
Esas No: 2019/754
Karar No: 2021/74
Karar Tarihi: 11.02.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/754 Esas 2021/74 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin verdiği manevi tazminat davasıyla ilgili karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. Ancak yeniden yapılan yargılama sonunda mahkeme, önceki kararda direnmiştir. Bu durum üzerine Hukuk Genel Kurulu, davayı incelemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemeleri göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyiz hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, direnme kararı verildiği tarihte temyiz kesinlik sınırı olan 3.200TL'nin altında olduğundan, davalı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir. Kanun maddeleri: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu geçici 3. madde, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu madde 427-454.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin 16.12.2015 tarihli ve 2014/1109 E., 2015/1898 K. sayılı karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.11.2018 tarihli ve 2016/10157 E. ve 2018/6678 K. sayılı kararı ile bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü:
3. Asıl ve birleşen davalar manevi tazminat istemine ilişkindir.
4. Mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin verilen kararlar davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece; yukarıda esas ve karar numarası belirtilen karar ile bozulmuştur. Mahkemece direnme kararı verilmiştir.
5. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6. 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanun’un 450. maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir.
7. Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi;
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.” hükmünü içermektedir.
8. Yukarıdaki madde metninden, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilmiş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça anlaşılmaktadır.
9. Bilindiği üzere, 21.07.2004 tarihli ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarihli ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını bir milyar TL; yine yürürlük tarihinden sonra Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulunca temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilebilmesi için 440/III-1. maddesinde aranan parasal sınırı da altı milyar TL olarak değiştirmiştir. 5219 ve 5236 sayılı Kanunlara göre katsayı artışı uygulanarak bu sınırlar arttırılmıştır.
10. Direnme kararının verildiği 22.03.2019 tarihinde bu miktar 3.200TL’dir.
11. 16.07.1981 tarihli ve 2494 sayılı Kanun’un geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir.
12. Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise, ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, yerel mahkemenin, Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır.
13. Yeri gelmişken eldeki davada temyize konu alacak miktarının ne olduğunun açıklanmasında yarar vardır.
14. Davacılar vekili eldeki asıl ve birleşen davalarda müvekkilleri için ayrı ayrı 5.000TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
15. Mahkemece verilen asıl ve birleşen davalarda 3.000TL manevi tazminatın kabulüne ilişkin hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddinin gerektiği belirtilmek suretiyle bozulmuş olup, mahkemece direnme kararı verilmiştir.
16. Özel Daire ile mahkeme arasında direnmeye konu bu miktar asıl ve birleşen davalarda kararın verildiği 22.03.2019 tarihinde temyiz kesinlik sınırı olan 3.200TL’nin altındadır.
17. O hâlde direnme kararı miktar itibariyle açık biçimde temyiz edilebilirlik sınırı altında olduğundan, anılan karara karşı temyiz yasa yoluna gidilmesi miktar itibariyle mümkün değildir.
18. Hâl böyle olunca, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 11.02.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.