20. Hukuk Dairesi 2014/4497 E. , 2014/7313 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında 1647,98 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla vasfıyla davalı adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın adına tapuda kayıtlı olduğu halde, kadastro sırasında davalı adına tespit edildiğini, taşınmazın mütegayip kişilerden kalan yerlerden olduğunu ve ayrıca, davalı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme şartlarının gerçekleşmediğini iddia ederek dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulüyle, 135 ada 30 sayılı parselin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle bozulmuştur.
Hükmüne uyulan 20. Hukuk Dairesinin 26/03/2012 gün ve 2012/2629-4479 sayılı bozma kararında özetle; "Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen ağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı ve üç mahalli bilirkişi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, 989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın öncesinin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı araştırılmalı,
-2-
2014/4497-7313
Hazinenin dayandığı 18.12.1987 tarih 50 nolu tapu kaydı usulüne uygun şekilde mahalli bilirkişiler eliyle mahallinde uygulanmalı, çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, mahalli bilirkişi ve varsa tarafların gösterecekleri tanıklar ile tespit bilirkişileri taşınmazın başında dinlenmeli, mahallinde 19.10.2007 tarihinde ve 15.09.2010 tarihinde yapılan keşifler sırasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanları da hatırlatılarak beyanlar arasındaki çelişki giderilecek şekilde beyanları alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır." denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine, taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Yörede orman kadastrosu yapılmamıştır.
Hükmüne uyulan bozma kararına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli resmî belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma incelemeye göre, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, zilyedliğin iradi olarak terkedilmediği, 1993 yılına kadar, adına tespit yapılan davalı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde yazılı zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu, Hazinenin dayandığı tapu kaydının taşınmaza uymadığı saptanarak yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığına göre, Hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 09/09/2014 günü oy birliğiyle karar verildi.