14. Hukuk Dairesi 2014/5721 E. , 2014/8206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile tazminat, ikinci kademede satış bedelinin tahsili davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 04.02.2014 gün ve ...Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yükleniciden alınan temlike ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı yüklenici vekili; davacının bedel ödemediğini, bağımsız bölümü almaktan vazgeçmesi nedeniyle davalı ..."e sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., savunma yapmamıştır.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin reddine; 195.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal avans faiziyle birlikte davalı yükleniciden tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 04.02.2014 tarihli ... Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılan bağımsız bölüm yüklenici tarafından temlik ettiği kişi dışında üçüncü bir kişiye tapudan devredilebilir. Tapu kaydını devralan üçüncü kişinin hukuki durumunun TMK’nın 1023 ve 1024. maddeleri gereği değerlendirilmesi gerekir. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.” Belirtilen ilke, TMK’nın 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” hükmü yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki TMK’nın 1024. maddesinde de “Bir aynı hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki, tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Gerçekten, kayıt malikinin mülkiyeti kötüniyetle kazandığı ileri sürülmüşse, üçüncü kişinin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken şahıs olup olmadığına bakılması gerekir. Çünkü, Türk Medeni Kanununun 1024. maddesi uyarınca bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin yolsuz olan bu tescile dayanma olanakları yoktur ve yasa ve uygulamadaki deyimiyle bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ve hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz tescil sayılacağından, hakkı zedelenen üçüncü kişinin iyiniyetli olmayan malike karşı doğrudan doğruya şahsi hakkına dayanması mümkündür.
Somut olayda; davalı yüklenici ile davalı ... arasındaki işlemin muvazaalı olduğu iddiasında bulunduğundan, bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Bunun kanıtlanması için başvurulan ispat araçları yazılı delil olabileceği gibi tanık, sosyal ve ekonomik durum araştırması bilirkişi incelemesi ve diğer delillerle de olabilir. Her ne kadar, davacı bu konuda tanık dinletmemiş ise de özellikle davalı yüklenicinin tanık olarak dinlettiği, yanında bekçi olarak çalışan Hasan Küçükbiltekinin duruşmada "".... davacının dava konusu evi satın alması nedeniyle birkaç kez inşaata geldiğini ve evin seramik işleri ile bir kısım işlerini yaptırdığını, birgün yine davacı geldiğinde yüklenici şirket temsilcisi ... ile davacı arasında tartışma çıkması üzerine Hüseyin Kaya"nın bundan sonra davacıyı inşaata almamasını söylediğini, bu olaydan bir süre sonra davacı tekrar geldiğinde davacının içeri girmesine izin vermediğini ve davacının bunun üzerine geri döndüğünü, sonrasında inşaat tamamlanınca 2009 yılı 9. ayından itibaren bağımsız bölümlerin hak sahiplerine teslim edildiğini ancak dava konusu bağımsız bölümde ..."nın oturmaya başladığını ve kendisinin ... isimli kişiyi hiç göremediğine...."" dair beyanı ve mahkemece yapılan keşif sırasında bağımsız bölümde halen ..."nın oturduğunun belirlenmiş olması ve ayrıca davalı ..."ün de kendisine yapılan tebligata rağmen savunmada bulunmaması ve de bedelini ödeyerek satın bağımsız bölüm ile hiç ilgilenmemesi hayatın olağan akışına aykırı olup davalılar arasındaki temlik işleminin, davacının 26.02.2008 günlü sözleşmeyle kazandığı şahsi hakkını bertaraf etmek kastıyla yapıldığının kanıtını oluşturduğundan, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
Kararın Dairemizce açıklanan bu nedenle bozulması gerekirken usul ve yasaya uygun bulunarak onanması maddi hataya dayalı olduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.02.2014 tarihli ... Karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, karar düzeltme ret harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.