20. Hukuk Dairesi 2020/593 E. , 2020/2320 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi, dosya incelendi gereği düşünüldü;
K A R A R
1982 yılında yapılan kadastro sırasında ... ili, ... ilçesi, ...köyü 342 parsel sayılı 2227 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla senetsizden Hazine adına tespit edilmiş, itirazı komisyonca reddedilen ... tarafından açılan dava sonucu Karamürsel Tapulama Mahkemesinin 1985/205 E. - 1987/195 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne Hazine adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm 29/04/1992 tarihinde kesinleşmiş ve taşınmaz hükmen tapuya tescil edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespitine karşı, Orman Yönetimi tarafından açılan dava ise; en son Karamürsel Kadastro Mahkemesinin 2012/7 E. - 2012/8 K. sayılı kararı ile taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı gerekçesi ile reddedilmiş, bu karar 10/09/2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava konusu ...köyü 343 parsel sayılı 3029 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise; kadastro sırasında senetsizden ... ve mirasçıları adına tespit edilmiş, tespite karşı Orman Yönetimi ve gerçek kişilerce itiraz edilmiş, itirazın komisyon kararı ile reddedilmesi sonrasında Orman Yönetimi tarafından açılan dava sonucu kadastro mahkemesinin 1985/634 E. - 1989/23 K. sayılı kararı ile 343 sayılı parselin 980 m² kısmının orman vasfıyla Hazine adına tesciline kalan kısmının tespit gibi kişiler adına tesciline karar verilmiş, hüküm 29/05/1990 tarihinde kesinleşmiştir. 343 parsel 2049 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tespit malikleri adına, orman olmasına karar verilen 980 m² kısmı ise 968 parsel sayısı ve orman vasfıyla tescil edilmiştir.
Davacılar; adlarına tapuda kayıtlı bulunan 342 ve 343 parsel sayılı taşınmazların orman ile ilgisi olmadığı halde, 2013 yılında yapılan aplikasyon ve orman kadastro çalışması sırasında orman sınırı içinde bırakıldığını belirterek, taşınmazların orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır.
Davalı-karşı davacı ... Yönetimi vekili ise; çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptal edilip orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve elatmanın önlenmesi istemleriyle karşı dava açmıştır.
Mahkemece; davacılarının davalı ... ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı hakkında açtığı orman kadastrosu tespitine itiraz davasının esastan reddine, karşı davacı ... Yönetiminin tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının eldeki davadan tefrikine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava; bir aylık askı süresi içinde açılan aplikasyon ve orman kadastro çalışmasına itiraz, tefrik edilen karşı dava ise tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 05.10.1948 tarihli Resmî Gazetede ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1951 yılında 5653 sayılı Kanun uyarınca yapılan makiye ayırma, 1979 yılında 1744 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/353 E. - 2007/72 K. sayılı ilamıyla iptal edilen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, daha sonra 31/01/2013 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen aplikasyon, evvelce sınırlandırması yapılmamış olan yerlerde orman kadastrosu, tüm ormanlarda 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması vardır. 1982 yılında kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece davanın davacı kişilerin tahdide itiraz davasının reddine karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Yukarıda da açıklandığı gibi dava konusu taşınmazların kadastro tespitine karşı Orman Yönetimi tarafından dava açılmış ve o davalarda taşınmazların orman sınırı içinde kalıp kalmadıkları irdelenmiş, 342 sayılı parselin kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı gerekçesi ile Orman Yönetiminin davası reddedilmiş, 343 sayılı parsel açısından ise orman olan kısmı için dava kısmen kabul edilmiş, orman olmayan kısmı 342 parsel sayısı ile tescil edilmiştir.
Kesin hüküm HUMK"nın 237. maddesinde (HMK’nın 303. maddesi) düzenlenmiştir. Kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için davanın taraflarının, konusunun (müddeabihinin) ve dava sebeplerinin yani davada dayanılan vakıaların aynı olması gerekir. Kesin hüküm, mahkemeleri davanın taraflarını, cüzi ve külli haleflerini (akdi ve ırsi ardıllarını), tüm kurum ve kuruluşları bağlar.
Dava konusu taşınmazlar için 1982 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu orman yönetimi ve tespit malikleri arasında görülen davaların tarafları,dava konusu ve dayanılan hukuki sebepler aynı olduğundan eldeki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 01/07/2020 günü oy birliğiyle karar verildi.