3. Hukuk Dairesi 2017/1352 E. , 2017/16261 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 21.11.2017 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av.... geldi. Karşı taraf davacı otel yetkilisi ... ile vekili Av....geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı ile 01/01/2008 tarihli, on yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini, davalının 2012 yılı kira bedelinin ödenmediği iddiası ile tahliye talepli icra takibi başlattığını ancak 2012 yılı kira bedelinin 99.739,34 TL kısmının 2012 yılı kira bedeli açıklaması ile banka kanalıyla ödendiğini, bunun dışında kira borcuna mahsuben toplam 256.415,62 TL davalının kredi borcunun ödendiğini, bu ödemeler sonucunda 2012 yılı kirasının tamamen ve 2013 yılı kirasının ilk taksiti daha gelmeden yaklaşık 120.000 TL kısmının ödendiğini belirterek 2012 yılı kira bedeli borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin aksine kira bedelleri ve ödemeleri ile ilgili ne yazılı ne de sözlü bir harici anlaşma olmadığını, davacının 2011 yılına ait kira ödemelerini 2012 yılı kira bedeli ödemesi gibi göstermeye çalıştığını, 2011 yılına ait kira bedellerinin gecikmeli ve kısmi olarak 2012 yılı içerisinde ödendiğini, davacının talebi üzerine kredi kullanıldığını, kendi kredi ödemelerini kira ödemesi gibi göstermeye çalıştığını, çekilen kredinin davacı şirket yetkilisine borç olarak verildiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının davalıya karşı 2012 yılı kira borcunun olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
27/01/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin defter kayıtları ile banka kayıtlarına göre kiracının 2012 yılı kira dönemi için kira borcu olmadığı, 11.055,20 TL fazla ödeme yaptığı belirtilmiştir. İtiraz üzerine alınan 02/06/2014 havale tarihli ikinci bilirkişi raporunda, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalının davacıdan dava tarihi itibariyle 117.702,19 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 12/11/2014 havale tarihli üçüncü bilirkişi raporunda, davalının davacıdan 2012 yılı sonu itibariyle 117.702,19 TL alacaklı olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiş, son bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi ek raporunda ise davacının, davalıdan 347.727,65 TL alacaklı olduğu ifade edilmiştir. Bu halde, dosyada mevcut bilirkişi raporları çelişkili olup bu çelişki giderilmeden bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir.
Bilirkişi raporlarında yapılan inceleme, tarafların defter kayıtlarına dayalıdır. İcra takibine konu edilen alacağın kaynağı taraflar arasında düzenlenmiş kira sözleşmesi olup, davacının borçlu olup olmadığının, bu sözleşme çerçevesinde, kira bedeline ilişkin faturaların tarafların defter ve kayıtlarından da tespit ve kontrolünün yapılarak davacı kiracının yapmış olduğu ödemelerin düşülmesinden sonra belirlenmesi gerekir. Davacı kiracı tarafından dava konusu 2012 yılı kira bedelinin ödendiğine ilişkin sunulan banka dekontlarının bir kısmında kira bedeli ödemesi açıklaması bulunurken bir kısmında ise kredi ödemesi açıklamasının yer aldığı görülmektedir. Kira ödemesi açıklaması bulunmayan banka dekontlarının, tek başına, bu ödemelerin kira bedeline ilişkin olduğunu kanıtladığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Uyuşmazlık kira alacağına ilişkin olduğuna göre münhasıran kira ödemesine ilişkin dekontlar incelenerek bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kira bedeli ödemesine ilişkin dekontlarda ödemenin hangi yıl kira bedeline ilişkin olduğu belirtilmemiştir. Davacı kiracı ödemelerin 2012 yılı kira bedeline ilişkin olduğunu beyan ettiği halde davalı kiraya veren 2011 yılı kira bedellerinin gecikmeli olarak 2012 yılında ödendiği beyanla ödemelerin 2011 yılına ait olduğunu ileri sürmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 101. maddesi gereğince birden fazla kira borcu olan kiracı ödeme sırasında hangi borcu ödediğini bildirmek hakkını haizdir. Ödenen kira parasının ait olduğu dönem kiracı tarafından ödeme makbuzunda belirtilmemiş ise, kiraya veren bunu kirası ödenmeyen herhangi bir ayın kirasına karşılık tutabilir. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 102. maddesine göre yapılan ödemenin önce muaccel olan borca mahsup edilmesi gerekir.
Bu itibarla yukarıda belirtilen hususlara ilişkin her iki tarafın ticari defterleri, faturalar, banka dekontları ve ödeme belgeleri üzerinde takip ve denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.480 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.