14. Hukuk Dairesi 2014/4694 E. , 2014/8345 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.01.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.01.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, 1315 parsel sayılı taşınmazda davalı adına satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ... Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin ...Esas, ... sayılı Kararı ile tescil edilen payın önalım hakkı nedeniyle iptali ve kendi adına tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının keşfen bilirkişi tarafından tespit edilen bedeli depo etmek üzere süre verilmiş olmasına rağmen, davacı vekilinin 840,00 TL"yi bloke ettiği ve bilirkişinin tespit ettiği değeri yatırmayacaklarını açıkça dilekçelerinde beyan ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar vermek gerekmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Her ne kadar davalıya karşı önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemli dava açılmış ise de davaya konu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının incelenmesi ile davalının taşınmazlarda pay sahibi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, davada, davalının payı bulunmadığından pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde önalım bedelinin yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan HUMK’nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.06.2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
K A R Ş I O Y
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının keşfen bilirkişi tarafından tespit edilen bedelin depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Sayın çoğunluk, dava tarihi itibariyle davalının taşınmazlarda pay sahibi olmadığı bu nedenle pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiği sonucuna varılarak yerel mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek onanmıştır.
Davacı, dava dilekçesinde ada ve parsel numaralarını bildirdiği taşınmazlarda paydaş olduğunu ve aynı taşınmazlarda paydaş olan hissedar dava dışı Aydın Taşkın"ın kendi hisselerini 14.07.2003 tarihinde davalı ..."e satış vaadinde bulunduğunu ve tapu devrine yanaşmadığından Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... sayılı Kararı ile hükmen tescil kararı alındığını ve kararın 30.11.2012 tarihinde kesinleştiğini belirterek Medeni Kanununun 733. maddesi hükmü uyarınca davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali adına tescilini dava ve talep etmiştir.
Tapu kayıtları incelendiğinde dava konusu taşınmazlar da davalı ... lehine oluşmuş bir pay bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, hükmen tescil kararı ile taşınmaz maliki olan bir kişiye karşı hükmen tescil kararının tapu da infaz edilmemesi nedeniyle yasal önalım hakkının ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Medeni Kanununun Madde 732"de aynen "Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen ve kısmen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler." Medeni Kanununun Madde 705"de aynen "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." hükümlerini içermektedir.
Somut olaya gelince; davalı 30.11.2012 tarihinde kesinleşen hükmen tescil kararıyla dava konusu edilen taşınmazların mülkiyetini kazanmıştır. Mülkiyetin kazanılması tescilden önce doğmuştur. Tescil üçüncü kişilere karşı aleniyeti sağlar, ayrıca malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi için tescil şartı öngörülmüştür. Yasal düzenlemede hükmen tescil kararı ile mülkiyet hakkı kazanan bir kişiye karşı önalım hakkının ileri sürülebilmesi için tescil şartı aranmamaktadır.
Taşınmaz üzerindeki payın satılması ve mülkiyetin üçüncü kişiye geçmesi yeterlidir. Kaldı ki hükmen tescil kararı her zaman infaz edilebilecek bir karardır. Bu nedenlerle mahkemece önalım hakkının kullanılmasına dair davalı aleyhine açılan davada esasa ilişkin inceleme yapılarak sonuca gidilmesi yasaya uygundur. Kararın onanması gerekir.
Sayın çoğunluğun pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerekir görüşüne katılmıyorum.