Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/4473
Karar No: 2012/5194
Karar Tarihi: 04.06.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/4473 Esas 2012/5194 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2012/4473 E.  ,  2012/5194 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

    H.. N.. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Midyat Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.04.2011 gün ve 14/378 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Davacı H.. N.. dava dilekçesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 118 ada 45 sayılı parselin Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, babasının bu taşınmazda yaklaşık 45 yıl üzüm bağcılığı yaptığını, 25 yıl önce kendisine bağışladığını ve 25 yıldan beri de kendisinin kullandığını 70 seneden beri zilyet ve tasarruflarında bulunduğunu, tespitin hatalı yapıldığını açıklayarak anılan parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tescilini karar verilmesini istemiş, 13.04.2010 tarihli yargılama oturumunda “…taşınmazın yaklaşık 12-13 dönüm kadar olduğunu…” bildirmiş ve tanıkların isimlerini vermiştir.
    Davalı Hazine vekili yargılama oturumlarında davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, 11.10.2010 tarihli teknik bilirkişinin raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 46721,11 m2 yüzölçümlü yer bakımından davanın kabulüne, aynı krokide B harfi ile işaretlenen 7083,14 m2’lik taşınmaz ile aynı krokide C ile belirlenen 506.805,99 m2’lik yerlerin Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
    Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taşınmazın davacının babasından geldiği, ancak mahkemece dava koşulu üzerinde durulmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de, hüküm vermeye yeterli olmamıştır. Uyuşmazlık konusu 118 ada 45 sayılı parsel 25.08.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Keşifte dinlenen uzman ziraat bilirkişileri akademisyenler 25.11.2010 tarihli raporlarında 1984 yılı hava fotoğraflarına göre taşınmazın tarım arazisi olduğunu, 1984 yılından beri imar ve ihyanın tamamlandığını açıklamışlardır. Taşınmaz 2009 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Hazine adına ham toprak niteliğiyle tespit edildiğine göre taşınmazın belirlenen bu niteliği itibariyle imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir.Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi uyarınca imar ve ihyanın tüm koşullarının araştırılıp belirlenmesi zorunludur.
    Davacı dava dilekçesinde taşınmazın babasından kaldığını ve 25 yıl önce kendisine bağışlandığını açıklamış, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da taşınmazın davacının babasından kaldığını bildirmişler ancak, babadan davacıya intikal konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Dosya arasında bulunan nüfus kaydına göre davacının babası Hüseyin Nohut 01.08.2000 tarihinde ölmüş olup davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmıştır. Muris Hüseyin’in terekesi TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince ölüm tarihi itibariyle elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Anılan Kanunun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olduğuna göre tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları gerekir. Bir veya birkaç mirasçının terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmamaktadır. Bu bakımdan yapılacak araştırma ve inceleme sonucu taşınmaz gerçekten bağış, satış veya terekenin paylaşımı sonucu davacıya kalmış ise, davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıdaki eksikliklerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Şayet dava konusu taşınmaz satış, bağış ya da terekenin paylaşımı sonucu davacıya düşmemiş ise, bu taktirde davacının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açmayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir.
    Ham toprak niteliğiyle tespit edilen taşınmazların ya da imar ve ihyaya muhtaç bulunan yerlerin ne zaman kültür arazisi haline getirildiği, imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususunu belirleyen en iyi yöntem hava fotoğraflarıdır. Yargıtay ve Daire uygulaması gereğince kural olarak, kadastro tespitinin yapıldığı 28.08.2009 tarihinden geriye doğru (1979-1989 yılları arası) 20 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarıyla inceleme yapılmaktadır. Sadece 1984 tarihli hava fotoğrafının getirtildiği anlaşılmış olup, bu fotoğrafın da konunun uzmanı jeodezi ve harita mühendisi aracılığıyla değil, uzman bilirkişi ziraatçı bilirkişiler tarafından uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu husus uygulamaya aykırı düşmektedir. Bu nedenle 25.08.2009 tarihinden geriye doğru açıklandığı biçimde 1979-1989 yılları arası iki ayrı zamanda çekilen hava fotoğrafları yöntemine uygun bir biçimde Harita Genel Komutanlığından getirtilerek dosya arasına konulması, bunun dışında taşınmazın içerisinde yer alan 119 ada 1 sayılı parsele ait kadastro tutanağı ve ekleriyle kadastro sırasında revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, taşınmazın çevresinde aynı zamanda 116 ada 1 ve 117 ada 1 sayılı orman parselleri bulunduğundan dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığının Orman İdaresinden sorulması, kesinleşmiş orman kadastro çalışmalarına ait harita ve tutanaklar ile kesinleşme tarihini gösteren belgelerin haritasıyla birlikte Orman İdaresinden getirtilerek dosya arasına konulması, kesinleşmiş orman kadastrosu söz konusu değilse, bu taktirde taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca orman veya orman toprağı sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda gerekli incelemenin yapılması, bu taktirde hava fotoğrafları, gizli memleket haritası ve orman amenajman haritasının uygulanması suretiyle araştırmanın yapılması, hava fotoğraflarıyla ormana ait tüm bilgi, belge ve haritaların yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişiler jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve orman mühendisi aracılığıyla zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığı veya orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığı hususlarında hiç bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde anılan bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, 119 ada 1 sayılı parsele revizyon gören tapu ve vergi kaydı var ise taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, bu kayıtların teknik ve yerel bilirkişi ile tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların TMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, dava konusu yerin davacı ve babası tarafından hangi tarihte imar ve ihyasına başlandığı, imar-ihyayı ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamladıkları hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması gerekir.
    Her ne kadar davacı bakımından Kutlubey köyü ile taşınmazın bulunduğu köyde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca miktar araştırması yapılmış ise de, davacının babasının öldüğü tarih itibariyle davacının bağımsız 20 yıllık zilyetliği bulunmadığı anlaşıldığından davacının babasına ait veraset belgesi alındıktan sonra miras bırakan Hüseyin ile dava dışı diğer mirasçılar yönünden de aynı biçimde miktar araştırmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarıyla kadastro tutanaklarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı tescil davalarına ilişkin dosyaların ise, bulundukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden göz önünde bulundurulması, davacı her ne kadar dava dilekçesinde 118 ada 45 sayılı parselin tamamının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiş ise de, 13.04.2010 tarihli yargılama oturumunda imzalı beyanıyla istediği taşınmazın yaklaşık 12-13 dönüm civarında olduğunu bildirdiği halde bu miktar orantısız bir biçimde aşılarak 46.721,11 m2’ye karar verilmesi doğru değildir (HUMK m. 74).
    Teknik bilirkişilerin raporunda A harfi ile işaretli yer konusunda davanın kabulüne karar verilmesiyle 118 ada 45 sayılı parselin 3 parçaya bölündüğü anlaşılmaktadır. A harfi ile işaretli kısmın davacı adına, krokide B ve C harfleriyle işaretli yerlerin ise, Hazine adına son parsel numaraları ile tesciline karar verilmesi ve eski parselin boşlukta bırakılması infazda duraksama yaratacaktır. Bu tür olaylarda kabulüne karar verilen taşınmazın aynı ada son parsel, kayıt maliki üzerinde kalan bölümlerden birinin aynı ada aynı parsel numarasıyla kayıt maliki üzerinde bırakılmasına, boşlukta kalan diğer parçanın ise aynı ada son parsel numarasıyla yine kayıt maliki adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilir. Bu hususun da mahkemece göz önünde bulundurulması gerekir.
    Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 ve (HMK.nun 297/ç) HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.











    M.A.
    Karşılaştırıldı.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi