3. Hukuk Dairesi 2017/14793 E. , 2017/16270 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile 2013 yılında evlendiklerini, davalının başka bir bayanla görüştüğünü, aile birliğinin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediğini, davalının kendisini evden kovması sonucu müşterek evden ayrıdığını ileri sürerek; dava tarihinden itibaren kendisi için 2.000 TL tedbir nafakasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı; vefat eden önceki eşinden olma özürlü çocuğunun bulunduğunu, davacının evlilik akabinde huzursuzluklar çıkarttığını, müvekkili ve müşterek çocuk ile ilgilenmediğini, ..."da ablasının yanına gidiyorum diyerek müvekkilinden 1.000 TL ile 3 adet 30 ar gram bileziği yanına alarak evi ve eşini terk ettiğini, açılmış bulunan boşanma dava dosyası ile dosyanın birleştirmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, dava tarihinden itibaren aylık 600 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davacı kadın için tedbir nafakası istemine ilişkindir.
1- Davalının hükmedilen tedbir nafakasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TMK. 186/3.maddesi uyarınca; Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar. Yasanın 195.maddesine göre de; Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; Eşlerden biri ortak hayat sebebi ile kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Bu durumda, hâkim eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya ilişkin önlemi alır.
Evlilik devam ederken eşlerin birbirleri hakkında koşulları oluştuğu takdirde tedbir nafakası davası açma ve bir takım önlemlerin alınmasını talep etme hakları vardır.
Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin "ekonomik güçleri" ile müşterek yaşam sırasında davalının eş ve çocuklarına sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda; Dosyada sureti bulunan tarafların boşanmasına ilişkin ... Aile Mahkemesi"nin 2015/258 Esas, 2016/817 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, davacısının ..., davalısının ... olduğu, mahkemece "... tarafların 17/12/2013 tarihinde evlendikleri, bu evliliğin her iki tarafın da ilk evliliği olmadığı, ..."da yaşamaya başladıkları, davalı kadının sürekli gideceğini söylediği, evin işleri ile ilgilenmediği, eşine sert ve agresif davrandığı, eve gelen misafirlerle ve ikramlarıyla davacının ilgilendiği, davalının eşinden para istediği, eşi vermeyince de evi terk ettiği, terk edişinden sonra eşine ve tanık olarak dinlenen komşularına mesaj gönderdiği, davalının üçüncü evliliğini gerçekleştirip maddi kazanım elde etme çabasında olduğu ve boşanmak için davalının eşinden para istediği, tarafların ayrı yaşadıkları dönemde davalının ... 13. Aile Mahkemesi"ne başvurarak önlem nafakası davası açtığı, davalıya mahkemece nafaka bağlandığı, ayrılığa neden olan olaylarda dinlenen tanık anlatımları ile davalı kadının tam kusurlu olup davacı kocaya atfedilecek kusur bulunmadığı, evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar bulunmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir." gerekçesi ile tarafların boşanmalarına hükmedildiği görülmüştür. Davalı tarafından boşanma dosyası delil olarak gösterildiğine göre, O halde mahkemece yapılması gereken iş; bahsi geçen boşanma dosyanın getirtilerek, davacının evi terk nedeni ve ayrı yaşamakta haklı olup olmadığı üzerinde durularak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-) Davalının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı asilin bizzat davasını takip ettiği,kendisini bir vekille temsil ettirmediği halde mahkemece lehine vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.