
Esas No: 2016/8027
Karar No: 2021/1
Karar Tarihi: 06.01.2021
Danıştay 8. Daire 2016/8027 Esas 2021/1 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/8027
Karar No : 2021/1
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalılar): 1- …Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. …
2- … Bakanlığı (… Bakanlığı)
Vekili : Hukuk Müşaviri ….
Karşı Taraf (Davacı) : …Sigorta A. Ş.
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirket tarafından sigortalanan, İstanbul-Pendik, Kaynarca Mahallesi, … Sokak, No:.., Daire: … adresinde bulunan bahçe katındaki daireyi, 17/10/2013 tarihinde meydana gelen yağış sonrası kanalizasyon hattındaki suyun geri tepmesi sonucu pis su basması nedeniyle sigorta ettirene yapılan 42.856,00.-TL tutarındaki ödemenin 07/01/2014 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; 17.10.2013 tarihinde yağan yağışlardan dolayı … Caddesi, …Sokak kesişimindeki mevcut atıksu kanalının tıkandığı, ancak mevcut atıksu muayene bacası üzerine Marmaray Yüklenicisi tarafından seyyar tuvalet konulduğundan dolayı İSKİ tarafından müdahale edilemediği, bu nedenle … Sokak, No:…adresindeki binada …, …, … nolu dairelerin zarar gördüğü; atıksu kanalının bakım, onarım yükümlülüğünün İSKİ'ye ait olduğu, kanalın sorunsuz bir şekilde çalışır vaziyette tutulmasının İSKİ'nin görevi olduğu, diğer davalı tarafından yürütülen Marmaray Hızlı Tren Projesi kapsamında yüklenici şirket tarafından atıksu kanalının üzerine seyyar tuvalet konulmasının; davalı bakanlık açısından hizmet kusuru oluşturmasına karşılık, İSKİ'nin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, dolayısıyla her iki davalı idarenin de hizmet kusuruyla zararın oluşumunda sorumlu olduğu sonucuna varılarak, eksper raporuna göre, sigortalı konuttaki eşyalarda meydana gelen zararın 42.856,00-TL olduğu anlaşılmakla, bu miktardan davacı sigorta şirketinin tahsil ettiği prim tutarı olan 99,00-TL'nin tenzili sonucu 42.757,00-TL'lik kısım yönünden davanın kabulü ile yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen tahsiline, 99,00 TL'lik kısım yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, zarar gören kişinin kusurlu olması durumunda ortadan kalkması veya idarenin kusur oranını azaltacak ölçüde zayıflaması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin kusuru sonucunda, kısmen sorumlu olan idarenin sorumluluğundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün kurulduğu" belirtilmiş, aynı Kanunun 2. maddesinin (b) bendinde; "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek" ve (d) bendinde; "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesinde de; "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." Ek 5. maddesinde de, "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır" kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından eşya güvence sigorta poliçesi ile sigortalı Kaynarca Mah. … Yolu, …Sok. No:… D:… … …adresindeki konutta, 17.10.2013 tarihinde meydana gelen yağış nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusuru sonucu oluşan hasarın eksper tarafından düzenlenen rapor ile 42.856,00-TL olarak belirlendiği, şirketçe sigortalıya 07.01.2014 tarihinde ödeme yapıldığı, anılan tutarın idarece tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, olay sebebiyle bahçe katında bulunan D:1, 2 ve 3'ün zarar gördüğü, D:2 ve D:3 için ev sahipleri tarafından eşya sigorta poliçesi kapsamında evlerinin davacı şirkete sigorta ettirildiği, ev eşya sigorta poliçesine dahil olan ev eşyası zararları yönünden sigorta şirketi tarafından belli bir miktarda kendilerine ödeme yapıldığı; davacı şirketçe karşılanmayan diğer maddi zararları ve manevi zararları yönünden ayrıca dava açtıkları, bu amaçla 3 numaralı daire sahibi tarafından …İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında açılan davada yaptırılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu inşaat yüksek mühendisi tarafından düzenlenen 28.07.2015 tarihli raporda; dava konusu binanın İSKİ tarafından onaylı bir atıksu kanal projesi ve kanal ruhsatı olmadığı; ayrıca bölgede yağmur suyu kanalı olmasına rağmen bina yağmur suyu bağlantılarının bir kısmının İSKİ Atıksuların Kanalizasyona Deşarj Yönetmeliği’ne aykırı olacak şekilde atıksu kanalına bağlandığı ve buna bağlı olarak atıksu kanalının gereksiz yere şişmesine sebebiyet verildiği ve yine binaya suyun geri tepmesini engelleyecek tedbirlerin (çekvalf, izolasyon, tecrit duvarı vb.) alınmadığı; bu nedenle mülk sahibinin 1/3 oranında; Marmaray Hızlı Tren Projesi kapsamında davalı Bakanlık tarafından tren istasyon yapım işinin yüklenicisine ana atıksu kanalının deplase ettirilerek güzergahının değiştirildiği, caddenin bir süre kullanılmak üzere kapatılmasına müsaade edildiği, ayrıca kapatılan caddede bulunan muayene bacası üzerine de seyyar tuvalet konularak bacaya erişimin engellendiği, deplase edilen atıksu kanalında meydana gelen tıkanıklığın ise, söz konusu kanalın yağış sırasında oluşan yüzey sularının debisini taşıyacak kapasitede olmaması ve şantiye alanı olarak kullanılan bölgenin gerekli bakım ve temizliğinin yapılmaması nedeniyle kanallarda kum ve çamur birikmesi sonucunda meydana geldiği, bu nedenle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın 1/3 oranında; su baskınının olduğu caddede her ne kadar atıksu deplasesine ilişkin imalat Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nca yaptırılsa da, İSKİ’nin kendisine kanunla verilmiş olan sorumluluk gereği sokakta yapılan atıksu kanalının fen ve sanat kurallarına uygunluğunu denetlemesi ve işletilmesini sağlaması gerektiği, bu bağlamda su baskınının olduğu bölgede biriken atıksu ve yağmur sularının güvenli şekilde uzaklaştırılmasında yetersiz kalan atıksu kanalının imalatına izin veren ve sokakta bulunan muayene bacaları ve atıksu kanal bağlantılarını yeterli seviyede denetlemeyen İSKİ’nin de hizmet kusurunun bulunduğu, bu nedenle İSKİ Genel Müdürlüğü'nün 1/3 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda, aynı olay sebebiyle zarar gören diğer daire sahibi tarafından açılan davada yaptırılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, zarara yol açan daire sahibine (halefiyet ilkesi gereğince davacı sigorta şirketine) ve davalı idarelere atfedilen kusurların işbu davadaki 2 nolu daire için de aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sebeple, İdare Mahkemesi'nce kusur araştırması yapılmaksızın resen davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi'nce, yukarıda yer verilen, somut olaya da uygun düşen bilirkişi raporunun bakılmakta olan dosyanın taraflarına tebliğ edilerek beyanda bulunmalarına imkan tanındıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/01/2021 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
X- Dava, davacı şirket tarafından sigortalanan, İstanbul-Pendik, Kaynarca Mahallesi, … Sokak, No:…, Daire: … adresinde bulunan bahçe katındaki daireyi, 17/10/2013 tarihinde meydana gelen yağış sonrası kanalizasyon hattındaki suyun geri tepmesi sonucu pis su basması nedeniyle sigorta ettirene yapılan 42.856,00.-TL tutarındaki ödemenin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün kurulduğu" belirtilmiş, aynı Kanunun 2. maddesinin (b) bendinde; "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek" ve (d) bendinde; "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesinde de; "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." Ek 5. maddesinde de, "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır" kurallarına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 31 ve 32. maddelerinde kullanma izni alınmamış yapılar ve ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar hakkında düzenlemeler yapılmıştır.
Öte yandan; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Tacir olmanın hükümleri" başlıklı 18.maddesinin 2.fıkrasında; Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir, "Geçerli olmayan sigorta" başlıklı 1404.maddesinde; sigorta ettirenin ya da sigortalının, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamayacağı, 1452.maddesinde ise, 1404 ve 1408 inci madde hükümleriyle 1429 uncu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu hükümleri yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket tarafından eşya güvence sigorta poliçesi ile sigortalı Kaynarca Mah. … Yolu, …Sok. No:… D:… … … adresindeki konutta, 17.10.2013 tarihinde meydana gelen yağış nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusuru sonucu oluşan hasarın eksper tarafından düzenlenen rapor ile 42.856,00-TL olarak belirlendiği, şirketçe sigortalıya 07.01.2014 tarihinde ödeme yapıldığı, anılan tutarın idarece tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; sigortalanan eşyaların bulunduğu konutun imara ilişkin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin bulunup bulunmadığı hususu anlaşılamamakta olup, sigorta şirketince bu ruhsat ve izinlerin bulunup bulunmadığının tespitinden sonra sigorta sözleşmesi yapılması, sözleşmenin geçerliliğini etkileyen yasal bir zorunluluk olduğundan, sigortacının sigortalayacağı işyerinin kanunen bulunması gereken ruhsatlar ve/veya izinlerine ilişkin bir araştırma yapmaksızın sigortalaması halinde, basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi nedeniyle ağır kusurlu olacağı, bu kusurlu fiilin davalı idareler tarafından kamu hizmetlerinin sunulması sırasında işlenen kusurlu fiiller ile zarar arasındaki illiyet bağını keseceği ve sigortacının ağır kusuru nedeniyle zararın tamamından tek başına sorumlu olacağı açıktır.
Öte yandan, olay sebebiyle bahçe katında bulunan D:…, … ve …'ün zarar gördüğü, D:… ve D:… için ev sahipleri tarafından eşya sigorta poliçesi kapsamında evlerinin davacı şirkete sigorta ettirildiği, ev eşya sigorta poliçesine dahil olan ev eşyası zararları yönünden sigorta şirketi tarafından belli bir miktarda kendilerine ödeme yapıldığı, davacı şirketçe karşılanmayan diğer maddi zararları ve manevi zararları yönünden ayrıca dava açtıkları görülmekte olup, bu amaçla 3 numaralı daire sahibi tarafından … İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında açılan davada; yaptırılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu inşaat yüksek mühendisi tarafından düzenlenen 28.07.2015 tarihli raporda, zararın meydana gelmesinde mülk sahibinin 1/3, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın) 1/3, İSKİ Genel Müdürlüğü'nün 1/3 oranında kusurlu bulundukları yönünde görüş belirtilmiştir.
Bu durumda; sigortalanan eşyaların bulunduğu binanın imar hukukuna ilişkin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi araştırılarak, bu izin ve ruhsatların olmaması halinde, davalı idarelerin hizmet kusuruna ilişkin fiilleriyle, zarar arasındaki illiyet bağının ortadan kalkacak olması nedeniyle davalılar yönünden davanın reddi ; bahse konu, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin mevcut olması halinde ise; yukarıda yer verilen bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken; İdare Mahkemesi'nce eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak resen davalıların tazminatta müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması yönünde karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, bu gerekçeyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle, bozma yönündeki çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.