Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2020/55
Karar No: 2021/67
Karar Tarihi: 11.02.2021

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/55 Esas 2021/67 Karar Sayılı İlamı

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi


1. Taraflar arasındaki “yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulunun üç kişiden oluşacağının belirlendiğini, şirketin kurucusu ve hâkim hissedarının (%99,5 hissedar) müteveffa ... olduğunu, 17.06.2011 tarihli genel kurul kararıyla ..., ... ve ...’ndan oluşan üç kişilik yönetim kurulunun oluştuğunu, yönetim kurulunun başkanı ve şirketi temsil ve ilzama tek yetkilisi olan müteveffa ...’nun genel kurul tarihi öncesinde “demans” hastalığına yakalandığını, görev süresince hastalığının artarak devam ettiğini ve 30.03.2014 tarihinde de vefat ettiğini, söz konusu hastalığından dolayı temyiz kudretini kaybetmiş olan ...’nun yönetim kurulu üyeliğinin kendiliğinden sona erdiğini, 17.06.2011 tarihinden itibaren hukuken ve fiilen iki kişi kalan yönetim kurulunun faaliyetlerine devam ettiğini, davalı şirketin yönetimi tarafından noterde düzenlenmiş geniş yetkili vekâletnameyle temyiz kudretini kaybetmiş olan ... adına tam yetkili vekil olarak işlemler yapılarak kendileri lehine kişisel çıkar sağladıklarını, şirketi borçlu hâle getirdiklerini, dolayısıyla anılan dönemdeki tüm yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğunu ileri sürerek 12.12.2013 ve 10.04.2014 tarihli genel kurulların toplanmasına ilişkin yönetim kurulu kararlarının, ...’na tek başına ve sonradan... ile Lütfi Güleryüzlü’ye temsil ve ilzam yetkisi veren yönetim kurulu kararlarının, 17.06.2011 tarihli genel kurul sonrasından dava tarihine kadar olan tüm yönetim kurulu kararlarının yokluklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili; davacı ortağın 17.06.2011 tarihli genel kurula velisi ile 10.04.2014 tarihinde yapılan genel kurula ise asil olarak iştirak ettiğini ve olumlu oy vererek yönetim kurullarını ibra ettiğini, dolayısıyla söz konusu yönetim kurulu kararının yıllar sonra batıl olduğunu iddia etmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, kaldı ki ...’nun fiil ehliyetini kaybettiğini gösteren tıbbi bir raporun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.09.2016 tarihli ve 2016/308 E. 2016/901 K. sayılı kararı ile; dava konusu yönetim kurulu kararının davalı şirketin 12.12.2013 tarihli genel kurulunun toplanmasına ilişkin olduğu, dolayısıyla şirketin genel kurulunun yapılması için alınan yönetim kurulu kararının TTK’nın 391. maddesinde sayılan hususlardan hiçbirine girmediği, diğer yandan genel kurulun toplanmasının tüm paydaşların yararına olduğu, şirketin genel kurulunun toplanmasına dair alınan yönetim kurulu kararının batıl kararlardan olmadığı, 12.12.2013 tarihli genel kurul kararının iptali için açılan Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1208 Esas sayılı dosyasının eldeki dava açısından bekletici sorun yapılmasında hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 29.11.2016 tarihli ve 2016/11 E. 2106/11 K. sayılı ile; davacının dava konusu yönetim kurulu kararlarının butlanla sakat olduğunu iddia ettiği ancak anılan kararların ne suretle haklarını ihlal ettiğini ve TTK’nin 391. maddesinde sayılan hangi butlan sebebinin gerçekleştiğini açıklayamadığı, butlanı talep edilen yönetim kurulu kararlarının genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin olduğu, bu nedenle bu kararların davacı ortağın hak ve çıkarlarını doğrudan doğruya ihlal eden veya kısıtlayan kararlardan olmadığı, TTK’nin 391. maddesi gereğince butlan hâlinden söz edilemeyeceği, davacının davalı şirketin murahhas üyesinin temyiz kudretini kaybettiğini iddia etmesine rağmen bu yöne ilişkin herhangi bir sağlık kurulu ya da hekim raporu sunulmadığı, TTK’nin 390/1. maddesine göre şirket yönetim kurulunun iki kişiyle toplanıp karar almasının mümkün olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.01.2019 tarihli ve 2017/495 E. 2019/56 K. sayılı kararı ile; “…1) Dava, yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemlerine ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, muris ... hakkında düzenlenen 16.10.2012 tarihli, ‘Hasta Ekiprizinin hasta geçmişi ve teşhis bölümünde, adı geçenin alzheimer hastası olduğu belirtilmiştir. Davacı yanca da, murisin alzheimer hastalığına yakalandığı ve anılan hastalığın murisin fiil ehliyetini ortadan kaldırdığı, murisin hastalığı ile ilgili ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu raporu istenildiği ve anılan raporun sonucunun beklenmesi talep edilmiştir. Gerçekten de, muris ...’nun fiil ehliyeti bulunmadığının tespiti, yönetim kurulu kararlarının geçerliliğini etkileyecektir. Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen tarihleri içeren bir kısıtlama kararı bulunmadığı, dosyada mevcut rapor ve reçetelerden de murisin fiil ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılamayacağı görüşü benimsenmişse de, yukarıda da açıklandığı üzere, kısıtlama kararı bulunmasa dahi, murisin tedavi gördüğü hastahaneden tedavi dosyası da getirtilmek ve ceza dosyasındaki Adli Tıp raporu beklenmek suretiyle yaptırılacak inceleme neticesinde, anılan hastalık nedeniyle yönetim kurulu karar tarihinde hak ve fiil ehliyetini kaybettiğinin tespiti, dava konusu yönetim kurulu kararlarının geçersizliği sonucunu da doğurabilecektir. Tüm bu nedenlerle, Davacı tarafça, murisin fiil ehliyetinin yokluğu hususunda ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu incelemesi yapıldığı ve Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesi gerektiği ileri sürüldüğü halde, mahkemece bu husustaki davacı delilleri toplanmaksızın dosyada mevcut reçete ve raporların dikkate alınması suretiyle sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 2019/301 E., 2019/824 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, davada hukuki yararın bulunmadığı gerekçede açıkça zikredildiği hâlde bozma ilamında hukuki yararın varlığına hiç temas edilmediği, Yargıtay’ın dava şartını hiç incelemeden doğrudan esasa ilişkin bir sebebi bozma konusu yapmasının doğru olmadığı, zira usulüne uygun olsun olmasın bir çağrı üzerine toplanan genel kurul kararlarına karşı dava açılabileceği ve çağrının usulsüz olduğunun ise o davada ileri sürülebileceği dolayısıyla genel kurul toplanmasına sebep teşkil eden yönetim kurulu kararının yokluğunun tespitinde davacının hiç bir hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirketin dava konusu yönetim kurulu kararları karşısında yönetim kurulu başkanı olan ...’nun kararların alındığı tarihler itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
15. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
16. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
17. Somut olayda ise, ilk derece mahkemesince verilen ilk kararda 12.12.2013 tarihli genel kurul kararının iptali için açılan Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1208 E. sayılı dosyasının eldeki dava açısından bekletici sorun yapılmasında hukuki yararın bulunmadığı belirtilmesine rağmen, Özel Dairece murisin yönetim kurulu kararlarının alındığı tarih itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması üzerine ilk derece mahkemesince, usulüne uygun olsun olmasın bir çağrı üzerine toplanan genel kurul kararlarına karşı dava açılabileceği ve çağrının usulsüz olduğunun ise o davada ileri sürülebileceği dolayısıyla genel kurul toplanmasına sebep teşkil eden yönetim kurulu kararının yokluğunun tespitinde davacının hiç bir hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
18. Görüldüğü üzere, ilk derece mahkemesince ilk kararda davacının hukuki yararının yokluğu belirtilmemiş, ancak direnme kararında ilk karardan tamamen farklı bir gerekçeye dayanılarak direnme kararı verilmiştir.
19. Şu hâle göre, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
20. Hâl böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 11.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.








Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi