Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/1335
Karar No: 2020/401

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1335 Esas 2020/401 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/1335 E.  ,  2020/401 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 212-121

    Kasten öldürme suçundan sanıklar ... ve ..."ün TCK"nın 37/1, 81/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Silifke Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.05.2009 tarihli ve 236-140 sayılı, ceza miktarı yönünden resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar müdafisi ve Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.06.2010 tarih ve 9615-4728 sayı ile;
    "...İncelemeye konu dosya ile Anamur Cumhuriyet Başsavcılığının 05.08.2008 tarih ve 2008/1100 soruşturma sayılı kararı ile kasten öldürme suçuna iştirakten soruşturma evrakının ayrılmasına karar verilen şüpheli ... hakkındaki dosya arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu, Mut Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2009 tarih ve 2009/111 esas sayılı iddianamesi ile de sanıklar ..., ... ve ... hakkında suç uydurma suçundan Mut Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılmakla;
    a) Kasten öldürme suçuna iştirakten şüpheli ... hakkındaki soruşturmanın sonucu araştırılarak, açılmış bir dava var ise, davaların birleştirilmesi olanağının araştırılması,
    b) Suç uydurma suçundan haklarında kamu davası açılan sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki kamu davasının sonucu araştırılarak, karar verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyanın, aksi hâlde dosyanın onaylı örneğinin getirtilip dosya arasına konulması,
    Ve kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi yerine, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması," gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 03.10.2012 tarih ve 265-232 sayı ile; sanıkların önceki hükümler gibi TCK"nın 37/1, 81/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba hükmedilmiştir.
    Ceza miktarı yönünden resen temyize olan bu hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.10.2014 tarih ve 2177-4437 sayı ile;
    "...Nüfus kaydına göre 01.01.1991 doğumlu olup, suç tarihinde 18 yaşından küçük olan maktulün, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 15.02.2012 tarihli raporuna göre suç tarihi itibarıyla 21 yaşlarında olduğunun belirlenmesi ve sanıklar müdafilerinin de maktulün yaşının tespitini istemeleri karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 218. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak maktulün yaşının düzeltilmesine karar verilerek nüfus kaydına şerh edildikten sonra hüküm kurulması yerine, maktul hakkında yaş tashihi işlemi yapılmadan suç niteliğinde değişiklik olacak şekilde 5237 sayılı TCK’nın 82/1-e maddesi yerine 81/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; 02.06.2015 tarih ve 212-121 sayı ile; maktulün yaş tashihi yapılarak sanıkların önceki hükümler gibi TCK’nın 37/1, 81/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
    Ceza miktarı yönünden resen temyize olan bu hükümlerin sanıklar müdafileri ve katılan vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 11.05.2016 tarih ve 4247-2487 sayı ile; hükümlerin TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 18.07.2016 tarih ve 300876 sayı ile;
    "...Sanık ..."nun olay yerinde bulunduğuna, ani olarak gelişen kavga sırasında sanık ... ile fikir birliği içerisinde olduğuna, suçun icrasını kolaylaştıran herhangi bir eylemde bulunduğuna ve suça iştirak ettiğine dair mahkûmiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi; sanık ..."in ise eylemine uyan TCK"nın 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kasten öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı görüldüğünden yetersiz ve dosya kapsamıyla uygun olmayan gerekçeyle kurulan hükümlerin bozulması gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.10.2016 tarih ve 4779-3564 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık ... hakkında suç üstlenme ve tehdit, sanık ... hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin, sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
    1- Sanık ...’na atılı maktule yönelik eyleminin sabit olup olmadığının,
    2- Sanık ..."na atılı maktule atılı eyleminin sabit olduğunun kabulü hâlinde sanıklar ... ve ..."nun eylemlerinin kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu mu oluşturduğunun,
    Belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Nöbetçi polis memurunca 06.06.2008 tarihinde saat 20.10’da düzenlenen tutanakta; Demirören Jandarma Karakolundan telefon eden görevlinin... plaka sayılı, beyaz renkli, Şahin model bir aracın “Dur” ihtarına uymadan yoluna devam ettiğini, araç içerisindeki şahıs veya şahısların şüpheli olabileceklerini, araç sürücüsünün trafikteki diğer sürücüleri taciz ettiğini, trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü bildirmesi üzerine 6053 kod numaralı ekibin durumdan haberdar edildiği, aracın polis kontrol noktasında durmadan yoluna devam etmesi üzerine de 155 ihbar hattı vasıtasıyla Anamur İlçe Emniyet Müdürlüğünün bilgilendirildiği açıklamalarına yer verildiği,
    Aynı tarihte saat 20.40’ta tutulan tutanakta; ... plaka sayılı aracın polis kontrol noktasında “Dur” ihtarına rağmen yoluna devam etmesi üzerine ekip aracıyla söz konusu aracın takip edildiği, Çarıklar Beldesine kadar süren takibin, aracın gözden kaybedilmesi ile sonlandırıldığının ifade edildiği,
    Anamur Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru ... tarafından 06.06.2008 tarihinde saat 21.15’te düzenlenen tutanakta; saat 20.54 ve 21.10 sıralarında 155 polis imdat telefonunu iki kez arayan bir erkek şahsın “Yeğenim ...’i Güzeller, iskelede rehin almışlar, İskele semtini basın, şahısları yakalayın” demesi üzerine konunun ekiplere anons edildiği bilgisine yer verildiği,
    Aynı polis memuru tarafından düzenlenen ihbar tutanağında; Anamur ilçesi, Cerenler mevkisinde, Taşlık olarak bilinen yerde, bir erkek şahsın kan içinde yerde yattığının bildirilmesi üzerine, 7664 ve 7624 kod numaralı ekiplerin olay yerine sevk edildiğinin bildirildiği,
    Anamur İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Büro Amirliğince düzenlenen 06.06.2008 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olay yerinde yaralı ve yerde yatar şekilde bulanan maktul ...’nün cankurtaranla hastaneye kaldırılmış olduğu, şahsın yattığı yerin polis ekibince işaretlendiği, buna göre şahsın baş kısmı kuzeye, ayak kısmı güneye bakacak şekilde stabilize yol ortasında yatmış olduğu, aynı hizada yolun sağ, batı tarafında yol üzerinde kirli beyaz renkli, Şahin model aracın önü kuzeye, arkası güneye, deniz tarafa bakar vaziyette park hâlinde olduğu, şoför kapısının yarı açık vaziyette, camının açık, sol arka kapının kilitli ve camının yarıya kadar açık, sağ iki kapı ile camlarının kapalı olduğu, tekerlerinin sağlam, bagaj kapısı ve ön kaputunun kapalı olduğu, aracın arka tamponunun olmadığı, aracın teyp kızağının yerinden çekilmiş ve sarkar vaziyette olduğu, teybin yerinde bulunmadığı, sağ ön koltuğun önünde yerinden sökülmüş bir hoparlör ve güneşlik olduğu, aracın sağ ön güneşliğinin yerinde olmadığı, aracın şoför kapısı iç kısmında 1 adet siyah saplı meyve bıçağı, sağ ön kapısı iç kısmında 1 adet siyah saplı ekmek bıçağı, arka koltuk altında ahşap saplı ekmek bıçağı olmak üzere 3 adet bıçak bulunduğu, bu bıçakların 6136 sayılı Kanun’a göre yasak nitelikte olmadıkları, aracın batı tarafında, yol dışında yerde bir adet oto teybinin bulunduğu, aracın sağ yol tarafında 1 adet 7,65 mm çapında kovan, 1 adet 9 mm çapında kovan, 1 adet 7,65 mm çapında fişek, 1 adet 9 mm çapında deforme olmuş mermi çekirdeğinin bulunduğu tespitlerine yer verildiği,
    07.06.2008 tarihinde saat 02.00’de düzenlenen yakalama ve üst arama tutanağında; inceleme dışı mağdur ...’in kendisini silahla yaraladığını iddia ettiği ...’nun yakalanması için gerekli işlemler yapılırken, sanık ...’nun arandığını duyması üzerine kendiliğinden karakola gelerek teslim olduğu, sanığın üst aramasının yapıldığı, herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığının belirtildiği,
    Anamur Emniyet Müdürlüğünde görevli Komiserler ..., ....ile Polis Memurları......ve ... Tetik tarafından 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanakta;
    “Mağdur ... ile Anamur Devlet Hastanesi müşahede odasında yapılan ön görüşmede, kendisinin 06.06.2008 tarihinde Mersin ilinden gelirken yolda cep telefonundan kendisini Ciğer ....lakaplı ... isimli şahsın aradığını ve görüşmek istediğini, kendisinin de şu an yolda olduğunu, Anamur’a gelince arayacağını belirttiği ve Anamur ilçesine geldiğinde arkadaşı olan ...’nün kendisini... plakalı oto ile Eski Cezaevi civarında aldığını ve olayın meydana geldiği Taşlık mevkisine birlikte gittiklerini, Ciğer...isimli şahsı arayarak Anamur’a geldiğini ve şu anda İskele, Taşlıkta olduğunu, bildirdiğini, yaklaşık 5-10 dakika sonra kırmızı renkli, Güzel Kardeşler plakalı, çift kabinli bir kamyonetle Ciğer...ve Güzellerin eniştesi olan ... isimli şahısların geldiğini, araçtan iner inmez Ciğer ...’in kendisine yumruk atarak elindeki bıçakla çeşitli yerlerinden yaraladığını, kendisi kaçarken de ... ve Ciğer ...’in silah çektiklerini, Ciğer...isimli şahsın havaya ateş ettiğini, ...’nun da ... isimli şahsa ateş ettiğini, ateş etme sonucu ...’nün yere düştüğünü gördüğünü, kendisinin hızla koşarak olay yerinden ayrıldığını, yolda rastladığı Çarıklar Belediye Başkanı şoförünün aracı ile kendisini ilçe merkezine, Üç Yol mevkisine getirdiğini, jandarma karakolu önünde düştüğünü belirtmiş, bir gün önce arkadaşı olan Alemci lakaplı ..., ..., ... isimli arkadaşları ile birlikte iken ... isimli şahsa Alemci isimli arkadaşlarının silah çektiğini, bu yüzden kendilerine ... ve Ciğer ...’in saldırdığını, ...’e Çarıklar hâlinde ...’in silah çektiğini, kendi isminin de orada geçmesinden dolayı Ciğer...ile ...’in eniştesinin kendilerine saldırdıklarını, bunun intikamının alınacağını, Ciğer ...’i önceden tanıdığını, ...’in yanlarında çalıştığından enişteleri olduğunu bildiğini, yanlarına gelen şahısların bunlar olduğunu, her iki şahıstan da şikâyetçi olduğunu, biz görevlilere samimi bir şekilde olayın sıcaklığıyla anlattığına dair işbu tutanak tarafımızdan tanzimle birlikte imza altına alındı.” ibaresinin bulunduğu,
    Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 09.06.2008 tarihli otopsi raporunda; 176 cm boyundaki erkek cesedinin incelenmesinde, kanda 104.0 mg/dl alkol bulunduğu, sol skapular bölge üst kısımda ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği, bu yaranın 2 cm üstünde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış deliği, sol oksipital alt kısımda 0,7 cm çapında ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği yarası olmak üzere maktulün vücudunda iki adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği yarası mevcut olup, başın arkasındaki yaranın müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, sırttaki yaranın ise müstakilen öldürücü nitelikte olmadığı, ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği cilt, cilt altı bulgularına göre; haricen başa isabet eden atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu, diğer atış elbiseli bölgede olduğundan kesin atış mesafesi tayini yapılamadığı, kesin atış mesafesi tayini isteniyorsa olay anında kişinin üzerinde bulunan giysilerde bilirkişi incelemesi yaptırılmasının uygun olduğu, beyin dokusu içinden bir adet mermi çekirdeği çıkarıldığı, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırığı, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği,
    Mağdur ... hakkında Anamur Devlet Hastanesince 07.06.2008 tarihinde saat 01.00’de düzenlenen adli raporda; genel durumunun iyi, yaşamsal bulgularının doğal olduğu, muhtemelen ilaç kullanımına bağlı uyku hâlinin bulunduğunu, vücudunda göğüs ve kolda yüzeysel sıyrıklar olduğu, belirtilen lezyonların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduklarının belirtildiği,
    Otopsi sırasında maktulün başından çıkarıldıktan sonra incelemeye gönderilen mermi çekirdeği ile ilgili olarak Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 10.11.2008 tarihli uzman raporunda; deforme mermi çekirdeğinin 7,65 mm çapında olduğu ve çapına uygun bir silahla atıldığı,
    Adana Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünce hazırlanan 16.06.2008 tarihli uzman raporunda; olay yerinde bulunarak tetkik için gönderilen 1 adet fişeğin 7,65 mm çapında Browning tipi olup çap ve tipine uygun silahlarda kullanılmak üzere imal edildiği, inceleme konusu 7,65 mm çapındaki Browning tipi fişeğin çapına uygun bir silah ile deneme atışında kullanıldığı ve normal olarak patladığı, bu itibarla 6136 sayılı Kanun kapsamına giren ateşli silah fişeklerinden olduğu, tetkik konusu 1 adet kovanın, 7,65 mm çapında Browning tipi fişek atan silahlarda kullanılmak üzere imal edilmiş, 6136 sayılı Kanun kapsamına giren fişeklere ait olduğu, inceleme konusu 1 adet kovanın 9 mm çapında Parabellum tipi, 9 mm çapında deforme 1 adet mermi çekirdeğinin, 9 mm çapında fişek atan silahlarda kullanılmak üzere imal edilmiş, 6136 sayılı Kanun kapsamına giren fişeklere ait olduğunun bildirildiği,
    Adana Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünce düzenlenen 23.07.2008 tarihli uzman raporunda; maktul ..., sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı mağdur ...’e ait svap alma bantlarında atış artıklarına rastlanılmadığı, maktul ... ve inceleme dışı mağdur ...’e ait tişörtler üzerinde atış artıklarından antimonun mevcut olduğu, maktul ...’ye ait inceleme konusu tişörtün arka sol tarafında omuz dikiş hattından 28 cm aşağıda, sol yan dikiş hattına 9 cm mesafede 1,5 cm çapında bir adet mermi giriş deliğinin mevcut olduğu, söz konusu deliğin ateşli bir silah ile yapılan bitişik atış sonucu meydana gelmiş olduğu, aynı tişörtün arka sol tarafında dikiş hattından 19 cm aşağısında sol kol dikiş hattına 4 cm mesafede 0,7 cm çaplarında girdi çıktı şeklinde beş adet mermi çıkış deliğinin mevcut olduğu tespitlerine yer verildiği,
    Anamur İlçe Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 08.07.2008 tarihli parmak izi mukayese tablosundan; maktulün öldürülmeden önce içerisinde bulunduğu... plaka sayılı, Şahin model aracın sol arka kelebek camı üzerinde tanık ..."ın sağ el baş parmak izinin bulunduğunun ifade edildiği,
    Anamur İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile sanıklardan ... ve müdafisinin imzaları da bulunan 09.06.2008 tarihinde saat 14.50’de düzenlenen tutanakta; olaydan 3 gün sonra gelerek teslim olan sanık ...’ün, maktul ...’nün öldürülmesi olayında kullandığını bildirdiği 7,65 mm çapında mermi kullanan tabanca ile kendisine ait mavi renkli 1110 model cep telefonunu olayın ardından Anamur ilçesi, Güzelyurt Mahallesinde dere kenarından denize savurduğunu beyan etmesi üzerine, dalgıçlar yardımıyla yapılan aramada, sanığın gösterdiği yerde, sahile 15 metre mesafede, deniz zemininde, mavi renkli, 1110 model bir cep telefonu bulunduğu, telefonun batarya ve sim kartının olmadığının görüldüğü, 50 dakika boyunca deniz tabanında yapılan arama işlemi sonucunda sanığın suçta kullandığını belirtildiği tabanca ile cep telefonuna ait sim kart ve bataryanın bulunamadığının belirtildiği,
    Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) Sistemi üzerinde yapılan sorgulamada sanık ... Çavuşoğlu’nun çalıştığı şirketlerin ortağı ve sanığın kayınbiraderi olan ... ile ... ve ... hakkında suç uydurma suçundan kamu davası açıldığı, Mut Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamalarının sonunda, ..., ... ve ...’in 17.06.2008 tarihinde ...’in park hâlindeki aracından taşıma ruhsatlı 9 mm çapındaki 2 adet tabancasının çalındığına ilişkin Kolluğa yaptıkları başvuruyla, işlenmediğini bildikleri bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi bildirmek suretiyle suç uydurma suçunu işlediklerinden bahisle mahkûmiyetlerine karar verildiği, bu hükümlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.03.2014 tarihli ve 9284-2904 ile 6481-2905 sayılı ilamlarla düzeltilerek onanmak yoluyla kesinleştikleri,
    31.03.2009 tarihli tutanakta; Anamur Sulh Ceza Mahkemesinin 31.03.2009 tarihli ve 2009/70 sayılı kararı doğrultusunda konutunda arama yapılan sanık ...’nun kayınbiraderi ...’in Anamur ilçesi, Malaklar köyünde bulunan ikametindeki kilitli çelik kasa içerisinde, 9 mm çapında mermi kullanan Zigana marka 1 adet tabanca ve içerisinde15 adet fişek bulunan şarjör, 9 mm çapında mermi kullanan Smith Wesson marka 1 adet tabanca ve içerisinde 10 adet fişek bulunan şarjör, 0,357 inç çapında mermi kullanan Gümüşay marka 1 adet tabanca, 7,65 mm çapında mermi kullanan Kırıkkale marka 1 adet tabanca ve içerisinde 4 adet fişek bulunan şarjör ile Canik marka 9 mm çaplı mermi kullanan 2 ayrı tabancaya ait taşıma ruhsatı ve 12 kalibreli, ruhsatlı 5 adet av tüfeğinin bulunduğunun görüldüğü, tüm tabanca ve av tüfeklerinin ruhsatlı olmaları nedeniyle el koyma işleminin yapılmadığının ifade edildiği,
    Sanık müdafisince dosyaya sunulan ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı görevlilerinden Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 04.01.2011 tarihli ve “Bilimsel Mütalaa” başlıklı yazının sonuç kısmında; maktulün ölümüne yol açan yaranın sanıklardan ...’ün anlatımlarındaki gibi sırta vurulan silahın bir kez ateş alması ile meydana gelmesinin mümkün olduğu, tek bir mermi çekirdeğinin katlanmış bir giyside 5 adet delik oluşturabileceği, inceleme dışı mağdur ...’in vücudunda tarif edilen yaraların, mağdur tarafından meydana getirilmiş psikopatik kesiler niteliğinde olduğu kanaatine varıldığının ifade edildiği,
    Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca düzenlenen 11.08.2011 tarihli raporda; maktul ...’nün kanında 104 mg/dl etanol bulunduğu, kişinin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kırığı, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu, otopsisinde ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına ait 2 giriş ve 1 çıkış yarası tanımlandığı, kişilerin olay sırasında aktif ve hareketli oldukları, uygun pozisyonda 2 numaralı giriş deliğinden giren ateşli silah mermi çekirdeğinin 3 numaralı çıkış deliğinden çıkıp 1 numaralı giriş deliğinden tekrar girmesinin mümkün olduğu, bu bölgeden bir adet mermi çekirdeği elde edildiğinin belirtildiği,
    Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca düzenlenen 15.02.2012 tarihli raporda; yapılan fethi kabir işlemi sonucu elde edilen kemiklerin incelenmesinden humerus proksimal epifiz hattının büyük oranda kapanmış, çentiklenmelerinin yer yer mevcut olduğu, krista iliaka iskion pubis epifiz hatlarının kapanmasının büyük oranda tamamlanmış olup kısmen çentikli, uç kısmının kısmen açık olduğunun tespit edilmesine göre, maktul ...’nün 07.06.2008 tarihi itibarıyla 21 yaşı içinde bulunduğunun ifade edildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... Cumhuriyet Başsavcılığında ve Mahkemede benzer şekilde; öldürülen ...’nün babası olduğunu, bahçıvanlık yaparak geçimini sağladığını, oğlunun bir süre şehirler arası yolcu taşıyan otobüslerde muavin olarak çalıştığını, daha sonra bu işi bıraktığını, oğlunun sabit bir işinin olmadığını, düzgün olmayan insanlarla arkadaşlık kurduğunu, oğlunun her sabah erkenden evden çıkıp, gece geç saatlerde eve geldiğini, gece saat 23.00 sıralarında polisin araması ile olaydan haberdar olduğunu, oğlunu ..., ..., ... ve ... isimli şahıslardan birinin öldürdüğünü, duyduğuna göre Çarıklar köyünden bazı kişilerle Güzeller arasında sebze meyve halinde bir sorun yaşandığını, oğlunun bu olay nedeniyle öldürüldüğünü düşündüğünü, oğlunun olaya karışmadığını ancak olayda adının geçtiğini, davacı ve şikâyetçi olduğunu,
    İnceleme dışı mağdur ... 07.06.2008 tarihinde saat 03.45’te Kollukta şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde; Çarıklar Beldesinde ikamet ettiğini, bir hafta önce Mersin’e gittiğini, 06.06.2008 tarihinde saat 18.30’da plakasını bilmediği bir kamyona binerek Mersin’den Anamur’a döndüğünü, cep telefonu ile arkadaşı maktul ...’yü aradığını, maktulden kendisini eski cezaevi mevkisinden almasını istediğini, maktulün beyaz renkli bir araçla geldiğini, araca binerek maktulle birlikte Taşlık mevkisine bira içmeye gittiklerini, sahilde aracı park edip bira içmeye başladıklarını, yaklaşık 5 dakika sonra Isuzu marka bir pikabın gelerek önlerine park ettiğini, araçtan tanımadığı 2 kişinin indiğini, bu kişilerin kendisini ve maktul ...’yı araçtan çıkardıklarını, ne olduğunu sormalarına rağmen şahısların cevap vermediğini, şahıslardan birinin elinde tabanca ve ustura bulunduğunu, tabanca ile havaya ateş edip ustura ile vücudunun çeşitli yerlerini kestiğini, korktuğu için bu şahsa karşılık veremediğini, maktulü araçtan indiren şahsın elinde de bir tabanca bulunduğunu, iki el silah sesi duyduğunu, şahısların geldikleri araçla olay yerinden ayrıldıklarını, bağırıp çağırmaya başladığını, etraftakilerin olay yerine geldiklerini, cep telefonu ile amcası ...’i aradığını, “Amca, bizi vurdular” deyip telefonu kapattığını, paniğe kapıldığını, koşarak olay yerinden uzaklaştığını, yolda çevirdiği bir araca bindiğini, tekel büfesi görünce araçtan indiğini, sigara alıp jandarma karakoluna gittiğini, karakoldaki askerlere “Beni kestiler, aileme ulaşın, ben iyi değilim” dediğini ardından kendinden geçtiğini, hastanede ne anlattığını bilmediğini, olayın şoku ile hastanede anlattıklarını kabul etmediğini, kimseyle husumetinin bulunmadığını, sanıklardan ...’nu tanıdığını, Ciğer lakaplı ...’ü tanımadığını, ... ve ...’ün olay yerinde olmadıklarını,
    07.06.2008 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında mağdur-şüpheli sıfatıyla; Kollukta verdiği ifadesini kabul ve tekrar ettiğini, 02.06.2008 tarihinde sağlık raporu almak amacıyla, Mersin’e gittiğini, 06.06.2008 akşamı saat 19.00 sıralarında yolda durdurduğu çimento taşıyan bir kamyonet ile Anamur’a geldiğini, arkadaşı maktul ...’yü arayıp kendisini bulunduğu yerden almasını istediğini, görüşmeden beş dakika sonra maktul ...’nın beyaz renkli, Şahin model bir araçla geldiğini, bu aracın kime ait olduğunu bilmediğini, araca daha önce de hiç binmediğini, Sefa’nın kullandığı araçta başka birisinin bulunmadığını, Taşlık mevkisinde maktulün önceden almış olduğu biraları içmeye başladıklarını, birer sigara yaktıklarını, sigaralar bitmeden iki şahsın çift kabinli, üstü açık Nissan veya Isuzu marka bir pikap ile gelip kendi araçlarının önünde durduklarını, gelen aracın sağ ön kısmında oturan açık kimliğini bilmediği şahsın araçtan inerek kendilerine yöneldiğini, aracın ön kısmına, yere doğru herhangi bir şey söylemeden ateş ettiğini, aynı şahsın asılarak kendisini araçtan dışarıya çıkardığını, “Sen karışma, akıllı ol, kimsenin işine karışma,” diyerek elinde bulunan bıçakla kolunu göğsünü, ayaklarını ve vücudunun çeşitli yerlerini çizdiğini, diğer şahsın ise maktul ...’yı araçtan çıkardığını, bu şahısların bağırarak konuştuklarını ancak ne söylediklerini hatırlamadığını, daha sonra bir el silah sesi duyduğunu, şahısların olay yerinden ayrıldıklarını, bu kişileri görse tanıyabileceğini, şahısların ... ve ... olmadıklarını, olaydan hemen sonra cep telefonuyla amcası ...’i aradığını, “Amca bize silahla saldırdılar, gelip beni alın,” dediğini ancak bu görüşmede “Güzeller” ismini kullanmadığını, amcasının ne için bu şekilde beyanda bulunduğunu bilmediğini, maktul ...’nın yaralı olduğunu anlayınca bağırmaya başladığını, yola çıkıp bir aracı durdurarak Anamur ilçe merkezine geldiğini, üç yol kavşağında bulunan tekel büfesinden sigara aldığını, büfeciye babasını telefonla arattırdığını ancak telefon cevap vermeyince jandarmaya gittiğini, 05.06.2008 tarihinde ..., ..., maktul ... ile araçla gidip Çilingir Petrolden benzin almadığını, ... ile herhangi bir telefon görüşmesi olmadığını, aracın Ali’ye ait olduğunu sonradan öğrendiğini, Hastanede Kolluk görevlilerine verdiği beyanların doğru olmadığını, ...’nun maktule ateş ettiğini veya ...’ün kendisini tehdit ederek bıçakla yaraladığına ilişkin kesinlikle bir beyanda bulunmadığını, ... ile hem arkadaş hem de köylü olduklarını, ...’in ...’e silah çekme iddiası ile ilgili bilgisinin bulunmadığını zira o tarihte Mersin’de olduğunu, Antalya - Anamur yolunda seyrederken... plaka sayılı, Şahin model araçla yolu kapatıp tehdit ederek tanık...’dan para istemediğini, bu şahsın kendisini nasıl teşhis ettiğini de bilmediğini,
    25.07.2008 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında mağdur-şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde; konuyla ilgili olarak daha önce Kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında ifade verdiğini, bu ifadelerini bazı hususlar dışında kabul ve tekrar ettiğini, her ne kadar, 02.06.2008 tarihinde sağlık raporu almak için Mersin’e gittiğini ve olay tarihinde Mersin’den döndüğünü beyan etmiş ise de, olay günü maktul ... ile kime ait olduğunu bilmediği beyaz renkli bir araçla, Isparta ilinin Eğirdir ilçesine gittiklerini, bir süre gezdikten sonra, Antalya Mersin yolu üzerinden tekrar Anamur’a döndüklerini, yanlarında başkasının bulunmadığını, olayın şokunu atlatması nedeniyle yaşananları daha ayrıntılı hatırladığını, Isparta’da bulunduğu sırada ve dönüş yolunda ... isimli şahısla telefon görüşmesi yaptığını, 0539 231 32 55 numaralı telefon hattının kendisine ait olduğunu, ...’in, samimi arkadaşı Tahir Güzel’in abisi olduğunu, harçlığı kalmadığı için para istemek için Ahmet’i aradığını, Ahmet’in de kendisinde para olmadığını, sonra görüşebileceklerini söylediğini, o gün yaklaşık 5-6 kez karşılıklı görüşmelerinin bulunduğunu, ...’ı tanımadığını, olayın ilk şokuyla, sahildeki olay yerine iki kişinin geldiğini söylemiş ise de olay yerine bir kişinin geldiğini, olay yerinde bulunan silahlardan birinin maktul ...’ya ait olduğunu, Antalya yolunda polisin kendilerine “Dur” ihtarında bulunduğunu, durmadıklarını, aracı kullanan maktul ...’ya niçin durmadığını sorduğunda "Arabada silah var o yüzden durmadım" dediğini, bira alıp Taşlık mevkisine geldiklerini, Nissan ya da Isuzu marka bir pikabın yanlarına park ettiğini, maktulün silahı koltuğun altından alarak beline soktuğunu, silahı tarif edemeyeceğini, olay yerinde 2 kez ateş sesi duyduğunu, maktul ...’nın da gelen aracın önünde doğru ateş ettiğini, ateş etmeden önce maktulün araç şoföründen para istediğini, bu şahıs hakaret edince, gözdağı vermek amacıyla maktulün ateş ettiğini, olay tarihinden sonra, mümkün olduğu kadar Anamur dışında kalmaya çalıştığını, can güvenliğinin bulunmadığını,
    Mahkemede ve Keşifte benzer şekilde; arkadaşı maktul ... ile 05.06.2008 tarihinde Isparta’ya gidip gezdiklerini, olay günü Anamur’a dönerlerken yolda, Melleç mevkisinde maktul ...’nın bir aracın önünü kesip 10 TL bira parası istediğini, araçta bir kadın ve bir erkeğin bulunduğunu, kendisinin olaya müdahale edip şahıslardan özür dileyerek maktulü araca bindirdiğini, Ören mevkisinde polis kontrolünden kaçtıklarını, maktule neden durmadığını sorduğunu, maktulün araçta silah olduğunu söylediğini, olaydan yaklaşık 40-45 dakika önce Anamur’a döndüklerini, maktulün kullandığı beyaz renkli, Şahin model araçla gezip bira içmek için Taşlık mevkisine gittiklerini, yol boyunca da bira içtiklerini, sahile geldikten kısa bir süre sonra kırmızı renkli bir pikabın yanlarına geldiğini, maktulün küfrederek “Bundan bira parası alacağım,” deyip araçtan indiğini, gelen araca el kaldırdığını, araçta tek kişi bulunduğunu, bu kişinin sanık ... olduğunu, ...’in “Söyle tosunum” demesiyle maktulün “Bira parası ver lan, ben bira alacağım” dediğini, bunun üzerine sanık ...’in maktul ...’ya “Oğlum Anamur’da herkes birbirini tanır, kimden para alacaksınız, hepimiz Anamurluyuz” dediğini, daha sonra maktul ...’nın bir el ateş ettiğini, sanığı araçtan indirdiğini, kendisinin ise korkarak aracın arkasına gittiğini, o arada maktulle sanık arasındaki tartışmanın devam ettiğini, maktul ...’nın “Avradını sinkaf ettiğimin çocuğu, ben bu parayı almasını bilirim” diye sanığa küfrettiğini, bunun üzerine maktulle sanığın boğuşmaya başladıklarını, korkup ileriye doğru koştuğunu, bir el silah sesi daha işittiğini, sonra sanık ...’in aracının geriye dönüp olay yerinden ayrıldığını, kendisinin ise koşarak maktulün yanına gittiğini, maktulü kan içinde görünce korktuğunu, bir araba çevirmek için koşarak yola çıktığını, daha sonra amcası ...’i arayıp “Amca bizi taşlıkta vurdular” dediğini, sorulması üzerine, “Amca, bizi vurdu, Güzel Kardeşler diye bir araç geldi, bizi vurdu” dediğini, amcası “Kim vurdu” diye sorunca, "Tanımıyorum, bilmiyorum" diye cevap verdiğini, bir araç durdurduğunu “Amca beni hastaneye kadar götürür müsün” dediğini, 500-600 metre kadar gittikten sonra paniğe kapılıp araçtan indiğini, o sırada Çarıklar Belediyesi makam şoförü ...’ı aracıyla gelirken gördüğünü, durdurup “Abi beni hastaneye ya da karakola bırak” dediğini, Anamur, Üç Yol mevkisinde ailesini aramak ve sigara almak için araçtan indiğini, bir marketten sigara alıp koşarak yakındaki jandarmaya gittiğini, “Komutanım bizi vurdular, vurdu” dediğini, bu sırada bayıldığını, olay nedeniyle şoka girdiğini, silah patlayınca korkup böğürtlen dikenlerine doğru yuvarlandığını, vücudunun dikenlerce çizilip yaralandığını, neden çoğul eki kullanarak “Amca bizi taşlıkta vurdular” dediğinin sorulması üzerine; olayın yol açtığı şok ile kendinden geçtiğini, aslında bir kişiyi kastederek böyle konuştuğunu, tanık Komiser ...’ün yalan söylediğini, iddianamede yer aldığı üzere sanık ...’in havaya doğru ateş ettiğini, sanık ...’nın ise maktul ...’ya ateş ettiğine ilişkin bir şey söylemediğini, olay tarihinde iki telefonunun olduğunu, bir hattının 0 539 231 32 55 numaralı olduğunu, diğer telefon hattının numarasını ise hatırlamadığını, araçtaki yazıyı kastederek amcasına “Bizi Güzeller vurdu” dediğini, olaydan bir gün önce Mersin’de bulunduğunu, akşam geldiğini, sanık ...’in kendisini tehdit etmediğini, 07.06.2008 tarihinde saat 03.45’te Kollukta müdafi huzurunda alınan ifadesinin okunarak sorulması üzerine, böyle ifade verdiğini hatırlamadığını, böyle sözler söylemediğini, söylemediği sözlerin tutanağa yazılmış olduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 07.06.2008 tarihli ifadesi okunup sorulduğunda; bu ifadesini de kabul etmediğini, Cumhuriyet Başsavcılığında 25.07.2008 tarihli vekili huzurunda verdiği diğer ifadesi okunup sorulduğunda “Bu ifadem doğrudur” dediği, 06.06.2008 tarihinde saat 20.05’te tutulan tutanak okunup sorulduğunda “Tutanak içeriğini kabul etmiyorum” şeklinde cevap verdiği,
    Tanıklar... ve ... benzer şekilde Kollukta; olay akşamı sahile bira içmeye gittiklerini, park hâlindeki 42 plakalı bir aracı sol ön kapısı açık vaziyette gördüklerini, aracın yanında ise 25-30 yaşlarında bir şahsı yerde yatarken görmeleri üzerine şahsın yanına gittiklerini, yaralı olduğunu anlayınca durumu polise bildirdiklerini,
    Tanık ... Kollukta; atık şişeleri toplayarak geçimini temin etmeye çalıştığını, olay günü saat 20.30 sıralarında boş şişe toplamak için Taşlık civarına gittiğini, beyaz renkli Şahin model bir araç gördüğünü, aracın içerisinde iki gencin oturduklarını, daha ileride bira içen başka şahıslar görünce şişeleri almak için onların yanına gittiğini, 20 dakika kadar bu şahısların biralarını bitirmelerini beklediğini, daha sonra boş şişeleri alıp maktul ve inceleme dışı mağdurun bulunduğu aracın olduğu yere döndüğünü, araçtaki gençlerden birini yolda yatarken, diğer genci ise araç içerisinde heyecanlı bir şekilde telefonla konuşurken gördüğünü, yerdeki gence yakından baktığında başındaki kanamadan yaralandığını anladığını, olay yerinde bulunduğu süre zarfında beyaz renkli araçtan başka aracın gelmediğini, silah sesi duymadığını,
    Cumhuriyet Başsavcılığında; silah sesi işitmediğini zira sahilde dalga seslerinden başka ses işitmenin imkânsız olduğunu, aracın yanına yaklaştığında ise araç içerisinde telefonla konuşan gencin “Vurdular, gittiler” şeklinde sözler söylediğini,
    Mahkemede; mağdur ...’un araç içerisinde telefonla konuştuğu kişiye “Vurdular, gittiler” diye söz söylediğini işittiğini,
    Tanık ... Kollukta olay günü saat 22.20’de alınan ifadesinde; 06.06.2008 tarihinde saat 19.30 sıralarında yeğeni inceleme dışı mağdur ...’in kendisini cep telefonu ile arayarak “Amca beni ve yanımdaki arkadaşım ...’yü silahla vurdular, yetişin” dediğini, kendisinin de “Yeğenim yerini söyle, geleyim” dediğini, Şenol’un da kendisine “Amca, gelme, bizi vuran Güzeller seni de vururlar” dediğini, araçla hemen Taşlık mevkisine gittiğini, polis aracı ile cankurtaranı görünce olay yerine yaklaştığını, yerdeki maktulün cankurtarana bindirildiğini, yeğenini olay yerinde bulamadığını,
    Cumhuriyet Başsavcılığında; Kolluktaki ifadesini kısmen kabul ettiğini, olayın telaşından ve dikkatsizlikten ifadesinin hatalı algılanarak beyanının yanlış yazıldığını, olay akşamı saat 20.30-21.00 sıralarında kendisini telefonla arayan yeğeni ...’in heyecanlı bir şekilde konuşarak “Amca arkadaşımı vurdular, ben yaralıyım,” dediğini, nerede olduğunu sorunca “Taşlık” diye cevap verdiğini, hemen oraya geleceğini söylediğinde ise Şenol’un “Amca, gelme seni de vururlar,” dediğini, Kolluktaki ifadesinde yazıldığı gibi “Güzeller tarafından arkadaşının vurulduğu, kendisinin ise yaralandığı” şeklinde bir şey işitmediğini, neden böyle yazıldığını bilmediğini,
    Mahkemede; olay tarihinde akşam saat 21.00 sıralarında yeğeni Şenol’un cep telefonundan kendisini aradığını, “Amca biz vurulduk, beni Güzel Kardeşler vurdu” dediğini, nerede olduğunu sorunca “Amca sen gelme, seni de vururlar” dediğini, bunun üzerine 155 polis ihbar hattını arayıp olay yerine gittiğini, Kollukta verdiği ifadesinin kelimesi kelimesine doğru olduğunu, yeğeninin durumuna üzüldüğü için Savcılıkta o şekilde ifade verdiğini, Kollukta ve Mahkeme huzurunda verdiği ifadesinin doğru olduğunu,
    Tanık ... Kollukta; mağdur ...’in amcası olduğunu, 06.06.2008 tarihinde saat 20.30 sıralarında kendisini telefonla arayan kardeşi ...’in “...’i Güzeller İskele bölgesinde rehin almışlar, biz oraya geçiyoruz, sen de gel” dediğini, bunun üzerine 155 polis ihbar hattını aradığını, “Yeğenim mağdur ...’i Güzeller iskelede rehin almışlar, İskele semtini basın, şahısları yakalayın” şeklinde ihbarda bulunduğunu, daha sonra polis hattını ikinci kez arayarak aynı sözleri tekrar ettiğini, Çarıklardaki evinden çıkarak, kendi aracıyla Anamur Devlet Hastanesine gittiğini, hastanede maktul ...’yı gördüğünü, yeğeni Şenol’un daha sonra hastaneye cankurtaranla getirildiğini, kardeşi ...’in kendisine telefonda bildirmesi ile olayı Güzellerin gerçekleştirdiğini öğrendiğini,
    Mahkemede; olayı görmediğini, olay akşamı saat 21.00 sıralarında ağabeyi ...’in kendisini cep telefonuyla arayıp “... vurulmuş acele Anamur’a gel” dediğini, polise haber verdiğini ve hastaneye gittiğini, hastanede abisi ...’yı gördüğünü, abisinin Şenol’u kimin vurduğuna dair bir şey söylemediğini, kendisinin de sormadığını, Kollukta verdiği ifade ile oluşan çelişki nedeniyle sorulduğunda, emniyette ne ifade verdi ise o beyanının doğru olduğunu, ...’in telefon etmesiyle Güzellerin Şenol’u vurduğunu öğrendiğini, ağabeyinin telefonda kendisine “Güzeller ...’i vurmuş” dediğini,
    Tanık... Kollukta; olay günü aracıyla Aydın’dan Anamur’a gelirken... plakalı aracın tehlikeli ve süratli bir şekilde yolda seyrettiğini, aracın önünde durup yolu kesmesi üzerine kendisinin de durmak zorunda kaldığını, araçtan elinde bira şişesi ile inen inceleme dışı mağdur ...’in kendisinden 10 TL bira parası istediğini, parayı vermeyince şahsın aracın bagajından çıkardığı kriko ile “Aracını parçalarım” diye kendisini tehdit ettiğini, kendisinin de “Anamurluyum, sizi Anamur’da bulurum” diye cevap vermesi üzerine, “Kusura bakma amca” deyip yollarına devam ettiklerini, durumu Jandarmaya bildirdiğini,
    Tanık ... Kollukta; olaydan bir gün önce 05.06.2008 tarihinde saat 20.30 sıralarında ...’in... plakalı araçla yanına geldiğini, araçta ...’den başka ..., maktul ... ile inceleme dışı mağdur ... ve tanık ...’ın bulunduğunu, kendisinin de araca binerek araçla gezdiklerini,
    Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında ve Mahkemede benzer şekilde; iletişimin tespiti tutanağında inceleme dışı mağdur ... ile görüşme yapıldığı belirtilen 0 536 322 79 15 numaralı telefon hattını kendisinin kullandığını, ... ve ... kardeşlere ait Güzeller Muz Sarartma Tesisinde yaklaşık 3 ay çalıştığını ancak şimdi işsiz olduğunu, ... ve ... ile sadece soy isim benzerliği bulunduğunu, bu kişilerin akrabası olmadığını, Şenol ile “merhabası olacak kadar” bir arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu, olay günü Şenol’u 6-7 kez telefonla aradığını, Şenol’un da kendisini olay günü 4-5 kez aradığını, bu görüşmeler sırasında Şenol’un kendisinden ödünç para istediğini,
    Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; Anamur İlçe Emniyet Müdürlüğünde Asayiş Büro Amirliğinde Komiser olarak görev yaptığını, 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanakta imzasının bulunduğunu, maktul ...’nün öldürülmesi ile ilgili olarak yapılan tahkikat kapsamında Anamur Devlet Hastanesinde tedavisi yapıldıktan sonra müşahede odasında bulunan inceleme dışı mağdur ... ile yapmış olduğu ilk şifahi görüşmede, Şenol’un kendilerine “06.06.2008 tarihinde Mersin’den geldiği sırada Ciğer...olarak tanınan ...’ün kendisini cep telefonundan aradığını ve görüşmek istediğini söylediğini, kendisinin de şu anda yolda olduğunu ve Anamur’a geldiğinde görüşebileceklerini söylediğini, Anamur’a geldiğinde arkadaşı Sefa’yı aradığını, Sefa’nın... plakalı beyaz renkli araçla cezaevi civarından kendisini aldığını ve birlikte Taşlık mevkisine gittiklerini, buradan ...’ü arayarak yerini söylediğini, görüşmenin yaklaşık beş dakika sonrasında kırmızı renkli, Güzel Kardeşler plakalı çift kabinli bir kamyonet ile ... ve ...’nun geldiklerini, ... isimli şahsın araçtan iner inmez havaya ateş ettiğini, daha sonra kendilerini araçtan indirdiklerini, ...’nun ...’ye ateş ettiğini, daha sonra Ciğer lakaplı ...’ün de vücudunun muhtelif yerlerini ustura ile keserek ‘Bu olaydan kimseye bahsetme yoksa sen de ölürsün’ şeklinde tehdit ettiğini, ardından kaçarak kurtulduğunu, ayrıca 05.06.2008 tarihinde arkadaşı olan Alemci lakaplı ..., ... ve ... ile ... arasında meydana geldiği belirtilen ve ...’in ...’e silah çektiğine dair olayla ilgili olarak kendi adının da geçmesi nedeniyle, kendilerine kin beslediklerini, bu nedenle ...’ye ateş edildiğini ve kendisinin yaralandığını” beyan ettiğini, kendilerinin daha sonra yaptıkları araştırmada ... ile ..., ... ve ... arasında belirtilen olayın Emniyet ve Jandarmaya intikal etmeyecek şekilde kapatıldığını haricen öğrendiklerini, inceleme dışı mağdur ... ile adliyeye gelmeden önce aralarında geçen konuşmada mağdurun yine benzer beyanlarda bulunduğunu ancak korktuğunu söyleyerek avukat huzurunda alınan beyanın doğru olduğunu söylediğini,
    Mahkemede; beyanını almak için ... ile tedavisi yapıldıktan sonra Anamur Devlet Hastanesinde görüştüğünü, dinlenme odasına girip Şenol’a olayın nasıl olduğunu şifahen sorduğunu, inceleme dışı mağdur ...’un önce konuşmak istemediğini, bağırıp çağırdığını, bazı olaylar nedeniyle önceden tanıdığı Şenol’dan sakin olmasını ve ne olduysa anlatmasını istediğini, içmesi için sigara verdiği mağdurun biraz sakinleştiğini, görevliler dışında yanında bulunan kişileri odadan çıkartıp polislerle birlikte baş başa kaldığı mağdur ne söylediyse tutanağa geçirdiklerini, ifade alırken sürekli odada bulunduğu için Şenol’un ellerinde ve bileğinde kesiler gördüğünü, yaraların nasıl oluştuğunu sorduğunda, sanık ...’in kendisini bıçakla çizdiğini söylediğini,
    Tanık ... Mahkemede; polis memuru olduğunu, 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanakta imzasının bulunduğunu, polis haber merkezine “Bir kişi vuruldu” diye anons geçildiğini, bunun üzerine hastaneye gittiklerini, hastanede maktulün kimliğini tespit etmeye çalıştıklarını, yarım saat sonra inceleme dışı mağdur ...’un cankurtaranla hastaneye getirildiğini, daha hastaneye girerken mağdurun bağırmaya başladığını, “Arkadaşımı Güzeller vurdu” diye koridorda ve yattığı bölümde bağırdığını, üstünü başını yırtıp yüzünü tırmaladığını, kendisine yara bere vermeye çalıştığını, kimin vurduğunu öğrenmek için sorduklarında, mağdurun “Güzellerin eniştesi arkadaşımı vurdu,” dediğini yine Ciğer...lakaplı ...’ün kendisini silahla vurduğundan bahsettiğini, söylenenleri tutanağa geçtiklerini, mağdurun bıçakla vurulduğuna dair bir beyanının olmadığını, zaman geçtiği için unutmuş da olabileceğini, mağdurun taşkınlık yapıp tutanağı imzalamadığını, doktor geldiğinde mağdurun kendinde olduğunu, doktor “Götürün bunu, hiçbir şeyi yok” deyince mağduru götürdüklerini, mağdur ne dediyse onu tutanağa yazdıklarını, kendisine “Şu muydu, bu muydu” diye isim sayıp yönlendirmediklerini,
    Tanık ... Mahkemede; polis memuru olduğunu, 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanakta imzasının bulunduğunu, olay akşamı anons yapılınca hastaneye gittiklerini, olayla ilgili ön bilgi almak, olayın nasıl olduğunu sormak için inceleme dışı mağdur ... ile görüştüklerini, Şenol’un bu esnada yatakta oturur vaziyette olduğunu ve taşkınlık yapıp duvara vurduğunu, “Bize nasıl bunu yaptılar” diye bağırdığını, mağdura sigara verdiklerini, sakinleşen mağdurun konuyla ilgili bilgi verdiğini, söylediklerini aynen tutanağa geçtiklerini, mağdurun beyanlarında bıçak sözünün yer almadığını, tutanağın okunup sorulması üzerine; tutanak içeriğini şimdi hatırlamadığını ancak tutanağın doğru olduğunu,
    Tanık ... Mahkemede; polis memuru olduğunu, 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanakta imzasının bulunduğunu, olay tarihinde anons edilmesi üzerine önce olay yerine intikal ettiklerini sonra hastaneye gittiklerini, inceleme dışı mağdur ...’un acilden çıkarılıp müşahedeye alınmış olduğunu, kendisinden bilgi almak için yanına gittiklerinde tedirgin olan Şenol’un bilincinin yerinde olduğunu, “Vuracağım, ben de kıracağım” gibi sözler söylediğini, “Arkadaşımı vurdular, Güzeller vurdu, Güzellerin damadı vurdu” dediğini, bir de Ciğer ... isimli kişiden bahsettiğini, Ciğer ...’in kendisini araçtan indirerek yumrukla vurduğunu, Güzellerin damadının da maktulü indirerek silahla vurduğunu söylediğini, mağdur ...’un iki silahtan bahsettiğini, Ciğer ...’in kendisini kesici bir aletle yaraladığını söylediğini, tutanak içeriğinin doğru olduğunu,
    Tanık ... Tetik Mahkemede; polis memuru olduğunu, 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanakta imzasının bulunduğunu, olay tarihinde grup yazıcısı olarak görev yaptığını, anons üzerine hastaneye gittiklerini, cankurtaranla önce maktulün getirildiğini, 45 dakika kadar sonra jandarma karakolunun önünde bir şahsın bayılıp yere düştüğünün söylendiğini, bu kişinin inceleme dışı mağdur ... olduğunu, getirildiğinde baygın olduğu için Şenol’un önce acil servise götürüldüğünü, doktor müdahalesi ile kendisine geldiğini, panik hâlindeki mağdurun müşahede odasında “Bizi vurdular, Güzeller vurdu” dediğini, mağdurun üst kısmının çıplak olduğunu, üstünü başını elleri ile çizdiğini, Ciğer ...’in kendisine yumruk atıp havaya ateş ettiğini, Güzellerin eniştelerinin de maktule ateş ettiğini, yere düştüğünü ve olay yerinden kaçtığını söylediğini, tutanak içeriğinin doğru olduğunu,
    Tanık... istinabe olunan Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinde; polis memuru olarak görev yaptığını, 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanakta imzasının bulunduğunu, maktul ...’nün hastaneye getirildiğinde konuşamaz durumda olduğunu, inceleme dışı mağdur ...’in yaşanan olayı hastanede kendisine özetleyerek anlattığını, 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanağı kendisinin elle yazarak oluşturduğunu, ...’in anlattıklarını olduğu gibi zabta geçirdiğini, tutanak içeriğini aynen tekrar ettiğini, tutanakta belirtilen hususlar dışında olayla ilgili bilgisinin bulunmadığı,
    Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; maktul ... ile inceleme dışı mağdur ...’i tanımadığını, sanıklardan ...’nun kayınbiraderi ...’i ise sebze meyve haline mal getirmesi nedeniyle tanıdığını, maktulün öldürülmesinden iki gün önce bir hususu konuşmak istediği ...’in kendisini terslediğini, kesinlikle bu kişiye silah çekmediğini, zaten aynı günün akşamı kendisinden özür dilediğini, bu tartışma sırasında maktul ile inceleme dışı mağdur ...’un yanında olmadıklarını,
    Mahkemede; çevrede “Alemci ...” olarak tanındığını, olayla ilgili herhangi bilgisinin bulunmadığını, sebze meyve halinde hamallık yaptığını, ... sebze meyve ticareti yaptığı için mal yükleme işini ... ile görüşmek istediğini, ...’nın kendisini terslediğini, kendisinin bir şey demeden eve gittiğini, inceleme dışı mağdur ... ile köylü olduklarını, maktul ...’yü pek tanımadığını, ancak maktulün pek iyi insanlarla gezmediğini,
    Tanık ... Kollukta; Çarıklar Belediyesinde şoför olarak görev yaptığını, 06.06.2008 akşamı kendi aracıyla iskele yönüne doğru seyir hâlinde iken, inceleme dışı mağdur ...’in bağırıp el ederek kendisinden durmasını istediğini, durup araca aldığı mağdurun üzerinin yırtık ve kanlı olduğunu, Şenol’un “Hemen beni hastaneye bırak, bıçaklandım” dediğini, mağdurla hastaneye doğru giderlerken mağdurun sigara ve telefon kontörü almak için bir büfenin önünde inmek istediğini, mağduru araçtan indirip yoluna tek başına devam ettiğini,
    Mahkemede; mağdur ...’u araca aldığında üzerinde yara bere fark etmediğini, Kolluktaki ifadesi okunarak sorulduğunda, Kolluk görevlilerinin ifade verirken kendisini sıkıştırdıklarını, Belediye Başkanının da araması üzerine, Daireye bir an önce gitmek için polise yalan söylediğini,
    Tanık ... Kollukta ve Mahkemede benzer şekilde; Anamur ilçe merkezinde büfe işlettiğini, mağdur ...’i tanıdığını, olay günü saat 21.45 sıralarında iş yerinde bulunduğu sırada, telaşlı olan mağdurun üzeri kanlı şekilde tek başına büfeye geldiğini, sigara, çakmak ve telefon kontörü almak istediğini, parayı ise bir gün sonra vereceğini söylediğini, sigara ve çakmağı verdiğini ancak telefon kontörü vermediğini, mağdurun bunun üzerine bir telefon numarası vererek “Bari babamı ara dediğini” mağdurun söylediği numarayı çevirdiğini ancak telefonu açan olmadığını, mağdurun büfeden çıktıktan sonra jandarma yönüne gittiğini,
    Tanık ... istinabe olunan Mahkemede; Anamur Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinde doktor olarak çalıştığını, inceleme dışı mağdur ...’in hastaneye polisler tarafından getirildiğinde durgun bir hâlinin bulunduğunu, sorduğu sorulara konsantre olup yanıt veremediğini, mağdurun hastaneye baygın olarak getirildiğini kendisine ifade edildiğini, mağduru gördüğünde ayakta olduğunu, şahıstan fazla bir alkol kokusu almadığını, bilincinin yerinde olduğunu, sanki sakinleştirici ilaç almış gibi bir durgunluğunun olduğunu, muayene yaptığı esnada herhangi bir taşkınlığına tanık olmadığını, mağdurdaki yaralanmanın kesici aletle olmadığını, yaralanmanın sıyrık şeklinde olduğunu, bu sıyrıkların böğürtlen dikenlerini üzerine düşme ya da boğuşma esnasında tırnakla oluşturulabileceğini, bunlar arasında net bir ayrım yapılabilmesinin mümkün olmadığını,
    Tanık ... Kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında benzer şekilde; ... plaka sayılı aracın sahibi olduğunu, olaydan bir gün önce 05.06.2008 tarihinde saat 20.30 sıralarında ...’a aracı emanet olarak verdiğini, ...’nın yanında bu sırada inceleme dışı mağdur ..., maktul ... ve ...’in de bulunduğunu, hepsinin birlikte geldiğini, daha sonra tanık ...’ı da telefonla çağırdıklarını, araçla gidip benzin aldıklarını daha sonra...ve kendisinin bunlardan ayrıldığını, bu dördünün araçla gittiklerini, aracı kendisine teslim etmemeleri üzerine karakola giderek şikâyetçi olduğunu, görevlilerin aracın bilgilerini alarak kendisinden biraz daha beklemesini, araç gelmezse müracaatını kayıtlara geçireceklerini söylediklerini, 06.06.2008 tarihinde saat 13.00 sıralarında ...’ı telefonla aradığını, telefonu açan ...’nın inceleme dışı mağdur ..., maktul ... ve ... ile birlikte Konya’da bulunduklarını ve akşam Anamur’a döneceklerini söylediğini, saat 17.00 sıralarında tekrar aradığında ise mağdur ... ile telefonla görüştüğünü, Şenol’un kendisine saat 23.00 sıralarında aracı teslim edeceklerini, jandarma kontrolünden kaçarken aracın arka tamponunu kırdıklarını söylediğini, olayla ilgili bilgisinin bundan ibaret olduğunu,
    Tanık ... Mahkemede; tanıklık yapmak istemediğini,
    Tanık ... Kollukta ve Mahkemede benzer şekilde; Malaklar köyü muhtarı olduğunu, olay gecesi saat 23.00 sıralarında kendisini telefonla arayan bir arkadaşının Taşlık mevkisinde yaşanan olayla ilgili olarak kayınbiraderi sanık ... ile akrabası ve çalışanı sanık ...’ün adlarının geçtiğini söylemesi üzerine sanık ...’nu alarak polis merkezine getirdiğini, sanık ...’e ise ulaşamadığını, sanık ...’nun olay günü saat 17.00 sıralarında bir yakınlarının nikâh töreninde olduğunu, tören çıkışı sanık ...’nın 33 Güzel Kardeşler 012 plaka sayılı araçla kamyon garajına gittiğini, saat 20.00’de sanığı hesapları alması için sanayideki dükkâna ... ile birlikte gönderdiğini, yaklaşık 25 dakika sonra sanık ...’nın geri geldiğini, saat 20.30 sıralarında ise kendi sevk ve idaresindeki 33 Güzel Kardeşler 010 plaka sayılı Renault marka, Megane model araç ile garajdan Malaklar köyüne gittiklerini, burada arkadaşları ile oturup sohbet ettiklerini, garajdan çıktıkları sırada 33 Güzel Kardeşler 012 plaka sayılı, kırmızı renkli pikabın garajda olmadığını, büyük bir ihtimalle aracı çalışanlardan birinin almış olabileceğini, anlattığı yerlerde güvenlik kamerası bulunduğunu, istenirse görüntüleri teslim edebileceğini,
    Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatıyla; ... ile bir akrabalıklarının bulunmadığını ancak Ahmet’in olaydan 7-8 ay kadar önce yanlarında işçi olarak çalıştığını, bu kişinin inceleme dışı mağdur ...’u telefonla arayarak ne konuştuklarını bilemediğini, ...’i tanımadığını ancak bu şahsın Çarıklar sebze meyve halinde kardeşi ... ile maktulün öldürülmesinden bir gün önce tartıştığını duyduğunu, Mut ilçesinde bulunduğu sırada park hâlindeki cipinden çalınan 9 mm çapında mermi kullanan iki tabancanın maktulün öldürülmesinde kullanılmadığını, maktulün öldürülmesi suçunun failinin sanık ... olduğunu çevredekilerin konuşmasından öğrendiğini, zaten sanık ...’ün de atılı suçu işlediğini beyan ettiğini,
    Tanık... Kollukta; Güzel Kardeşler Şirketinde iki yıldır garaj bekçisi olarak çalıştığını, olay günü saat 19.30 sıralarında iş başı yaptığını, kendisine sorulan kırmızı renkli, çift kabinli ve 33 Güzel Kardeşler 012 plaka sayılı pikabın olay günü garaja hiç uğramadığını, akşamüzeri sanık ...’nun gelip bu araçla geri gittiğini,
    Tanık... Mahkemede; sanık ... ile akraba olduklarını, olayı görmediğini, olay günü oğlu Alperen’in belediye nikâh salonunda nikâh töreni olduğunu, saat 17.00’de ...’nun nikâha katıldığını, akşam 19.00 sıralarında ayrıldığını,
    Tanık... Mahkemede; olay günü nikâh töreni olduğunu, saat 20.30- 21.00 sıralarında Malaklar köyünde verilen düğün yemeğinde sanık ...’nun da bulunduğunu,
    Tanık ... Mahkemede; nikâh töreninde şahit olarak bulunduğunu, nikâh sırasında ve saat 20.30 sıralarında verilen yemekte sanık ...’yı gördüğünü,
    Tanık ... Mahkemede; ... ve ...’e ait şirketlerde çalıştığını, olay akşamı saat 17.00 sıralarında kamyon garajına geldiğini, patronu ...’in saat 20.30 sıralarında kendisine ait Megan model araçla ... ile birlikte geldiğini, peşinden şirkete ait kırmızı renkli çift kabin Isuzu pikapla sanık ...’nun geldiğini, peş peşe kamyon garajında park ettiklerini, ...’in sanık ...’na “Hesapları topla gel” dediğini, sanık ... ve ...’in sanayiye gittiklerini, yaklaşık 15-20 dakika sonra saat 20.45 sıralarında sanık ...’nun tekrar kamyon garajına geldiğini, içeride hesap gördüklerini, sanık ... geldiği vakit arabasını dışarıda diğer sanık ...’ün arabasının arkasına park ettiğini, sanık ...’in de o an yanlarında oturduğunu, daha sonra çift kabin arabaya “Ben bir iskeleye varıp geleceğim” diyerek binip gittiğini, saat 20.50 sıralarında ... ve sanık ...’nun dışarı çıktığını, ...’nın arabasının nerede olduğunu sorduğunu, kendisinin de sanık ...’ün araçla iskeleye gittiğini söylediğini, “Arabayı getirdiğinde buraya koysun” dedikten sonra ...’le beraber ...’in arabasına binip 5-10 dakika kadar uzaktaki Malaklar köyüne gittiklerini,
    Tanık ... Mahkemede; ... ve ...’e ait şirketlerde çalıştığını, olay günü saat 20.00- 20.30 sıralarında sanık ... ile sanayiye gittiklerini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... 09.06.2008 tarihinde Kollukta müdafisi huzurunda; Malaklar köyünde çiftçilik yaparak geçimini sağladığını, maktul ...’yü Taşlık mevkisinde 7,65 mm çapında mermi kullanan silahıyla kendisinin vurduğunu, olayda kullandığı tabanca ile cep telefonlarını Cerenler mevkisinde denize attığını, attığı yeri göstereceğini, detaylı ifadesini Cumhuriyet Başsavcılığında vereceğini, pişman olduğunu, “Olay sırasında yanında kimse bulunup bulunmadığı, olay yerine gittiği aracın sahibinin kimliği, maktulü neden vurduğu, maktulün yanında kimlerin bulunduğu, olay esnasında kendisinden başka silah kullanan olup olmadığının” sorulması üzerine; “Susma hakkımı kullanıyorum” şeklinde cevap verdiği,
    Cumhuriyet Başsavcılığında; kırıp attığı telefon numarasını bilmediğini, susma hakkını kullanmak istediğini,
    Tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; psikolojisinin şu an bozuk olduğunu, olaydan sonra ormana çıktığını, şuurunun yerinde olmadığını, susma hakkını kullanmak istediğini,
    Mahkemede; deniz kenarında gezinmeyi sevdiği için olay akşamı saat 20-21 sıralarında Güzeller Şirketine ait Isuzu marka pikap araçla Taşlık mevkisine, sahile denizi görmek maksadıyla gittiğini, yolda karşısında bordo renkli beyazımsı Şahin model bir araba durduğunu, ön koltuktan tanımadığı genç birisinin inerek kendisine “Dur” dediğini, aracını durdurduğunu, bu şahsın “Cebinde ne kadar para varsa vereceksin” demesi üzerine kendisinin de “Ben seni tanımıyorum, benim sana borcum yok” diye cevap verdiğini, şahsın “Sen bu parayı bana seve seve vermezsen s.ke s.ke vereceksin” deyip belinden tabancasını çıkardığını ve kendisinden aşağı inmesini istediğini, ellerini havaya kaldırdığını, şahsın yanında bir kişinin daha bulunduğunu ama diğer şahsı görmediğini, kaçmak niyetiyle biraz yürüyüp uzaklaştığını şahsın “Dön, yaklaş” dediğini bu sırada aralarında 2 metre mesafe olduğunu, şahsın kendisinin ayağına doğru bir el ateş ettiğini, ancak merminin isabet etmediğini, bunun üzerine kendisinin de yaklaşıp maktulün silahının namlusundan tuttuğunu, maktulün kendisini öldüreceğine inandığını, belindeki ruhsatsız 7,65 mm çapında mermi kullanan eski bir silahı olduğunu, silahını çıkartıp çökertmek için maktulün sol omzuna silahıyla vurduğunu, silahın ateş aldığını, maktulün yere yığıldığını, şoka girdiğini, aracına binip uzaklaştığını, diğer şahsı görmediğini, ölen kişinin maktul ... olduğunu sonradan öğrendiğini, Malaklar köyünün, Çarıklar Mahallesine, Bayrak Direği mevkisine kaçtığını, gece saat 01-02 sıralarında silahla kendisine ait iki ayrı telefonu Cerenler Mevkisinde denize attığını, bu telefonlardan birinin 0 532 481 6288 numaralı, diğerinin 0 533... numaralı olduğunu, yine aynı yere döndüğünü,
    Sanık ... Kollukta; olay sırasında olay yerinde bulunmadığını, Malaklar köyünde bulunduğunu, suçlamayı kabul etmediğini,
    Cumhuriyet Başsavcılığında; susma hakkını kullanmak istediğini,
    Tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; susma hakkını kullandığını,
    Mahkemede; Samsun ili, Terme ilçesinde doğduğunu, üç yıldan beri Anamur’da ikamet ettiğini, yakın çevresi ile akrabalarından başka kimseyi tanımadığını, maktul ... ve inceleme dışı mağdur ...’u tanımadığını, diğer sanık ...’le sıhri hısım olduklarını, olay tarihinde ...’le görüşmediğini, olayla ilgisinin bulunmadığını, olay sırasında, olay yerinde olmadığını, buna ilişkin tanıkları ve görüntü kayıtları bulunduğunu, silahının olmadığını, suçsuz olduğunu,
    Savunmuşlardır.
    Uyuşmazlık konularının sırasıyla ele alınmasında fayda bulunmaktadır.
    1- Sanık ...’na atılı maktule yönelik eyleminin sabit olup olmadığı;
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adli Kolluk ve görevleri” başlıklı 164. maddesi;
    “(1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.
    (2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir.
    (3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.”
    Aynı Kanun’un “Soruşturma evresinde yapılan işlemlerin tutanağa bağlanması” başlıklı 169. maddesi ise;
    “(1) Şüphelinin ifadesinin alınması veya sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulunur. Acele hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse, yazman olarak görevlendirilebilir.
    (2) Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imza edilir.
    (3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir.
    (4) Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini ve işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.
    (5) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere imza ettirilir.
    (6) İmzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.” şeklinde iken 06.03.2014 tarihli ve 28933 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile Kanun’a;
    “(7) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hâllerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş yeri adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş yeri adresleri gösterilir.” düzenlemesini içeren 7. bent eklenmiştir.
    CMK"nın 161 ve 164. maddeleri gereğince Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluğun soruşturma işlemlerini yerine getirmesi mümkündür.
    Öte yandan; amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
    Bu açıklamalar ışığında ilk uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Olay tarihinde 21 yaşı içerisinde bulunduğu adli raporlarla tespit edilen maktul ...’nün bir süre şehirler arası yolcu taşıyan otobüslerde şoför muavini olarak çalıştığı, bu işinden ayrıldıktan sonra yeni bir iş bulamadığı, babasının beyanına göre kötü arkadaşlar edinerek sabah erkenden çıktığı eve gece geç saatlerde dönmeyi alışkanlık hâline getirdiği, maktulün inceleme dışı mağdur ... ile arkadaş olduğu, Şenol’un köylüsü olan ve Anamur ilçesi, Çarıklar sebze meyve halinde taşımacılık yapan ...’in olaydan bir gün önce, Anamur’da çok sayıda şirketin ortağı olup sebze meyve halinde alım satım da yapan ... ile tartışma yaşadığı, Anamur Emniyet Müdürlüğünde görevli Komiserler ..., ... ile Polis Memurları... ve ... Tetik tarafından 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te düzenlenen tutanak içeriğine göre inceleme dışı mağdur ... ve maktul ... ile tanık ...’ın da bu tartışma sırasında “Konyalı Alemci ...” olarak tanınan ...’in yanında yer aldıkları, sebze meyve halindeki tartışma sırasında ...’in ...’e silah çektiği ve “Seninle görüşeceğiz” diyerek ...’i tehdit ettiği, Anamur ilçesinde “Güzeller” olarak tanınan kardeşlerden ...’in bu tartışmayı telefonla köy muhtarı da olan ağabeyi ...’e bildirdiği, ...’in aynı zamanda sanık ...’nun kayınbiraderi olduğu, “Ciğer ...” olarak tanınan diğer sanık ...’ün ise ... ve ...’in şirketlerinde çalıştığı gibi Güzel kardeşlerle aralarında akrabalık bağının da bulunduğu, sebze meyve halindeki tartışmadan sonra 05.06.2008 tarihinde saat 20.30 sıralarında ..., ..., maktul ... ve inceleme dışı mağdur ...’in tanık ...’dan... plaka sayılı, beyaz renkli, Şahin model aracı emanet alarak Anamur’da gezmeye başladıkları, olay günü de maktul ... ile birlikte Isparta’nın Eğirdir ilçesine giden maktul ve mağdurun, Antalya - Anamur kara yolunu kullanarak Anamur’a döndükleri sırada, ...’in cep telefonu vasıtasıyla Ciğer...olarak bilinen sanıklardan ... tarafından aranarak nerede olduğunun sorulduğu, sanık ...’e Anamur’a doğru geldiklerini söyleyen ...’in Anamur ilçesine geldiğinde maktul ile birlikte Taşlık mevkisi olarak anılan yere gidip park ettiği araç içinde maktulle beraber bira içmeye başladığı, Şenol’un sanık ...’e telefon ederek Taşlık’ta bulunduğunu bildirdiği, olay yerine yaklaşık 5 dakika sonra Güzeller Şirketine ait olup o gün sanık ...’nun kullanımında olan 33 Güzeller Kardeşler 012 plaka sayılı pikapla gelen sanıklar ... ve ...’nun hızla arabadan inerek maktul ... ile mağdur ...’u araçtan çıkardıkları, ...’ün havaya ateş ettikten sonra kesici bir cisim çıkararak inceleme dışı mağdur ...’in sol kol içi ve göğüs bölgesini çizerek basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, sanık ...’nun ise tabanca ile maktule ateş ettiği, isabet alan maktulün yere düşmesi sonucu sanıkların geldikleri araçla olay yerinden uzaklaştıkları, mağdur ...’in olaydan hemen sonra olay yerinde iken amcası ...’i telefonla aradığı, “Amca beni ve yanımdaki arkadaşım ...’yü silahla vurdular, yetişin” dediği, ...’in olay yerini sorması üzerine de “Amca, gelme, bizi vuran Güzeller seni de vururlar” demesi üzerine ...’in durumu telefonla kardeşi ...’e bildirdiği, ...’in de 155 ihbar hattını saat 20.54 ve 21.10’da olmak üzere iki kez arayarak “Yeğenim ...’i Güzeller, iskelede rehin almışlar, İskele semtini basın, şahısları yakalayın” şeklinde ihbarda bulunduğu, bu durumun Anamur Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru ... tarafından 06.06.2008 tarihinde saat 21.15’te tutanak altına alındığı, paniğe kapılan inceleme dışı mağdur ...’in yolda durdurduğu Çarıklar Belediye Başkanının şoförü tanık ...’ın aracına binerek, “Hemen beni hastaneye bırak, bıçaklandım” dediği, ancak babasına telefon edebilmek ve sigara almak için bir tekel büfesinin önünde araçtan indiği, tanık ...’ın Kolluktaki ifadesinde, Şenol araca bindiğinde üzerinin yırtık ve kanlı olduğunu beyan ettiği, büfeden sigara alıp çıkan mağdurun jandarma karakoluna giderek karakol önünde düşüp bayıldığı, cankurtaranla kaldırıldığı Anamur Devlet Hastanesinde adli vakayı nöbetçi Cumhuriyet savcısına bildirmeden önce ilk bilgileri almak için mağdur ... ile ön görüşme yapan Anamur Emniyet Müdürlüğünde görevli Komiserler ..., ... ile Polis Memurları... ve ... Tetik’e mağdur ...’in, “maktulü sanık ...’nun silahla ateş ederek vurduğunu, havaya ateş eden ...’ün ise kendisini kesici aletle yaraladığını” detaylandırarak anlattığı, mağdurun bu anlatımı üzerine görevlilerce 06.06.2008 tarihinde saat 22.05’te iki sayfa uzunluğundaki tutanağın düzenlendiği, olay yerinde yapılan inceleme sonucu aracın sağında 1 adet 7,65 mm çapında, 1 adet 9 mm çapında olmak üzere 2 adet kovan, 1 adet 7,65 mm çapında fişek, 1 adet 9 mm çapında deforme olmuş mermi çekirdeğinin bulunduğunun tespit edildiği, arandığını öğrenen sanık ...’nun olay gecesi polis merkezine gelerek teslim olduğu ancak suçlamayı kabul etmediği, olay sırasında olay yerinde bulunmadığını iddia ettiği, olaydan sonra kaçarak 3 gün boyunca saklanan sanık ...’ün ise 09.06.2008 tarihinde teslim olduğu polis merkezinde müdafisi huzurunda verdiği ifadesinde, maktul ...’yü Taşlık mevkisinde 7,65 mm çapında mermi kullanan silahıyla kendisinin vurduğunu, olayda kullandığı tabanca ile cep telefonlarını Cerenler mevkisinde denize attığını, attığı yeri göstereceğini, detaylı ifadesini Cumhuriyet Başsavcılığında vereceğini, pişman olduğunu, “Olay sırasında yanında kimse bulunup bulunmadığı, olay yerine gittiği aracın sahibinin kimliği, maktulü neden vurduğu, maktulün yanında kimlerin bulunduğu, olay esnasında kendisinden başka silah kullanan olup olmadığının” sorulması üzerine; “Susma hakkımı kullanıyorum” şeklinde cevap verdiği, dalgıç yardımıyla sanığın gösterdiği yerde yapılan arama sonucunda sahilden 15 metre açıkta deniz tabanında sanığın tarifine uygun renk ve modelde 1 adet cep telefonunun sim kartı çıkarılmış ve bataryasından ayrılmış şekilde bulunduğu, ancak silaha rastlanılamadığı, maktul ...’nün cesedi üzerinde yapılan otopsi sonucunda; kanında 104.0 mg/dl alkol bulunan maktulün sol skapular bölge üst kısımda ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği, bu yaranın 2 cm üstünde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış deliği, sol oksipital alt kısımda 0,7 cm çapında ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği yarası olmak üzere iki adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği yarası bulunduğu, başın arkasındaki yaranın müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, sırttaki yaranın ise müstakilen öldürücü nitelikte olmadığı, ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği cilt, cilt altı bulgularına göre; haricen başa isabet eden atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu, diğer atış elbiseli bölgede olduğundan kesin atış mesafesi tayini yapılamadığı, kesin atış mesafesi tayini isteniyorsa olay anında kişinin üzerinde bulunan giysilerde bilirkişi incelemesi yaptırılmasının uygun olduğu, beyin dokusu içinden bir adet mermi çekirdeği çıkarıldığı, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırığı, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, sanıkların çalıştıkları şirketlerin ortağı ve aynı zamanda akrabaları olan ...’in park hâlindeki aracından taşıma ruhsatlı 9 mm çapındaki 2 adet tabancasının çalındığına ilişkin olaydan 11 gün sonra 17.06.2008 tarihinde Kolluğa müracaat ettiği, ... ile birlikte ... ve ... hakkında işlenmediğini bildikleri bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi bildirmek suretiyle suç uydurma suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda mahkûmiyetlerine karar verildiği, bu hükümlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.03.2014 tarihli ve 9284-2904 ile 6481-2905 sayılı ilamlarla düzeltilerek onanmak yoluyla kesinleştikleri, can güvenliği bulunmadığını ifade eden inceleme dışı mağdur ...’in aşamalarda ifadesini sanıklar lehine değiştirerek sanıkların maktul ve kendisine saldıran kişiler olmadığını ifade ettiği anlaşılan dosyada;
    Olaydan bir gün önce Çarıklar meyve sebze halinde meydana gelen tartışma sırasında ...’i tehdit eden ...’in yanında inceleme dışı mağdur ... ile maktul ...’nün de bulunması, bu olaydan ...’in haberdar edilmesi üzerine Güzeller olarak bilinen ailenin damadı olan sanık ... ile aile arasında akrabalık bağı bulunan ve şirketlerinde çalışan sanık ...’ün ...’nun kullanımında bulunan 33 Güzel Kardeşler 012 plaka sayılı pikapla Taşlık sahiline birlikte gitmeleri, inceleme dışı mağdurun olaydan hemen sonra sanık ve yakınlarının ifadesine tesir etmesine imkân vermeyecek kısa süre içerisinde, sıcağı sıcağına, Anamur Devlet Hastanesindeki görevli polis memurlarına, sanık ...’nun maktule ateş ettiği yönündeki anlatımı, bu anlatımı tutanak altına alan Komiserler ..., ... ile Polis Memurları... ve ... Tetik’in mağdurdan bizzat işittiklerini belirttikleri sözleri yazdıkları tutanak içeriğini doğrulamaları, CMK"nın 161 ve 164. maddeleri gereğince Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluğun da soruşturma işlemlerini yerine getirmesinin mümkün oluşu, ...’in olayı ilk olarak bildirdiği amcası ...’in, yeğeninin kendisine “Amca beni ve yanımdaki arkadaşım ...’yü silahla vurdular, amca, sen gelme, bizi vuran Güzeller seni de vururlar” şeklindeki beyanı, ...’in durumu telefonla kardeşi ...’e bildirmesi üzerine ...’in 155 ihbar hattını saat 20.54 ve 21.10’da olmak üzere iki kez arayarak “Yeğenim ...’i Güzeller, iskelede rehin almışlar, İskele semtini basın, şahısları yakalayın” şeklinde ihbar, bu olguyu doğrulayan Anamur Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru ... tarafından 06.06.2008 tarihinde saat 21.15’te düzenlenen tutanak içeriği, sanık ...’in olaydan üç gün sonra gelerek maktulü silahla kendisinin vurduğunu, telefonu ve silahı denize attığı yönündeki tevilli ikrarı, sanığın gösterdiği yerde deniz tabanında kendisinin olduğunu kabul ettiği telefonun bulunmuş olması, sanıkların akrabası olan ...’in olaydan 11 gün sonra ruhsatlı iki adet tabancasının aracından çalındığına ilişkin asılsız ihbarda bulunması, ruhsatlı olan bu iki tabancanın elde edilemeyişi, ...’in işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi bildirmek suretiyle suç uydurma suçunu işlediğine ilişkin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen mahkûmiyet hükmü, olayın tek görgü tanığı olan inceleme dışı mağdur ...’in önce amcasına, ardından hastanede kendisi ile ön görüşme yapan polis memurlarına olayın gelişim şeklini samimi şekilde ve detaylıca anlattıktan sonra yaşamından endişe ettiğini de belirterek olaya ilişkin anlatımlarını aşama aşama istikrarlı bir şekilde sanıklar lehine değiştirmiş olması, ...’in bu sonraki anlatımları ile sanıkların akrabası veya çalışma arkadaşları olan savunma tanıklarının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık ...’na atılı diğer sanık ... ile iştirak hâlinde maktul ...’ye yönelik suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu hususa ilişkin itirazının reddine karar verilmelidir.
    2- Sanıkların maktule yönelik eylemlerinin kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu mu oluşturduğu;
    5237 sayılı TCK’nın “Kasten Öldürme” başlığı altında düzenlenen 81. maddesi;
    "Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünü içermektedir.
    “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” başlıklı 87. maddesinin 4. fıkrası ise suç ve karar tarihindeki hâli ile;
    “Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur”, şeklinde iken 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürülüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “onaltı” ibaresi “onsekiz” şeklinde değiştirilmiş, TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrası “Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
    Konuya ilişkin TCK"nın 87. maddesinin gerekçesinde ise; “Dördüncü fıkrada, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmiş olması hâline ilişkin hükme yer verilmiştir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış bu kasten yaralama hâllerinde, failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, ‘Genel Hükümler Kitabı’nda yer alan netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin hükümler, burada da geçerlidir” açıklamasına yer verilmiştir.
    765 sayılı TCK’da objektif sorumluluk esasına dayanan düzenlemelere yer verilmiş iken, 5237 sayılı TCK’da objektif sorumluluk esası benimsenmemiştir. Suçu, “kanunda tanımlanmış bir haksızlık” olarak öngören yeni suç teorisinde, bir hareketi yapan kişi, bu hareketin tüm sonuçlarından her şartta sorumlu tutulmamakta, bir başka anlatımla “kusursuz sorumluluk” terk edilmiş olmaktadır (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, s.161.).
    765 sayılı TCK’daki objektif sorumluluk esasının yerine 5237 sayılı TCK’da haksızlığın bir gerçekleştirilme şekli olarak kast-taksir kombinasyonuna, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara yer verilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için, 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde, suçun manevi unsurları arasında gösterilen kast-taksir kombinasyonu, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suç üzerinde durulmalıdır.
    5237 sayılı TCK’nın “Netice sebebiyle ağırlaşmış suç” başlıklı 23. maddesi;
    “(1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir” şeklindedir.
    Buna göre; failin gerçekleştirdiği bir eylemde, kastettiğinden daha ağır veya başka bir sonucun meydana gelmesi hâlinde, sorumlu tutulabilmesi için netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olmasının kabulü gerekmektedir. Fail, bu sonucun meydana gelmesinden taksirle bile sorumlu tutulamıyorsa, objektif sorumluluğun kaldırılmasının doğal bir sonucu olarak, sadece nedensellik bağının bulunuyor olması, neticeden sorumlu tutulması için yeterli olmayacaktır.
    Öğretide, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç ve görünüşte ya da gerçek olmayan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç olarak iki farklı şeklinin bulunduğu kabul edilmektedir. Gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda, failin hareketi sonucunda kastettiğinden daha ağır bir netice ortaya çıkmakta olup, gerçekleşen aşırı netice dolayısıyla bağımsız bir suç tipi ortaya çıkmaktadır. Örneğin, yaralama suçunda mağdurun ölmesi, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir. Görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda ise, failin hareketi sonucunda suçun oluşması için aranan neticeden başka, niteliği de farklı olan daha ağır bir netice ortaya çıkmakta olup, gerçekleşen aşırı netice dolayısıyla temel suç niteliği aynı kalmakla beraber yalnızca ceza ağırlaştırılmaktadır. Örneğin, cinsel saldırı suçunda mağdurun bitkisel hayata girmesi, görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 5. Bası, İstanbul 2015, s. 286 vd; ... Emin Artuk, Ahmet Gökcen, A.Caner Yenidünya, TCK Şerhi, Turhan Kitabevi, Ankara 2009, c 3, s. 2484 vd.).
    5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK’nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir.
    Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK"nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için;
    a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi,
    b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi,
    c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi,
    d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması,
    Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
    Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır.
    Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK"nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır.
    Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir.
    Son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir.
    Diğer yandan, 5237 sayılı TCK’nın “Kasten öldürme” başlığı altında 81. maddesinde düzenlenen suçun manevi unsuru öldürme kastı iken, 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen yaralama sonucunda ölüme neden olma suçunun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Suçun vasıflandırılması için failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğu büyük önem taşımaktadır.
    5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir.
    Bu açıklamalar ışığında ikinci uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Birinci uyuşmazlık konusunda detaylı şekilde anlatılan olayda; Anamur ilçesinde kardeşi ... ile birlikte çok sayıda şirketin sahibi olan ...’in olaydan bir gün önce sebze meyve halinde taşımacılık da yapan ... isimli şahıs tarafından Çarıklar sebze meyve halinde tehdit edilmesi üzerine durumu ağabeyi ...’e telefonla bildirdiği, Güzeller olarak bilinen aile ile akrabalıkları bulunan ve Güzeller şirketlerinde çalışan sanıklar ... ile ...’ün bu tehdit olayı sırasında ...’in yanında bulunan ve ...’in adamı oldukları yönünde söylentiler bulunan maktul ... ile inceleme dışı mağdur ...’e husumet duymaları, maktulün bulunduğu yeri öğrenir öğrenmez yanlarına öldürmeye elverişli olduğu hususunda kuşku bulunmayan tabancalarını alarak gitmeleri, sanıklardan ...’nun bitişik atış mesafesinden olacak şekilde, maktulün sırt bölgesine dayadığı silahını ateşlemesi, sırta isabet eden merminin 2 cm yukarıdan vücudu terk ettiği, başın arka kısmından giren ve uzak atış mesafesinden ateşlendiği belirtilen merminin ise beyin dokusu harabiyeti oluşturarak maktulün ölümüne yol açmış olması, başından aldığı mermi yarasının tesiri ile maktulün yere düşmesinden sonra öldürme kastının bulunmadığı şeklinde yorumlanabilecek ilk yardım, yetkililere haber verme gibi herhangi bir davranış sergilemeksizin, öldürme gayesinde sonuç aldıkları bilinciyle her iki sanığın olay yerinden kaçıp uzaklaşmaları şeklindeki, olay öncesi, olay sırası ve olay sonrasındaki davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanıklar ... ve ...’ün maktul ...’yü aldıkları karar doğrultusunda fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak iştirak hâlinde kasten öldürdükleri, sanıkların kastının yaralamaya yönelik olmadığı, eylemlerinin kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık yönünden de reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının her iki uyuşmazlık yönünden REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 06.10.2020 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık yönünden oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi