Abaküs Yazılım
1. Ceza Dairesi
Esas No: 2018/2213
Karar No: 2019/1471
Karar Tarihi: 11.03.2019

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/2213 Esas 2019/1471 Karar Sayılı İlamı

1. Ceza Dairesi         2018/2213 E.  ,  2019/1471 K.

    "İçtihat Metni"

    (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)



    Kasten öldürme suçundan sanık ..."in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 81/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/05/2010 tarihli ve 2009/373 Esas, 2010/231 sayılı Kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07/07/2011 tarihli ve 2011/1108 Esas, 2011/4274 sayılı ilamı ile onaması sonucu kesinleşmesini müteakip, sanık tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 11/04/2013 tarihli ve 2009/373 Esas, 2010/231 sayılı ek Kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/06/2013 tarihli ve 2013/444 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
    Dosya kapsamına göre, inceleme konusu olayda sanıkla birlikte aynı suçu işleyen diğer sanıklarhakkında verilen beraat kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07/07/2011 tarihli Kararı ile bozulmasına müteakip, yeniden yapılan yargılama sırasında katılan ’ın alınan beyanında sanıklardan şikayetçi olmadığını, olayın sıkıntısı ve etkisinden dolayı o şekilde açıklamalarda bulunduğu şeklindeki ifadelerin, sanık ..."in müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yapıldığı, bu ifadelerin kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen delil olduğu cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311. maddesi kapsamında yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak bu delilin kabule değer olabileceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 18/04/2018 gün ve 94660652-105-27-2424-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    1-)Dosya kapsamına göre;..
    Kasten adam öldürme suçundan sanık ..."in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 81/1, 62. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığı azmettirdiği iddiasıyla hakkında dava açılan "in beraatlerine dair Gaziantep 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 18.05.2010 tarihli ve 2009/373 Esas, 2010/231 sayılı Kararına karşı sanık müdafilerinin ve maktulden katılanların temyiz yoluna müracaat ettikleri, sanık müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı inceleme sırasında kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, suçun sanık tarafından işlenmediğini, meşru savunma koşullarının gerçekleştiğini belirterek kararın bozulmasını istedikleri,
    Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.07.2011 tarihli ve 2011/1108 Esas 2011/4274 Karar sayılı ilamı ile ileri sürülen bu temyiz itirazlarının yerinde görülmeyerek mahkemece ... hakkında verilen kararın onandığı; hakkında verilen beraat kararlarının ise “.....hangi tanığın anlatımına hangi nedenlerle üstünlük tanındığı açıklanarak, katılanın ve adı geçen tanıkların anlatımlarına hangi gerekçeyle itibar edilmediğinin denetime olanak verecek şekilde gerekçede gösterilip tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği,
    hakkında bozma sonrası yapılan yargılama sırasında katılan Kasım ve diğer katılanların şikayetlerinden vazgeçtikleri, katılan Kasım"ın şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettikten sonra sanıklar Fehmi, Hüseyin ve İrfan"ın olay yerinde olup olmadıklarından tam emin olmadığını beyan ettiği, bunun üzerine 04.12.2009 tarihli mahkemede alınan “....Fehmi, İrfan ve Hüseyin Gören kalabalığa vurun bunları, buradan çıkartmayın dediler... İrfan ona vur Savaş daha ne duruyorsun.....” şeklindeki adı geçen kişilerin olaya katıldıklarına ilişkin beyanı okunarak sorulduğunda olayın sıkıntısı ve etkisinden dolayı ve olayda ölen babasının yanında olması, büyükler araya girseydi böyle bir olay olmayacağı düşüncesiyle o zaman böyle bir ifade vermiş olabileceğini beyan ettiği, Gaziantep 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli ve 2011/348 Esas, 2012/328 sayılı Kararıyla beraat kararı verildiği ve verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
    Hükümlü müdafinin 18.03.2013 havale tarihli yargılamanın yenilenmesi istemini içeren dilekçesinde; müvekkilinin mahkum olduğu olayla ile ilgili davada azmettiren olarak yargılanan sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, katılan "ın bu sanıklar hakkında bozma sonrası yapılan yargılama sırasında 29.12.2011 tarihinde alınan ifadesinde beyanını değiştirdiğini, 04.12.2009 tarihli ifadesi okunup sorulduğunda da olayın etkisi ve sıkıntısından, babasının yaralı olmasından dolayı böyle bir ifade verdiğini söylediğini, olayla ilgili ifadesine başvurulan tanıklardan hiçbirisinin müvekkilinden bahsetmediklerini, müvekkilinin maktule vurduğunu söyleyen tanık beyanlarının da hayatın olağan akışına uygun olmadığını, müvekkilinin olay yerine sonradan geldiğini, taraflar arasındaki anlaşmazlık ve olayın başlangıcı ve gelişimi dikkate alındığında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini, katılan "ın olayın etkisiyle bazı yanlış beyanlarda bulunmuş olabileceğini beyan etmesi nedeniyle yargılamanın yenilenmesini talep ettiği;
    Hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2013 tarihli ve 2009/373 Esas, 2010/231 Karar sayılı ek Kararı ile; “Tanık anlatımlarındaki tutarsızlıklar ve sanık hakkında en azından haksız tahriki düzenleyen TCK"nin 29. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin talepler mahkeme kararında tartışılıp Yargıtay incelemesinden de geçtiğinden, koşulları oluşmadığından” gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebin reddine karar verdiği,
    Hükümlü müdafiinin bu karar karşı 13.05.2013 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı itirazın Gaziantep 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2013 tarihli ve 2013/444 değişik iş sayılı Kararı ile reddine karar verildiği,
    Bu karara karşı hükümlü müdafiinin kanun yararına bozma yoluna gidilmesini istediği; Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 18/04.2018 gün ve 94660652-105-27-2424-2018Kyb sayılı yazısı ile; “....sanıkla birlikte aynı suçu işleyen diğer sanıklar .. ve ..hakkında verilen beraat kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07/07/2011 tarihli kararı ile bozulmasına müteakip, yeniden yapılan yargılama sırasında katılan ’ın alınan beyanında sanıklardan şikayetçi olmadığını, olayın sıkıntısı ve etkisinden dolayı o şekilde açıklamalarda bulunduğu şeklindeki ifadelerin, sanık ..."in müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yapıldığı, bu ifadelerin kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen delil olduğu...” gerekçesiyle anılan Kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozmaya konu edildiği, anlaşılmıştır.
    2-)Hukuksal Değerlendirme;
    5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
    Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
    Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, kanun yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.
    Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
    Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde “...yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte...” olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür.
    Yeni olaylar veya delillerin hükmün verildiği anda mahkemece bilinmemesi gerekir. Yargılama aşamasında bilinen olayları veya tanıkları “yeni delil veya yeni olaylar” türünden saymak olanaksızdır. Yeni olaylar veya yeni deliller” söz konusu değil ise, hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden bahsetmek yasa koyucunun amacına ve yasanın özüne uygun düşmeyecektir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli, 2012/3-909 Esas ve 2014/121 karar sayılı Kararında da vurgulandığı gibi “....Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir.
    Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular "yeni" değildir.
    Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda "önemli" de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
    Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir.
    Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur.
    Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK"nin 318/3. maddesi uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.”
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hükümlü ... hakkında kasten öldürme suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, sanığın savunması, katılanların beyanı, tanık ifadeleri ve maddi deliller birlikte değerlendirilip, sanığın öldürme eylemini gerçekleştirdiği, olayda haksız tahrik ve meşru savunma koşullarının bulunmadığı kabul edilerek, gerekçesi de dosya içeriğine uygun ve denetime imkan verecek şekilde gösterilmek suretiyle 5237 sayılı TCK"nin 81/1, 62. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu hüküm temyizden geçerek kesinleşmiştir.
    Hükümlü ve müdafilerinin gerek yargılama evresinde (bozma öncesi ve sonrası) gerekse hüküm kesinleştikten sonra ileri sürdüğü hususlar yargılama aşamasında değerlendirilmiştir.
    Mahkeme hükme varmak için topladığı delilleri yeterli görüp, takdir ederek kararını vermiştir.
    Kesin hükümden sonra şikayetinden vazgeçen katılanın beyanını değiştirmesinin ilk beyanının gerçeği yansıtmadığı şeklinde kabul edilmesinin ve tek başına yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak gösterilmesinin yerinde olmadığı, kesinleşen hükmün sanığın savunmasının, katılanın beyanının, tanık beyanlarının ve maddi delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu ulaşılan kanaate göre verilmiş olduğu da dikkate alındığında hükümlünün, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte, ciddiyette yeni deliller ileri sürmediği anlaşılmaktadır.
    Bütün bu saptamaların ışığında; hükümlünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1-e madde fıkrasında belirtilen “yeni olaylar veya yeni kanıtlar” ortaya koyamadığı anlaşıldığından, “Kanun Yararına Bozma” (CMK 309/1) cihetine gidilmemiştir.
    Sonuç ve karar;
    Yukarıda açıklanan nedenlerle; Gaziantep 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 11/04/2013 tarihli ve 2009/373 Esas, 2010/231 Karar sayılı ek Kararına karşı yapılan itiraz üzerine Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine dair verilen 12/06/2013 tarihli ve 2013/444 değişik iş sayılı Karar usul ve yasaya uygun olduğundan, haklı nedenlere dayanmayan "KANUN YARARINA BOZMA" isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11/03/2019 gününde oy birliği ile karar verildi.










    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi