15. Ceza Dairesi 2014/23141 E. , 2017/10486 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Sanığın ayrı ayrı 6 kez TCK"nın 158/1-g, 62, 52 ve 51. maddeleri gereğince mahkumiyetine
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü,
Sanığın, Malatya"da faaliyet gösteren Radyo.... isimli radyo kanalında, ticaret sicilinde her hangi bir kaydı olmayan ... Danışmanlık ve Aracılık şirketi adını kullanarak eleman ilanı verdiği, ilanı duyan katılanların sanık ile irtibata geçtiği, ardından da sanığın yüz yüze görüşerek, işe yerleştirecekleri konusunda katılanları kandırarak inanmasını sağladıktan sonra, katılanlardan çeşitli miktarlarda para almasına rağmen, katılanların bir daha sanığa ulaşamadığı, sanığın bu surette her bir katılana karşı ayrı ayrı 6 kez nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Sanığın radyodaki ilanının ardından, katılanlar ile yüz yüze görüştükleri, bu görüşmelerde sanığın hileyi sergileyip katılanları dolandırdığı, dolayısıyla eylemlerinin TCK"nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı gözetilmeksizin, vasıfta hataya düşülmek sureti ile nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2)Kabule göre de,
a)Sanığın, katılanlar ... ile birlikte görüşerek inanmalarını sağladıktan sonra menfaat temin ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın, dolandırıcılık suçunu katılanlar ..."a karşı tek bir fiille işlemesi nedeniyle bu katılanlara yönelik eylemleri açısından sanık hakkında TCK"nın 43/2. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini gözetilmeyerek, ayrı ayrı dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezalarının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezalarının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin sanık hakkında hükmolunan adli para cezalarının alt sınırın üzerinde “35 gün”, “60 gün”, “30 gün”, “54 gün” ve “40 gün” olarak tayin edilmesi,
c)Hükmolunan uzun süreli hapis cezaları ertelenen sanık hakkında TCK"nın 53/1. maddesi uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/05/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 07/10/2010 gün, 3284 Esas sayılı iddianamesiyle sanığın “...Malatya ilinde faaliyet gösteren Radyo ... isimli bir radyo kanalında vermiş olduğu eleman aranıyor konulu ilanını duyan müştekilerin ... anılan işe müracaatta bulundukları... şüphelinin basın ve yayın organlarının sağladığı kolaylıktan istifade ederek müştekilerden para aldığı... üzerine atılı basın ve yayın organlarının sağladığı kolaylıktan istifade ederek dolandırıcılık suçunu işlediği...” iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Yerel Mahkemece sanığın atılı eylemi sabit kabul edilerek TCK"nun 158/1-g maddesi uyarınca cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.
Hükmü sanığın temyiz etmesi üzerine dairemizin sayın çoğunluğu tarafından “sanığın radyodaki ilanın ardından, katılanlar ile yüz yüze görüştükleri, bu görüşmelerde sanığın hileyi sergileyip katılanları dolandırdığı, dolayısıyla eylemlerinin TCK"nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı...” değerlendirmesi ile esastan bozulmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamedeki düşünce ise yerel mahkeme hükmünün sadece adli para cezası uygulaması bakımından düzeltilerek onanması gerektiği yönündedir.
Sanığın iddianame içeriğinde açıkça belirtilmeyen ancak dosyada mevcut kamu davasına konu ilan metni şöyledir:
“İşsizler kervanına elveda işe merhaba
Sizi işsizler ordusundan kurtarıyoruz.
Yimsa limited şirketinden fırsatların fırsatı
Özel güvenlik, bilgisayar gibi sertifikalarınız var ama iş bulamıyor musunuz, bize başvurun
90 gün içinde üstelik dolgun ücretli ve garantili iş imkanı sunuyoruz.
Gecikmeden kayıt yaptırın, işsiz kalmayın
Yimsa limited şirketi...”
Sanığın gerçekte hukuken mevcut olmayan bir şirketin ismini kullanarak yerel bir radyo istasyonunda kendilerine başvuranlara 90 gün içinde üstelik dolgun ücretli ve garantili iş imkanı sundukları yönünde ilan vererek ülkemiz bakımından her daim gündemin üst sırasında yer alan işsizlik olgusu ve iş bulma kavramları ile insanların topluca dikkatini çekmeyi ve adres olarak belirtilen yere başvurmalarını sağlamayı amaçladığı, bu amacına müştekiler bakımından da ulaştığı, dolandırıcılık suçu için yasa ve uygulamada aranan hile unsurunun ilk icra hareketlerinin ilanın radyoda yayınlanması ile başladığı, sonrasında ilan sebebiyle müracaat eden müştekilerle yüz yüze görüşme sırasında başlamış olan hileye dair icra hareketlerinin gerçekleştirilmek istenen amacı yani haksız menfaat elde etmeyi pekiştirici şekilde devam ettiği, bu haliyle sanığa yüklenen eylemlerin TCK"nın 158/1-g maddesinde yaptırıma bağlanan “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı kanaatindeyim.
Nitekim benzer bir olayda, sanığın aslında kiracısı olduğu ev için gazeteye satılık ilanı vererek kendisiyle irtibat kuran ve harici satış sözleşmesi imzalayarak bir miktar kaparo veren mağdura yönelik eylemini TCK"nun 157/1. maddesi uyarınca yaptırıma bağlayan yerel Asliye Ceza Mahkemesine ait hükmü Dairemizce 10/12/2012 gün, 17737-45138 sayı ile “...eylemin TCK 158/1-g maddesinde yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri değerlendirmek görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın eylemin TCK"nın 157/1 maddesi kapsamında kaldığı yönündeki itirazı da Ceza Genel Kurulunun 09/04/2013 gün, E:2013/15-226, K:2013/135 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bütün dosya kapsamı ile TCK’nın 158/1-g maddesi düzenlemesi karşısında sanığın hukuken mevcut olmayan bir şirketin ismini kullanarak yerel radyo istasyonunda ilan vererek fazla kişiye ulaşmayı ve iş bulma gibi güncel bir kavramla insanların dikkatini çekmeyi amaçladığı, ilana konu hususla ilgili bir faaliyetinin ve yetkisinin bulunmadığı da gözetildiğinde hileye ilişkin icra hareketinin ilanın radyoda yayınlatılması sırasında gün yüzüne çıktığı, yüzyüze görüşme sırasında hileye dair icra hareketlerinin devam ettirildiği, yenilenen bir eylem olmadığı, mağdurların iş bulunacağı ön kabulü ve beklentisi ile muhtemelen durumu sorgulayamadıkları, hileyi sezemedikleri, yüzyüze görüşmüş olmalarının mağdurların sanığın suç kastını anlamalarına zaten imkan vermeyeceği ve gerçekleşen sonucun bu kabulü haklı kıldığı, eylemin TCK"nın 158/1-g maddesinde yaptırıma bağlanan “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı kanaatiyle sayın çoğunluğun suç vasfından bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım.