1. Ceza Dairesi 2018/5122 E. , 2019/1894 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
ÖLDÜRÜLEN : ...
KATILANLAR : ..., ..., ...
SUÇ : Taksirle ölüme neden olma
HÜKÜM : TCK"nin 27/1, 85/1, 62, 63, 54 maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..."ın, maktul ..."ü taksirle öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılanlar vekilinin; bir nedene dayanmayan, sanık müdafiinin; cezanın en üst sınırdan verildiğine, tabancanın müsadere edilmemesi gerektiğine, sanık hakkında TCK"nin 50/4. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün tebliğnamadeki düşünceye aykırı olarak ONANMASINA, Üyeler ... ve ..."ın; sanığın, maktule yönelik eyleminin kastın aşılması suretiyle öldürme suçunun unsurlarını oluşturduğu, sanık hakkında TCK"nin 87/4. maddesi 2. cümlesinin uygulanması gerektiğine dair karşı oyları ve oy çokluğu ile 27.03.2019 gününde karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY:
Yaşam hakkının AİHS nin 2. maddesinde “1. Herkesin yaşama hakkı kanunla korunur. Kanunun ölüm cezası ile cezalandırıldığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında, hiç kimse kasten öldürülemez. 2. Öldürme, aşağıdaki durumlardan birinde kuvvete başvurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda meydana gelmişse bu maddenin ihlali suretiyle yapılmış sayılmaz.
a) Bir kimsenin kanun dışı şiddete karşı korunması için,
b) Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için,
c) Ayaklanma veya isyanın kanuna uygun olarak bastırılması için”,
Anayasamızın 17. maddesinde ise “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma geliştirme hakkına sahiptir” şeklindeki düzenlemeler ile güvence altına alınması, polisin silah kullanma yetkisinin yasal sınırlarını belirleyen 2559 sayılı PVSK.nin “Zor ve silah kullanma” başlıklı 16. maddesinde “Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyeti ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedeni kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedeni gücü,
b) Maddi güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedeni kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fiziki engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak; direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.
Polis zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder.
Ancak; toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
Polis kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur.
Polis;
a) Meşru savunma hakkınının kullanılması kapsamında,
b) Bedeni kuvvet ve maddi güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, göz altına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş kişilerin ya da suç üstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,
Silah kullanmaya yetkilidir.
Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
Polis direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir.” biçimindeki düzenlemeler karşısında somut olay değerlendirildiğinde;
Suç tarihinde hakkında polis ekiplerine yapılan ihbar ve şikayet üzerine devriye görevini yerine getiren sanık polis memuru ... ve mesai arkadaşı tanık ... tarafından durdurularak kimlik ve GBT kontrolü yapılan maktulün hakkında yakalama kaydı bulunduğunun anlaşılması üzerine kaçmaya başladığı, sanık ve tanığın kendisini takip ettikleri, önce dur ihtarında bulundukları, maktulün kaçmaya devam etmesi üzerine havaya ateş ettikleri, devam eden takipte sanık ...’in maktulün hayati nitelikte bulunmayan bacak bölgesine yaptığı atışla sağ glutea üst dış yanda mermi giriş yarası oluşturacak ve yaşamsal tehlike yaratmayacak biçimde yaraladığı, maktulün aldığı bu isabet nedeniyle yavaşladığı gözle görülür biçimde anlaşılmasına rağmen, sanığın yaptığı diğer atışla sırt lomber bölge orta hattan kaydettiği isabetle onu otopsi raporuna göre sağ internal iliak arter, sağ vena iliaka kommunis, ince bağırsaklar ve mezenterde doku harabiyeti ve omur kırığı yaratacak ve ölüm sonucunu doğuracak şekilde yaraladığı anlaşılan olayda;
Yerine getirdiği görevin niteliği ve zorunluluğu bulunmaması nazara alındığında tüm dosya kapsamına göre öldürme kastıyla hareket etmediği anlaşılan sanığın kendilerine yönelik olarak silahsız maktulden kaynaklanan ve meşru savunma olarak değerlendirilebilecek bir tehdit veya eylem bulunmamasına rağmen, kaçmakta olan maktulü gerekli tedbirleri alarak etkisiz kılmak ve yakalanmasını sağlamak imkanı bulunduğu halde tercihini onu yaralayarak durdurmaktan yana kullandığı, nitekim bu amaçla gerçekleştirdiği ilk atış sonucunda maktulün yaralandığını ve yavaşladığını görmesine rağmen gerçekleştirdiği ikinci atış sonucundaki isabetle maktulün vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın PVSK.nin 16. maddesinin verdiği silah kullanma hak ve yetkisinin icrasında aşırılığa kaçarak yasaya uygunluk sınırını aşmak suretiyle ölüme neden olduğu, yaralama kastıyla gerçekleştirilen eylem sonucunda ölümün meydana gelmesi nedeniyle sanığın eyleminin TCK.nin 87/4-2. cümlesi kapsamında kastın aşılması suretiyle öldürme suçunu oluşturduğu gözetilerek hükmün bu nedenle tebliğnameye uygun şekilde bozulması yerine sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü onayan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyoruz.
... ...
Muhalif Üye Muhalif Üye