7. Hukuk Dairesi 2015/44398 E. , 2016/4132 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı ... vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 23.02.2016 Salı günü belirlenen saatte davalı ... vekili Av.... geldi. Karşı taraftan davacı ve diğer davalı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.06.2001 ile 11.01.2012 tarihleri arasında davalı işverenler nezdinde çalıştığını, davacının bu süre zarfında haftanın 7 günü sabah 07.00 ile akşam 19.00 arasında ulusal bayram ve genel tatil günleri dahil çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, son aylık ücretinin net 1650,00 TL olduğunu, iş akdinin davalının iş sözleşmesinden kaynaklanan şartlarını ağır şekilde ihlal etmesi nedeniyle haklı olarak feshettiğini, davalı ... Şirketinin diğer davalı şirketin işlettiği petrol kuyularına ilişkin olmak üzere elektrik tesislerinin bakımı ve onarımı hizmeti verdiğini, davalılar arasında bu şekilde asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğunu iddia ederek belirsiz alacak davası olarak kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili, diğer davalı ile olan hizmet alım sözleşmesinin 15.01.2012 tarihinde sona erdiğini, davacının alacaklarından davalı şirketin sorumlu olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Ltd. Şirketi vekili, davacının talep ettiği alacakların zaman aşımına uğradığını, alt işveren konumunda olan şirketin hizmet alımı sözleşmesine dayalı olarak davacıyı işe aldığını, davacının mekanik formeni olarak bakım ve onarım işinde çalıştığını, yeni dönem ihalesini alan şirkette çalışmaya devam ettiğini, bu nedenle 11.01.2012 tarihinden itibaren işe gelmediğini, 11.01.2012 tarihinde çektiği ihtarnamedeki iddialarının asılsız olduğunu, işyeri devri nedeni ile feshe bağlı alacakları talep edemeyeceğini, yıllık izinlerini kullandığını, tüm çalışanların 07.00-15.30 saatleri arasında çalıştığını, bordrolarda fazla mesai ve resmi tatil tahakkuku mevcut olup bunların davacının banka hesabına yatırıldığını, belirli dönemlerde davacı ile yapılan hesap mutabakatlarında alacağının kalmadığını beyan ettiğini, en son ücretinin de ödendiğini, net 1650,00 TL ücret almadığını, ücretinin ihtirazi kayıtsız imzaladığı bordrolarda belli olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının ödenmeyen ücret cinsinden alacaklarının varlığı nedeni ile iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı ayrıca bilirkişi raporunda hesap edilen alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Anayasanın 141"nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Somut olayda mahkeme, kararın gerekçe kısmında aynen, “...Davalı vekilinin itirazları doğrultusunda birden fazla bilirkişi raporu aldırılmış ise de aldırılan ilk bilirkişi raporu hüküm kurmaya uygun bulunarak ilk rapor esas alınarak (yıllık izin ücreti hariç, yıllık izin ücreti mahkememizce hesaplanmıştır. ) talep, ıslah dilekçesi de gözününde tutularak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş” gerekçesine yer verilmiştir. Mahkemenin hükme esas aldığını belirttiği ilk bilirkişi raporu Av. ... tarafından hazırlanmış olup hüküm altına alınan miktarlarla bu raporda hesap edilen miktarlar uyuşmamaktadır. Bu hali ile gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiştir.
Yapılacak iş; bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına takdir olunan 1.350,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ..."ya verilmesine, bozma nedenine göre davalı ... vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalı ... Şirketi"ne iadesine, 23/02/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.