
Esas No: 2019/378
Karar No: 2020/375
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/378 Esas 2020/375 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 161-44
Sanık ..."ın (...) katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten, sanıklar ..., ..., ... (...) ve ..."ın maktul ...’ı kasten öldürme suçundan ve katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten beraatlerine, sanık ..."ın katılan ...’ı araba ile çarpmak suretiyle kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.09.2012 tarih ve 344-435 sayılı hükümlerin sanık ... müdafisi, katılan ... vekili ve diğer katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.04.2014 tarih ve 1339-2386 sayı ile;
"...
a- Sanık ... ... hakkında mağdur ..."i kasten öldürmeye teşebbüs, sanık ... hakkında ..."i kasten öldürme, sanık ... hakkında ...’i kasten öldürme ve mağdur ...’i kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Sanıklar ... ..., ... ve ...’ın birlikte karar ve irade birliği içerisinde ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak maktul ..."i kasten öldürme, mağdur ..."i kasten öldürmeye teşebbüs suçlarını işledikleri anlaşılmakla, TCK"nın 37. maddesi uyarınca fail olarak cezalandırılmaları yerine, beraatlerine karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sanıklar ..., ... ... ve ... hakkında maktul ...’i kasten öldürme ve mağdur ..."i kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Sanıklar ..., ... ... ve ...’ın, olay sırasında ellerinde tabanca bulunmadığı, diğer sanıklar ... ..., ... ve ...’ın yanında bulunmalarına rağmen öldürme ve öldürmeye teşebbüs eylemlerine fail olarak katıldıklarının ispat edilemediği, ancak olay yerine gelip, eylemlerine destek vererek diğer sanıkların fiillerini kolaylaştırıp, kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarına TCK"nın 39. maddesi kapsamında yardım eden olarak katıldıkları anlaşıldığı hâlde, yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
...
e- Sanık ... hakkında mağdur ..."u kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanık ... hakkında mağdur ..."a sopa ile vurarak kasten silahla yaralama suçunu işlediğinden bahisle açılan dava hakkında hüküm kurulmaması; iddianame içeriğine göre aynı mağdura aracı ile kasten çarparak yaralama suçundan ise sanık ... hakkında açılmış bir dava bulunmadığı hâlde, bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK"nın 225/1. maddesine aykırı davranılması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 09.01.2015 tarih ve 318-7 sayı ile; Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından incelenerek bozulmasına karar verilen 4 hüküm yönünden bozmaya uyulmuş, 10 hüküm yönünden ise bozmaya direnilerek, sanık ..."ın (...) katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten, sanıklar ..., ..., ... (...) ve ..."ın maktul ...’ı kasten öldürme suçundan ve katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten beraatlerine, sanık ..."ın katılan ..."ı araba ile çarparak kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş, direnme kapsamı dışındaki sanık ... hakkında ise hüküm kurulmamıştır.
Hükümlerin katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 04.07.2017 tarih ve 355-357 sayı ile;
“...Yerel Mahkeme direnme hükmünün, 09.01.2015 tarihli oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde tutanağa dönüştürülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizliğinden ve mahallinde öncelikle 09.01.2015 tarihli oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının SEGBİS kayıtlarından araştırılarak temin edilmeye çalışılması, kayıtların bulunması halinde CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde tutanağa dönüştürülmesi, ses ve görüntü kayıtlarının bulunamaması halinde ise 09.01.2015 tarihli oturumda yapılan işlemlerin yenilenmesi lüzumundan sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına,” karar verilmiştir.
Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 01.03.2018 tarihli ve 161-44 sayılı hükmün ilk bendinde;
“1- Mahkememizin 14.09.2012 tarihli, 2010/344 esas ve 2012/435 karar sayılı hükmünün Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.04.2014 tarih, 2014/1339 esas ve 2014/2386 karar sayılı bozma ilamı ile kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine bozulan hükümler yönünden bozma sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller ve taraf beyanları yeniden değerlendirildiğinde Mahkememizin ..."ın kasten öldürülmesi, Yargıtay tarafından sanık ..."ın ..."ı kasten öldürmeye teşebbüs etmesine dair kabulünde oluşa, Mahkememizin vicdani kanaatine ve mevcut delil durumuna göre herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden bu eylemler yönünden bir önceki hükümde mülga 1412 sayılı CMUK"nın 326/3. maddesi gereğince direnilmesine, (Sanık ... ... yönünden evvelki hükümdeki maddi hatanın düzeltilmek suretiyle) karar verilmiş olmakla aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.”
