Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2020/65
Karar No: 2020/345

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/65 Esas 2020/345 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2020/65 E.  ,  2020/345 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 81-133

    Sanık ..."ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK"nın 109/2, 109/3-e-f, 109/5, 43/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.07.2013 tarihli ve 32-180 sayılı resen temyize tabi hükmün sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 18.02.2014 tarih ve 10537-1822 sayı ile;
    "Mağdurenin ve katılan ..."ün aşamalardaki anlatımları, sanığın savunmaları, iddianamede olayın anlatılış biçimi ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın kızı olan mağdureye yönelik basit cinsel istismar niteliğindeki eylemlerini birlikte yaşadıkları evde yalnız kaldıkları zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, olayda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmadığı gözetilerek bu suçtan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkeme ise 20.05.2014 tarih ve 81-133 sayı ile;
    "Somut olayda; 25.07.2011 tarihinde katılan ..."ün bir yakınının düğün töreninin olduğu, sanığın evde gözlüğünü unuttuğunu söyleyerek evine gitmek üzere düğünden ayrıldığı, giderken kızı ..."ye, "Gel seni götüreyim." dediği, ..."nin bunun üzerine babasıyla birlikte evlerine gittiği, evde bulundukları sırada sanığın, kızı ..."yi yanına çağırdığı, ..."nin de babasının yanına gittiği, sanığın, ..."nin üzerinde bulunan pantolonunu diz kapağına kadar indirdiği, ..."nin babası sanığa "Ne yapıyorsun?" diye sorduğu, bu sırada sanığın da üzerinde bulunan kıyafetleri çıkartmadan cinsel organını pantolonundan dışarı çıkartarak ..."nin vajina bölgesine ve arkasına (anüs bölgesine) cinsel organını sürtmeye başladığı, babasının bu eylemleri üzerine ..."nin, babası sanığın elinden kurtulmaya çalıştığı ancak babasına gücü yetmediği için kendisini babasının eyleminden kurtaramadığı, bu sırada ise sanığın cinsel organını ..."ye sürtmeye devam ettiği, katılanın sanığın elinden kurtulmaya çalışmasına rağmen sanığın buna izin vermediği, zorla tutarak gitmesini engellemek suretiyle katılanın hareket özgürlüğünü sınırladığı, devamında da kurtulmak isteyen katılanı bırakmamak suretiyle özgürlüğü sınırlama eylemini devam ettirdiği sabit olup, sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yasal unsurları itibariyle oluşmuştur.
    Sanık, ilk eylemden sonraki tehdidiyle korkuttuğu kızı katılana evde aynı şekilde cinsel saldırıda bulunmaya devam etmiş, katılan tehdidin etkisiyle sanığın yanından uzaklaşamamış, bu suretle sanığın cinsel saldırı eylemi süresince rızası dışında sanık babasıyla birlikte kalmak zorunda kalmıştır. Eylemlerin sayısının 8-10 arasında olduğu ve bütün bu eylemler için geçmesi gereken süre, katılanın babasının elinden kurtulmak istemesine rağmen buna gücü yetmemesi nedeniyle kurtulamaması hususları birlikte düşünüldüğünde sanığın teselsül edecek şekilde hürriyetten bırakmak suçunu işlediği sabittir.
    ...Sanık ve katılanın aynı evde ikamet etmelerinin, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçunun oluşmasına engel olmadığı" şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu resen temyize tabi bu hükmün sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2014 tarihli ve 274254 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 564-1639 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 27.03.2017 tarih ve 371-1602 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.
    Ceza Genel Kurulunca 28.02.2019 tarih ve 400-139 sayı ile; yargılama aşamasında kamu davasından haberdar edilmeyen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda verilen kararların tebliğ edilmesi için dosya Yerel Mahkemeye iade edilmiş, tebligat eksikliğinin giderilmesinin ardından anılan Bakanlık tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2019 tarihli ve 87820 sayılı "bozma" istekli ek tebliğnamesi ile dosyanın gönderildiği ve 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK"nın 307. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 22.01.2020 tarih ve 6987-662 sayı ile 5271 sayılı CMK"nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından Bakanlık vekilinin temyiz istemi reddedilip direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet kararı Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan mağdure ..."ın suç tarihinde 11 yaşında bulunduğu, katılan mağdurenin babası olan sanık ... ile annesi katılan ... Hazer"in 22.09.2010 tarihinde boşandıkları, ancak bir süreden beri hep birlikte aynı evde yaşamaya devam ettikleri,
    Denizli Devlet Hastanesince düzenlenen 13.08.2011 tarihli rapora göre; katılan mağdurenin kızlık zarının sağlam olduğu, kızlık zarında herhangi bir ekimoz veya sıyrık bulunmadığı, anüs muayenesinde fiili livataya ait bulguya rastlanılmadığı, harici muayenede darp cebir izinin olmadığı,
    Denizli Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 15.08.2011 tarihli rapora göre; katılan mağdurenin bakire olduğu, anal bölgesinde akut ya da kronik fiili livatanın tıbbi delillerine rastlanılmadığı,
    Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 05.10.2011 tarihli rapora göre; katılan mağdureye ait pijama tarzı don ve beyaz renkli bluz üzerinde bulunan vücut sıvısı örneklerinin katılan mağdureden alınan kan örnekleriyle genotip olarak uyumlu olduğu, sanığa ait kan örneğinin ise bu vücut sıvısı örnekleriyle uyumluluk göstermediği,
    Dosyada bulunan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.10.2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara göre; 10.08.2011 tarihinde katılan ..."ün yaralanması ve sanık ..."nin, ..."e hakaret etmesi olaylarıyla ilgili olarak ..."in katılan ..."ü kasten yaraladığına ilişkin yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği, katılan ..."ün aynı olayda yaralanmasıyla ilgili ... hakkında kamu davası açıldığı bilgilerine yer verilerek ... ve sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
    Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 31.10.2012 tarihli rapora göre; babasının davranışları nedeniyle onunla görüşmek istemediğini, babasının annesine ve kendisine kötü sözler söylediğini, kardeşiyle arasında ayrımcılık yaptığını, kendisine karşı çıplakken sürtünme şeklinde hareketler yaptığını ifade edip normal zekâ düzeyine sahip katılan mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan mağdure ... kollukta 14.08.2011 tarihinde; babası olan sanığın bir galeride işçi olarak çalıştığını, annesi olan katılanın ise ev hanımı olduğunu, annesi ve babasının sürekli kavga ettiklerini, bu kavgaların sonunda babasının annesine küfür ederek onu dövdüğünü, bu geçimsizlikler nedeniyle boşandıklarını, kendisi ve kardeşinin annesiyle birlikte kaldıklarını, bir süre sonra okuldaki arkadaşlarının kendi aralarında ""..."nin babası yokmuş."" şeklinde konuştuklarını, üzüldüğü bu durumu annesine anlatttığını, babasının da annesine ""Birleşelim çocuklar ortada kalmasın."" deyince yaklaşık iki aydan beri hep birlikte yaşadıklarını, birleştikleri zaman babasının kendisini ve kız kardeşini çok sevdiğini, bir süre sonra babasının hareketlerinden kendisini kız kardeşi kadar sevmediğini anladığını, zira yine kendisine ve annesine kötü davranıp dövmeye başladığını, 25 Temmuz tarihinde annesinin bir akrabasının düğününe gittiklerini, düğün evindeyken evde gözlüğünü unuttuğunu söyleyen babasının eve giderken ""Gel seni de götüreyim."" dediğini, yeni bir araba aldığı için onunla birlikte gittiğini, giderlerken babasının ""Sana da araba sürdüreyim mi?"" diye sorduğunu, sevinerek kabul ettiğini, babasının kendisini kucağına oturtarak direksiyonu tutturduğunu, bu şekilde eve kadar gittiklerini, eve gözlük almak için girdikleri sırada babasının ""Yanıma gel."" diyerek kendisini çağırdığını, yanına gidince kendisinin pantolonunu diz kapağına kadar indirdiğini, ""Ne yapıyorsun?"" diye sorduğu esnada babasının cinsel organını dışarı çıkartarak kendisinin ön ve arka tarafına sürtmeye başladığını, elinden kurtulup kaçmaya çalıştığını ancak gücü yetmediği için başaramadığını, babasının ise cinsel organını sürtmeye devam ettiğini, bir ara babasının cinsel organından beyaz bir sıvının geldiğini gördüğünü, elindeki bezle bu sıvıyı silen babasının kendisini bırakarak banyoya gittiğini, daha sonra yanına gelip ""Aramızda geçen olayları kimseye söylemeyeceksin, bu olanları annene ya da başka birisine anlatırsan çok kötü şeyler olur. Anneni, teyzeni ve dayını öldürürüm, çok kan dökülür."" diyerek kendisini tehdit ettiğini, kendisinin de onun bulunduğu odadan dışarı çıktığını, ardından babasının kendisini tekrar düğün yerine götürdüğünü, korktuğu için kimseye anlatmadığını, bu olaydan sonra babasının, annesinin evde olmadığı zamanlarda kendisini tehdit ederek sekiz on kez daha cinsel organını ön ve arka tarafına sürttüğünü, 13.08.2011 tarihinde eve kömür getiren babasının annesine ""Kömürü alması benden, çıkarması senden."" diyerek annesini kömür taşımaya gönderdiğini, evde kendisi, babası ve kız kardeşinin kaldığını, babasının kız kardeşini de oyun oynaması için yan odaya gönderdiğini, kendisinin de odada bulunan tepsiyi alıp bulaşıkları yıkamak için mutfağa gittiğini, arkasından mutfağa gelen babasının kendisinin pantolonunu dizlerine kadar indirdiğini, daha sonra kendi pantolonunu çıkarmadan cinsel organını dışarı çıkarıp kendisinin cinsel organına sürtmeye başladığını, bu sırada annesinin mutfağa gelerek bu durumu gördüğünü, kötü bir şey olacak diye korktuğu için altına çiş yaptığını, babasının cinsel organını pantolonunun içine soktuğunu, kendisinin de pantolonunu toparladığını, annesinin ""Sen bu çocuğa ne yapıyorsun?"" diyerek babasına kızmaya başladığını, babasının da susması için annesini ikna etmeye çalıştığını, ancak bağırmaya devam edince annesini sürükleyerek kullanılmayan odaya götürdüğünü, orada kavga etmeye başladıklarını, annesinin odadan çıkmak istediğini, ancak babasının buna izin vermediğini, bu sırada annesinin ""... koş, ... amca ile ... amca"yı eve çağır."" dediğini, tanıklar... ve ..."nin evine giderek onlara anne ve babasının kavga ettiklerini söylediğini, eve gelen tanıkların anne ve babasını ayırdıklarını, daha sonra babasının kendisine tecavüz ettiğini annesinin komşulara ağlayarak anlattığını, ifadede hazır bulunan rehber ve psikolojik danışman öğretmene sorulduğunda; katılan mağdurenin fiziksel ve zihinsel gelişiminin yaşına uygun olduğunu, yaşamış olduğu psikolojik travma nedeniyle zaman kavramı konusunda tutarsızlıklarının bulunduğunu gözlemlediğini, algılama ve kendini ifade etme becerisinin yaşıtlarına göre normal olduğunu,
    Mahkemede; -katılan mağdure ifadeye başlamadan önce ara kararla duruşma salonu dışına çıkarılan sanığın katılan mağdureye ""Yakmayın beni"" dediği, katılan mağdurenin de ağlayarak ""Zaten kendini yakmışsın."" diyerek cevap verdiği yönünde yapılan tespitten sonra- mutfağa gelen babasının cinsel organını kendisine sürttüğünü, o sırada annesinin babasını gördüğünü, daha sonra babasının annesini odaya götürüp ""Sus kimse duymasın."" diyerek onu ittirdiğini, annesinin de kendisine ""Koş... amcanı çağır."" dediğini, babası tehdit ettiği için gidemediğini, sonra gidip tanık..."ı çağırdığını, daha önce de babasının iddia edilen eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği sorulduğunda; annesinin amcasının oğlunun düğününde babasının ""Gözlüğümü evde unuttum, sen de gel."" diyerek kendisini götürdüğünü, daha sonra kendisini odaya katıp ""Gel gel"" dediğini, ne yapacağını anladığı için kaçmaya çalıştığını, ancak kaçamadığını, daha sonra kendisine sürttüğünü, tanık..."ı ""Annemle babam kavga ediyor."" diye çağırdığını, babasının yaptığı şeyi söyleyemediğini, tanık..."dan sonra tanık ..."nin de geldiğini, annesinin tanık ..."nin kulağına söylediğini, babasının kendisini çekip o şekilde yapmadığını söylemesini istediğini,
    Katılan ... kollukta 14.08.2011 tarihinde; sanıkla 2010 yılında boşandıktan sonra sekiz ay ayrı evlerde kaldıklarını, daha sonra çocuklarının istemesi üzerine 2011 yılının Ocak veya Şubat ayında tekrar birlikte yaşamaya başladıklarını, bu süre içerisinde sanığın kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini, 13.08.2011 tarihinde saat 16.00 sıralarında sanığın eve kömür getirdikten sonra evden ayrıldığını, saat 18.30 sıralarında eve geri gelen sanığın kendisinden yemek istediğini, kendisinin de kızı olan katılan mağdureye hazırladığı yemeği babasına götürmesini söylediğini, katılan mağdurenin sanığa sofra kurduğunu, kendisinin de bu sırada kömürü taşıdığını, daha sonra katılan mağdurenin yanına mutfağa gittiğinde katılan mağdureyi duvar kenarında yarı eğik, altında bulunan pijaması inik ve giysilerinin üst kısmını topluca elinde tutar bir vaziyette, yanındaki sanığı da kapri pantolonu inik ve cinsel organı erekte hâlde gördüğünü, ""Ne oluyor!"" diye bağırmaya başladığını, sanığın ""Sus el alem duymasın."" diyerek kendisini odaya götürüp susturmaya çalıştığını, ona direnip katılan mağdureyi de yanına alarak yan odaya geçtiğini, ne olduğunu sorduğunda katılan mağdurenin ""Anne ne olur üzerime gelme, olanı anlatırsam babam seni, beni ve dayımı yaşatmaz."" dediğini, kendisinin de ""Bir şey yapamaz kızım, git komşularımıza haber ver bize yardım etsinler."" diyerek katılan mağdureyi komşularına gönderdiğini, bu esnada sanığın kendisini evden çıkarmaya çalıştığını, kendisinin ise bu durumu duyurmak için sürekli bağırdığını, komşularının gelmesini fırsat bilerek pencereden atladığını, katılan mağdureyi yanına alarak Sevindik Karakoluna gittiklerini, görevlilerin kendilerini çocuk şubeye yönlendirdiklerini, oraya giderlerken yolda katılan mağdureye o güne kadar sanığın ona neler yaptığını sorduğunu, katılan mağdurenin de geçen Temmuz ayında evin bir odasında sanığın cinsel organını kendisinin cinsel organına sürttüğünü anlattığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
    Mahkemede; olay günü kömür taşıdığını, sanığın ""Yemek hazır mı?"" diye sorduğunu, kendisinin de katılan mağdureye yemeği balkona hazırlamasını ve babasıyla birlikte yemesini söylediğini, daha sonra kömür taşımaya devam ettiğini, elini yüzünü yıkamak için tekrar eve geldiğinde katılan mağdureye ""İki tabağımız var, yıka."" dediğini, komşunun el arabasını ""Aşağı bırakayım."" dediğinde sanığın ""Sen kendin götür."" diye cevap verdiğini, dışarıya çıkıp el arabasını komşusunun çocuğuna verdiğini, sanığın o sırada kendisinin komşuya gittiğini düşündüğünü, ancak tekrar eve gidip mutfağa girdiğinde katılan mağdureyi donunu indirmiş ve duvara yaslamış bir hâlde gördüğünü, sanığın üzerinde de şort bulunduğunu, şortun inik olmadığını, ancak sanığın cinsel organının dışarıda olduğunu, sanığa ""O senin çocuğun öpöz evladın sen ona ne yapıyorsun?"" diye sorduğunu, sanığın da kendisinin kolundan tutup ""Sus mahalle duymasın, sakin bir şekilde konuşalım."" diyerek kendisini bir odaya götürdüğünü ve o odada tuttuğunu, daha sonra katılan mağdureyi yanına alarak ""Kızım sana ne yaptı?"" diye sorduğunu, katılan mağdurenin ""Anne ne olursun sorma."" dediğini, bu arada sanığın kendilerini içeriye kilitlediğini, ne olduğunu tekrar sorduğunda katılan mağdurenin, sanığın ""Sus"" diyerek eteğini indirdiğini, ayrıca öldürmekle tehdit ettiğini anlattığını, katılan mağdureye ""Daha önce de yaptı mı?"" diye sorunca, önce de yaptığını söylediğini, sanığın düğünde gözlük arama bahanesiyle katılan mağdureyi eve götürerek aynı şekilde yaptığını, yine tehdit ettiğini, bunun ilk olay olduğunu anlattığını, sanıkla tartışmaya devam ederlerken katılan mağdureye ""Git komşuları çağır."" dediğini, katılan mağdurenin gitmek istediğini, ancak sanığın kendisini (katılan ..."ü) öldüreceğini söyleyerek katılan mağdureyi göndermediğini, kendisinin ise katılan mağdureye gitmesini bir şey olmayacağını söylediğini, katılan mağdurenin de gidip komşulara haber verdiğini, olayı tanık..."ın kulağına fısıldadığını,
    Tanık ... kollukta 15.08.2011 tarihinde; sanıkla üç yıldır komşu olduklarını, sanık ile katılan ..."ün aralıklarla kavga ettiklerini, hatta bir yıl kadar önce boşandıklarını, ancak yaklaşık altı ay kadar önce tekrar birleşerek nikâhsız yaşamaya başladıklarını, 13.08.2011 tarihinde komşuları olan tanık ... ile birlikte kendisine ait evde bulundukları esnada buraya gelen katılan mağdurenin annesiyle babasının kavga ettiğini söyleyerek yardım istediğini, tanık ... ile birlikte sanığın evine gittiklerinde sanıkla katılan ..."ün kavga ettiklerini, küfürler edip birbirlerini tehdit ettiklerini gördüğünü, kavgayı ayırıp katılan ..."ü kendi evine götürdüğünü, katılan ... veya katılan mağdureden sanığın katılan mağdureye sarkıntılık yaptığına dair hiçbir şey duymadığını, daha sonra katılan ..."ü çocuklarıyla birlikte annesinin evine bıraktığını,
    Mahkemede katılan ..."ün sanığın katılan mağdureye tacizde bulunduğunu kendisine söyleyip söylemediğinin sorulması üzerine; kulağının çok ağır duyduğunu, zaten o sırada çocuk sesi olmak üzere çok gürültü olduğunu, cinsel istismar hakkında bilgisinin olmadığını,
    Tanık ... kollukta ve mahkemede; sanıkla üç yıldır komşu olduklarını, sanık ile katılan ..."ün aralıklarla kavga ettiklerini, hatta bir yıl kadar önce boşandıklarını, ancak yaklaşık altı ay kadar önce tekrar birleşerek nikâhsız yaşamaya başladıklarını, 13.08.2011 tarihinde komşuları olan tanık..."a ait evde bulundukları esnada eve gelen katılan mağdurenin annesiyle babasının kavga ettiklerini söyleyerek yardım istediğini, tanık... ile birlikte sanığın evine gittiklerinde sanıkla katılan ..."ün kavga ettiklerini, küfürler edip birbirlerini tehdit ettiklerini gördüğünü, katılan ... veya katılan mağdureden sanığın katılan mağdureye sarkıntılık yaptığına dair hiçbir şey duymadığını,
    Beyan etmişlerdir.
    Kollukta susma hakkını kullanan sanık ... savcılıkta ve sorguda; 2000 yılında evlendikleri katılan ... ile bir yıl önce boşandıklarını, ancak 4 ay kadar önce çocuklarının hatırına tekrar birleştiklerini, hatta tekrar birlikte yaşamalarına katılan mağdurenin aracı olduğunu, kötü bir baba olması hâlinde katılan mağdurenin bunu yapmayacağını, bir hafta kadar önce ekonomik sıkıntılar nedeniyle evlerine haciz geldiğini, bu nedenle katılan ... ile tartıştıklarını, 10.08.2011 tarihinde ablası olan ..."in katılan ..."ü dövdüğünü, katılan ..."ü bu olaydan dolayı karakola götürdüğünü, katılan ..."ün bu nedenle çok agresif davrandığını, hatta başkomiser oturmasını söylediğinde onu da yumrukladığını, o gün kendisine sürekli ""Sen ablana ve eniştene beni dövdürtüyorsun, bana sahip çıkmıyorsun, bunun gereğini yap."" dediğini, Perşembe günü de kendisine bir bıçak göstererek ""Bununla ablanı bıçaklayacağım."" ve ""Bunu sen yapacaksın, eğer ben yaparsam bana kızmayacaksın."" dediğini, 13.08.2011 tarihinde eve kömür götürdüğünde acıktığını söyleyince katılan ..."ün ""Önce kömürü taşıyalım, sonra yemek yiyelim."" dediğini, kendisinin de ""Getirmesi benden taşıması senden."" diyerek espri yaptığını, katılan ..."ün kömürü taşıma işi bitince birlikte yemek yediklerini, yemek sonrası katılan ..."ün ""Kızım ... bulaşıkları da sen yıka."" dediğini, katılan mağdure mutfağa gittiğinde ondan üç kez su istediğini, ancak getirmediğini, peşinden mutfağa gidip ona kızdığı için ""Dişini sökerim."" yerine dil sürtüşmesi sonucu ""Dişini sinkaf ederim."" diye bağırdığını, bunu duyan katılan ..."ün yanlarına gelip ""Sen kıza niye küfür ediyorsun?"" diyerek kendisiyle tartışmaya başladığını, katılan mağdurenin ""Anne bir şey yok."" demesine rağmen katılan ..."ü yatıştıramadıklarını, katılan ..."ün, sürekli katılan mağdurenin elinden tutarak ""Karakola gidip şikâyetçi olalım."" dediğini, yine katılan mağdureye ""Komşuları çağır."" diye seslendiğini, sonra tanıklar ... ve ..."nin geldiğini, suçlamayı kabul etmediğini, katılan mağdureyi yönlendiren katılan ..."ün kendisine iftira attığını,
    Mahkemede; çocukları için çoğu zaman cebinde para kalsın diye iş yerine yürüyerek gittiğini, suçlamaları kabul etmediğini, katılan mağdurenin, annesiyle sık sık kavga ettiği için onu korumak düşüncesiyle bu şekilde beyanda bulunmuş olabileceğini,
    Savunmuştur.
    5237 sayılı TCK’nın "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesi;
    "(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Bu suçun;
    a) Silahla,
    b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
    d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
    e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
    f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
    İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır.
    (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
    (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
    (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
    Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bent hâlinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli hâller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibarıyla ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
    Hile ise, söz, hareket veya diğer davranışlarla bir kişinin bilerek aldatılması ve yanıltılmasıdır. Hile ile kendisinde yanlış düşünce uyandırılan kişi belli bir davranışa sürüklenmekte ve buna zorlanmaktadır. Hilenin alıkoyma veya kaçırmaya yönelik olması gerekir. Ayrıca hile aldatıcı nitelikte de olmalıdır. Vaat ile hile birbirine karıştırılmamalıdır. Ancak mağdurun yaşı, tecrübesizliği, içinde bulunduğu korku ve endişe hâli gibi nedenlerle esasen hür iradesi ile kabul etmeyeceği bir hususun vaadedilerek iradesinin kırılması durumunda hilenin varlığı kabul edilmelidir. Bu nedenle bir şeyin hile olup olmadığı her somut olaydaki koşullara göre değerlendirilmeli ve failin kandırılarak direncinin kırılıp kırılmadığı belirlenip sonuca ulaşılmalıdır.
    Öğretide "Hile, kişiyi kandırmak için kullanılan bir yöntemdir. Hile, gerçek olmayanı gerçekmiş gibi göstererek failin kandırılmasını sağlar. Kandırılmış olan kişi de, gerçeği bilseydi yapmayacağı bir davranışı yapar. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda kullanılan hileyle kandırılan kişi, bir yerden diğer bir yere kendi iradesiyle gider veya gitmez. Ancak, bu irade, kandırılmış olduğundan özgür irade değildir." şeklinde görüşlere yer verilmiştir (Serap Keskin Kiziroğlu, Özel Ceza Hukuku, 3. Cilt, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, 2018, s. 86-87.).
    Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; "Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir." şeklinde belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebileceği gibi serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Maddede sadece "bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak"tan söz edilmiş, fiilin işleniş şekli, yeri, zamanı ve süresi konusunda bir sınırlama getirilmemiştir. Bu nedenle suç, mağdurun bir yere gitme veya kalma özgürlügünün ihlal edilmesi sonucunun doğması kaydıyla, her zaman her yerde işlenebilir. Fiilin herkesin girebileceği bir yerde, özel, kapalı veya açık alanda gerçekleştirilmesinin yahut uzun veya kısa süreli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olması gerekmemekte, aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme hâlinde dahi diğer unsurların da varlığında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşacaktır. Kesintisiz bir suç olması sebebiyle suçun tamamlanma ve bitme zamanları farklı olabilmektedir. Mağdurun hürriyetinin kısıtlanması ile suç tamamlanır ancak sona ermez. Mağdurun tekrar hürriyetine kavuştuğu an ise suçun sona erme zamanıdır. Suç tamamlandıktan sonra kısa sürede sona erdirilebileceği gibi, günlerce de sürdürülebilir. Öte yandan özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden, suçun tamamlanması için fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir süre devam etmesi gerekmektedir. Sürenin çok kısa olup olmadığı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma niteliği taşıyıp taşımadığı, hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile birlikte hâkim tarafından değerlendirilip belirlenecektir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır.
    Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanunun metninden de anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Bu görüş öğretide (Erman-Özek, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İstanbul-1994, s. 130, Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İstanbul-1994, s. 31; Durmuş Tezcan-M. Ruhan Erdem-Murat Önok, Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Ankara-2008, s. 363 vd.; Recep Gülşen, Hürriyeti Tahdit Suçları, Ankara-2002, s. 87.) ve yargısal kararlarda da (Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarih ve 110-161, 23.01.2007 tarih ve 275-9, 03.12.2002 tarih ve 288-419 sayılı kararları) benimsenmiştir.
    Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir sonuca varılması bakımından ""geçitli suç"" kavramının ve bu bağlamda cinsel istismar (veya cinsel saldırı) suçunun işlenmesi sırasında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da oluşup oluşmadığının ayrıca irdelenmesi gerekmektedir.
    Failin bir suçu işlemek için aynı hukuki değeri koruyan daha hafif bir suçu işlemek zorunda kaldığı hâllerde "geçitli suç" söz konusu olur. Geçit suçlar cezalandırılmayan önceki eylemlerin kapsamında sayılırlar ve bu nedenle bütün cezalandırılmayan önceki eylemlerle birlikte görünüşte içtimanın bir türünü oluştururlar. Bu tip görünüşte içtimada, bir suçun işlenmesi için daha hafif suçu basamak yapmak zorunluluğu vardır ve basamak durumunda bulunan suçu düzenleyen normun yardımcı norm oluşu nedeniyle, ağır suçu düzenleyen normun uygulanması ile yetinilir. Geçitli suçun söz konusu olabilmesi için, görünüşte içtima eden normlar arasında açık nitelikte asli-yardımcı norm ilişkisinin bulunmaması, ağır suç ile bu suça ulaşabilmek için aşılması zorunlu basamak durumunda bulunan hafif suçu düzenleyen normların korudukları hukuki değerlerin aynı nitelikte ve aynı türden olmaları, ağır suçun işlenmesi için mutlaka geçit durumundaki daha hafif bir suçun işlenmesinin gerekmesi, hafif suçun faili ve mağduru ile ağır suçun faili ve mağdurunun aynı kişiler olmaları, failin hareketi ile ağırlaşan neticeler arasında nedensellik bağının bulunması ve failin kastının başlangıçtan itibaren ağırlaşan neticeleri gerçekleştirmeye yönelmiş olması gerekir. Bu nedenle fail hareketine taksirle başlamış ve sonradan kastla devam etmişse veya başlangıçta hafif sonucu gerçekleştirmek istediği hâlde daha sonra kastını ağır sonuca yöneltmişse artık geçitli suçtan söz edilemez (Kayıhan İçel, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 14, Güz 2008, s. 35-49; Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, Sermet Matbaası, İstanbul, 1972, s. 226-238).
    Öğretide amaç suç-araç suç ilişkisinin bulunduğu hâllerde, amaçlanan suç işlendiği takdirde, bu suçtan dolayı da failin ayrıca cezalandırılacağı, gerçek içtima kurallarının uygulanacağı savunulmuştur (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. Bası, Ankara, 2013, s. 538, Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 12. Bası, Ankara, 2019, s. 505).
    Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca hürriyeti yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M. Emin Artuk-Ahmet Gökçen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375.).
    Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır.
    Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK"nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun"un 170. maddesinin 4. fıkrasında da; "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
    CMK"nın 225. maddesinde de; "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiil hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
    Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı tarafından düzenlenen iddianame ile CMK"nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırları belirlenmektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir.
    Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide "davasız yargılama olmaz" ve "yargılamanın sınırlılığı" olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
    Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Katılan mağdure ..."nin suç tarihinde 11 yaşında olduğu, babası olan sanık ... ile annesi katılan ..."ün geçimsizlik nedeniyle 22.09.2010 tarihinde boşandıkları, ancak katılan mağdurenin anne ve babasının ayrılmasından olumsuz etkilenmemesi gayesiyle katılan ... ve sanığın bir süreden beri resmî nikâhsız olarak birlikte aynı evde yaşamaya devam ettikleri, 25.07.2011 tarihinde katılan mağdure, sanık ve katılan ..."ün bir düğüne gittikleri, burada bulundukları esnada evde gözlüğünü unuttuğunu söyleyen sanığın gözlüğünü almaya giderken katılan mağdureye ""Gel seni de götüreyim."" dediği, katılan mağdurenin de sanığın yeni bir araba alması nedeniyle onunla birlikte gitmeyi kabul ettiği, eve giderlerken sanığın katılan mağdureyi kucağına oturtarak araba sürdürdüğü, bu şekilde eve kadar gittikleri, evde bulundukları esnada sanığın ""Yanıma gel."" diyerek çağırdığı katılan mağdurenin pantolonunu diz kapağına kadar indirdiği, katılan mağdurenin ""Ne yapıyorsun?"" diye sorduğu esnada sanığın cinsel organını dışarı çıkararak katılan mağdurenin vajina ve anal bölgesine sürtmeye başladığı, katılan mağdurenin sanığın elinden kurtulup kaçmaya çalışmasına karşın gücü yetmediği için bunu başaramadığı, daha sonra sanığın cinsel organından gelen meniyi silerek banyoya gittiği, banyodan çıktıktan sonra katılan mağdurenin yanına gelip ""Aramızda geçen olayları kimseye söylemeyeceksin, bu olanları annene ya da başka birisine anlatırsan çok kötü şeyler olur. Anneni, teyzeni ve dayını öldürürüm, çok kan dökülür."" diyerek onu tehdit ettiği, ardından sanık ile katılan mağdurenin tekrar düğün yerine geri döndükleri, sanığın tehditlerinden korkan katılan mağdurenin bu durumu kimseye anlatamadığı, bu ilk olaydan sonra katılan ..."ün evde bulunmadığı zamanlarda sanığın katılan mağdureyi tehdit ederek sekiz on kez daha cinsel organını sürtmek suretiyle katılan mağdureye cinsel istismarda bulunduğu, 13.08.2011 tarihinde eve kömür getiren sanığın katılan ..."den kömürleri taşımasını istediği, evde katılan mağdure, sanık ve katılan mağdurenin kız kardeşi..."in kaldığı, sanığın..."i de oyun oynaması için yan odaya gönderdiği, ardından bulaşıkları yıkamak için mutfağa giren katılan mağdurenin arkasından giderek katılan mağdurenin pantolonunu dizlerine kadar indirip cinsel organıyla katılan mağdureye sürtünmeye başladığı, bu sırada mutfağa gelen katılan ..."ün bu durumu görüp ""Sen bu çocuğa ne yapıyorsun?"" diyerek sanığa tepki gösterdiği, sanık ile katılan ... arasında tartışma yaşandığı, sanığın, bağırmaya başlayan katılan ..."ü sürükleyerek evin kullanılmayan bir odasına götürdüğü, burada kavga ettikleri, katılan ... odadan çıkmak istediği hâlde sanığın buna izin vermediği, bu sırada katılan ..."ün katılan mağdureye ""... koş! ... amca ile ... amcayı eve çağır."" dediği, katılan mağdurenin de komşuları olan tanıklar... ve ..."nin evine giderek onlara anne ve babasının kavga ettiklerini söylediği, eve gelen tanıkların sanık ile katılan ... arasındaki kavgayı ayırdıkları, ardından katılan ... ile katılan mağdurenin kolluk birimlerine müracaat ederek olayı intikal ettirdikleri, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.08.2011 tarihli ve 7526-549 sayılı iddianamede sanığın evde bulundukları esnada katılan mağdureyi tehdit edip karşı koymasına rağmen katılan mağdureyi bırakmayarak cinsel istismar eyleminde bulunduğu ve bu şekilde hürriyetinden de yoksun kıldığının dava konusu edildiği anlaşılan olayda;
    Katılan mağdurenin babası olan sanığın, birlikte yaşadıkları evde yalnız kaldıkları zamanlarda katılan mağdureye zorla ve tehditle cinsel istismarda bulunması ve bu şekilde katılan mağdureyi hürriyetinden de yoksun kılmasına dair iddianameye konu eylemlerde amaç suç niteliğindeki cinsel istismar suçunun konusunun kişinin vücut dokunulmazlığı olması, zorla gerçekleştirilen cinsel istismar eylemi sırasında katılan mağdurenin hürriyetini sınırlandırılmadan işlenmesine olanak bulunmaması nedeniyle cinsel istismar eylemi süresiyle sınırlı olarak alıkonulma hâlinde ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağının kabulünde zorunluluk bulunması, sanığın cinsel istismar eyleminden önce veya sonra katılan mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığına dair bir iddianın olmaması, 13.08.2011 tarihinde katılan ... tarafından olayın görülmesi sonrasında yaşanan tartışmada sanığın katılan mağdureyi de odaya kilitlediğine dair iddianameye konu bir eylem bulunmadığı gibi katılan mağdurenin de bunu doğrulayan hiçbir beyanının olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın katılan mağdureye cinsel istismarda bulunurken bu eylem süresince sınırlı olarak onu alıkoyması şeklinde gerçekleşen olayda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2014 tarihli ve 81-133 sayılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.07.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi