3. Hukuk Dairesi 2013/9122 E. , 2013/11900 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
Davada; davalı abonenin, elektrik faturasına yansıtılan kayıp kaçak ve diğer adlar altında alınan bedellerle ilgili olarak ... Heyeti tarafından verilen kararın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın esastan reddi cihetine gidilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ek kararla esas kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş, bu defa temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava; elektrik abonesi olan davalının, 01.12.2012 tarihli fatura ile tahakkuk ettirilen “3,72 TL kayıp/kaçak bedelinin ücretin iptali ile iadesi” talebiyle başvuruda bulunduğu ... Heyeti’nce, “talebin kabulü ile tüketiciden haksız yere alınan kayıp/kaçak bedelinin iadesine” dair verilen kararın iptali istemiyle ... tarafından açılmış olup; davacının davalıdan aldığı kayıp/kaçak bedeli, miktar itibariyle 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22. maddesinde ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının altında bulunmakta ise de; kayıp/kaçak bedelinin alınıp alınmaması hususunda verilen hükmün salt alınan bu bedele münhasır olmayıp, sonraki yıllara da yönelik olduğu, ard etkisinin bulunduğu kuşkusuzdur.
Yine, kayıp/kaçak bedeli uygulaması nedeniyle eldeki dosyada tek bir abone uyuşmazlığı yargıya taşımış olmasına karşın, ortada tüm aboneleri ilgilendiren, toplu bir hak uyuşmazlığının bulunduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Bu itibarla, kayıp/kaçak bedelinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olduğu yönünde tespit istemini de içeren böyle bir davada verilen karar, konu ile ilgili mevzuat hükümlerinin ileriye dönük uygulanıp uygulanmaması yönünde de sonuç doğuracağından, temyiz incelemesinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22. maddesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının gözetilmemesi gerektiğine; dolayısıyla bu davanın miktar ve değerine bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğuna oybirliğiyle karar verilmiştir.
Nitekim ....Kurulunun 13/05/2009 günlü ve 2009/13-122 E. 2009/189 K., 13/10/2010 günlü 2010/13-406 E. 2010/503 K. sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir.
Bu nedenle kararın kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin reddine dair mahkemece verilen 04.03.2013 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, yasal süresi içinde verilen temyiz isteminin incelemesine geçilmiştir.
Dava, davacının abonelerinden almakta olduğu kayıp/kaçak bedelinin alınmaması gerektiğine dair ... Heyetince verilen kararın iptali istemine ilişkindir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu"nun 1/1.maddesine göre; “Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır.”. Yine aynı kanunun 4/1.maddesine göre ; “Kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere ....Kurumu kurulmuştur.”
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ise; “"... bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur(md. 4/2-son)”. Yine Kurumun görevleri arasında; tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak da yer almaktadır(md.5/6-c)
Davaya konu olan kayıp kaçak bedeli, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu"nun geçici 9.maddesinde “Ulusal Tarife” adı altında ... tarafından belirlenerek uygulanmaktadır. 01.04.2011 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanmakta olan bu tarife de ...’ nun 28.12.2010 tarih ve 2999 sayılı kararı ile belirlenmiştir. Tarifelerin uygulanmasında davalının da dahil olduğu lisans sahibi şirketler bakımından yasal zorunluluk bulunmaktadır. Lisans sahibi şirketler tarifeyi değiştiremeyeceği gibi tarifede yer almayan bir bedeli de tahsil edemeyecek veya düzenlenen tarifeler kapsamında düzenlenmiş bir bedeli de tahsil etmeme gibi bir davranışta bulunamayacaktır. Diğer bir anlatımla, lisans sahibi şirketlerin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp-kaçak bedelini tahsil etmeme gibi bir insiyatifi bulunmamaktadır. Tarifelere uyma yükümlülüğünün bir gereği olarak kayıp-kaçak bedeli perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer almakta, bu bedelin belirlenmesi için alınan kurul kararı ...’ nun bir düzenleyici işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlamaktadır.
Öte yandan, 6352 sayılı Kanunun 64.m. ile değiştirilen 4628 sayılı Kanunun 12.maddesinde; kurulun yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabileceği, kurul kararlarına karşı açılan her türlü davanın öncelikli işlerden sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm çerçevesinde kurul kararlarının iptali için yargı yoluna başvurmak her zaman mümkündür.
O halde, mahkemece; tarifeye ilişkin kurul kararının iptal edilmediği sürece geçerliliğini koruyacağı gözönünde bulundurularak davanın kabulü cihetine gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.