
Esas No: 2014/3505
Karar No: 2014/7489
Karar Tarihi: 05.06.2014
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2014/3505 Esas 2014/7489 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.07.2010 gününde verilen dilekçe ile şahsi hakkın borçlusuna geçtiğinin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.10.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Davacı, annesi ..."ın 17/10/1984 tarihli 2075 yevmiye nolu tapu tahsis belgesi ile sahip olduğu ... 3258 ada 30 parsel sayılı taşınmazı .... Noterliğinde düzenlenen 11.03.1988 tarihli düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile kendisine verdiğini ve ..."ı ölünceye kadar bakıp gözettiğini, bu nedenle anılan taşınmazın tapu tahsis belgesindeki kişisel hak ve zilyetliğinin kendisine geçtiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tarafların murisi ..."ın 1924 doğumlu olup, 1995 yılında 71 yaşında vefat ettiği, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapıldığı tarihte 64 yaşında olup, dinlenen tanık beyanlarına göre ölünceye kadar belirgin, sürekli bakım gerektiren hastalığı olmadığı ve 1993 yılında ... ile evlenip eşinin evinde ikamet ettiği, eşi tarafından giderlerinin karşılandığı, davacının her ne kadar annesine baktığı iddia edilmiş ise de, tanık beyanına göre annesini dövdüğü, davacı bakım borçlusunun, borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Tespit davaları genel olarak bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Hukuki ilişkiden maksat, bir kimse ile diğer bir kimse veya eşya arasında mevcut olan ve somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir. Buna karşılık, bir hukuki ilişki niteliğinde olmayıp maddi vakıadan ibaret olan ilişkilerin tespiti için açılan tespit davası dinlenmez. Ayrıca tespit davasında hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararın bulunması da lazımdır.
Nitekim bu husus, 6100 sayılı HMK"nın 106/2 maddesinde aynen "Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır" şeklinde ifade edilmiştir.
Her dava için dava şartı olan hukuki yararın, tespit davalarında da bulunması zorunludur. Hukuki ilişkinin mevcut olması tespit davası açmak için yeterli olmayıp, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının mahkemece tespitinde davacının hukuki yararı bulunmalıdır. Hukuki yarar, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitine ilişkin olmalıdır. Başka bir deyişle davacının hukuki korunma ihtiyacı güncel olmalıdır. Bu korunma ihtiyacı doğmadan (yani bu hukuki korunma ihtiyacının gelecekte duyulacağından bahisle) tespit davası açılamaz. Bir hukuki ilişkinin tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması da şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır:
1-Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı,
2-Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı,
3-Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Kural olarak da gelecekteki yararlara veya zararlara dayanılarak tespit davası açılamaz. Tespit davalarında hukuki ilişki ve hukuki yarar dava şartıdır. Hakim, bir tespit davasında bu iki şartın da var olup olmadığını yargılamanın her safhasında re"sen göz önünde bulundurmakla görevlidir. Açılan bir tespit davasında hukuki yarar yoksa dava esastan değil, dinlenemeyeceğinden (mesmu olmadığından) dolayı reddedilir. Tespit davasını dinlenemeyeceğinden dolayı reddine dair hüküm, dava konusu hakkında maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Aynı konuda açılacak ikinci bir dava, kesin hüküm sebebiyle reddedilmeyip, tespitte hukuki yarar görüldüğü takdirde dinlenip esastan karara bağlanır.
Bütün bu anlatılanlardan sonra somut olaya gelince; Davacı, ....Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına kayıtlı 30 parsel sayılı taşınmazda tapu tahsis belgesi ile kişisel hak sahibi olan murisi annesinin 11.03.1988 tarihli ölünceye kadar bakma akti ile tüm taşınmazları kendisine bıraktığını belirterek taşınmaz üzerinde kişisel hakkının tespitini istemiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi eda davası açılacak yerde tespit davası açılamayacağından davanın bu nedenle reddi gerekirken davacının ölünceye kadar bakma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile reddi doğru değil ise de hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan HUMK"nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde değiştirilerek DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.