3. Hukuk Dairesi 2016/11213 E. , 2017/14430 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet eşyaları aynen veya nakden iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; nişanda hediye edilen 2 adet ve beheri yaklaşık 8 ile 10 gr. arasında olan 22 ayar bileziğin, davalının annesi tarafından sarraftan ödünç alındığı ve iadesi gerektiği söylenerek istendiğini ve kendisine geri iade edilmediğini, düğünlerinde hediye edilen 36 adet çeyrek altın, 17 adet 22 ayar altın bilezik (beherinin ağırlığı ortalama 8 gr.-10 gr. arasında ), 1 adet set (altın kolye, altın küpe, altın bileklik), 1 adet Cumhuriyet Altını, 3 Adet Künye, 1.500,00 (Usd Amerikan Doları) ve 2.000,00 Euro döviz ile 1.800,00 TL. (Balayında harcanan paranın)’nin ise davalı tarafından alınarak, altınlar bozdurulmak suretiyle bir kısmının ev kredisi bir kısmının ise düğünden kaynaklanan borçlar için kullanıldığını ve bir daha kendisine iade edilmeyeceğinin söylendiğini ileri sürerek, miktar ve nitelikleri belirtilen hediyelerin aynen, bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla ödeme günündeki bedellerinin tespiti ile şimdilik 30.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; nişanda takılan takıların davacıdan alındıktan sonra düğün sırasında 3 adet bilezik olarak yeniden takılmak suretiyle iade edildiğini, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları ile paranın ise davacıdan alınmadığını ve halen davacıda olduğunu, davacının ziynetlerin bozdurularak ev kredisi ve düğün borçlarına ödendiği iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının nişan ve düğün töreninde kendisine takılan ziynet eşyaları ve bir kısım paranın daha sonra zorla elinden alındığı ve davalıda kaldığı iddialarını ispat edemediği, davacının mahkemece hatırlatılmasına rağmen yemin teklifinde de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, nişan ve düğün töreninde hediye edilen ziynet eşyalarının ve bir kısım döviz ile TL cinsinden paranın aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; nişanda takılan ve davalı tarafça davacıdan alınan ziynetlerin iade edilip edilmediği, düğünde hediye edilen ziynet ve paranın davalı tarafça bozdurularak harcanıp harcanmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Kadına ait ziynetler, koca tarafından bozdurulup, değişik amaçlarla harcanmış olabilir. Bu durumda, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, davacının isteği ve onayı ile bozdurulup harcandığının, davalı yanca kanıtlanması halinde, davalı koca ziynet eşyalarının iadesinden kurtulur.
Ziynet eşyaları yönünden olağan olan, bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Ziynet eşyalarının davalı kocanın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer. Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür.
Bu bağlamda davacı; dava konusu ettiği ziynet eşyasının varlığını, bunların zorla elinden alındığını ispatla yükümlüdür.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davacı kendisine nişan ve düğünde takılan ziynetlerin davalı tarafça iade edilmemek üzere alındığını ve bozdurularak düğün borçları ve ev kredisinin ödendiğini ileri sürmüş, davalı ise nişan sırasında takılan ziynetlerin davacıdan alındığını kabul etmiş ancak belirtilen ziynetlerin düğün sırasında misliyle takılmak suretiyle geri iade edildiğini ve düğün sırasında takılan ziynetlerin ise davacıdan hiç alınmadığını savunmuştur. Bu durumda davacı takıların kendisinden alındığını, rızası olmaksızın bozdurularak harcandığını ispat etmek davalı ise; ikrarı nedeniyle nişanda takılan ve davalıdan alınan takıların davalıya iade edildiğini ispat etmek zorundadır.
Yargılama sırasında, davacı düğünde takılan takıların rızası olmaksızın kendisinden alındığını ve davalı tarafça bozdurularak harcandığını ispat edememiştir. Ancak, davalının nişanda takılan ziynetlerin davacıdan alındığına yönelik ikrarı ve tanık sıfatıyla dinlenen davalının kız kardeşi Özge Kaya’nın “nişan töreninde davacıya takılan iki adet bileziğin nişandan sonra davacıdan alındığı”na yönelik beyanı ve taraflar arasında görülen ve kesinleşen ... 2. Aile mahkeme’sinin 2011/349 E, 2012/606 K. Sayılı boşanma
ilamında “ nişan töreni sırasında davacıya takılan takıların davalı ve davalının ailesi tarafından kendisinden alındığı bu nedenle taraflar arasında tartışma yaşandığı”na yönelik gerekçesi de birlikte değerlendirildiğinde nişanda takılan ziynetlerin davacıdan alındığı ve iade edilmediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davalı ve davalı yakınları tarafından davacıya nişan töreni sırasında takılan 2 adet ve beheri yaklaşık 8 ile 10 gr. arasında olan 22 ayar bilezik yönünden davanın kabulü cihetine gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.