3. Hukuk Dairesi 2016/5426 E. , 2017/14407 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı Fahri Korkmaz yönünden reddine; davalı ... yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı tarafından kullanılan kaçak elektrik bedelinin tahsili amacıyla ... 6. İcra Müdürlüğü"nün 2008/1216 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, itiraz tarihi itibariyle itirazın iptali davası açma süresinin geçirilmiş olması nedeniyle eldeki davanın açıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.003,65 TL’si asıl alacak olmak üzere toplam 18.250,00 TL alacağın işletilecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamış;aşamalarda tespit edilen beyanlarında ise, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediğini, söz konusu iş yerinin çalışanı olduğunu, kaçak tüketim ile bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı.....yönünden davanın usulden reddine; davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 7.003,78 TL asıl alacak, ve 7.945,39 TL işlemiş ticari temerrüt faizi olmak üzere toplam 14.949,17 TL alacağın dava tarihi olan 14/11/2011 tarihinden itibaren asıl alacak olan 7.003,78 TL ye işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsili ile davacıya verilmesine; davacının davalı ...’a yönelik fazlaya ilişkin alacak talebini içerir davasının reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava;abonesiz ve kaçak elektrik tüketimi iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
TTK"nun 4.maddesinde ise ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1.fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan ... hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda..."sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu"nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir.
26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete"de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2. maddesinde, "6102 sayılı Kanun"un 5. maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir.
TTK"nun 19. maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re"sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re"sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; dosya kapsamında yer alan kaçak tespit tutanakları incelendiğinde,kaçak tüketimin yapıldığı adresin ‘’emlakçılık faaliyeti‘’ için kullanıldığı anlaşılmakla,davalının tacir sıfatına haiz olup olmadığı araştırılmadan esasa yönelik inceleme ve değerlendirme yapılması doğru görülmemiştir.Nitekim davalının tacir sıfatına haiz olduğunun kabulü gerekiyor ise, Ticaret Mahkemelerinin görevli olacağı ve mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece, yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, davalının tacir sıfatına haiz olup olmadığının araştırılması, haiz ise Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu düşünülerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı vekili ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacı vekili ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.