Hükmün ikinci bendinin (D) fıkrasında ise;
“Her ne kadar Yargıtay 1. Ceza Dairesi sanık ...’ın katılan ...’a karşı araba ile çarparak yaralama eylemininden dolayı açılmış bir kamu davası bulunmadığından bahisle bu suç yönünden mahkûmiyetine karar verilerek CMUK"nın 225/1 maddesine muhalefet edildiğinden bahisle bozma yapmışsa da iddianamenin 10. sayfasının 1. paragrafının 18. satırında mağdurun ağzından ..."ın mağdura aracı ile çarptığının belirtilmiş olması ve iddianamenin sevk maddeleri arasında ... açısından TCK 86/1 maddesinin uygulanmasının talep edilmiş olması ancak sanığın eyleminin TCK 86/2. maddesi kapsamında kalmış olması karşısında sanık ..."ın katılan ..."a yönelik aracı ile çarparak yaralama eyleminden dolayı...” şeklindeki ifadelerden sonra;
Sanık ..."ın (...) katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten, sanıklar ..., ..., ... (...) ve ..."ın maktul ...’ı kasten öldürme suçundan ve katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten beraatlerine, sanık ..."ın katılan ..."ı araba ile çarparak kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba hükmedilmiştir.
Bu hükümlerin de sanıklar ... (...) ve ... (...) müdafileri ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2018 tarihli ve 37597 sayılı “onama-bozma” istekli tebliğnamesi ile dosyanın gönderildiği Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.06.2019 tarih ve 827-3297 sayı ile;
"Yerel mahkemece Dairemizin 06.10.2016, Ceza Genel Kurulunun ise 04.07.2017 tarihli bozma ilamlarına karşı uyma yönünde karar verilmesine karşın, Dairemizin 14.04.2014 tarihli bozma ilamına karşı daha önce verilmiş olan direnme kararının Ceza Genel Kurulu tarafından kaldırılmamış olması gerekçesiyle yeniden direnilmesi yönünde karar verildiği gerekçesiyle Dairemizce verilen 14.04.2014 tarihli bozma kararı usul ve yasaya uygun olup, yerel mahkemenin direnme gerekçesi yerinde görülmediğinden, öncelikle direnme kararının incelenerek bu konuda bir karar verilmesi sağlandıktan sonra temyize konu diğer hükümler yönünden Dairemizce temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir." şeklindeki karar ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanıklar ..., ..., ... (...) ve ... hakkında maktul ..."ı kasten öldürme suçundan ve katılan ..."ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten, sanık ... (...) hakkında katılan ..."ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan beraat hükümleri ve sanık ... hakkında katılan ..."ı arabayla çarparak kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ...’ın maktul ..."ı kasten öldürme ve katılan ..."ı kasten öldürme suçuna teşebbüs, sanık ..."ın (...) katılan ..."ı kasten öldürme suçuna teşebbüs eylemlerine TCK"nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak, sanıklar ... (...), ..., ..."ın ise maktul ..."ı kasten öldürme ve katılan ..."ı kasten öldürme suçuna teşebbüs eylemlerine TCK"nın 39. maddesi kapsamında yardım eden olarak katılıp katılmadıkları ile sanık ... hakkında katılan ..."ı araba ile çarparak kasten yaralama suçundan açılmış bir kamu davası bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin ise de;
Yerel Mahkemece kurulan 14.09.2012 tarihli ve 344-435 sayılı hükümlerin 14.04.2014 tarihinde Özel Dairece bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece kısmen uyma, kısmen direnme kararı verilerek kurulan 09.01.2015 tarihli ve 318-7 sayılı hükümlerden, uyma kararı üzerine verilen hükümlerin 06.10.2016 tarihinde Özel Dairece, direnmeye konu hükümlerin ise 04.07.2017 tarihinde Ceza Genel Kurulunca bozulmasından sonra;
Yerel Mahkemece; "Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.10.2016 tarih ve 2016/4362 esas 2016/3508 karar sayılı bozma ilamı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 2017/1-355 esas 2017/357 karar sayılı bozma kararına ayrı ayrı uyulmasına,” şeklinde ara karar kurulduktan sonra ve açıkça verilmiş bir direnme kararı bulunmaksızın bozulan hükümlere benzer şekilde yeniden hükümler kurulan dosyada;
Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Ceza Genel Kurulunca incelenmesi gereken bir direnme hükmü bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2010/21199 sayılı soruşturma sonunda, toplam 7 sanık hakkında 35 ayrı suçtan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 14.09.2012 tarih ve 344-435 sayı ile; sanıklar hakkında 29 beraat ve 5 mahkûmiyet hükmü kurulduğu, açılan bir dava hakkında ise hüküm kurulmadığı,
Hükümlerin, haklarında mahkûmiyet kararları verilen sanıklar müdafileri ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.04.2014 tarih ve 1339-2386 sayı ile; 20 hükmün onanmasına kalan 15 hükmün ise;
"...
a- Sanık ... ... hakkında mağdur ..."i kasten öldürmeye teşebbüs, sanık ... hakkında ..."i kasten öldürme, sanık ... hakkında ...’i kasten öldürme ve mağdur ...’i kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Sanıklar ... ..., ... ve ...’ın birlikte karar ve irade birliği içerisinde ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak maktul ..."i kasten öldürme, mağdur ..."i kasten öldürmeye teşebbüs suçlarını işledikleri anlaşılmakla, TCK"nın 37. maddesi uyarınca fail olarak cezalandırılmaları yerine, beraatlerine karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sanıklar ..., ... ... ve ... hakkında maktul ...’i kasten öldürme ve mağdur ..."i kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Sanıklar ..., ... ... ve ...’ın, olay sırasında ellerinde tabanca bulunmadığı, diğer sanıklar ... ..., ... ve ...’ın yanında bulunmalarına rağmen öldürme ve öldürmeye teşebbüs eylemlerine fail olarak katıldıklarının ispat edilemediği, ancak olay yerine gelip, eylemlerine destek vererek diğer sanıkların fiillerini kolaylaştırıp, kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarına TCK"nın 39. maddesi kapsamında yardım eden olarak katıldıkları anlaşıldığı hâlde, yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
...
e-Sanık ... hakkında mağdur ..."u kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanık ... hakkında mağdur ..."a sopa ile vurarak kasten silahla yaralama suçunu işlediğinden bahisle açılan dava hakkında hüküm kurulmaması; iddianame içeriğine göre aynı mağdura aracı ile kasten çarparak yaralama suçundan ise sanık ... hakkında açılmış bir dava bulunmadığı halde, bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK"nın 225/1. maddesine aykırı davranılması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verildiği,
Bozmadan sonra yargılamayı sürdüren Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 09.01.2015 tarih ve 318-7 sayı ile; Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından incelenerek bozulmasına karar verilen 4 hüküm yönünden bozmaya uyulduğu, 10 hüküm yönünden ise;
" Sanıklar ... ..., ... ve ..."ın maktulün kasten öldürülmesi eylemine TCK"nın 37/1. maddesi delaletiyle, yine katılan ..."e karşı işlenen kasten öldürmeye teşebbüs eylemine TCK"nın 37/1. maddesi delaletiyle katıldıklarına, sanıklar ..., ... ve ... ..."in maktülü kasten öldürülmesi, katılan ..."in ise öldürülmeye teşebbüs edilmesi eylemlerine TCK"nın 39. maddesi delaletiyle katıldıklarına dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delil bulunmamaktadır.
Sanık ..."ın katılan ..."a araba ile çarpması eylemi iddianamenin anlatımında açıkça yer aldığından, yargılama aşamasında da sanık ikrarı ve sair deliller ile bu husus sabit olduğundan, sanığa ek savunma hakkı verilerek, gerekçeli kararda ise ayrıntılı olarak mahkememiz uygulaması tartışıldığından, sanığa verilen mahkûmiyet hükmünde direnilmiştir." gerekçesiyle direnilerek, sanık ..."ın (...) katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten, sanıklar ..., ..., ... (...) ve ..."ın maktul ...’ı kasten öldürme suçundan ve katılan ...’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten beraatlerine, sanık ..."ın katılan ..."ı araba ile çarparak kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, sanık ... hakkında ise hüküm kurulmadığı,
Hükümlerin katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, bozmaya uyularak verilen 4 hüküm yönünden inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.10.2016 tarih ve 4362-3508 sayı ile;
“Teknik araçlarla kayda alınmasına karar verilen 09.01.2015 tarihli celsenin tutanağa dönüştürülüp imzalanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK"nın 219. maddesine aykırı davranılması,” isabetsizliğinden bozulmasına, direnme kararına konu 10 hükmün ise incelenmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği,
Direnme kararına konu 10 hüküm yönünden dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 04.07.2017 tarih ve 355-357 sayı ile;
“...Yerel Mahkeme direnme hükmünün, 09.01.2015 tarihli oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde tutanağa dönüştürülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizliğinden ve mahallinde öncelikle 09.01.2015 tarihli oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının SEGBİS kayıtlarından araştırılarak temin edilmeye çalışılması, kayıtların bulunması hâlinde CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde tutanağa dönüştürülmesi, ses ve görüntü kayıtlarının bulunamaması hâlinde ise 09.01.2015 tarihli oturumda yapılan işlemlerin yenilenmesi lüzumundan sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına,” karar verildiği,
Bozmadan sonra yargılamaya devam eden Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 05.12.2017 tarihli celsede;
“1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Mahkememizin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 1339-2386 sayılı bozma ilamına karşı verdiği kısmi uyma, kısmi direnme kararını kaldırmamış olduğundan ilk bozma ilamına ilişkin direnme kararı geçerliliğini koruyor olması bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.10.2016 tarihli ve 4362-3508 sayılı bozma ilamı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 355-357 sayılı bozma kararına ayrı ayrı uyulmasına,” şeklinde ara karar verildiği,
Yargılama sonunda 01.03.2018 tarih ve 161-44 sayı ile; önceki hükümlere benzer şekilde hükümler kurulduğu, bu hükümlerin de haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulan sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.06.2009 tarih ve 827-3297 sayı ile;
“Yerel Mahkemece Dairemizin 06.10.2016, Ceza Genel Kurulunun ise 04.07.2017 tarihli bozma ilamlarına karşı uyma yönünde karar verilmesine karşın, Dairemizin 14.04.2014 tarihli bozma ilamına karşı daha önce verilmiş olan direnme kararının Ceza Genel Kurulu tarafından kaldırılmamış olması, (....) yeniden direnilmesi yönünde karar verildiği gerekçesiyle Dairemizce verilen 14.04.2014 tarihli bozma kararı usul ve yasaya uygun olup, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesi yerinde görülmediğinden, öncelikle direnme kararının incelenerek bu konuda bir karar verilmesi sağlandıktan sonra temyize konu diğer hükümler yönünden Dairemizce temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine” karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Ön sorunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için Yargıtayca verilen bozma kararları üzerine yerel mahkemelerce yapılacak işlemlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken "Davaya yeniden bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri" başlıklı 326. maddesinde;
“Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhâlde dinlenilmesi gerekir.
Yargıtaydan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.
Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Yerel mahkemenin, göreve ilişkin olanlar dışındaki bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkün olup öğretide buna “bozmadan sonraki serbestlik kuralı” adı verilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında mahkemenin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sınırlı biçimde uygulanabilecek olan "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı" kabul edilerek yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
"Bozmadan sonra serbestlik kuralı" uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerinin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez “uymadan sonraki serbestlik kuralı” devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, yerel mahkemece önceki karardan farklı olarak suçun sübutu ve niteliği de dâhil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK"nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu hâlinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir.
Diğer yandan, Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış pek çok kararında; uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz olduğu açıklanmıştır.
