1. Hukuk Dairesi 2021/7345 E. , 2021/6155 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-ALACAK
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen kararın duruşmalı temyiz incelemesinde, duruşma günü olarak saptanan 20/04/2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ..."un tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ...’nin maliki olduğu taşınmazları ara malik kullanmak suretiyle davalı oğullarına satış suretiyle devrettiğini, taşınmazların imar uygulamasına tabi tutulup kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edildiğini, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu, murisin mal satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalıların da alım güçlerinin bulunmadığını ileri sürerek, 203 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14; 1571 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16; 1571 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16; 1583 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 nolu bağımsız bölümler ile 569 parsel, 1541 ada 6, 7; 1633 ada 8, 269 ada 5, 7; 1571 ada 6 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, zamanaşımı def’inde bulunup, bir kısım taşınmazların mirasbırakan ile ilgisinin bulunmadığını, Hazine ya da üçüncü kişilerden satış suretiyle edindiklerini, muristen taşınmaz satın almadıklarını, temliklerin muvazaalı olmadığını, işlemlerin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin verilen karar, Dairece; “...Özellikle yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazalı olduğu saptanmak suretiyle davanın kısmen kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Diğer temyiz itirazlarına gelince, davacıların miras payları karşılığı ve bu paylara isabet eden değerlerin tespiti bakımından mahallinde uzman bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak, davalıların dava dışı paydaşlardan da pay temliki aldığı ve taşınmazın imar uygulamaları ile ifraz ve tevhit işlemlerine konu edildiği dikkate alınarak, miras bırakandan temlik edilen payların ne kadarlık bir kısmının güncel tapu kayıtlarına isabet ettiğinin saptanıp önceki raporlar arasındaki çelişkileri de giderir şekilde denetime elverişli rapor alınması, davacıların bir kısım taşınmazlara yönelik feragat beyanları da dikkate alınarak hükmün ferilerinin de bu doğrultuda oluşturulması, toplanan ve toplanacak delillerin bir bütün olarak değerlendirip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, çelişkili bilirkişi raporlarına itibar edilerek eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda feragat edilen taşınmazlar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer taşınmazlar yönünden muvazaa iddiası sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiş, muhtıraya rağmen eksik temyiz harcı süresinde ikmal edilmediğinden davalıların temyiz isteklerinin ek karar ile reddine karar verilmiştir.
Davacıların temyiz itirazlarının incelemesinde;
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak feragat edilmeyen taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş ve infaz kabiliyeti olmayacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesinde “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların miras paylarına isabet eden kısımların değerleri belirlenirken mirasbırakandan gelen kısımların yüz ölçümü üzerinden hesap yapıldığı görülmektedir.
Ne var ki, bozma ilamında ve tapu müdürlüğünün 11.06.2021 tarihli yazı cevabından kat mülkiyeti kurulu bağımsız bölümlerin hisselendirilmesinin davalıların bağımsız bölümlerdeki hisseleri üzerinden yapılması gerektiği, bağımsız bölümlerin arsa payları üzerinden yapılan bir hisselendirmenin ise infazının mümkün olmayacağına işaret edildiği görülmektedir.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş, çekişme konusu taşınmazlarda mirasbırakandan gelen kısımların kabul kapsamına alınan arsa ve bağımsız bölümlere hangi pay oranında yansıdığının denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespiti ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bağımsız bölümlerin arsa payına isabet eden kısımların yüz ölçümü üzerinden yapılan hesaba göre hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de; tazminata ilişkin hüküm fıkralarında davalıların her birinin sorumlu olduğu kısımların belirtilmemesi ve çekişmeli 1541 ada 6 parsel sayılı taşınmazda iptal edilen payın hatalı gösterilmesi de doğru değildir.
Davacıların değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davacılar vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşı temyiz edenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.