Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/1146
Karar No: 2020/56

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1146 Esas 2020/56 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Sanık, bir mağazaya girip deneme bahanesiyle bir kazağı giyip parasını ödemeden çıkarken yakalanmıştır. Kaçarken güvenlik görevlisine bıçak çekerek tehdit etmiştir. Mahkeme, sanığı TCK’nın 149/1-a, 35/2, 150/2, 62, 58/6-7, 53, 63 ve 54. maddeleri ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/4. maddesi uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasına mahkum etmiştir. Ancak Yargıtay 6. Ceza Dairesi, sanığın eyleminin tamamlanmış olması nedeniyle teşebbüs hükümlerinin uygulanamayacağını, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlinin uygulanma koşullarının oluşmadığını, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın yerine getirilmesinden sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına esas alınan ilamın karar yerinde gösterilmemesini yanlış bulmuş ve hükmün bozulmasına karar vermiştir. Kararda geçen kanun maddeleri: TCK’nın 149/1-a, 35/2, 150/2, 62, 58/6-7, 53, 63 ve 54. maddeler
Ceza Genel Kurulu         2017/1146 E.  ,  2020/56 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 355-432

    Nitelikli yağma suçuna teşebbüsten sanık ...’nun TCK’nın 149/1-a, 35/2, 150/2, 62, 58/6-7, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 1 yıl 4 ay 20 gün müddetle denetimli serbestlik tedbiri altında bulundurulmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.02.2006 tarihli ve 380-98 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.03.2012 tarih ve 7306-4109 sayı ile;
    "Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiği kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    Ancak;
    1- Sanığın gündüz sayılan zaman diliminde mağdurun çalıştığı alışveriş mağazasına geldiği, 60.00 TL değerindeki kazağı çalarak üzerine giydiği, kazağın üstündeki barkodu optik okuyucudan geçirmediğinden mağazadan çıkarken kapı alarmının çaldığı, mağdurun sanığı kovalamaya başladığı, takip sırasında başka bir iş merkezine giren sanığın emanete kayıtlı bıçağı peşinden gelen mağdura doğrultarak "yaklaşma vururum" dedikten sonra olay yerine gelen güvenlik görevlilerince yakalandığının anlaşılması karşısında eylem tamamlandığı hâlde sanık hakkında 5237 sayılı Yasa"nın kalkışmaya ilişkin 35. maddesiyle uygulama yapılması;
    2- 5237 sayılı TCY"nin 150. maddesinin 2. fıkrasındaki "malın değerinin azlığı" kavramının 765 sayılı TCY"nin 522. maddesindeki "hafif" veya "pek hafif" ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı "değerin azlığının" 5237 sayılı Yasa"ya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, koşulu bulunmadığı hâlde, 150. maddenin 2. fıkrasında düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek sanığın cezasından indirim yapılması;
    3-Sanık hakkında, 5237 sayılı TCY’nin 58/6-7. maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın yerine getirilmesinden sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına esas alınan ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun"un 108/2. maddesinin uygulanmasına dayanak oluşturacak hükümlülüğün kararda gösterilmemesi,
    4- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 108. maddesinin (4), (5) ve (6). fıkralarında "Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir." denmiştir. Denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren Mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye aittir. Buna göre hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nin 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,” isabetsizliklerinden ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulması suretiyle bozulmasına karar verilmiştir.
    3 ve 4 numaralı bozma sebeplerine uyan Yerel Mahkemece 18.10.2012 tarih ve 355-432 sayı ile 1 ve 2 numaralı bozma sebeplerine direnilmiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2014 tarihli ve 375443 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya 6763 sayılı Kanun"un 36. maddesiyle değişik CMK"nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 14.11.2017 tarih ve 12844-4604 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanığa atılı nitelikli yağma suçu bakımından teşebbüs hükümleri ve TCK"nın 150/2. maddesinde düzenlenen yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Yerel Mahkemece, sanığın, mağdurun çalıştığı mağazaya gelip deneme bahanesiyle bir adet kazağı giydikten sonra kazağın parasını ödemeden dışarı çıktığı, mağaza görevlisince durumun fark edilmesi üzerine sanıkla görevli arasında kovalamaca başladığı, yakalanacağını anlayan sanığın bıçak çekerek görevliyi tehdit ettiği kabul edilen olayda; sanığın TCK’nın 149/1-a, 35/2, 150/2, 62, 58/6-7, 53, 63 ve 54. Maddeleri ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/4. maddesi uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 1 yıl 4 ay 20 gün müddetle denetimli serbestlik tedbiri altında bulundurulmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye karar verilmiş olup Yargıtay 6. Ceza Dairesince sanığın eyleminin tamamlandığı gerekçesiyle hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanamayacağı, TCK’nın 150. maddesinde düzenlenen yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın yerine getirilmesinden sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına esas alınan ilamın karar yerinde gösterilmemesi ile infazı kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik süresinin belirlenmesi isabetsizliklerinden hükmün bozulmasına karar verildiği,
    Sanığa Yargıtay bozma ilamı ile duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin tebliğe çıkarıldığı, davetiye tebliğine rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi üzerine, yokluğunda yargılamaya devam edilerek müdafisine aleyhe bozma ilamına karşı diyecekleri sorulup 1 ve 2 numaralı bozma sebeplerine direnilerek bu hususlarda önceki hüküm gibi karar verildiği anlaşılmaktadır.
    1412 sayılı CMUK"nın 326. maddesinin ikinci fıkrasına göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafinin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK"nın 307. maddesinin birinci fıkrasında da yer verilmiş olup anılan bu Kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini ileri sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemece verilen direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2012 tarihli ve 355-432 sayılı direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.02.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi