Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/2592
Karar No: 2018/637
Karar Tarihi: 28.03.2018

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2592 Esas 2018/637 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2017/2592 E.  ,  2018/637 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.02.2014 gün ve 2013/867 E., 2014/90 K. sayılı karar, davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 05.11.2015 gün ve 2015/7556 E., 2015/19654 K. sayılı kararı ile;
    (…Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.ve 18. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare ve davalılardan ... vd. vekillerince temyiz edilmiştir.
    Kapama meyve bahçesi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak, üzerindeki yapıya da resmi birim fiyatları uygulanıp, yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesinde yöntem itibari ile bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
    1-Dava konusu taşınmazın dosyaya ve bilirkişi raporuna yansıyan özelliklerine göre objektif değer arttırıcı unsur oranı % 50 den fazla olamayacağı halde, bu oran daha yüksek alınarak fazla zemin bedeli tespit edilmesi,
    2-Taşınmazın bulunduğu köyde 6495 sayılı yasa uyarınca ilan yapılıp, yapılmadığının tespit edilmesi, ilan yapılmışsa, yeni yapılan 168 m² yüzölçümündeki 2. katlı yapı, 78 m² yüzölçümündeki 2 katlı yapı ve 107 m² yüzölçümündeki 2 katlı yapının 2. katının ilanın askıdan indiği tarihinden önce veya sonra yapılıp, yapılmadıklarının tespiti için ilan tarihi ve öncesine ilişkin dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin uydu görüntüleri ilgili kamu kuruluşlarından getirtilip, bu görüntülerin temin edilememesi halinde yapıların teknik analizleri yapılıp, gerektiğinde tanık anlatımları ile gün, ay ve yıl olarak hangi tarihte yapıldıklarının tespit edilmesi ve ilan gününden önce yapıldıklarının belirlenmesi ya da ilanın hiç yapılmaması halinde Kamulaştırma Kanununun 25/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan yapıların tamamının bedelini tahsiline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yukarıda belirtilen yapıların bedellerine hükmedilmemesi,
    3-Yapı bedellerinin ödenmesinin kabulü halinde ise;
    Mevcut yapının niteliği ve varsa noksan imalat durumu yeniden belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
    4-2942 sayılı kamulaştırma Kanununun 10. maddesine 6459 sayılı yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca faizin karar tarihine kadarki geçen dönem için uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde faize karar verilmesi,
    Doğru görülmemiştir...)
    gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece bozma kararının 2. ve 3 bentlerine direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemine ilişkindir.
    Davacı idare vekili dava konusu taşımazın, Ilısu Barajı ve HES Baraj Gölü alanında kalması nedeniyle kamulaştırmasına karar verildiğini, ancak taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğunun tapu kaydından anlaşılamadığını ve ihtilafın bulunduğunu, bu konuda hak sahibi olduğunu iddia eden davalılar tarafından Siirt Kadastro Mahkemesinde dava açıldığını, taşınmazın değerinin belirlenmesi için kıymet takdir komisyonun kurulduğunu ve bedelin komisyon tarafından taktir edildiğini, taşınmazın mülkiyetinin ihtilaflı olması nedeniyle kamulaştırmaya konu taşınmazın pazarlıkla satılması usulünün gerçekleştirilemediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı ... ve arkadaşları vekili bilirkişiler tarafından tespit edilen değerin taşınmazın gerçek değerinin çok altında olduğunu, dava konusu 119 ada 10 parsel sayılı taşınmazda müvekkili ..."ın hak iddiasının bulunmadığını, taşınmaz maliki Mehmet Sıddık Aktaş’ın vefat ettiğini, dolayısıyla mirasçılarının davaya dahil edilmelerinin gerektiğini savunmuştur.
    Davalı ... vekili değerin çok düşük olduğunu ifade etmiştir.
    Davalı ... vekili tespit edilen değerin taşınmazın gerçek değerinin çok altında olduğunu ve gerçek değeri yansıtmadığını, dava konusu 119 ada 10 parsel sayılı taşınmazda tüzelkişiliğin bir hak iddiasının bulunmadığını, müvekkil yönünden davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
    Diğer davalılara ayrı ayrı duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılmış; davalılar duruşmaya gelmemişler ve esas hakkında bir beyanda da bulunmamışlardır.
    Mahkemece kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında taşınmazın dava açıldığı tarihteki durumunun ve değerinin dikkate alınması gerektiği, bir yapının ömrünün asgari 50-60 yıl olduğu düşünüldüğünde taşınmaz malikinin iki üç sene içerisinde sular altında kalacağını bildiği bir yer için fazla bedel almak amacıyla böyle bir yola başvurmuş olabileceği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu"nun 25. maddesinde 6495 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, kamu yararı kararının ilan süresinin bitiminden itibaren, kamulaştırılacak taşınmazlar üzerine yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedelinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmayacağı ve taşınmazlardaki bu sınırlamanın ilan tarihinin bitiminden itibaren beş yılı geçemeyeceği hükmünün eklendiği, idare tarafından baraj inşaatına başlanmasından sonra gerçek kamulaştırma bedelinden çok daha fazla bedel almak amacıyla suiniyetli evler yapıldığı ve fidanlar dikildiği, bu evlerin ve fidanların kamulaştırma bedelinin ve kamulaştırma projesinin rantabilitesini olumsuz yönde etkilediği, kanun koyucunun mülkiyet hakkına yaptığı sınırlamanın haricinde kalan kullanımla ilgili olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 1. maddesi uyarınca başta Kanunun genel hükümleri olmak üzere anılan Kanunun 4. maddesiyle birlikte değerlendirme yapma görevinin bulunduğu, mahkeme tarafından da bu doğrultuda değerlendirme yapıldığı, mülkiyet hakkının hak sahibine bu hak elinden çıkana kadar her türlü tasarruf imkânını sunduğu düşünülse dahi, TMK’nın 2. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı dâhil olmak üzere herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı, dürüstlük kuralının, hak sahibinin hakkını kullanırken veya borçlarını yerine getirirken dürüst, makul ve orta zekâlı bir insandan beklenen hareket tarzına göre davranması olarak tanımlanabileceği, kamulaştırma işlemlerinin kamu yararı gözetilerek ve toplumun tamamının ya da en azından o bölgede yaşayanların yararı düşünülerek yapıldığının ve kamulaştırma işlemleri sırasında yapılan harcamaların milli servet niteliğinde olduğunun unutulmamasının gerektiği, Türkiye İstatistik Kurumu"nun resmî verilerine göre 31.12.2013 tarihi itibariyle Yazlıca Köyünün nüfusunun 24, Yokuşbağları Köyünün nüfusunun ise 267 olduğu, ancak yapılan yeni yapılara ve yapıların büyüklüğüne bakıldığında köylerde mevcut nüfusun birkaç kat fazlasının yaşamasının gerektiği izleniminin oluştuğu, bu durumun bile başlı başına iyi niyetli olunmadığı kanaatini desteklediği, öyle ki bazı yeni evlerde üst kata çıkmak için merdiven bulunmadığının, bazı evlerde musluklar olduğu hâlde su tesisatının olmadığının, evlerin iç cephe boyalarının yapılmadığının, tarlaların ortasına içi duvarsız ve sütunsuz çok geniş yapıların inşa edildiğinin gözlemlendiği, netice itibariyle özel hukuktan kaynaklanan hiçbir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılamayacağı, dürüstlük kuralının amacının, bireyin hatalı tutum ve davranışlarından toplumun geri kalanını korumak olduğu, hâkimin, değerlendirilmesi söz konusu olan davranışın dürüstlük kuralına uygun olup olmadığına karar verirken toplumun genel anlayış ve değer yargılarını göz önünde tutmasının gerektiği, kişisel haksız menfaatlerin, belli bir hakka dayanan toplumsal menfaatlerden üstün olamayacağı, aksi takdirde toplumun refahının, bireylerin hiçbir hukuki temele dayanmayan kötü niyetli tutumları nedeniyle zarar göreceği, 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı olarak kullanılamayacağının düzenlendiği, dolayısıyla gerek keşif esnasındaki mahkeme gözlemi ve çekilen fotoğraflar gerekse de bilirkişi raporlarındaki nitelendirmeler dikkate alınarak çok yeni nitelikteki (5 yıl ve altı yaşlardaki) yapıların değerinin kamulaştırma bedelinin hesabında dikkate alınmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle yapılar için tespit edilen miktar çıkarıldıktan sonra kalan kısım üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir
    Davacı idare vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
    Yerel mahkemece TMK’nın 2. maddesine göre herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, aynı Kanunun 683. maddesine göre de bir şeye malik olan kimsenin, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 25. maddesine göre büyük projelerde kamu yararı kararının, kamulaştırılacak taşınmazların bulunduğu mahalle ve/veya köy muhtarlığında onbeş gün süre ile asılmak suretiyle ilan edileceğinin özellikle ifade edildiği, ilan süresinin bitiminden itibaren kamulaştırılacak taşınmazlar üzerine yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedelinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmayacağı, taşınmazlardaki bu sınırlamanın ilan tarihinin bitiminden itibaren beş yılı geçemeyeceği, bu durumda taşınmaz sahibinin kamulaştırma projelerinde ilan süresinin bitimine kadar tasarruf hakkına sahip olacağı, ancak malikin taşınmazın kullanım amacına ve niteliğine aykırı şekilde üçüncü kişiye zarar verme veya sadece daha fazla kamulaştırma bedeli alma gayesiyle hareket etmesi durumunda TMK’nın 2. maddesinin devreye gireceği, kamulaştırma işleminin toplumun menfaati için yapıldığı ve bedelinin tüm vatandaşlardan toplanan vergilerle ödendiği, taşınmaz malikinin ihtiyacı olmadığı hâlde sırf daha fazla kamulaştırma bedeli almak için kullanıma elverişsiz, fen ve teknik kurallara aykırı olan ve kullanılmayacak mahiyette yapı inşa etmesinin makul bir hareket olarak düşünülmesinin doğru olmayacağı, taşınmaz üzerinde ev yapılması halinde evin kullanım amacına uygun büyüklükte, depreme dayanıklı, su ve elektrik tesisatı olan, yeterli oda sayısı bulunan bir şekilde inşa edilmesinin gerekeceği, ancak somut olayda yapıların hem proje olarak hem de güvenlik açısından bu şartları taşımadığı, kişinin, yaptığı binada en azından asgari dayanımı sağlayacak ve içinde güvenle oturabileceği bir inşa faaliyetinde bulunmasının gerektiği, dava konusu yapının makul bir insandan beklenen şekilde inşa edilmediği, bu şekilde yapılmayan söz konusu yapıların hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu ve bu yönüyle taşınmaz üzerinde bulunan ve inşaat bilirkişi raporunda 0-3 yaş arasında olduğu belirtilen yapılara ve fidanlara bedel verilmesinin uygun olmadığı belirtilerek bozma kararının 2. ve 3. bentleri yönünden direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemiyle açılan eldeki davada taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kamulaştırma bedelinin arttırılması amacıyla inşa edilip edilmediği ve TMK’nın 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının uygulanmasının gerekip gerekmediği, hakkın kötüye kullanılmadığının kabulü hâlinde yapıların inşa edildiği tarihin (ilanın askıdan indiği tarihten önce mi sonra mı yapıldığı) belirlenmesi amacıyla yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre yapıların değerlerinin, sınıfları ve nitelikleri ile özelliklerine göre eksik imalat oranları da belirtilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği ilk kararın Özel Daire tarafından bozulduğu, bozma sonrası yerel mahkemece 20.04.2016 tarihli celsede, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi"nin bozma kararının 1.ve 4. maddelerine uyulmasına, 2. ve 3. maddeleri yönünden ise bozma kararına uyulup uyulmayacağı hususunun bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirilmesine, keşif yapılmasına, kamulaştırma işlemine ilişkin ilan yapılıp yapılmadığı, ilan yapılmış ise askı ilan tarihi ile ilanın yapıldığına ilişkin tutanağın getirilmesi ve askı ilan tarihlerinin öncesi ve sonrası tarihleri ile en yakın tarihlerde çekilmiş dava konusu parselleri gösterir uydu görüntülerinin gönderilmesi amacıyla davacı idareye müzekkere yazılmasına karar verildiği, 17.08.2016 tarihli celsede keşfin yapılmasına ilişkin ara karardan dönüldüğü, ancak Bölge Müdürlüğünün cevap yazılarının dosyaya gelmesinden sonra aynı tarihli celsede, “…mahkememizin 18/02/2014 tarihli kararına Yargıtay bozma ilamının 2 ve 3. maddeleri yönünden direnilmek suretiyle,…” şeklinde hüküm kurulduğu dikkate alındığında, mahkemece verilen direnme kararının, ilk hükmün gerekçesinde yer almayan yeni bir olguya dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre de temyiz incelemesinin Özel Daire tarafından mı yoksa Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp, değerlendirilmiştir.
    Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek, yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
    Eş söyleyişle mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
    Somut olayda yerel mahkemece verilen ilk kararın bozulması üzerine, bu kez mahkemece 20.04.2016 tarihli celsede keşif yapılmasına, taşınmaz için hazırlanan kıymet taktir komisyonu raporunun düzenlendiği tarihin belirlenmesine ve kamulaştırma işlemine ilişkin kamu yararı kararının ilan edilip edilmediğinin sorumasına, ilan edilmiş ise ilan tarihinin ve ilanın yapıldığına ilişkin tutanağın getirtilmesine, askı ilan tarihlerinin öncesi ve sonrası tarihleri ile en yakın tarihlerde çekilmiş dava konusu parselleri gösterir uydu görüntülerinin gönderilmesi için davacı idareye müzekkere yazılmasına karar verildiği, ancak 17.08.2016 tarihli celsede keşfin yapılmasına ilişkin ara karardan dönüldüğü, Bölge Müdürlüğünün cevap yazılarının dosya içerisine eklendiği ve sonrasında da yeniden eski hükmün kurulduğu, bu yönüyle yeni bir hukuki gerekçeye dayalı olarak direnme olarak adlandırılan kararın verildiği anlaşılmıştır.
    Bu durumda, temyize konu karar gerçekte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429/3. maddesi anlamında direnme kararı niteliğinde olmayıp, Özel Daire bozmasından esinlenilerek yapılmış müzekkere cevaplarına; diğer bir ifade ile yeni delillere dayalı yeni bir hüküm niteliğindedir.
    Hâl böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
    Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
    S O N U Ç: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı ... ve arkadaşları vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 28.03.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi