1. Ceza Dairesi 2017/1350 E. , 2019/1799 K.
"İçtihat Metni"
Yağma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 46/1. maddesi uyarınca ceza tertibine yer olmadığına, anılan Kanun"un 46/3. maddesi gereğince 1 yıldan az olmamak üzere şifa buluncaya kadar akıl hastalıkları hastanesinde muhafaza ve tedavi altında bulundurulmasına dair İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/07/2004 tarihli ve 2002/436 esas, 2004/245 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün 14/12/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda sosyal şifa halinin devam ettiği, kendisi ve ailesinin tedavi devamlılığını takip etmesi durumunda güvenlik tedbirine gerek olmadığının belirtilmesi üzerine, Cumhuriyet savcılığınca infazın tamamlandığına dair karar verilmesi talebinde bulunulmasını müteakip, anılan raporda güvenlik tedbiri uygulamasının koşula bağlı kılınması nedeniyle talebin reddine dair anılan Mahkemenin 15/07/2016 tarihli ve 2002/436 esas, 2004/245 sayılı ek kararına yapılan itirazın, güvenlik tedbirinin infazının ne kadar süre ile takip edileceğinin belli olmadığından bahisle reddine ilişkin İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/08/2016 tarihli ve 2016/799 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkındaki 14/12/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda sosyal şifa halinin devam ettiği, kendisi ve ailesinin tedavi devamlılığını takip etmesi durumunda güvenlik tedbirine gerek olmadığının belirtildiği, 5237 sayılı Kanun’un 57.maddesinde yeralan “(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbî kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbî kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbî kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, tıbbi kontrol ve takip süresi zarfında ancak kişinin toplum açısından tehlikeliliğinin arttığının tespiti üzerine hakkında tehlikeliliğinin ortadan kalkacağı veya önemli ölçüde azalacağı döneme kadar geçerli olmak üzere güvenlik tedbirine hükmedilebileceği, tıbbi kontrol ve takip süresinin bitiminde kişinin şifa bulduğunun tespiti halinde hakkında yeniden tedbire hükmedilemeyeceği, herhangi bir süre belirlenmeden süresiz olarak tedbire devam edilmesinin hukuka aykırı olduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05/05/2017 gün ve 94660652-105-35-2976-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/08/2016 tarihli ve 2016/799 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.