklarını, uzun boylu olanı kovaladığını ancak yakalayamadığını, arabanın yanına geri döndüğünde arabanın camına vurmaya çalışan sanık ..."i gördüğünü, arabadan aldığı büyük çekiçle onu korkutarak etkisiz hâle getirdiğini, 5-10 dakika kadar sonra tanık Sedat"ın gelerek polisi aradığını, cüzdanının içerisinde nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, emeklilik maaş cüzdanı, kredi ve bankamatik kartlarının bulunduğunu, olay sırasında yara almadığını, şikâyetçi olduğunu,
Mahkemede; olay günü aracının arıza yaptığını, tek başına yürürken geri döndüğünde aracın başında üç kişi gördüğünü ve bu kişileri kovaladığını, bir tanesinin geri gelip arabanın teybini söktüğünü, bu kişiyi araçtan çıkartmak isterken diğerlerinin kendisine bıçak çekerek elindeki telefonu aldıklarını ve koşmaya başladıklarını, bu kişilerden birinin peşinden gittiğini, arabanın yanına geri döndüğünde inceleme dışı sanık ..."i yakaladığını ve polislere teslim ettiğini, ...’i arabadan çıkartmak isterken bir kişinin cüzdanını cebinden aldığını, arkasını döndüğünde de bıçak çekerek koluna dokundurup elini açtırdığını ve elinde bulunan telefonu aldığını, sadece ..."i teşhis edebildiğini, diğer kişileri teşhis edemediğini, aradan zaman geçtiği için hatırlamadığını, telefonunu ve cüzdanını alan kişilerin farklı olduğunu, sorulduğunda; cüzdanının arka cebinden alındığını, geriye döndüğünde yere düştüğünü, bu arada bıçağı gördüğünü, bıçağa dikkatli baktığı için cüzdanının elinde olup olmadığını hatırlamadığını, telefonunu ve cüzdanını alıncaya kadar üçünün birlikte olduklarını ve sonra kaçtıklarını, telefon ve cüzdanının iki gün sonra karakolda kendisine iade edildiğini, şikâyetçi olmadığını, huzurda bulunan sanık gösterilerek sorulduğunda; şu an bir şey hatırlayamadığını,
Tanık Sedat Çolak Kollukta; mağdurun amcasının oğlu olduğunu, 27.06.2007 tarihinde saat 13.30 sıralarında mağdurun kendisini arayarak otomobilinin arızalandığını, bu nedenle elektrik ustası getirmesini söylediğini, elektrik ustası alarak mağdurun yanına gittiğinde inceleme dışı sanık ..."i gördüğünü, mağdurun elinde bir çekiç olduğunu, hemen mağdurun yanına gidip ne olduğunu sorduğunda üç şahsın kendisini gasbettiğini ve bunlardan birisini yakaladığını söylediğini,
Tanık Cemil Çoban Kollukta; 27.06.2007 tarihinde saatini tam olarak hatırlamadığı bir zamanda eşinin arayarak eve gelmesi gerektiğini söylediğini, eve geldiğinde eşinin tanımadığı ve görmediği şahısların kapıya poşet içerisinde bir şey bıraktığını söylemesi üzerine poşeti açtığında poşet içerisinde "Ben ..."in arkadaşıyım oğlun bir tane adamı gasbetmiş şimdi karakoldalar. Gönderdiğim eşyaları karakola bırakın, ..."i alın. Ne kadar çabuk olsanız o kadar iyi olur, ona göre davranın malzemelere elinizi sürmeyin" şeklinde bir not bulduğunu, bu notu ve içerisindeki cep telefonu ile cüzdanı alarak karakola geldiğini, oğlu inceleme dışı sanık ..."in son zamanlarda soy isimlerini bilmediği ...ve ... isimli kişilerle takıldığını,
İnceleme dışı sanık ... müdafisi huzurunda Kollukta; olay günü Kayabaşı yoluna tek başına gezmeye gittiğini, olay yerinin üst tarafında hap aldığından dolayı kafasının güzel olduğunu ve uyuduğunu, aşağı tarafta yolun kenarında siyah bir arabanın bulunduğunu, arabanın yanında da mağdurun durduğunu, bu sırada bağrışma sesleri geldiğini, baktığında aynı semtte oturmaları nedeniyle önceden tanıdığı inceleme dışı sanık ... ve sanık ..."in arabanın yanında bulunan mağdura doğru gittiklerini gördüğünü, kendisinin de aşağı indiğini, mağdurun yanına geldiğinde ...ve sanık ..."in bu şahsın cep telefonunu ve cüzdanını alıp kaçtıklarını gördüğünü, mağdurun ise kendisini yakalayıp polislere teslim ettiğini,
