Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/3478
Karar No: 2017/14639
Karar Tarihi: 25.10.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/3478 Esas 2017/14639 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/3478 E.  ,  2017/14639 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; maliki bulunduğu taşınmazı dava dışı ..."a kiraya verdiğini, 26/12/2013 günü saat 16:00 sıralarında gaz sıkışması nedeniyle evde patlama meydana geldiğini; olay üzerine haberi alınca ikamet ettiği Almanya"dan Türkiye"ye geldiğini, patlama sonucunda evde büyük çapta maddi hasar meydana geldiği ve yine zemin kat garajında bulunan davacı adına kayıtlı aracın da zarar gördüğünü; olayda sorumluluğun doğalgaz firmasına ait olduğunu; ..."ın evi kiraladığında doğalgaz firması yetkililerinin doğalgazı bağladıklarını ancak, mutfaktaki doğalgaz tesisatının ucunu körtapa veya benzeri bir aparat ile kapatmadıklarını, bu nedenle de buradan gaz sızıntısı olması nedeniyle patlamanın meydana geldiğini belirterek; 7.107,02 TL dairede meydana gelen zarar (duvar, tavan cam vs), 4.085,06 TL araçta meydana gelen zarar, 939,87 TL Almanya-Türkiye uçak bileti yol masrafı, 594,20 TL Türkiye"de kaldığı dönem için ödediği doğalgaz ücreti, 600,00 TL daire kullanılmaz olduğu için mahrum kalınan 2 aylık kira bedeli olmak üzere toplam; 13.326,15 TL maddi tazminat alacağından, şimdilik 3.000 TL"sinin ve 2.000 TL manevi tazminatın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 05.05.2015 tarihinde maddi tazminat talebini 13.326,15 TL"ye yükseltmiştir.
    Davalı; dava dışı ... ile sözleşme yapıldığını, davacı ile yapılmış bir sözleşmenin bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini; olayın meydana geldiği yerin iç tesisat sorumluluğu olan bir bölgede gerçekleştiği ve davalı şirketin bu alanda herhangi bir kontrol ve yükümlülüğünün olmadığını, mutfak ocağının doğalgaz borusunun ağzının kapatılmamasındaki sorumluluğunun davalı şirkete değil ocağı oradan söken bir önceki yetkili firma sahibi veya sökümü yaptıran müşterinin olduğunu; doğalgaz kullanım sözleşmesinin 25/11/2013 tarihinde yapıldığı patlamanın ise 26/12/2013 tarihinde meydana geldiği, arada bir aylık bir süre olduğunu, patlamanın bu bir aylık sürede gerçekleşmemiş olmasının iddiaları çürüttüğünü; gerek abonelik sözleşmesinde gerekse doğalgaz kullanım
    sözleşmesinde gazın kaçak anında algılanabilmesi için kokulandırıldığını, böyle bir durumun tespit edilmesi anında kullanıcının yapması gereken hususların belirtildiğini, bu şartların kullanıcı tarafından dikkatle uygulanmış olsa idi patlamanın meydana gelmeyeceğini ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece; davanın kabulüne, 13.226,23 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Dava; doğalgaz patlamasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir
    Hükme esas alınan ve dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu hazırlandığı anlaşılan 21.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda; zarar gören bina ve araca ilişkin makul tadilat süresi belirtilmemiştir.
    Mahkemece; dava konusu taşınmazın tapu kaydı ile aracın hak sahipliğine ilişkin kayıtların ilgili kurumlardan getirtilmesi sonrası, konusunda uzman bilirkişilerin refakate alınarak mahallinde keşif yapılması, bilirkişilerden; taşınmazın ve aracın, hasar ve tamirinin dosyaya sunulan faturalarla uyumlu olup olmadığının tespit ettirilmesi, buna göre taşınmaz ve araç için talep edilen tazminat miktarının belirlenmesi, taşınmazın tekrar oturulabilir hale gelmesi için gerekli tadilat süresinin (hasarın giderilmesi için gerekli makul süre) bilirkişilere hesaplattırılması, tespit edilecek bu makul süreye göre de davacı tarafın kira bedeli ile yakıt gideri talebinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    3-Bundan ayrı, Türk Borçlar Kanunu"nun 58. maddesinde manevi tazminata ilişkin düzenleme yer almaktadır.
    Türk Borçlar Kanunu’nun 58.maddesi hükmüne göre manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 24.maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olması zorunludur. Malvarlığında bir zarar meydana gelmesi halinde de kişinin az veya çok üzüleceği ve manevi olarak acı çekeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, malvarlığı zararları bu madde kapsamına girmemektedir. Anılan madde hükmü ile yalnızca kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan zararların giderilmesi amaçlandığından malvarlığı zarara uğrayan kişi yararına Türk Borçlar Kanununun 58.maddesi hükmüne göre manevi tazminata hükmedilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.
    Yukarıda ifade edilen madde metni incelendiğinde de görüleceği üzere; davacı yönünden manevi tazminat istem koşullarının eldeki dava bakımından oluşmadığı nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi