21. Hukuk Dairesi 2014/8773 E. , 2014/11696 K.
"İçtihat Metni"
Davacı ... .... aralarındaki tazminat davası hakkında İstanbul Anadolu 1 İş Mahkemesince verilen 02/07/2013 gün ve 363/515 sayılı kararın onanmasına ilişkin dairemizin 10/03/2014 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Dairemizin 14.02.2013 gün 2012/10373 Esas 2013/2559 Karar numaralı Yerel Mahkeme kararının bozulmasına dair Yargıtay İlamının ve duruşma gün ve saatinin davalı Akpa Alüm. Plas. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına vekillikten azledilen Av. Gülay Erinan"a tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da davalı Akpa Alüm. Plas. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının maddi yanılgıya dayalı olduğu ve düzeltilmesinin gerektiği anlaşılmakla, Dairemizin 14.02.2013 gün 2012/10373 Esas 2013/2559 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek işin esastan incelenmesinde;
.../...
...2...
Dava, 21.09.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 7,2 oranında sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece,10.636,68 TL maddi, 13.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve bu karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Savunma hakkı Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HMK"un 27. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez (HMK mad. 27). Buna göre hâkim, Anayasa ile güvence altına alınan ve HMK"da da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.
Somut olayda, uyulan Bozma İlamının ve duruşma gün ve saatinin davalı adına azledilen vekile tebliğ edildiği, bu yönüyle usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan ve Yargıtay Bozma İlamına karşı davalı şirket vekilinin beyanı alınmadan, davalı şirketin savunma hakkını kısıtlar şekilde yargılamanın sona erdirilip yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 14.02.2013 gün 2012/10373 Esas 2013/2559 Karar sayılı Onama kararının kaldırılmasına, Mahkemenin 02.03.2013 tarihli kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, karar düzeltme harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29/05/2014 gününde oybirliği ile karar verildi.