3. Hukuk Dairesi 2016/9120 E. , 2017/16490 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı (asıl davada), davalı şirkete ait boruların taşımacılığını yaptığı sırada, davalı firma işçileri tarafından boruların hatalı istiflenmesi nedeniyle kayan boruların iki ayağının da kırılmasına neden olduğunu belirterek, 30.000 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı (asıl davada ...), doğalgaz boru hattının yapım işi projesi kapsamında idare olarak görevli olduklarını, işin ihale sonucu dava dışı iş ortaklığına verildiğini, borulardan sözleşme gereğince yüklenicinin sorumlu olduğunu, kendilerinin sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen hükmün, davacı tarafça temyizi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi"nin 06.07.2009 gün, 2009/7123 esas, 2009/9038 karar sayılı ilamı ile, "Davalı ile dava dışı... İş Ortaklığı arasında 23/03/2007 günlü ... yapım işi sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmede davalı, idare olarak nitelendirilmiştir. Sözleşmenin eki İdari Şartnamenin 62. maddesinde idare tarafından teslim edilecek hat borularının, hattın güzergahı üzerinde yüklenici tarafından sağlanacak bir adet ana stok sahasında araç üzerinde yükleniciye teslim edileceği, boruların indirme ve yığma işlemi bedelinin yüklenici tarafından karşılanıp yüklenicinin sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Sözleşmenin 22. maddesinde “Yapı Denetimi ve Sorumluluğuna İlişkin Şartlar” başlığı altında, işin sözleşme ve ekleri ile fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmasının, taahhüdün devamı süresince
işyerinde bulundurulacak idare görevlilerinden oluşan yapı denetim görevlisi tarafından denetleneceği, yapı denetim görevlisinin vereceği talimatlara yüklenicinin uymak zorunda olduğu ifade edilmiştir. Yapım işleri Genel Şartnamesi’nin 15. maddesinde de işlerin yapı denetim görevlilerinin denetimi altında yapılacağı belirtilmiştir. Sözleşme ve eklerine göre, davalının yapılan işi kontrol ve denetim görevi bulunmaktadır. Bu nedenle davalı ve dava dışı yüklenici arasında, Borçlar Yasası’nın 55. maddesi anlamında çalışan ve çalıştırılan ilişkisi vardır. Her ne kadar 37. maddede, kazalardan dolayı ödenecek tazminatın yükleniciye ait olduğu belirtilmişse de, söz konusu düzenleme sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki yönünden önemli olup davacı yönünden bağlayıcı değildir.
Şu durumda, davalının zarardan sorumlu olduğu benimsenerek işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek yerinde olmayan gerekçeyle istemin husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı, bozma ilamı sonrasında, yüklenici iki farklı şirkete karşı açmış olduğu birleşen davalar ile, meydana gelen zarardan diğer davalı şirketlerinde sorumlu olduğunu belirterek, maddi ve manevi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş ve mahkemece açılan bu davaların asıl dava ile birleştirimesine karar verilmiştir.
Birleşen davanın davalıları, olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurlarının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonucunda, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile, 29.994,53 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın 28/08/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., İnş. San. Tic. Ltd. Şti ile davalı ... İnş. Müh. tic ve San. Ltd. Şti"nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Anayasanın 141"nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297"nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297"nci maddesinde hükmün ihtiva etmesi gereken hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince, yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Somut olayda; mahkemece hükmün gerekçe kısmında, davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği belirtilmiş olmasına karşın, kararın hüküm fıkrasında davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmek suretiyle, hükümle gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu itibarla, karar gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenlerine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bende açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.