Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2019/629
Karar No: 2020/50

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/629 Esas 2020/50 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2019/629 E.  ,  2020/50 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 138-148

    Nitelikli yağma ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından sanık ...’nın beraatine ilişkin Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.04.2014 tarihli ve 250-141 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.02.2015 tarih ve 11836-3804 sayı ile;
    “...Sanık ..."nın yakalanış şekli, yakınanın sanığı soruşturmada ve yargılamada teşhis edip, eylemlerini anlatması, mağdurun ilk anlatımlarının olay ve delillerle uyumlu olması karşısında; yakınanın sonradan sanığı suç ve cezadan kurturmaya yönelik beyanlarına itibar edilerek, sübut bulan yağma ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek beraat hükmü kurulması,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkeme ise 11.06.2015 tarih ve 138-148 sayı ile;
    "Olayların mağduru olan katılanın kovuşturma aşamasında mahkememizce dinlenildiği, bu durumun yüzyüze yargılama ilkesi gereğince değerlendirildiği, kovuşturmanın aşamalarında katılanın herhangi bir tedirginlik göstermediği, olayları anlatım ve şikâyetçi olma hususlarında istikrarlı, oluş sürecini tereddütsüz olarak anlattığı, olayın sorumlularının 3 kişi olduğu yönünde de ısrarını sürdürdüğü ancak sanıklardan ..."yı kovuşturma sürecinde görmekle tereddütsüz ve herhangi bir baskı, zorlama olduğu kanaatini mahkememizde uyandırmadan üçüncü kişinin ... olmadığını bildirmesi samimi görülmüş, tüm aşamalarda yalnızca sanık ... yönünden yakınmasından vazgeçmesini gerektirecek bir etkinin dahi olmadığı da ısrarla ve görülen samimiyetle belirtildiğinden Mahkememizin yağma suçu ve buna bağlı olarak banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması eylemlerini de diğer sanıklarla birlikte gerçekleştiren üçüncü kişi olmadığı yönünden önceki karar yerindeki takdir ve hükmün doğru olduğu," gerekçesiyle direnerek, önceki hükümler gibi sanık ...’nın beraatine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2015 tarihli ve 361874 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 1114-875 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 12.04.2017 tarih ve 6-951 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında nitelikli yağma ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından kurulan beraat kararları ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ..."ya atılı nitelikli yağma ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    13.08.2012 tarihinde mağdur ...’ın, eş cinsel içerikli internet sitesi üzerinden inceleme dışı sanık ... ile tanışarak onu evine davet ettiği, bunun üzerine saat 01:30 sıralarında inceleme dışı sanık ...’ın eve geldiği, evde bir süre sohbet ettikten sonra mağdurun evde yalnız olduğunu söylemesi üzerine aşağıda bekleyen inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’i eve çağırdığı, inceleme dışı sanıkların eve gelerek yaptıkları arama sırasında yatak odasında bulunan mağdura ait altınları gördükleri, inceleme dışı sanık ...’ın mağduru yatak odasına götürerek para verirse bu işi kapatabileceğini söylediği, mağdurun para olmadığını bildirmesi üzerine sanıkların mağdurun kollarından tutarak cebinde bulunan kredi kartını, maaş kartını ve 100 TL’sini aldıkları, kartların şifresinin sorulması üzerine mağdurun önce yanlış şifre verdiği, ancak sanıkların tehdit etmesi üzerine doğru şifreyi söylediği, sanıkların mağdura ait Türk Ekonomi Bankasına ait kredi kartı hesabından 1500 TL, maaş kartından 2000 TL, İş Bankası kredi kartından 1000 TL çektikleri, evde bulunan 14 adet küçük altın ve bir adet altın künyeyi de alarak gece saat 04:00 sıralarında evden ayrıldıkları iddiası ile sanıklar hakkında nitelikli yağma ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından kamu davası açıldığı,
