20. Hukuk Dairesi 2014/3908 E. , 2014/5873 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Alanya Kadastro Mahkemesi
TARİHİ : 22/10/2013
NUMARASI : 2010/1228-2013/332
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında Alanya İlçesi, ..... Köyü 481 ada 1; 488 ada 3 ve 4; 489 ada 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/544 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu belirtilerek, mülkiyet sütunu boş bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
Davacı, asliye hukuk mahkemesi nezdinde vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdiği tahmini altı dönüm kadar taşınmazı 1968 yılında M.. S.. den satın ve devir aldığını, taşınmazın tamamının onsekiz dönüm olup, 2/3"nün M.. Ü.. a ait olduğunu, paydaş M.. Ü.. ile yerleri bölüştüklerini ve kendisine düşen kısmı bahçe yapmak istediğini, ancak, davalıların buna karşı gelip şiddet kullandığı, bahçesini tahrip ettiklerini belirterek, davalıların müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Kadastro çalışmalarının geçmesi ve kadastro çalışmalarından sonra dava konusu taşınmazlarla ilgili tesbit tutanağının düzenlenmesi üzerine asliye hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş ve dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucu; davacı K.. Ö.." in davasının reddine,
Dava konusu Alanya İlçesi, .....Köyünde bulunan 489 ada 5, 6 ve 7 parsel sayılı sırasıyla 282,11 m2; 296,62 m2 ve 8,52 m2 yüzölçümlü taşınmazların orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline, 481 ada 1 parsel sayılı 540,17 m2 yüzölçümlü taşınmazın ham toprak vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline, 488 ada 4 parsel sayılı 747,73 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tamamı 16 pay kabul edilerek; 4 payının Ahmet kızı S.. A.., 3 payının Ali kızı C..A.. (U..), 3 payının Ali kızı F.. A.. (E..), 3 payının A.. kızı F.. A.. (Ö..), 3 payının Ali oğlu U.. A.. adlarına tapuya tesciline, 488 ada 3 parsel sayılı 2887,11 m2 yüzölçümündeki taşınmazın bahçe vasfıyla Abdülkerim oğlu M.. Ö.. adına tapuya tesciline, 481 ada 2 sayılı parselin tutanak aslının ekleriyle birlikte kesinleştirme işlemi için tapu müdürlüğü"ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 08.06.2005 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli eğildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tesbitinden önce genel mahkemelerde dava bulunduğundan, 3402 sayılı Kanunun 27 ve 28. maddelerine göre malik hanesi açık olarak tesbit tutanağı düzenlendiğinden ve aynı Kanunun 30/2. maddesi gereğince kadastro hâkimi gerekli incelemeyi yaptıktan sonra, kimin adına tescil edileceğine karar vermesi gerekir. Dava konusu taşınmazların malik haneleri açık olduğundan, Hazine ve sınırında orman bulunduğundan Orman Yönetimi davaya dahil edilerek taraf oluşturulmalı, ondan sonra işin esasına girilmelidir.
Öncelikle, taşınmazın bulunduğu köyde orman kadastrosu yapıldığı anlaşıldığından; işe başlama, çalışma ve askı ilân tutanakları ile kesinleşmiş orman tahdit haritası Orman İşletme Müdürlüğünden istenmeli ve en eski tarihli ve 1980’li yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu her iki taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmiş ise, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası var ise bu harita ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması halinde; ormanlardan tapu ve zilyetlik yoluyla yer kazanılamayacağından ve ormanlarda sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinden taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescili gerekir. Dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı, dava konusu taşınmaların mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği saptanmalı, davacı ve davalıların dayandıkları senetlerde imzası olan taraflar tanık sıfatı ile dinlenmeli, önceki beyanları ile arasında çelişki doğarsa bu çelişkiler giderilmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekillerinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 29/05/2014 günü oy birliği ile karar verildi.