19. Hukuk Dairesi 2017/2331 E. , 2018/1038 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı şirket yetkilisi ... ile davalı vek. Av. ... gelmiş, başka gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan şirket yetkilisi ve avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan dış cephe boyası ve inceltici satın aldığını, bu malzemeleri Atatürk Üniversitesi"nin kampüs alanında bulunan binalarının dış cephe boyama işinde kullandığını, bir süre sonra binaların dış cephelerinde dökülme ve kabarmaların oluştuğunu, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2012/52 D.İş sayılı dosyası ile alınan delil tespiti raporunda; boyanın duvardan parçalanarak kalktığı, sorunun astar boya ile uygulanan boya arasındaki bağlayıcıların uyumsuzluğundan kaynaklanmış olabileceği, bozulan kaplamanın, iş iskelesi kurularak kazınması, tamirlerinin yapılması, ilk astar boya sonrası kat kaplama yapılması işinin 567.691,07 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 570.000,00 TL"nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, boyanın usulüne uygun kullanılmadığını, davacıya satılan boyanın daha fazla yerde kullanıldığını, inceltilerek kullanılan boyada kabarmalar düştüğünü, müvekkilinin satıp teslim ettiği ürünün ayıplı olmadığını, davacının uygulama hatasından kaynaklandığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalının sattığı inceltici astar boya ve kaplama malzemelerinin ayıplı olduğu, uygulanan dış cephelerde kabarmaların meydana geldiği, bu nedenle iş sahibi olan üniversiteye karşı sorumlu bulunduğu, oluşan zarar miktarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 567.691,07 TL"nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2014/8643 E., 2015/6135 K. sayılı ve 27.04.2015 tarihli bozma ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak bozma kararı yerine getirilmemiştir.
Bozma ilamında "Dava, satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümlerine dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK"nın 23. maddesi ve bu maddenin yollamada bulunduğu TBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla, öncelikle; dava konusu malzemenin ayıplı olup olmadığının saptanması, ayıplı olduğunun belirlenmesi halinde ise yukarıda sözü edilen yasa hükmünde belirtilen sürelerde ayıp ihbarı bulunup bulunulmadığı belirlenerek, sorumluluk durumunun değerlendirilmesi icap etmektedir. Bu çerçevede mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor yeterli incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden ayıp iddiası yönünden, davalının itirazlarını de değerlendirecek biçimde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, satılan malın ayıplı olduğunun tespiti halinde süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı yönünden de araştırma ve inceleme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilmiştir.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı gereğince 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken tek bilirkişiden rapor alındığı gibi bu raporda bozma kararında açıklanan hususlarda yeterli inceleme ve izahata yer verilmemiş olması da doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdiren 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 28/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.