    09.10.2012 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında; konuyla ilgili yapılan çalışmalarda, il genelinde daha önceden meydana gelen benzer olaylarda fotoğraftan teşhis edilen ... ile bu şahsın Facebook sayfasındaki arkadaş listesinde bulunan kişilerden olayı gerçekleştirebileceği değerlendirilen ... ve ..."nın Facebook"tan temin edilen fotoğraflarının da aralarında bulunduğu fotoğraflar mağdur ...’a gösterildiğinde; 1. sırada bulunan ve ismini ... olarak öğrendiği şahsı, 2. sırada bulunan ismini görevlilerden Ağit Poyraz olarak öğrendiği şahsı ve 4. sırada bulunan ... isimli şahsı fotoğraflarından tanıyarak teşhis ettiğini, kendisine gösterilen fotoğraflar arasından tanıyarak teşhis ettiği ... isimli kişinin, Gabile isimli internet sitesinde tanıştığı, telefon numarasını ve adresini verdiği, tek olarak ikametine gelerek kendisini polis olarak tanıtan, diğerlerini yönlendiren, telefonla onları çağıran ve kredi kartlarını alıp şifresini öğrenerek bankamatikten parasını çeken şahıs olduğunu, yine fotoğraftan tanıyarak teşhis ettiği ve ismini ... olarak öğrendiği kişinin, kendisini polis olarak tanıtan, “Senin ciğerini söksek burada, kimsenin haberi olmaz.” diyerek tehdit eden, ... bankaya gittiğinde başında bekleyip gelen telefon üzerine cüzdanındaki 100 TL ile yatak odasında bulunan 14 çeyrek altın ve 1 adet altın künyesini alan şahıs olduğunu, yine fotoğraftan tanıyarak teşhis ettiği ve ismini ... olarak öğrendiği kişinin, başında sürekli bekleyen, kendisini tehdit eden, diğer şahısların söylediklerini yapan, diğer iki şahıs evden ayrıldıktan sonra da başında beklemeye devam eden şahıs olduğunu ve bu kişilerden şikâyetçi olduğunu beyan ettiği,
    07.12.2012 tarihli CD çözüm ve teşhis tutanağında; konu ile alakalı olarak TEB Genel Müdürlüğüyle yapılan yazışmalar neticesinde Fındıkzade Şubesinin ATM"sine ait güvenlik kamera görüntüleri temin edilerek mağdur ... refakatinde izlendiğinde, 12.08.2012 tarihinde saat 02.16"da görüntüye giren ve saat 02.22"de ATM"nin önünden ayrılan, açık mavi kot pantolonlu ve kareli gömlekli ... isimli şahsın, kredi kartları ile bankamatik kartını alarak evden tek başına çıkan kişi olduğunu kesin ve net olarak teşhis ettiği,
    Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından gönderilen 26.03.2013 tarihli yazıda; 0535945... numaralı hattın Berivan Sharo’ya ait olduğunun bildirildiği,
    Yerel Mahkemece alınan 0535945... numaralı hatta ait HTS kayıtlarında; mağdurun inceleme dışı sanık ... ile iletişim kurduğunu iddia ettiği 0535945... numaralı hat ile sanık ...’nın kullandığını kabul ettiği 0542523... Numaralı hat arasında 12.08.2012 tarihinde 17.01 ila 17.26 saatleri arasında üç kez görüşme yapıldığının tespit edildiği,
    İnceleme dışı sanık ...’in 25.09.2012 tarihinde Gabile isimli internet sitesi üzerinden tanıştıkları Halit Türkmen isimli şahsa yönelik, sanık ... ile birlikte nitelikli yağma suçunu işledikleri iddiası ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince 10.09.2014 tarih ve 299-287 sayı ile aynı suçtan sanık ...’in mahkûmiyetine hükmedildiği ve bu mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece onandığı,
    Yargılama sırasında mağdurun 24.02.2014 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak verdiği ifadesinde; olaydan beş ay sonra televizyon izlerken benzer suçları işleyen bir grubun Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından yakalandığını ve bunlardan birisinin kendisini gasp eden kişi olduğunu görünce bu durumu Emniyete bildirdiğini, daha önce fotoğraf üzerinden yaptırılan teşhiste üç kişiyi kendisini gasbedenler olarak teşhis ettiğini ve bu kişiler hakkında dava açıldığını, bu dosyada inceleme dışı sanıklar Orhan ve Agit’in suçlarını ikrar ettiklerini, ancak sanık ...’in suçu hep inkar ettiğini, bir gün önce Bahçelievler Mahallesi Metrobüs Durağı civarında dolaşırken kendisini gasp eden kişi ile yolda karşılaştığını, sanık ... cezaevinde olduğundan ve bu kişiyle karşılaşınca sanığı yanlış teşhis ettiğini anladığını, gördüğü şahsı yakalayıp polise teslim etmek için peşinden gittiğini ancak bu şahsın durumu fark edip kaçarak gözden uzaklaştığını, kendisini gasbeden bu kişinin kim olduğunu bilmediğini ancak bu kişinin bulunmasını istediğini, onunla karşılaştığı yerde güvenlik kamerası veya şahsı gören başka birisinin olmadığını beyan ettiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... soruşturmada; sanıkları fotoğraflarından teşhis ettiğini, teşhis tutanağının ve oradaki ifadenin kendisine ait olduğunu, eşi memlekette olduğu için evde yalnız bulunduğu 13 Ağustos 2012 tarihinde saat 00.30 sıralarında Gabile isimli internet sitesinden sanık ... ile tanıştığını, sitenin eş cinsel içerikli bir site olduğunu ve cinsel konularda muhabbet ettiklerini, daha sonra buluşmaya karar verdiklerini, sanık ...’ın kendisine yakın oturduğunu, hatta yürüyerek bile gelebileceğini söyleyerek kendisinden telefon numarasını istediğini, birbirlerinin numaralarını aldıklarını, bu telefonlar üzerinden konuşup mesajlaştıklarını, sanık ...’ın yaklaşık bir saat sonra saat 01.30 sıralarında adresini verdiği ikametine geleceğini söylediğini ve kısa bir süre sonra tek başına geldiğini, kapıyı açarak onu karşıladığını, salonda oturarak 5-10 dakika kadar muhabbet ettikten sonra sanık ...’ın kendisini polis olarak tanıtarak “Sen bu şekilde internetten birileriyle tanışıp, gasp mı yapıyorsun, ne iş yapıyorsun sen böyle, ben polisim sokak timiyim, bu şekildeki insanları araştırıyoruz.” diyerek kimliğini istediğini, kimliğini vermesi üzerine GBT yapıyormuş gibi arkadaşını arayarak kimlik bilgilerini söylediğini, “Bak aşağıda arkadaşlarım bekliyor, senin apartmanda başka tanıdıkların var mı, burası aile apartmanı mı, evde uyuşturucu var mı, hap var mı, esrar var mı?” gibi sorular sorduğunu, "Yok" demesi üzerine evde arama yapacağını, bunun için arkadaşlarını çağırmadığını, apartmana rezil olmaması için sessizce davranacağını söylediğini, ancak evi gezip içeride kimsenin olmadığını görünce diğer arkadaşlarını telefonla yukarı çağırdığını, gelen arkadaşlarının da polis olduğunu ve eve bakacaklarını, kendisinin baktığını onların da bakması gerektiğini söylediğini, bir iki dakika sonra şahsın kapıyı açtığını ve fotoğraflarından teşhis ettiği inceleme dışı sanık ... ile sanık ..."in eve girerek evde arama yapacaklarını söyleyip direk yatak odasına gittiklerini ve ayrıntılı arama yaptıklarını, bu şahısların polis olmadıklarını anladığını ancak evde yalnız olduğu için ses çıkartmadığını, arama yaparken evde bulunan ziynet eşyalarının yerini bulduklarını, on dört adet çeyrek altının ve bir adet altın künyesinin olduğunu, bunun üzerine tekrar salona geçtiklerini, biraz oyalandıktan sonra sanık ...’ın kendisine “Sen gel” diyerek yatak odasına götürdüğünü, burada “Bak arkadaşlar evini aradı, burada bir şey bulamadı, sen temiz birine benziyorsun, arkadaşlara bir şey ver,” diyerek para istediğini, kendisinin sadece 100 TL’sinin olduğunu söylediğini, onun da “100 TL az, kredi kartlarını ver, arkadaşlar burada beklesin, ben gidip kartlarından para çekip geleyim.” dediğini, kartlarını vermek istemediğini ancak cüzdanını isteyince vermek zorunda kaldığını, sanığın cüzdanından bütün kredi kartlarını çıkararak şifrelerini istediğini, önce yanlış şifre söylediğini, ancak “Şifre yanlışsa burada bekleyen iki arkadaşım sana gerekeni yapar, ona göre.” diyerek kendisini tehdit ettiğinden doğru şifreyi verdiğini, sanık ...’ın kartlarını alarak evden çıktığını, diğer sanıkların ise başında beklediklerini, sürekli telefon konuşması yaptıklarını, hatta aralarında Kürtçe konuştuklarını, bir süre sonra kendisine “Seni alıp götürelim mi, arkadaş aşağıda bekliyor, ne yapmamızı istersin?” dediğini, kendisinin de “Çıkın gidin, kimse gelmesin, tamam.” şeklinde cevap verdiğini, şahıslardan korktuğunu ve kendisine zarar vermelerinden endişe ettiğini, sanık ... bankaya kredi kartlarından para çekmeye gidince diğer şahısların “Burada senin ciğerini çıkarsak kimsenin haberi olmaz, kimse seni kurtaramaz, dediklerimizi yapmak zorundasın.” diyerek kendisini öldürmekle tehdit ettiklerini, başında bekleyen şahıslardan esmer olanın masanın üzerinde bulunan cüzdandaki 100 TL’yi aldığını, telefonunun sim kartını çıkararak kırdığını, evden çıkarken “Aşağıda ekip bekliyor, bu arkadaş seni bekleyecek, ben diğer arkadaşla konuşacağım, olayı kapatıp gideceğiz.” diyerek yatak odasına doğru gittiğini, daha sonra evden çıktığını, başında bekleyen ve odanın kapısını sürekli kapalı tutan beyaz tenli genç görünümlü şahsın ise bir süre beklediğini, telefon gelince bu şahsın da evden çıkmak üzere hareketlendiğini, bu şahsa “Kredi kartlarım nerede?” diye sorduğunda “Merak etme kredi kartlarını yarın sana getireceğiz.” diyerek evden çıkıp gittiğini, şahıslar çıktıktan sonra hemen yatak odasında bulunan ziynet eşyalarını kontrol ettiğinde on dört adet küçük altın ve bir adet altın künyesinin de bu şahıslar tarafından alındığını gördüğünü, hemen Bahçelievler Polis Merkezine gittiğini, gasp büroda çalışan görevliler ile görüşerek onların yardımıyla bankaları aradığında TEB Fındıkzade Şubesinden saat 02.49 sıralarında kredi kartından 1.500 TL, maaş kartından da 2.000 TL çekilmiş olduğunu, İş Bankası kredi kartından ise 1.000 TL çekilmiş olduğunu öğrendiğini, Polis Merkezindeki görevlilerin ısrar etmesine rağmen daha beş aylık evli olduğu ve ailesinin bu durumunu öğrenmesinden endişe ettiği için şikâyetçi olamadığını ve yazılı ifade vermediğini, birkaç gün önce Kanal 7’de kendi şikâyetine benzer gasp olayları ile ilgili haber anlatılırken kendisini gasbeden şahıslardan bir tanesini görüp tanıdığını ve şikâyetçi olmaya karar verdiğini, kendisini gasbeden fotoğrafından görerek tanıdığı ve ayrıca görse tanıyabileceği üç şahıstan davacı ve şikâyetçi olduğunu,
    Mahkemede; internet ortamında tanıştığı inceleme dışı sanık ..."ın yakın oturduğunu söyleyerek kendisine buluşma teklif ettiğini ve saat 00.30 sıralarında evde buluştuklarını, inceleme dışı sanık ..."ın sohbet sırasında "Sen ne yapmaya çalışıyorsun, bu saatte evine tanımadığın birilerini çağırıp gasp etmeye mi çalışıyorsun?" şeklinde konuşarak kendisinin polis olduğunu söylediğini, kimliğini alıp telefonla konuşarak GBT sorgulaması yapar gibi davrandığını, evde arama yapacağını söyleyerek yatak odasına geçtiğini, silah ve para gibi eşyaları sorarak dolaptaki değerli eşyaları tespit ettiğini, ekip arkadaşlarının beklediğini söyleyerek diğer iki arkadaşının da gelmesi gerektiğini söyleyip onları çağırdığını, bunun üzerine huzurda bulunan inceleme dışı sanık ... ile sanık ..."in eve geldiklerini, hâllerinden, hareketlerinden ve yaşlarından bu kişilerin polis olmadığını anladığını, panik hâlinde olduğu için kimliklerini sormadığını, benzer olaylarda mağdurların öldürüldüğünü bildiği ve kısa zamanda kurtulmak için tepki göstermediğini, sanık ..."ı göstererek bu kişinin kendisini yatak odasına götürüp “Para verdiği taktirde bu olayı kapatabileceklerini” söylediğini, eş cinsel olduğunu kimseye söylemeyeceklerine dair bir hava yarattıklarını, sanık ..."ın cinsel amaçlı olarak eve geldiğini fakat bunun karşılığında para teklifinde bulunmadığını, üzerinde 100 TL nakit olduğu hâlde parasının olmadığını söylediğini ve diğerlerinin yanına salona geçtiklerini, inceleme dışı sanık ..."ı göstererek bu kişinin cebindeki cüzdanını alıp bakmaya başladığını, kredi kartlarını ve bankamatik kartlarını çıkartıp bu meblağı karttan çekeceğini söyleyerek şifresini istediğini, ilk önce şifreyi yanlış verdiğini ancak inceleme dışı sanık ..."ın "Şayet şifreyi yanlış vermişsen diğer iki arkadaş senin başında bekleyecek, sonuca katlanırsın," demesi üzerine doğru şifreyi verdiğini, üç kartta da aynı şifreyi kullandığını, inceleme dışı sanık ..."ın kartları alıp evden ayrıldığını, inceleme dışı sanık ... ve sanık ..."i göstererek bu kişilerin ise evde yanında kaldıklarını ve inceleme dışı sanık ... ile telefonda Kürtçe değil de başka bir dilde konuştuklarını, bu nedenle kendisinin bir şey anlamadığını, saat 03.00 sıralarında telefon geldiğini, paralar çekilmiş olabileceğinden dolayı inceleme dışı sanık ... ve sanık ..."in de evden ayrıldıklarını, inceleme dışı sanık ..."i göstererek bu kişinin "Evde sürekli birilerini öldürüyorlar. Senin haberin olmuyor mu?" gibi sözler söyleyerek aynı akıbete uğrayabileceği havasını vermeye çalıştığını ve cüzdanındaki 100 TL"yi alarak evden çıktığını, sanık ..."in ise sessizce oturduğunu, daha kötü sonuçlar olabilir diye kaçma girişiminde bulunmadığını, olaydan sonra hemen Bahçelievler karakoluna giderek yağma olayını anlattığını, yeni evli olduğundan dolayı özel durumunu da bildirdiğini, cinsel tercihlerinden dolayı bu durumunun ortaya çıkmasını istemediğini, ancak daha sonra tahminen ekim ayı içerisinde televizyonda bu kişileri görünce şikâyet etmeye karar verdiğini, para veya eşya iadesi olmadığını, şikâyetçi olduğunu, 26.02.2014 tarihli ikinci oturumda ise; CD"yi emniyette de seyrettiğini, bu kişinin geçen duruşmada gördüğü inceleme dışı sanık ... olduğunu, bu konuda bir tereddüdünün bulunmadığını, inceleme dışı sanık ..."i ise televizyondan görerek şikâyetçi olduğunu, ancak sanık ... yönünden yaptığı teşhiste yanıldığını çünkü ... olarak belirttiği kişiyi Bahçelievler"de gezerken gördüğünü ancak yakalayamadığını, bu nedenle müracaatta bulunduğunu, zararı giderilmese de sanıklardan şikâyetçi olmadığını, aynı oturumda yeniden sorulduğunda; bahsettiği kişiyi Bahçelievler"de gördüğünde bu kişinin kendisini fark edip durakladığını, sonra kaçtığını, huzurda bulunan sanık ..."i ise ona çok benzettiği için teşhis ettiğini ancak sanık ... yönünden yanıldığına emin olduğunu, bozma sonrası: sanıklardan herhangi birini suçtan kurtarma düşüncesi olsa inceleme dışı sanıklar yönünden de farklı beyanlarda bulunabileceğini, inceleme dışı diğer iki sanığın zaten benzer suçlardan birçok kaydının olduğunu, huzurda bulunan sanık ..."in diğer inceleme dışı sanıklarla birlikte suç işleyen kişiler arasında bulunmadığına emin olduğunu, bu konuda herhangi bir korkusunun olmadığı gibi baskı, zorlama ve menfaat temin etme gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, aksi hâlde bunları da rahatlıkla mahkemeye bildireceğini, inceleme dışı sanıklar Agit ve Orhan yönünde teşhislerinin doğru olduğunu, şikâyetten vazgeçtiğini, maddi zararının kısmen dahi giderilmediğini,