Buna göre, Yerel Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmesi durumunda, sanığın hukuki durumu yeniden serbestçe değerlendirilerek yeni bir karar verilecektir.
Bununla birlikte uymadan sonraki serbestlik ilkesinin,
1- Bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkla yani bozma nedeni ile sınırlı olacak şekilde bozma doğrultusunda hareket etme zorunluluğu,
2- 1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326. maddesinin son fıkrasında düzenlenen "cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi" veya "aleyhte düzeltme yasağı",
Şeklinde iki istisnası bulunmaktadır.
Öte yandan; Ceza Genel Kurulunun başta 10.07.2018 tarihli ve 360-347, 17.04.2018 tarihli ve 651-179 sayılı olmak üzere, uyum ve kararlılık gösteren içtihatları uyarınca; Ceza Genel Kurulunun bozma kararı ile direnme hükmü tümüyle ortadan kalkmış olup Yerel Mahkeme artık yeni ve değişik bir karar vermekte serbesttir. Bu şekilde verilen kararlar da yeni bir karar olup hukuken direnme niteliğinde olmadığından Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir.
Ceza Genel Kurulunun bozma kararına uyulduktan sonra verilen kararın yeniden ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi, Yerel Mahkemenin direnmesi üzerine verilen Ceza Genel Kurulu kararlarına karşı direnilemeyeceğine ilişkin 1412 sayılı CMUK"nın, 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326. maddesine de aykırıdır. Doğrudan doğruya Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılması, Yerel Mahkeme kararına direnme niteliği kazandıracak ve Ceza Genel Kurulu kararlarına karşı Yerel Mahkemelerin direnme yetkisi olmadığına dair temel ilke zedelenecektir. Bu nedenlerle hukuken yeni olan bu kararın Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2010/21199 sayılı soruşturma sonunda, toplam 7 sanık hakkında 35 ayrı suçtan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 14.09.2012 tarih ve 344-435 sayı ile; sanıklar hakkında 29 beraat ve 5 mahkûmiyet hükmü kurulduğu, açılan bir dava hakkında ise hüküm kurulmadığı, hükümlerin haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulan sanıklar müdafileri ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.04.2014 tarih ve 1339-2386 sayı ile; 20 hükmün onanmasına, 15 hükmün ise bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yargılamaya devam eden Yerel Mahkemece 09.01.2015 tarih ve 318-7 sayı ile; Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından incelenerek bozulmasına karar verilen 4 hüküm yönünden bozmaya uyulduğu, 10 hüküm yönünden ise direnme kararı verildiği, 1 suçtan açılan dava hakkında ise hüküm kurulmadığı, hükümlerin katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, bozmaya uyularak verilen 4 hüküm yönünden inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.10.2016 tarih ve 4362-3508 sayı ile; “Teknik araçlarla kayda alınmasına karar verilen 09.01.2015 tarihli celsenin tutanağa dönüştürülüp imzalanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK"nın 219. maddesine aykırı davranılması,” isabetsizliğinden bozulmasına, bir suçtan hüküm kurulmamasının eleştiri konusu yapılmasına, direnme kararına konu 10 hükmün ise incelenmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, direnme kararına konu 10 hüküm yönünden dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 04.07.2017 tarih ve 355-357 sayı ile; “...Yerel Mahkeme direnme hükmünün, 09.01.2015 tarihli oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde tutanağa dönüştürülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizliğinden ve mahallinde öncelikle 09.01.2015 tarihli oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının SEGBİS kayıtlarından araştırılarak temin edilmeye çalışılması, kayıtların bulunması hâlinde CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde tutanağa dönüştürülmesi, ses ve görüntü kayıtlarının bulunamaması hâlinde ise 09.01.2015 tarihli oturumda yapılan işlemlerin yenilenmesi lüzumundan sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına,” karar verildiği, bozma sonrası yargılamaya devam eden Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 05.12.2017 tarihli celsede; “1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu Mahkememizin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 1339-2386 karar sayılı bozma ilamına karşı verdiği kısmi uyma, kısmi direnme kararını kaldırmamış olduğundan ilk bozma ilamına ilişkin direnme kararı geçerliliğini koruyor olması bu konuda karar verilmesine yer olmadığına; 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.10.2016 tarih ve 4362-3508 sayılı bozma ilamı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 355-357 sayılı bozma kararına ayrı ayrı uyulmasına,” şeklinde ara karar verildikten sonra yapılan yargılama sonucunda 01.03.2018 tarih ve 161-44 sayı ile; önceki hükümlere benzer şekilde beraat ve mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin de haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulan sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.06.2009 tarih ve 827-3297 sayı ile; “Yerel Mahkemece Dairemizin 06.10.2016, Ceza Genel Kurulunun ise 04.07.2017 tarihli bozma ilamlarına karşı uyma yönünde karar verilmesine karşın, Dairemizin 14.04.2014 tarihli bozma ilamına karşı daha önce verilmiş olan direnme kararının Ceza Genel Kurulu tarafından kaldırılmamış olması, (....) yeniden direnilmesi yönünde karar verildiği gerekçesiyle Dairemizce verilen 14.04.2014 tarihli bozma kararı usul ve yasaya uygun olup, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesi yerinde görülmediğinden, öncelikle direnme kararının incelenerek bu konuda bir karar verilmesi sağlandıktan sonra temyize konu diğer hükümler yönünden Dairemizce temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine” karar verildiği anlaşılan dosyada;
14.04.2014 tarihli ilk bozmaya uyularak Yerel Mahkemece verilen 09.01.2015 tarihli ve 318-7 sayılı hükümlerin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.10.2016 tarihli ve 4362-3508 sayılı ilamıyla; direnme kararına konu hükümlerin ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.07.2017 tarihli ve 355-357 sayılı ilamıyla bozulması üzerine, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.01.2015 tarihli ve 318-7 sayılı tüm hükümlerin Yargıtayca bozulması suretiyle bütün sonuçlarıyla birlikte tamamen ortadan kalkmasına karşın, Yerel Mahkemece; “Yargıtay Ceza Genel Kurulu Mahkememizin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2014/1339 esas 2014/2386 karar sayılı bozma ilamına karşı verdiği kısmi uyma, kısmi direnme kararını kaldırmamış olduğundan ilk bozma ilamına ilişkin direnme kararı geçerliliğini koruduğuna,” ilişkin 05.12.2017 tarihli celsede kurulan ara kararın hukuki bir karşılığının bulunmaması,
Aynı celsede Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.10.2016 tarihli ve 4362-3508 sayılı bozma ilamı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.07.2017 tarihli ve 355-347 sayılı bozma ilamına ayrı ayrı uyulmasına karar verilmiş olması, uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara karar niteliğinde olmayıp davanın esasına etkili olan kararlardan oluşu,
Bozma ilamlarına uyma kararı verildikten sonra önceki hükümler gibi ya da önceki hükümlere benzer şekilde hükümler kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı,
Yerel Mahkemece verilen 01.03.2018 tarihli hükümde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.10.2016 tarihli ve 4362-3508 sayılı bozma ilamına açıkça direnildiğine ilişkin herhangi bir ara karar veya ibarenin bulunmaması,
Ceza Genel Kurulunun, Yerel Mahkemenin direnme kararı üzerine verdiği 04.07.2017 tarihli ve 355-357 sayılı bozma kararına ise, 1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken "Davaya yeniden bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri" başlıklı 326. maddesininin 3. fıkrasındaki “...Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.” hükmü uyarınca direnilmesinin mümkün olmaması,
Hususları birlikte değerlendirildiğinde;
Yerel Mahkemece verilen 01.03.2018 tarihli ve 161-44 sayılı karar, direnme kararı niteliğinde olmayıp bozmaya uyularak verilen yeni hüküm niteliğinde olduğundan bu hükümlerin Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir. Bu nitelikteki hükümlerin temyiz edilmesi hâlinde incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmadığından, temyiz kapsamındaki tüm hükümler yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 01.03.2018 tarihli ve 161-44 sayılı kararı, Ceza Genel Kurulunca incelenmesi gereken bir direnme kararı niteliğinde olmadığından, temyize konu tüm hükümler yönünden inceleme yapılması için dosyanın Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 24.09.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.