15. Ceza Dairesi 2014/19353 E. , 2017/10830 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : 1-Sahtecilik suçundan; TCK’nın 204/1, 62, 51 ve 53. maddeleri uyarınca mahkûmiyet
2-Dolandırıcılık suçundan; TCK’nın 158/1-f-son, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca mahkûmiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, ortağı olduğu ... şirketin temsilcisi olan ...’in bilgisi ve rızası dışında yetkisi bulunmadığı halde onun adına imzalamak suretiyle 20.000,00 TL tutarındaki çeki katılan şirketten aldığı mal karşılığında verdiği, sonrasında ...’in ödemeden men yasağı vererek hakkında yapılan icra takibini kaldırdığı, bu şekilde sanığın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, hesap sahibinin önceden verdiği açık ya da örtülü rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde zarar verme bilinci bulunmayacağından kastın varlığının ileri sürülemeyeceği, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığının kabul edilemeyeceğinden hareketle; sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında, ... ile birlikte ... şirketini kurduklarını, şirket adına çek hesabı açtırmadıkları için ...’e ait çekleri bilgisi dâhilinde keşide ederek verdiğini, bu şekilde başka çeklerin de bulunduğunu, ayrıca katılan şirketle aralarında açık hesap olduğunu, yine çek tutarının 7.000,00 TL’sini de şikayetçi şirketin sahibi olan ...’e elden ödediğini belirterek suçlamaları kabul etmemesi ve ...’in herhangi bir suç duyurusunda bulunmaması ile dosyadaki bilgi ve belgelerden YENİ ve ... şirketlerine ait adreslerin aynı olduğunun anlaşılması yanı sıra sanık tarafından sunulan çek alım bordrolarından, ...Tekstil şirketi tarafından gerek katılan şirket ile öncesinde yaptığı alışverişler ile diğer şirketlerle yapılan ticari alışverişlerde ...’e ait çeklerin kullanıldığının anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılması bakımından, sanığın soruşturma aşamasında sunmuş olduğu ticari belgelerin asılları getirtilerek, sanığa sözlü olarak çek keşide etme yetkisi verilip verilmediği ile daha önce sanık tarafından bu şekilde imzalanan çeklerin ödenip ödenmediği, dolayısıyla zımni rıza bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması, yine katılan şirketle aralarında açık hesap bulunduğunun iddia edilmesi nedeniyle çekin önceden doğan borç karşılığında verilip verilmediğinin ticari kayıtlardan tespit edilmesi, keza sanığın çeki verdiği şirket tahsilatçısının kim olduğu belirlenerek beyanlarına başvurulup, çeki sanığın ne şekilde hangi hukuki ilişki karşılığında verdiği ve çeki yanında imzalayıp imzalamadığının sorulması sonucunda, suça konu çekin sanık tarafından sahtecilik ve dolandırıcılık kastıyla hareket edilmeden hesap sahibinin sözlü ya da örtülü rızasına dayanılarak düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmemişse bile önceden doğan borç karşılığında verilip verilmediği ile şikayetçinin zararının kısmen de olsa giderilip giderilmediğinin tespit edilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dâhil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, resmi belgede sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşmuş somut bir zarardan söz edilemeyeceği hususu da göz önünde bulundurularak, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 18.09.2012 tarih ve 2012/2-168-1776 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin objektif koşulların varlığı halinde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin olan, seçenek yaptırıma veya tedbire çevirme ya da erteleme hükümlerinden önce ve 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce re’sen, bu değişiklikten sonra ise, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi halinde mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanması gerektiğinden, suç tarihi itibariyle sabıka kaydı bulunmayan ve cezası bir daha suç işlemeyeceği kanaatiyle ertelenen sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK’nın 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-5237 sayılı Kanun"un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.