
Esas No: 2018/468
Karar No: 2020/398
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/468 Esas 2020/398 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 178-191
Sanıklar ..., ..., ... ve ..."ın 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3/2, 4/2, TCK’nın 43/1, 62, 52/2-4, 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 33.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna; resmi belgede sahtecilik suçundan ise TCK"nın 204/1, 43/1, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna ilişkin Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.07.2013 tarihli ve 178-191 sayılı hükümlerin sanık ... müdafisi ile sanıklar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 02.04.2018 tarih ve 5354-3465 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 20.06.2018 tarih ve 320982 sayı ile;
“...İtirazın çerçevesi ve kapsamını, mahkûmiyet hükmü için toplanan delillerin yeterli olup olmadığı ve savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı oluşturmaktadır.
Sanıkların davaya konu ithalatları gerçekleştiren Efor Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama Limitet Şirketi"nin yetkili ve ortakları oldukları,
03.01.2008 tarihli IM 00798 sayılı Gümrük Giriş Beyannamesi ile mahreç Hong Kong ülkesinden ihracaatçısı Well Sing Electronics Co. Ltd. olan 24.11.2007 tarihli ve CFN032/07 numaralı fatura muhteviyatı elektronik eşya ve yedek parçalarının ithalatını gerçekleştirdikleri, bahsi geçen 24.11.2007 tarihli ve CFN032/07 numaralı faturada gösterilen bedelinin 58.750 Amerikan Doları olduğu, ancak Hong Kong Gümrük ve Dolaylı Vergiler Departmanının 04.12.2009 tarihli ve TIB/TGO/0001/09 sayılı yazısına göre bu ithalat işlemine konu faturanın 110.500 Amerikan Doları olduğunun bildirildiği, bu durumda 51.750 USD noksan kıymet beyanında bulunulduğu,
Yine Efor Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama Limitet Şirketi"nin 03.06.2008 tarihli IM 68199-68219 sayılı Gümrük Giriş Beyannameleri ile mahreç Hong Kong ülkesinden ihracatçısı Smart Tech Electronics olan 24.04.2008 tarihli ve 500555 numaralı fatura muhteviyatı elektronik eşya ve yedek parçalarının ithalatını gerçekleştirdikleri, bahsi geçen 24.04.2008 tarihli ve 500555 numaralı faturada gösterilen bedelinin 134.000 Amerikan Doları olduğu, ancak Hong Kong Gümrük ve Dolaylı Vergiler Departmanının 30.10.2009 tarihli ve TIB/T010029-0012/09 sayılı yazısına göre bu ithalat işlemine konu faturanın 232.848 Amerikan Doları olduğunun bildirildiği, bu durumda 98.848 USD noksan kıymet beyanında bulunulduğu,
Yine Efor Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama Limitet Şirketi"nin 12.03.2008 tarihli ve IM 35154 sayılı Gümrük Giriş Beyannamesi ile mahreç Çin Halk Cumhuriyeti ülkesinden ihracaatçısı Jiaxing Minqin İnt"1 Trading Co. Ltd. olan 21.01.2008 tarihli ve MQ238 numaralı fatura muhteviyatı hoparlör ses sistemleri ithalatını gerçekleştirdikleri, bahsi geçen 21.01.2008 tarihli ve MQ238 numaralı faturada gösterilen bedelinin 60.873 Amerikan Doları olduğu, ancak Çin Halk Cumhuriyeti Gümrük İdaresinin 17.07.2009 tarihli ve 2009/TR/001 sayılı yazısına göre bu ithalat işlemine konu faturanın 63.790 Amerikan Doları olduğunun bildirildiği, bu durumda 2.916 USD noksan kıymet beyanında bulunulduğu,
Toplamda 153.514 USD noksan kıymet beyanının bulunduğu,
Anlaşılmakta ise de;
Gerek, Hong Kong Gümrük ve Dolaylı Vergiler Departmanının 04.12.2009 tarihli ve TIB/TGO/0001/09 sayılı yazısının, gerek Hong Kong Gümrük ve Dolaylı Vergiler Departmanının 30.10.2009 tarihli ve TIB/T010029-0012/09 sayılı yazısının ve gerekse Çin Halk Cumhuriyeti Gümrük İdaresinin 17.07.2009 tarihli ve 2009/TR/001 sayılı yazısının başkaca bir delil ile desteklenmediği gibi, bu makamların yazılarında sözünü ettikleri daha yüksek bedelli faturaların dahi gönderilmediği görülmektedir.
Yargıtay Yüksek Yedinci Ceza Dairesinin 2012/5913 E. – 2013/6123 K. sayılı, yine 2011/2923 E. – 2013/6069 K sayılı, yine 2013/10989 E. – 2014/3766 K. sayılı, yine 2012/8489 E. – 2014/8097 K. sayılı, yine 2013/4594 E. – 2016/8291 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere,
Emsal ithalatları yapan farklı kuruluşlardan seçilecek uzman bilirkişiler ve mali müşavirler arasından seçilecek bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile dosyadaki emsallerin yeterli olmaması hâlinde emsal ithalatı yapan şirketlerden yeterli derecede ve konuya ışık tutacak nitelikte fiyat listeleri ve bu konuda yapılan ithallerle ilgili orijinal fatura örnekleri ve sair ithal belgelerine ait örnekler istenilerek, bu belgeler ve sanıkların şirketine ait ticari defterler üzerinde yeniden inceleme yaptırılmak suretiyle, suç konusu eşyanın emsal ithalatlara kıyasla gerçek değerinin tespit ettirilmesi ve ithal eşyasının gümrük kıymetinin eşyanın satış bedeli olan yani ithal karşılığı gerçekte ödenen veya ödenecek fiyat olduğu hususu da gözetilerek, ithalatı gerçekleştiren sanıkların, suç konusu eşya ile ilgili olarak, satıcı firmaya mal bedeli olarak yaptıkları ödeme tutarlarının, bunların ticari defterlerinde yer alan karşılıklarının ve sanıkların ithalat yaptıkları şirketlerle geçmişten suç tarihine kadar yaptıkları alım satım işlemleri ve cari hesapla çalışıp çalışmadıkları hususunun araştırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekmektedir.
Bilirkişiler ... ve ..."ın hükme esas alınan tarihsiz raporun 11. sayfasında Kıymet Yönünden Teknik Değerlendirme başlıklı kısımda beyanname muhteviyatı eşyaların kıymetine ilişkin teknik bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı bildirilmiş ise de Gümrük Giriş Beyannameleri ekinde dosyaya eklenen 24.11.2007 tarihli ve CFN032/07 numaralı faturanın, yine 24.04.2008 tarihli ve 500555 numaralı faturanın ve nihayet 21.01.2008 tarihli ve MQ238 numaralı faturanın muhteviyatının eşyalara ilişkin teknik ayrıntılara yer verildiği dikkate alınıp bilirkişi incelemesine elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten de bilirkişilerin tarihsiz ibraz ettikleri raporun mahkemenin ihtarlarına rağmen yaklaşık 1 yıl gecikme ile dosyaya ibraz edildiği duruşma tutanakları ve yazışma evraklarından anlaşılmıştır.
Yukarıda izah olunduğu üzere, sahte belge kullanılarak ithalat işleminde eksik vergi ödenmesine neden olunup olunmadığı hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, bunun için emsal ithalatları yapan farklı kuruluşlardan seçilecek uzman bilirkişiler ve mali müşavirler arasından seçilecek bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile dosyadaki emsallerin yeterli olmaması hâlinde emsal ithalatı yapan şirketlerden yeterli derecede ve konuya ışık tutacak nitelikte fiyat listeleri ve bu konuda yapılan ithallerle ilgili orijinal fatura örnekleri ve sair ithal belgelerine ait örnekler istenilerek, bu belgeler ve sanıkların şirketine ait ticari defterler üzerinde yeniden inceleme yaptırılmak suretiyle, suç konusu eşyanın emsal ithalatlara kıyasla gerçek değerinin tespit ettirilmesi ve ithal eşyasının gümrük kıymetinin eşyanın satış bedeli olan yani ithal karşılığı gerçekte ödenen veya ödenecek fiyat olduğu hususu da gözetilerek, ithalatı gerçekleştiren sanıkların, suç konusu eşya ile ilgili olarak, satıcı firmaya mal bedeli olarak yaptıkları ödeme tutarlarının, bunların ticari defterlerinde yer alan karşılıklarının ve sanıkların ithalat yaptıkları şirketlerle geçmişten suç tarihine kadar yaptıkları alım satım işlemleri ve cari hesapla çalışıp çalışmadıkları hususunun araştırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme sonucu sadece mahreç ülkelerin bildirdikleri soyut bilgilere dayanılarak kurulan yerel mahkeme hükmünün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi yerine sahtecilik ve 5607 sayılı Yasa"ya muhalefet suçlarından kurulan hükümlerin onanmasına karar verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.
Kabule göre ise;
5607 sayılı Yasa"ya muhalefet suçu yönünden iddianamede talep edilmediği hâlde, 5271 sayılı CMK"nın 226. maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle sanıklar ..., ..., ... ve ..."ın savunma hakkının kısıtlanması,
Sahtecilik suçundan sanıklar ... ve ..."ın hazır bulunduğu 18.06.2013 tarihli duruşmada iddia makamının esas hakkındaki mütalasında yer vermesi nedeniyle TCK"nın 43. maddesi yönünden sanıklar ... ve ..."a ek savunma hakkının verildiği kabul edilmiş ise de sahtecilik suçu yönünden iddianamede talep edilmediği hâlde, 5271 sayılı CMK"nın 226. maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle sanıklar ... ve ..."ın savunma hakkının kısıtlanması yasaya aykırı bulunduğu” düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 10.09.2018 tarih ve 7967-8492 sayı ile 5607 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan tüm sanıklar bakımından, resmi belgede sahtecilik suçundan ise sanık ... bakımından CMK"nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede gösterilmeyen TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması sebebiyle savunma hakkının kısıtlandığına yönelik itirazı yerinde görerek 02.04.2018 tarihli ve 5354-3465 sayılı onama kararı kaldırılıp anılan hükümlerin bozulmasına, sanıklara atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarının sübutu bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulduğuna ilişkin itirazın ise yerinde görülmemesi üzerine reddine karar verilerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarının sübutu bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de öncelikle;
1- Özel Dairece, resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerine rağmen karar verilip verilmediğinin,
2- Karar verildiğinin kabulü hâlinde 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca itiraz üzerine dosyanın gönderildiği Özel Dairece itiraz kapsamında olmasına rağmen sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmediğinden bahisle savunma hakkının kısıtlandığına yönelik itirazın kabulü veya reddi konusunda bir karar verilmeden Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılmasının mümkün olup olmadığının,
Değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince 17.07.2013 tarih ve 178-191 sayı ile sanıkların aynı suçlardan ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verildiği, hükümlerin sanık ... müdafisi ile sanıklar ..., ..., ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2015 tarihli ve 2013/320982 sayılı onama istekli tebliğnamesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 02.04.2018 tarih ve 5354-3465 sayı ile incelenen kararın 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçuna ilişkin olduğunu belirterek;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Anayasa Mahkemesinin, TCK"nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmî Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanıklar ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına” karar verildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.06.2018 tarih ve 320982 sayı ile;
1- Sanıklara atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarının sübutu bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulduğu,
2- 5607 sayılı Kanun"a muhalefet suçu yönünden sanıklar ..., ..., ... ve ..."ın; resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise sanıklar ... ve ..."ın; CMK"nın 226. maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı ve Özel Dairenin onama kararının kaldırılarak mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 10.09.2018 tarih ve 7967-8492 sayı ile 5607 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan tüm sanıklar bakımından, resmi belgede sahtecilik suçundan ise sanık ... bakımından TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmediğinden bahisle savunma hakkının kısıtlandığına yönelik itirazı yerinde görerek onama kararını kaldırıp anılan hükümlerin bozulmasına, sanıklara atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarının sübutu bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulduğuna ilişkin itirazın ise yerinde görülmemesi üzerine reddine karar vererek dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderildiği,
Anlaşılmaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesinde;
"(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re"sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir." şeklinde yer almaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, Yargıtay Ceza Daireleri kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yolu olup bu yetki sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Yargıtay Cumhuriyet Savcıları Yargıtay Kanunu"nun 28. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına bu yetkiyi kullanır.
İtiraz, daire kararında gerek maddî ve gerek usul hukukuna aykırı olduğu saptanan hususlara yönelik olabilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itiraz yasa yoluna başvurusunu “itirazname” denilen belgeyi düzenleyerek yapar. İtiraz başvurusunda itiraz nedenlerinin açık ve gerekçesiyle birlikte yazılı olarak bildirilmesi gerekir.
İtiraz üzerine kararına itiraz edilen dairece itiraz yerinde görülmediği takdirde dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun da incelenmek üzere kendisine gönderilen itirazın incelenebilir olup olmadığını değerlendirilebileceğinde kuşku bulunmamaktadır.
Bu bilgiler ışığında birinci ön sorun değerlendirildiğinde;
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan yapılan yargılama sonucunda sanıkların aynı suçlardan ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verildiği, hükümlerin sanık ... müdafisi ile sanıklar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istekli tebliğnamesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 02.04.2018 tarihli ve 5354-3465 sayılı kararında; sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemleri hakkında bir karar verilmediği, anılan kararın sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin Özel Dairece incelenip karara bağlanmadan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulamayacağı, CMK"nın 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere ancak Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı itiraz Kanun yoluna gidilebileceği, bu hâliyle Ceza Genel Kurulunca itiraz hakkında inceleme yapılamayacağı anlaşıldığından CMK"nın 308. maddesi uyarınca öncelikle, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin Özel Dairece incelenip karar verilmesi gerektiğinden, dosyanın belirtilen temyiz istemleri konusunda karar verilmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Birinci ön sorun konusunda ulaşılan sonuç nedeniyle ikinci ön sorun konusu değerlendirilmemiştir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin Özel Dairece incelenip karara bağlanmadan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulamayacağı, CMK"nın 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere ancak Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı itiraz kanun yoluna gidilebileceği anlaşıldığından CMK"nın 308. maddesi uyarınca öncelikle, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin Özel Dairece incelenip karar verilmesi gerektiğinden, dosyanın belirtilen temyiz istemleri konusunda karar verilmesi için dosyanın Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 06.10.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.