8. Hukuk Dairesi 2010/4340 E. , 2011/346 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair Antalya 2. Aile Mahkemesinden verilen 16.04.2010 gün ve 818/552 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili ve duruşmasız olarak incelenmesi ise davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.01.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ... bizzat ve vekili Avukat ... geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili; tarafların 1976 yılında evlendiklerini ve 1979 yılında SS Gümüşkent Madenciler Yapı Kooperatifine davalı adına ortak olunduğunu, yaklaşık 20 yıl süren aidat ödemelerinden sonra edinilen, 143 ada 1 parselde bulunan 47 nolu dublex meskenin davalı eş tarafından açılan ilk boşanma davası sırasında vekil edenine ait hakları engellemek amacıyla satılarak elden çıkarıldığını belirterek, vekil edeninin bu mal varlığının edinilmesine çalışmaları karşılığında elde ettiği gelir ve ziynet eşyaları ile sağladığı katkı karşılığında fazlaya ilişen hakları saklı kalmak kaydıyla 10000 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiş; daha sonra ıslahla istek miktarını 65000 TL"ye çıkarmış ve attırılan miktar üzerinden gereken harç yatırılmıştır.
Davalı ... vekili ise; kooperatife üye olunması sırasında vekil edeninin, davacıdan borç olarak sadece 3 adet altın bilezik alındığını ve daha sonra borcun davacıya altın kolye almak suretiyle geri ödediğini, kooperatife ait aidat ödemelerinin tamamının ise, vekil edeni ve onun ailesi tarafından karşılandığını ve en son aidat ödemesinin 28.2.2002 tarihinde yapılmasından sonra vekil edenine ait 47 nolu dublex meskene ait kooperatif hissesinin, vekil edeni tarafından 19.3.2002 tarihinde Alaattin Uğur isimli şahsa 20000 TL bedelle satıldığını ve elde edilen satış bedelinin bugüne kadar harcandığını ortada katkı alacağına konu bir malın bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün redde ilişkin bölümü davacı vekili tarafından, avukatlık ücretine ilişkin bölümü ise davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 2.9.1976 tarihinde evlenmiş, 3.8.2001 tarihinde açılan ilk boşanma davasının reddine ilişkin olarak verilen hükmün 2.4.2004 tarihinde kesinleşmesinden sonra 10.4.2007 tarihinde açılan 2. boşanma davasının kabulüne ilişkin bulunan hükmün kesinleşmesi ile 2.6.2008 tarihinde boşanmışlardır. Dosya arasında bulunan kayıt ve belgelere göre; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 47 nolu meskenin davalı tarafından 4.8.1980 tarihinde kooperetife üye olunmasıyla başlayan süreç ve aidat ödemesinden sonra davalı adına herhangi bir kayıt oluşmadan 19.3.2002 tarihinde davalı tarafından 3. bir kişiye satılarak devredildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğine ve taraflar arasında görülen ilk boşanma davası retle sonuçlanmış bulunduğuna göre; eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği 2. boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 1.1.2002 tarihine kadar olan dönem bakımından Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, 1.1.2002 tarihinden sonraki dönem ve ödemeler bakımından da edinilmiş mallara katılma rejimi kuralları uyarınca çözüme kavuşturulması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak; davacı ... aidat ödemelerine ilk boşanma davasının açıldığı tarihe kadar katkıda bulunduğunu, ilk boşanma davasının açılmasından sonra doğal olarak aidat ödemelerine maddi olarak bir katkı sağlamadığını 12.9.2007 hakim havale tarihli dilekçede belirttiği için, 1.1.2002 tarihinden önceki döneme ilişkin uyuşmazlıkta bu durumun da dikkate alınması gerektiği açıktır.
Davacı ... tarafından dosyaya sunulan bazı kayıt ve belgelere göre; tarafların SSK"lı olarak çalıştıkları ve düzenli gelire sahip bulundukları anlaşılmaktadır. Taraflara ait çalışmaları ve gelir durumlarını gösteren tüm kayıtlar ilgili kurumlardan getirtilmemiş olduğu için çalışmaların ne zaman başladığı ne kadar sürdüğü ve bu süreçte ne kadar gelir elde edildiği tam olarak belirlenememiş ise de; davacının evlilik birliği içinde ve dava konusu taşınmazın edinildiği süreçte çalıştığı açıktır. Çalışan, düzenli gelire sahip bulunan ve aynı evde yaşayan bir kişinin evlilik birliği içinde edinilen diğer eşe ait bir malın edinilmesinde hiç bir katkısının bulunmadığından söz edilemeyeceğinden, mahkemenin; davacı kadının somut olarak katkıda bulunduğu belirlenememiştir şeklindeki değerlendirmesinde isabet bulunmamaktadır. Kaldı ki davalı; kooperatife üye olunurken davacıya ait 3 adet bileziği borç olarak aldığını kabul etmekte olup, ödedim savunmasında bulunmaktadır. Davacı kooperatife üye olunurken en az 3 adet bilezik ile katkı sağladığını, davalının kabulü ile kanıtladığına göre; yeni bir vakıa olan “ ödedim” iddiasını ileri süren davalı tarafın ödemeye ilişkin olan bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Mahkemenin davalının altın aldım ve ödedim şeklindeki beyanını ikrar olarak değerlendirerek, eşitlik gereğince (ikrarın bölünemeyeceği kuralı) her iki beyanın da birlikte kabul edilmesi gerektiğine dayalı görüşü de bu nedenle yerinde değildir. Davalının dava konusu taşınmazı satmış olması ve elde ettiği satış bedelini harcamış bulunması da kendisini, taşınmazın edinilmesine somut olarak parasal bir değerle katkı sağlandığı iddiasına dayanan alacak bakımından iade borcundan kurtarmaz.
Bu nedenle; mahkemece tarafların iddia ve savunmaları, gelir durumları, dava konusu mal varlığının edinilme tarihi, şekli, yapılan aidat ödemelerin miktarı ve dönemleri ile yukarıda açıklanan tüm ilkeler dikkate alınarak yeniden hukukçu bir bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiden de görüş alınmak suretiyle değerlendirme yapılması ve ondan sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Kabule göre de, yargılama sırasında ıslahla istek miktarı arttırıldığına ve arttırılan miktar üzerinden harç yatırılmış bulunduğuna göre, davalı taraf yararına verilen avukatlık ücretinin ıslahla arttırılan dava değeri üzerinden belirlenmesi gerekirken, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden belirlenmesi de doğru olmamıştır.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle; usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 825 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.