14. Hukuk Dairesi 2014/7762 E. , 2014/8694 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2013
NUMARASI : 2012/10-2013/75
Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazıl hükmün; Dairemizin 31.03.2014 gün ve 2014/4449 Esas, 2014/4213 Karar sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı şirket vekili ve davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Dairemizin 31.03.2014 günlü ve 2014/4449 Esas, 2014/4213 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Davacı vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay bozma ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’nın 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan Kanun’un taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır. Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
“Kazı ve Yapılar” başlıklı Türk Medeni Kanununun 738. maddesi gereğince; malik kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Yine aynı Yasa’nın 749. maddesi gereğince sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyete ilişkin hükümler saklı kalmak üzere; her arazi maliki, taşınmazının sınırının çit veya duvar gibi sınırlıklarla çevrilmesi için yapılan giderleri karşılar.
İcra ve İflas Kanununun 30. maddesi hükmü gereğince de; bir işin yapılmasına dair olan ilamın icra müdürlüğüne verilmesi üzerine borçluya bir icra emri gönderilerek ilamda gösterilen süre içinde ve eğer süre verilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanları tayin edilerek icra müdürlüğü tarafından o işin yapılması emredilir. Borçlu emir gereğini yerine getirmezse lazım gelen masraf icra müdürü tarafından bilirkişiye hesaplattırılarak ayrıca bir hüküm gerekmeksizin bu masraf borçludan tahsil edilir.
Somut olayda; davacı, davalı tarafça komşu taşınmazda yapılan kazı ve hafriyat çalışması esnasında taşınmazı ile davalı tarafa ait taşınmaz arasında kot farkı oluştuğunu ve bunun sonucunda ..ada ..parsel numaralı taşınmazında toprak kayması meydana geldiğini, meydana gelen zarar ile parseller arasına yapılacak istinat duvarının masrafının tespiti için Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/15 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırdığını belirterek, bilirkişi tarafından tespit edilen istinat duvarının yapımı için gerekli olan 14.400 TL, toprak kaybının telafisi için gerekli olan masraf 5.385,75 TL ve taşınmazın tarımsal niteliğinin kazandırılması için gerekli olan 214,25 TL olmak üzere toplam 20.000 TL"nin yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep etmiştir.Yargılama sırasında da taşınmazların bulunduğu yerde keşif yapılarak aynı hususlarda bilirkişi raporları alınmıştır. Mahkemece hükmedilen 1.183 TL taşınmaz bedeli ve 254 TL ıslah çalışması bedeli dışında istinat duvarının yapımı için gerekli olan ve bilirkişi tarafından tespit edilen 14.400 TL"nin de hüküm altına alınmasına karar verildiği görülmüştür.
Ne var ki; davaya konu olayda, öncelikle bilirkişi raporları değerlendirilerek davalının komşuluk hukukuna aykırılık teşkil eden davranışının ne şekilde giderilmesi gerektiği belirlenerek buna ilişkin hüküm kurulması, hükmün infazının da yukarıda belirtildiği şekilde yapılması gerekir. Eda davalarında davalının olumlu (yapmak, vermek) veya olumsuz (yapmamak, kaçınmak) bir edaya mahkum edilmesi istenir. Ancak davacının bu yönde bir talebi (istinat duvarı yapmak şeklinde eda davası) olmadığından ve istinat duvarını bizzat kendisinin yapması için gerekli olan bedeli talep ettiğinden taraflar arasındaki çekişmenin yukarıda belirtilen açıklamalara göre sonuçlandırılması gerektiği halde istinat duvarına ilişkin tazminata hükmedilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca; mahkemece istinat duvarı yönünden tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün sadece istinat duvarı bedeli yönünden bozulması gerektiği halde yanılgılı değerlendirmeyle davanın tamamen reddine karar verilmesi sonucunu doğuracak şekilde hükmün bozulmasına karar verildiği bu defa yapılan incelemeden anlaşılmış, davacı vekilinin yerinde görülen karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin bozma ilamı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile, Dairemizin 31.03.2014 tarihli 2014/4449 Esas, 2014/4213 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.