Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/11644
Karar No: 2017/16492
Karar Tarihi: 27.11.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/11644 Esas 2017/16492 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2017/11644 E.  ,  2017/16492 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı, davalı ile imzalamış oldukları 31.03.2007 tarihli Kar Ortaklığı Protokolü ve Centilmenlik Anlaşmasına istinaden ... ... mevkiinde bulunan ... Otelin işletme hakkının davalıya bırakıldığını, bahse konu anlaşmanın 4/3 maddesine göre işletme ve işletmeden kaynaklanan üçüncü kişilere karşı sorumluluğun davalıya ait olduğunu, yine anlaşmanın 4/7 maddesi ile de otel işletmesi ile ilgili bilumum işletme dönemine ait harcamaların işletme tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, anlaşmanın bu amir hükümlerine rağmen davalının otel işletmesi ile ilgili belirlenen koşulların hiç birisinin yerine getirmediğini, bu nedenle kendisinin otelin işletmesinden kar alamadığı gibi işletmeye dolayısıyla davalıya 65.000 TL, üçüncü şahıslara 12.251,53 TL, resmi kurum ve kuruluşlara ise 12.358,79 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL nin en yüksek reeskont faizi ile birlikte 08.10.2007 tarihinden itibaren tahsilini talep etmiş, 05.03.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 83.102,81 TL ye yükseltmiştir.
    Davalı, 31.03.2007 tarihli sözleşmenin davacının işletmeyi kendisine devretmemesi nedeniyle askıda kaldığını, zira işletmenin tam anlamıyla yönetilebilmesi için özellikle muhasebe ve kazanç üzerinde tam bir kontrolün bulunmasının gerektiğini, oysa davacının kendisinden emir alan muhasebecilerini çalıştırması nedeniyle kendisinin işletmenin durumu hakkında bilgi almasına ve gerekli talimatları vermesine engel olduğunu, ayrıca işletmenin gelirinin % 90’ının kredi kartları ile yapılan ödemelere dayandığını ve bu ödemelerin davacıya ait üç ayrı banka hesabında toplandığını, kendisinin bu hesaplara giren parayı kullanma yetkisinin bulunmadığını, yine davacının sözleşmeye aykırı olarak alınan demirbaşların bedelini işletmeye ödetmesine rağmen bunları işletme kasasına iade etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
    Davacı cevaba cevap dilekçesinde, davalı tarafça bildirilen banka hesaplarından yararlanma yetkisinin şifre ve kart teslim edilmek suretiyle davalı tarafa verildiğini ileri sürmüştür.
    Mahkemece; “…Dava konusunun taraflar arasında akdedilen 31.03.2007 tarihli kar ortaklığı protokolü ve centilmenlik anlaşmasına aykırı davranılması sebebiyle uğranılan zararın tazmini isteminden ibaret olduğu, sözleşme hükümleri ve içeriği konusunda taraflar arasında bir çekişme bulunmadığı, mahkememizce alınan 07.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacıya ait otelin tam yetki ile davalı tarafından işletilmesi karın paylaşımına ilişkin olarak sözleşme yapıldığı, davacının işletme hakkını devrettiğinden anılan bilirkişi raporu,11.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ve tanık beyanları ve dosya kapsamı dikkate alındığında davalı tarafça otelin işletilmesi aşamasında davacının işletme yönetimine müdahale ettiği ve sözleşme hükümlerine aykırı davrandığına dair herhangi bir ihtar keşide etmediği, bu yönde itirazda bulunduğuna dair bir belge de ibraz etmediği görülmekle davalının iddia edilen hal gerçekleşmiş olsa dahi fiili bu duruma rıza göstermiş olduğunun kabulü gerekeceği, zira tam yetki ile devraldığı bir işletmenin %90 gelirini devredenin tasarrufuna bırakması ve bu duruma göz yummasının gerek uyuşmazlığa konu olay gerekse hayatın olağan akışına da uygun olmadığından davalının savunmalarına itibar edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 83.102,81 TL maddi zararın dava tarihinden yürütülecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.11.2013 tarih, 2013/13538 E.,2013/15236 K. sayılı ilamı ile, " ...Davacı iş bu davada; davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle işletme için yapmış bulunduğu ödemelerin tahsilini istemiştir. Davalı, bu iddiaya; işletmenin gelirinin önemli bir bölümünün davacıya ait banka hesaplarında toplandığı ve bu hesapları kontrol yetkisinin bulunmadığını savunarak karşı koymuştur. Bunun üzerine, davacı şahsına ait banka hesaplarını kullanma yetkisinin davalı tarafa devredildiğini ileri sürerek iddiasını yinelemiştir.
    Şu durumda; davacı, adi ortaklığa konu otelin işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı banka hesaplarını kullanma yetkisinin davalı tarafa devredildiğini ispat ile yükümlüdür.
    Hal böyle olunca; mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa iddiasını ispat için var ise delillerini sunması için süre verilmesi ve bundan sonra toplanan diğer deliller ile birlikte değerlendirilip gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, adi ortaklığa konu otelin işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı banka hesaplarını kullanma yetkisini davalıya devrettiğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
    1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-)Mahkemece her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir.
    Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz.
    Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
    Somut olayda; mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma ilamında, davacının, adi ortaklığa konu otelin gelirinin bir bölümünün toplandığı banka hesaplarını kullanma yetkisini davalı tarafa devredip devretmediğinin araştırılması ve ardından saptanacak bu hususun diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği açıklanmıştır.
    Ne var ki mahkemece, bozmaya uyulmuş olmasına karşın, dosyada mevcut diğer deliller göz önüne alınmaksızın, yalnızca bankadan gelen yazı cevaplarına göre davacının banka hesaplarını kullanma yetkisini davalıya devrettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa açıklandığı üzere, Dairemizin bozma ilamında belirtilen husus, davacının kendisine ait ve işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı bu banka hesabının kontrol yetkisini davalıya devretmemiş olması halinde, davanın doğrudan reddi gerektiği değil, banka hesabındaki bu paranın ve bu parayı kullanma yetkisinin kime ait olduğu hususunun tespit edilerek, bunun diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir.
    O halde mahkemece, dava konusu adi ortaklığa ait gelirin bir bölümünün davacıya ait banka hesabında toplandığı ve bu banka hesabını kullanma yetkisinin de münhasıran davacıya ait olduğu göz önüne alındığında, davacı hesabına gönderilen bu paranın (miktarının ) dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, şayet davacının bir alacağı mevcut ise banka hesabındaki bu paranın davacının mevcut alacağından düşülebileceği değerlendirilmek suretiyle, davacı alacağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi için gerekirse yeniden bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken, salt davacının hesaplarını kullanma yetkisini davalıya devretmediğinden bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi