
Esas No: 2021/56
Karar No: 2021/89
Karar Tarihi: 16.02.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/56 Esas 2021/89 Karar Sayılı İlamı
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete ait mağazanın tadilat, iç dekorasyon, elektrik tesisatı işlerini yaptığını, dava konusu işin tesliminden sonra yaptığı işlerin bedelinden kalan ücretini davalıdan istediğini, ancak davalının talep edilen miktarı yüksek bulduğunu, yapılan iş bedelinde taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını, yaptırılan tespit ile iş bedelinin 14.104TL olarak hesaplandığını, bu bedele %10 iş takip bedeli ve %25 müteahhitlik kârı ve %18 KDV ilâve edilince davalının ödemesi gereken toplam bedelin 22.467,20TL olduğunu, işin yapımı sırasında davacının toplam 14.000TL ödeme yaptığını, davalının bakiye 8.467,20TL borcu kaldığını ileri sürerek 8.467,20TL’nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin yapılan işler karşılığında davacıya 14.000TL ödeme yaptığını, tespit raporunda belirtilen bir kısım işlerin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, takdir edilen malzeme ve işçilik bedelleri piyasa rayiçlerinin üzerinde olduğu gibi metrajlarının da fazla hesaplandığını, tüm işlerin davacı tarafça yapıldığı kabul edilerek 14.104TL imalat bedeli ile bunun dışında iş takip bedeli ve yüklenici kârı adı altında bir kısım bedellerin de dikkate alınarak düzenlenen raporun yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2011 tarihli ve 2008/453 E., 2011/83 K. sayılı kararı ile; taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılmış bir bedel bulunmadığı, böyle olunca mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 366. maddesi uyarınca iş bedelinin yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerektiği, asıl uyuşmazlığın ise yüklenici kârı ve KDV tutarının ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı, eserin değeri belirlenirken yüklenicinin sadece eseri imal etmek için objektif olarak yaptığı harcamalar dışında yaptığı iş karşılığı elde edeceği kârın ve KDV tutarının da dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 7.100,61TL bakiye alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 07.05.2012 tarihli ve 2011/5434 E., 2012/3189 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye fen ve sanat kurallarına ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftirler.
Dava konusu somut olayda davacı yüklenici şirket davalı iş sahibine ait Denizli Forum Çamlık Alışveriş Merkezi"nde bulunan DRY Center Mağazası"nın tüm tadilat iç dekorasyon, elektrik tesisatı ve müteahhitlik işlerinin yapımını üstlenmiştir. Davacı işe başlamış edimini önemli oranda ifa etmiştir.
Yerel mahkemede yapılan yargılama sürecinde 2008/66 Değişik İş sayılı tespit dosyası, fiyat teklif yazısı, faturalar getirilmiş tarafların gösterdikleri kanıtlar da toplandıktan sonra yerinde tatbiki keşif yapılmış, uygulama bilirkişi kurulunca sağlanmıştır. Düzenlenen raporda işin maliyeti 14.305,50 TL %25 müteahhitlik kârı 3.576,37 TL, %18 KDV 3.218,74 TL olmak üzere toplam 21.106,61 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece bilirkişinin rapor ve ek raporu hükme esas alınarak 14.000,00 TL ödeme mahsup edilerek, geri kalan 7.100,61 TL"ye hükmedilmiştir. Oysa hükme esas alınan rapor içeriği hesap şekli itibariyle usul, yasaya ve yönteme uygun olmayıp, Yargıtay denetimine elverişli değildir. Yanlar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak akdî ilişkinin varlığı her iki yanın da kabulü dahilindedir. Somut olaya ilişkin temel uyuşmazlık iş bedelinin saptanması noktasında toplanmaktadır. Mahkemece anılan konuda yöntemine uygun araştırma ve inceleme yapılmadan sonuca gidilmesi isabetli olmamıştır.
O halde yapılması gereken iş yerinde tatbiki keşif yapılıp konunun uzmanı teknik bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan rapor alınarak Borçlar Yasası"nın 366. maddesi uyarınca işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre iş bedelini saptamaktan ve 14.000,00 TL ödenen miktarı mahsup ettikten sonra elde edilecek sonuç dairesinde hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Açıklanan olgular gözetilmeden yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması uygun görülmüştür,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2013 tarihli ve 2013/244 E., 2013/86 K. sayılı kararı ile, iş bedelinin bozma kararında belirtildiği şekilde mahallinde keşif yapılmak ve BK’nın 366. maddesi uyarınca yapıldığı tarihteki birim fiyatlar ile piyasa koşulları dikkate alınmak suretiyle hesaplandığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Verilen Ek Karar:
11. Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.05.2014 tarihli ve 2013/244 E., 2013/86 K. sayılı ek kararı ile; direnmeye ilişkin gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğe çıkarıldığı ve temyiz isteminde bulunan davalı vekiline 17.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve 04.02.2014 tarihinde kesinleştiği, davalı vekilinin ise kararı 13.05.2014 tarihinde temyiz ettiği gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Ek Kararın Temyizi:
12. Ek karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
13. Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2018 tarihli ve 2017/15-251 E., 2018/1046 K. sayılı kararı ile, “…Yerel mahkemece direnme kararı davalı vekiline 17.01.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, vekil tarafından 13.05.2014 tarihinde on beş günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir. Yerel mahkemenin 13.05.2014 gün 2013/244 E., 2013/86 K sayılı ek kararı ile başvurunun süresinde olmadığı belirtilerek verilen temyiz isteminin reddine ilişkin karar da davalı vekilince süresi içerisinde temyiz etmiştir.
Belirtmek gerekir ki, direnme kararının tebliğine ilişkin tebligat parçasında belirtilen tebliğ tarihine göre davalı vekilinin direnme kararına yönelik temyiz istemi süresinde değil ise de davalı vekili direnme kararının kendisine tebliğ edilmediğini, icra dairesinden gelen muhtıra üzerine kararın usulüne uygun tebligat yapılmaksızın kesinleştirildiğini öğrendiğini, tebligat parçasında "kendisine" denmek suretiyle alınan imzanın kendisine ait olmadığını, yapılacak bir imza incelemesi ile bu durumun anlaşılacağını belirterek kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan önemli bir usul işlemidir.
Tebligat ile ilgili yasal düzenlemeler tamamen şekli olduğundan, gerek tebliğ işlemi, gerekse tebliğ tarihi ancak kanun ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin bu konuda etkili önlemler almış olmasının amacı, tebligatın bir an evvel muhatabına ulaşmasını ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle, kanun ve yönetmelik hükümleri en küçük ayrıntısına kadar uygulanmalıdır. Tebligatın doğru kişiye ve kanunda gösterilen yönteme uygun olarak yapılması zorunludur. Aksi takdirde kanun ve yönetmeliğin gösterdiği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligat geçerli sayılmaz.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi hâlinde, bunun araştırma şekli ve yöntemi belirlenmemiştir. O hâlde hâkim her somut olayın özelliğine göre gerçekleşen maddi olguları da dikkate alarak imzanın sahteliğine yönelik iddiayı araştırmalıdır.
Muhatabın tebliğ belgesindeki imzasını inkâr etmesi mümkün olup bu durumda imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmesi gerekir. Tebliğ belgesindeki imzanın inkârı hâlinde, bu iddianın doğruluğunun araştırılması gerekir. Bu araştırma sırasında bilirkişiye de başvurulması zorunludur (Yılmaz E./Çağlar T.: Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 437, 438).
Somut olayda, davalı vekilince tebligat belgesinde yazılı olan ve bizzat kendisine tebligat yapıldığını gösteren imzanın sahte olduğunu ileri sürdüğüne göre bu iddianın her türlü delille kanıtlanması mümkün olup, mahkemece hadise şeklinde araştırma yapılarak davalı vekilinin örnek imzaları alınıp, yöntemince imza incelemesi de yapılmak suretiyle tebliğ belgesindeki imzanın davalı vekiline ait olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak inceleme sonucunda da, tebligat belgesindeki imzanın davalı vekiline ait olmadığının anlaşılması hâlinde direnme kararına yönelik temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi, aksi hâlde imzanın ona ait olduğunun tespiti hâlinde ise şimdiki gibi temyiz başvurusunun süresinde olmadığı kabul edilerek temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, tebligat belgesindeki imzanın sahteliğine ilişkin bir araştırma yapılmadan temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi yerinde değildir.
O hâlde, açıklanan nedenlerle mahkemece verilen ek karar bozulmalıdır,…” gerekçesiyle ek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin Gönderme Kararı:
14. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.2020 tarihli ve 2018/1139 E., 2020/466 K. sayılı kararı ile, gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat belgesindeki imzanın davalı vekiline ait olup olmadığı noktasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, alınan bilirkişi raporu ile imzanın davalı vekiline ait olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dosyanın direnme kararına ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
15. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi uyarınca bilirkişi raporu ile belirlenen ve mahkemece hükme esas alınan iş bedelinin hesaplanmasında BK’nın 366. maddesinin doğru uygulanıp uygulanmadığı, alınan bilirkişi raporunun hesap şekli itibariyle denetime elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
16. Öncelikle eser sözleşmesine ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar vardır.
17. Dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken BK’nın 355. maddesinde eser sözleşmesi: “İstisna bir akittir ki onunla bir taraf diğer tarafın vermeyi taahhüt ettiği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder”
Şeklinde tanımlanmış;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde de eser sözleşmesi aynı doğrultuda ve fakat daha açık bir ifade ile “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
18. Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir. İş sahibinin ödeme borcu BK’nın 364. maddesi uyarınca teslim zamanında muaccel hale gelir.
19. BK’nın 366. maddesine göre; evvelce kararlaştırılmamış veya takribi bir surette kararlaştırılmış olan bedel, yapılan şeyin kıymetine ve müteahhidin masrafına göre tayin edilir. Bu itibarla, taraflar arasındaki yazılı olmayan (sözlü) eser sözleşmesi ilişkisi bulunması hâlinde, yüklenicinin iş sahibinden talep edeceği alacak yapılan işin rayiç piyasa bedeli olacaktır.
20. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı yüklenici şirket davalı iş sahibine ait Denizli Forum Çamlık Alışveriş Merkezi"nde bulunan DRY Center Mağazasının iç dekorasyon, elektrik tesisatı ve müteahhitlik işlerinin yapımını üstlenmiştir.
21. Yerel mahkemece yargılama aşamasında alınan 30.06.2009 tarihli bilirkişi raporunda, işin maliyeti 14.305,50TL, %25 müteahhitlik kârı 3.576,37TL, %18 KDV 3.218,74TL olmak üzere toplam 21.106,61TL olarak hesaplanmıştır.
22. Taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak akdî ilişkinin varlığı her iki tarafın da kabulünde olup, uyuşmazlık iş bedelinin saptanması noktasında toplanmaktadır.
23. Mahkemece 30.06.2009 tarihli bilirkişi raporu ve 28.02.2011 tarihli ek rapor hükme esas alınarak davalı iş sahibi tarafından yapılan 14.000TL ödeme mahsup edilerek, geri kalan 7.100,61TL"ye hükmedilmiştir. Oysa hükme esas alınan rapor içeriği hesap şekli itibariyle usul, yasaya ve yönteme uygun değildir.
24. Bilirkişi raporu incelendiğinde, davacı tarafından kullanılan malzemelerin bedelinin birim fiyatlar dikkate alınarak hesaplandığı, tespit edilen bedele Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı’nın 09.08.2001 tarihli yazısı ve 29.03.2004 tarihli Sayıştay kararı uyarınca, %25 müteahhitlik kârı ve %18 KDV eklenerek hesaplama yapıldığı görülmekte olup, BK’nın 366. maddesi uyarınca işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre iş bedelinin hesaplanmadığı anlaşılmaktadır. Serbest piyasa fiyatları ile hesaplama yapılır iken tespit edilen bedelin içerisinde yüklenici kârı ve KDV"nin dâhil olduğu hususu dikkate alınmalıdır.
25. O hâlde yapılması gereken iş, mahallinde keşif yapılıp konunun uzmanı teknik bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan rapor alınarak BK’nın 366. maddesi uyarınca işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre iş bedeli tespit edilmeli, belirlenen bedele ayrıca yüklenici kârı ve KDV eklenmemelidir.
26. Belirlenen iş bedelinden davalı iş sahibi tarafından yapılan 14.000TL mahsup edildikten sonra taleple bağlı kalınarak, usulü kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
27. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan ve yukarıda gösterilen ilâve nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
28. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilâve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun"un 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 16.02.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.