Tutuklanma talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; olay günü ...ve sanık ..."in mağdurun yanına gittiklerini gördüğünü, ..."ın mağdura bıçak gösterdiğini, ona yardım etmek için yanına gittiğinde mağdurun balyoz kullanarak kendisini yakaladığını, diğerlerinin kaçtığını,
Kendisi hakkındaki yargılama sırasında Mahkemede; olay günü ...ve sanık ... ile mahalleden aşağı doğru yürüdükleri esnada mağdur ile karşılaştıklarını, arabasının bozulduğunu söyleyen mağdura yanındaki kişilerden birisinin "Yardımcı olabilir miyiz?" diye sorduğunu, mağdurun bu teklifi kabul etmesi üzerine kendisinin aracın içerisine girip ön koltuğa oturduğunu, bu sırada ...ve sanık ... ile mağdur arasında bir gürültü duyduğunu, arabadan çıktığında mağdurun ...ve sanık ..."i çekiç ile kovaladığını gördüğünü, ne olduğunu anlamadığı için arabanın yanında kaldığını, mağdurun arabanın yanına tekrar döndüğünde kaçan kişileri tanıyıp tanımadığını sorduğunu, tanıdığını söyledikten birkaç dakika sonra polislerin geldiğini, inceleme dışı sanık ..."ı önceden tanıdığını ancak bu kişinin olay yerinde olmadığını,
Kovuşturma aşamasında tanık olarak alınan ifadesinde; olay günü ...ve sanık ... ile birlikte iken Mağaralar mevkisinde bir aracın bozulmuş olarak durduğunu gördüklerini, arabanın yanına gittiklerinde mağdurun arabanın dışında bulunduğunu, sanık ..."in bu kişinin cüzdanını alarak kaçtığını, ..."ın da bıçak çekerek mağdurun cep telefonunu alıp kaçtığını, olay yerinde olduğu için kendisini yakaladıklarını, ..."ın sanık ..."in arkadaşı olduğunu, kendisini tanımadığını, kolluktaki beyanıyla çelişki nedeniyle sorulduğunda; ifadesinin yanlış yazıldığını, beraber arabanın yanına gittiklerini, sanığın mağdurun cebinden parayı aldığını,
İnceleme dışı sanık ... ... müdafi huzurunda Kollukta; mekânsız olarak sokaklarda takıldığını ve Bağcılarda adresini tam olarak hatırlamadığı bir yerde çalıştığını, 28.06.2007 tarihinde saat 03.00 sıralarında arkadaşı inceleme dışı sanık ..."in gözaltında olduğunu öğrenince ziyarete geldiğinde polislerin kendisini yakaladıklarını, olaylarla alakasının olmadığını,
Tutuklama talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; bazen evde bazen de sokaklarda kaldığını, olay günü alkolü fazla kaçırdığı için evde yattığını, kalktığında mahalledeki küçük çocukların elinde arkadaşı ..."in nüfus cüzdanını görünce ellerinden aldığını, ...’in karakola götürüldüğünü öğrenmesi üzerine de yemek ve su vermek için karakola gittiğini,
İnceleme dışı sanık ... müdafi huzurunda Savcılıkta; inceleme dışı sanık ..."i mahalleden tanıdığını, cep telefonunu çaldığı için aralarında suç tarihi öncesine dayanan husumet bulunduğunu, bu nedenle onunla konuşmadığını, kavgalı oldukları için kendi ismini vermiş olabileceğini, ..."in ismini verdiği sanık ..."in de aynı mahallede oturduğunu ve sürekli ... ile beraber gezdiklerini, gasp olayına katılmadığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... müdafisi bulunmaksızın Kollukta; böyle bir olaya karışmadığını, inceleme dışı sanıklar ..., ... ve..."ı tanımadığını, mağdurun kendisini teşhis edemediğini, suçlamayı kabul etmediğini,
Mahkemede müdafisi bulunmaksızın; suçlamayı kabul etmediğini, olaylarla alakasının olmadığını, inceleme dışı sanık ..."i mahalleden tanıdığını, arkadaş olmadıklarını, aralarında husumet bulunmadığını, kolluktaki ifadesi okunup sorulduğunda; doğru olduğunu, bu şekilde üzerine bir çok dava yıkıldığını,
Mahkemede müdafi huzurunda; önceki beyanlarını tekrar ettiğini,
14.02.2012 tarihli dilekçesinde; inceleme dışı sanık ..."i tanıdığını, onunla aynı mahallede oturduklarını, bir kız meselesi yüzünden kavga ettiklerini, bu yüzden aralarının bozuk olduğunu ve husumetlerinin bulunduğunu, duruşma sırasında babasından etkilenip utandığı için bunları söyleyemediğini,
Savunmuştur.
5237 sayılı TCK"nın "Yağma" başlıklı 148. maddesinde; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde; "Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.
Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir." açıklamasına yer verilmiştir.
Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.
Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Cebir ya da tehdit, bir kişiyi malını teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak amacıyla yapılmalıdır. Cebir ya da tehdidin belirtilen amaçla ve bu şekilde gerçekleştirilmesi, yağmayı mal varlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.
Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır.
Yağma suçu, bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle işlenmiş sayılacağından, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe, hem de kişi hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleşmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur.
Suç tarihi itibarıyla TCK’nın 149. maddesinde yağma suçunun nitelikli hâlleri arasında; silâhla ve birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlleri de sayılmış olup 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 64. maddesi ile yağma suçunun konut ve iş yerlerinin eklentilerinde işlenmesi hâli de diğer bir nitelikli hâl olarak Kanun maddesine eklenmiştir.
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
27.06.2007 tarihinde sanık ..."in inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile birlikte Kayabaşı Mahallesi Mağaralar Mevkisinde arabası arızalanan mağdurun yanına gittikleri, inceleme dışı sanıklardan ..."in yardım etme bahanesi ile arabanın içine girerek teybi sökmeye uğraştığı sırada mağdurun bunu fark ederek engel olmaya çalıştığı, inceleme dışı sanık ..."ın da bıçak çekerek "Dur kıpırdama, üzerindeki eşyaları ver." diyerek mağdurun kollarına bıçağın ucunu batırdığı ve mağdurun cep telefonunu, ehliyetini, emekli maaş cüzdanını, kredi ve bankamatik kartlarını aldığı, sanık ile ..."ın olay yerinden beraber kaçtıkları iddia olunan olayda; inceleme dışı sanık ...’in, olay yerine inceleme dışı sanık ... ve sanık ... ile birlikte gittiklerini, atılı suçu bu kişilerin işlediklerini, kendisinin ve inceleme dışı sanık ...’ın olaya karışmadığını ifade etmesine rağmen inceleme dışı sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan beraat kararı verilerek bu hükmün temyiz edilmeksizin kesinleşmesi, inceleme dışı sanıklar ... ve ... hakkında ise mağdura karşı işledikleri nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin Yargıtay 6. Ceza Dairesince onanmak suretiyle kesinleşmesi, ayrıca sanık ...’in mağdur tarafından teşhis edilememiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde inceleme dışı sanık ...’in beyanlarının dosyadaki diğer deliller ile desteklenmediği, bu hâliyle tüm aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmeyen sanık ... hakkında inceleme dışı sanık ..."in atfı cürüm niteliğinde olabilecek soyut beyanı dışında atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmünün, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin tanık ...’ın atfı cürüm niteliğindeki beyanı dışında, kuşkuyu aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına, cezanın infazının durdurulmasına ve sanığın başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse tahliyesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanığa atılı nitelikli yağma suçunun sabit olduğu," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 02.03.2016 tarihli ve 29431-1467 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli ve 63-107 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin tanık ...’ın atfı cürüm niteliğindeki beyanı dışında, kuşkuyu aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı kabul edilip Özel Daire düzeltilerek onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle şartlı tahliye ile salıverilen sanığın cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA, bu suçtan tekrar cezaevine alınmış olması ve başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmaması hâlinde TAHLİYESİNE,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 30.01.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.