    İnceleme dışı sanık ... Savcılıkta: telefon numarasının ne olduğunu hatırlamadığını, önceden kimin adına kayıtlı olduğunu bilmediği açık bir hat kullandığını, Gabile isimli internet sitesini bilmediğini, 0535945... numaralı telefon hattının kendisine ait olmadığını, sanık ... ile beraber başka bir dosyada gasp suçundan yargılandıklarını, o dosyada sadece ikisinin yargılandığını, Kürtçe bildiğini, mağduru tanımadığını, onu gasp etmediğini ve kredi kartlarını kullanmadığını, fotoğraf teşhisi tutanağının ikinci sırasındaki resmin kendisine ait olduğunu, mağdurun kendisini neden teşhis ettiğini bilmediğini,
    Mahkemede; inşaatlarda çalıştığını, başka bir suçtan dolayı televizyona çıktığını, mağduru tanımadığını, sanık ...’ın köylüsü olduğunu, sanık ...’i ise hafta sonları gittiği internet cafede çaycı olarak çalıştığından dolayı tanıdığını, fotoğrafının alınmadığını, suçlamayı kabul etmediğini,
    İnceleme dışı sanık ... Savcılıkta: mağdur ve sanık ...’i tanımadığını ancak inceleme dışı sanık ..."i köylüsü olması nedeniyle tanıdığını, Berıvan Sharo"yu tanımadığını ve 0535945.. numaralı hattı kendisinin kullanmadığını, mağdurun evine gitmediğini, teşhiste gösterilen birinci sıradaki fotoğrafın kendisine ait olduğunu, mağdurun kendisini nasıl teşhis ettiğini bilmediğini, kendi fotoğrafının yanında bulunan fotoğrafın da inceleme dışı sanık ..."e ait olduğunu, kendisinin bu suçla ilgisinin olmadığını,
    Mahkemede farklı olarak; maddi durumu iyi olmadığı için dışarıda kaldığını, internette chat ortamında mağdur ile tanıştığını, mağdurun gay olduğunu söyleyerek ilişki karşılığı 200 TL teklif ettiğini ve evine davet ettiğini, saat 16.00-17.00 sıralarında mağdur ile evde buluştuklarını, mağdura kendisini tanımadığı hâlde neden evine çağırdığını ve niye bu işi yaptığını sorup ona nasihatte bulunduğunu, bunun üzerine mağdurun "Siz polissiniz herhâlde" demesi üzerine kendisinin de "Evet, polisim." diye cevap verdiğini, daha sonrasını hatırlamadığını, yaklaşık bir saat kadar evde kaldığını fakat cinsel ilişkiye girmediklerini, evde bulunduğu süre içerisinde diğer sanıklar veya başka bir kişinin eve gelmediğini, evde para veya ilişki teklifi olmadığını, mağdur bu durumdan çekindiği için kendisine para verdiğini, mağdurdan kart alıp almadığını hatırlamadığını, mağdurun verdiğini söylediği parayı ATM"den kendisinin çekmiş olabileceğini, cezaevi psikolojisi nedeniyle bu hususu hatırlamadığını, inceleme dışı sanık ..."in köylüsü olduğunu, sanık ..."i ise tanımadığını, mağdur ile buluştuklarını ve aralarındaki konuşmayı kabul ettiğini ancak suçlamaları kabul etmediğini, olay tarihinde açık hattı olduğunu ve onunla görüştüğünü, 0535945.. numaralı hattı kendisinin kullanmış olabileceğini, mağdur ile beraber para çekmeye gittiklerini, ATM önüne geldiğinde bir anda mağdurun kaybolduğunu, onun şifresi ile parayı kendisinin çektiğini ancak ne kadar çektiğini hatırlamadığını, bozma sonrası; mağdurdan özür dilediğini ve ona herhangi bir cismani zarar vermediğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... Savcılıkta: inceleme dışı sanık ..."i ev arkadaşının arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını ve birlikte başka bir mahkemede gasp suçundan yargılandıklarını, mağdur ..."i ve sanık ...’ı ise tanımadığını, 0535945... numaralı hattın kime ait olduğunu bilmediğini, kendisinin başka bir numara kullandığını, 21 Mayıs 2012 tarihinde askerden geldiğini, suç tarihinde... semtinde Gold İnternet Cafede çalıştığını, Gabile isimli eş cinsel sitesini bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini, kimseyi gasp etmediğini ve kredi kartını kullanmadığını, mağdurun kendisini televizyonda gördüğü için teşhis etmiş olabileceğini, mağduru tanımadığı için onunla herhangi bir husumetinin bulunmadığını, fotoğraf teşhis tutanağının dördüncü sırasındaki resmin kendisine ait olduğunu, Kürtçe bildiğini, suç tarihinde İstanbul"da olduğunu hatırladığını,
    Mahkemede; 2012 yılının Haziran ayında düğün hazırlıkları için İstanbul"a geldiğini, gündüz asansör tamirat işi, gece ise internet kafede garsonluk yaptığını, inceleme dışı sanık ..."i çalıştığı yerden tanıdığını, mağduru ise tanımadığını, mağdurun iş yerinin kendi çalıştığı iş yerine yakın olduğunu, mağdurun kendisini başka bir suç nedeniyle televizyonda görünce teşhis ettiğini, fotoğrafının alınmadığını, bozma sonrası ise; mağduru tanımadığını, böyle bir suça karışmadığını, mağdurun beyanının da bu yönde olduğunu, mağdurun kendisini teşhis etmesindeki yanılgısının sebebini önceden anlattığını, buna itibar edilmesi gerektiğini,
    Savunmuştur.
    Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu hakkında açıklamalarda bulunulmalıdır.
    01.03.2006 tarihli ve 26095 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 3. maddesinde, banka kartının; "Mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı”, kredi kartının; "Nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasını", kart hamilinin; "Banka kartı veya kredi kartı hizmetlerinden yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi" ifade ettiği belirtilmiştir. Banka kartının mülkiyet hakkı bankaya, kullanım hakkı ise kart hamiline aittir. Banka kartına sahip olabilmek için, kart hamilinin öncelikle bankada bir mevduat hesabının veya özel cari hesabının bulunması gerekli olup bu kart, kart hamilinin ATM cihazları üzerinden kendi hesabına ulaşmasını, hesabından para çekmesini, havale ve diğer bankacılık işlemlerini yapmasını sağlamaktadır. Kredi kartı ise, bankalar ve kart çıkarmaya yetkili kuruluşların müşterilerine belirli limitler dahilinde açtıkları krediler ile nakit kullanmaksızın mal veya hizmet alımı veya nakit kredi çekme olanağı sağlamak için verdikleri ödeme aracıdır.
    Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu 5237 sayılı TCK’nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, bilişim alanında suçlara ayrılan onuncu bölümünde 245. maddede düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; “Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir.
    Maddenin gerekçesinde de; “Madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.” denilmek suretiyle bu suçun kanuna konulmasının amacı (ratio legis) açıklanmıştır.
    Kanun maddesindeki düzenleme karşısında;
    a- Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması,
    b- Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması,
    c- Kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması,
    Şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde TCK’nın 245/1. maddesinde yazılı olan suç oluşabilecektir.
    TCK’nın 245/1. maddesinde yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile banka veya kredi kartının kanunlarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesi kastedilmektedir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi hâlinde doğabilecek tereddütleri gidermek istemiş ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır (Fahri Gökçen Taner, “Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Bir Bileşik Suç mudur?”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2007, Cilt 56, Sayı 2, s. 80.).
    Bununla birlikte, söz konusu suçun maddi unsurunun gerçekleşmesi bakımından banka veya kredi kartının ele geçirilmesinin veya elde bulundurulmasının hukuka uygun olup olmadığı veya suç teşkil edip etmediği önemli değildir. Kart, sahibinin rızası dışında ve/veya suç teşkil eden yöntemlerle elde edilmiş olabileceği gibi, sahibinin rızası ile ele geçirilmiş de olabilir. Her iki hâlde de diğer şartları varsa banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu oluşacaktır. Önemli olan, kartı kullanan kimsenin hukuka aykırı yarar elde etmiş olmasıdır.
    Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 17-65 sayılı kararında da yer verildiği gibi; 5237 sayılı TCK"nın 245/1. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun kanundaki düzenleniş şekli göz önüne alındığında bileşik suç olarak düzenlenmediği görülmektedir. Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu ile birlikte oluşabilecek diğer suçlara kanunda öngörülen ceza miktarları da, bu suçun bileşik suç olarak düzenlenmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, dolandırıcılık gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralı uygulanarak fail her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. Banka veya kredi kartının kanunlarda suç olarak düzenlenen eylemlerle ele geçirilmesi ve şartların varlığı hâlinde, TCK"nın 245. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun yanında ayrıca hırsızlık, dolandırıcılık ya da yağma gibi suç oluşabileceği kabul edilmelidir.
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için yağma suçuna da değinilmesi gerekmektedir.
    5237 sayılı TCK"nın "Yağma" başlıklı 148. maddesinde; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    Madde gerekçesinde; "Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.
    Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir." açıklamasına yer verilmiştir.
    Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
    Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.
    Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Cebir ya da tehdit, bir kişiyi malını teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak amacıyla yapılmalıdır. Cebir ya da tehdidin belirtilen amaçla ve bu şekilde gerçekleştirilmesi, yağmayı mal varlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.
    Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır.
    Yağma suçu, bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle işlenmiş sayılacağından, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe, hem de kişi hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleşmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur.
    Suç tarihi itibarıyla TCK’nın 149. maddesinde yağma suçunun nitelikli hâlleri arasında; birden fazla kişi tarafından birlikte, konut veya iş yerinde ve gece vakti işlenmesi hâlleri de sayılmış olup 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 64. maddesi ile yağma suçunun konut ve iş yerlerinin eklentilerinde işlenmesi hâli de diğer bir nitelikli hâl olarak Kanun maddesine eklenmiştir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    İnceleme dışı sanık ...’ın, eşcinsel içerikli Gabile isimli İnternet sitesi aracılığıyla mağdur ... ile tanışarak mağdurun evine gittiği, bir müddet sohbet ettikten sonra kendisinin polis olduğunu ve aşağıda meslektaşlarının beklediğini söyleyerek inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’i yukarıya çağırdığı, sanık ve yanındakilerin beraberce evde arama yaptıkları, bu arama sırasında gördükleri on dört adet küçük altın ve bir adet altın künyeyi aldıkları, ayrıca mağdura ait iki adet kredi kartı ile bir adet bankamatik kartını zorla ele geçirdikleri, mağdurun şifresini vermek istememesine rağmen tehdit ederek söz konusu kartların şifresini zorla söylettikleri, inceleme dışı sanık ...’ın bankamatiğe giderek bu kartlardan 4.500 TL çektiği, diğer sanıkların ise mağdurun başında beklediği iddia edilen olayda; mağdurun 09.10.2012 tarihli fotoğraflı teşhis tutanağıyla sanık ...’i teşhis etmesine ve 30.01.2014 tarihli ilk oturumda sanık ...’i göstererek olay yerinde onun da bulunduğunu ifade etmesine rağmen 30.01.2014 tarihli ikinci oturumda gerçekte olay yerinde bulunan üçüncü kişiyi tesadüfen sokakta gördüğünü, bunun üzerine sanık ...’i yanlış teşhis ettiğini ve olay yerinde bulunan kişinin sanık ... olmadığını anladığını beyan ederek ifadesini değiştirmesine, sanık ...’in de olaylarla alakasının olmadığını, inceleme dışı sanık ...’ı tanımadığını ve atılı suçlamaları kabul etmediğini savunmasına rağmen mağdurun fotoğraflı teşhis tutanağından sanık ...’i teşhis etmiş olması, yüz yüze geldikleri birinci oturumda da olay yerinde bulunan üçüncü kişinin sanık ... olduğunu belirtmiş olması, mağdurun internet ortamında tanıştığı inceleme dışı sanık ... ile iletişim kurduğunu beyan etmesi, inceleme dışı sanık ...’ın da kullanmış olabileceğini kabul ettiği 0535945... numaralı hatla sanık ... arasında suç tarihinden bir gün önce üç kez görüşme yapılmış olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, mağdurun sonradan değişen beyanının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu ve sanık ...’in üzerine atılı nitelikli yağma ve kredi veya banka kartlarının kötüye kullanılması suçlarını işlediğinin sabit olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkeme hükümlerinin sanığın üzerine atılı nitelikli yağma ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarının sabit olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 138-148 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, sanık ...‘nın eylemlerinin sabit olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde beraat kararları verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 30.01.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi