Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davalılardan O.ve H.Çe.aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar M.Y.ve R.Y.aleyhine açılan dava bakımından ise fen bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 11.82 m²lik kısma elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu tarla vasfında, paylı mülkiyete tabi müfrez 1095 parsel sayılı taşınmazda davacının, komşu 993 parsel sayılı taşınmazda davalılardan R.Y. ve M.Y."ın paydaş oldukları komşu 984 parsel sayılı taşınmazda ise diğer davalı H. Ç.in tam mülkiyet üzere malik olduğu, mahallinde yapılan keşif neticesinde teknik bilirkişilerden elde edilen 13/02/2012 havale tarihli krokili raporda (A)harfi ile gösterilen 133.62 m²"lik alanı 993 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan davalılardan R. Y.ve M.Y.ın kullanmak, 14/06/2012 havale tarihli krokili raporda ise (D harfi ile gösterilen 11.82 m²"lik alana komşu 984 parselde bağımsız malik olan H. Ç. ve eşi O. Ç. tarafından çelik sundurma yapmak suretiyle tecavüzlü olduğunun saptandığı anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde; kayden paydaşı olduğu çaplı taşınmaza komşu parsel malikleri davalılardan h.ç.o.ç.in garaj, gün ısı yapmak ve ağaç dikmek, o.ç.“eski dağ yoluna” çıkışı kapatmak, diğer davalıların ise taşınmazın bir bölümünü kullanmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalılar ise yol bakımından davacının aktif dava ehliyetinin olmadığı gibi diğer iddiaların da haksız olduğunu savunmuşlardır.
Hemen belirtilmelidir ki; T.M.K."nun 683. maddesine dayalı elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli davaların konusunu haksız eyleme dayalı tasarrufların oluşturduğu kuşkuzdur. Eylem kimin tarafından yapılırsa, davanın ona yönelik olarak açılması ve sonucundan onun sorumlu tutulması asıldır. Taşınmazın bir başkası tarafından da tasarruf edilmesi ya da kullanıma sunulması o yeri haklı ve geçerli bir nedene dayalı olmaksızın tasarruf edenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı da açıktır.
Diğer taraftan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu 297. maddesinin 2. fıkrasına göre (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 389. maddesi) hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hüküm, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Ne var ki; mahkemece keşfen yapılan saptamalara rağmen yukarıdaki ilkelere ve yasal düzenlemelere uygun hüküm kurulduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca; davalılardan h.ç.o.ç. tarafından 13/02/2012 havale tarihli krokili raporda (A)harfi ile gösterilen 133.62 m²"lik alanın 993 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan davalılardan R.Y.- ve M.Y. kullanımında olduğu saptandığı halde anılan davalılar bakımından 11.82 m²"lik alan bakımından elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi tapulama harici yerden gelen yolun 984 parsel maliki H.Ç.ve eşi tarafından yapılan harfiyat çalışması nedeniyle şev haline getirildiği saptandığı halde bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususun gözardı edilmesi yanısıra 14/06/2012 havale tarihli krokili raporda (D) harfi ile gösterilen 11.82 m²"lik alana komşu 984 parselde bağımsız malik olan H. Ç.ve eşi O. Ç. tarafından yaptırılan çelik sundurmanın davacı parseline tecavüzlü olduğu keşfen sabit olduğu halde yanılgılı değerlendirme ile bu yer bakımından da davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK."nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.