
Esas No: 2022/1210
Karar No: 2022/7069
Karar Tarihi: 11.04.2022
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/1210 Esas 2022/7069 Karar Sayılı İlamı
2. Ceza Dairesi 2022/1210 E. , 2022/7069 K."İçtihat Metni"
Elektrik hırsızlığı suçundan sanık ...'nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/1, 522, 59 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 875.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesinin 18/04/2000 tarihli ve 2000/252 esas, 2000/396 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlünün sabıka kaydının silinmesi talebi üzerine, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 12. maddesi gereğince, ilamın adli sicil arşiv kaydından silinmesine ilişkin İstanbul (Kapatılan) 29. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/5 değişik işsayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/11/2021 gün ve 20894/2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/12/2021 gün ve 2021/144781 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
İstanbul (Kapatılan) 29. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/5 değişik iş sayılı kararını müteakip, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 18/05/208 tarihli talebi üzerine anılan kararın ortadan kaldırılmasına dair İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2018 tarihli ve 2018/201 değişik iş sayılı kararının asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
1-05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanunun 142/1-f bendi yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 163 üncü maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca arşiv kaydının silinmesine karar verilmiş ise de, anılan maddenin silme kararının verildiği tarih itibarıyla uygulama imkanının bulunmadığı, karar tarihinden önce 11/04/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğini Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 12. maddesinin 1. fıkrası (b) bendi ile arşiv kayıtlarının silinmesi koşullarının yeniden düzenlendiği, kaldı ki yapılan değişiklikle arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılacağının hükme bağlandığı anlaşılmakla, somut olayda sanığın eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde sayılan suçlardan olduğu ve 5352 sayılı Kanun'un 12/1-b maddesine göre bu suçlar bakımından arşiv kaydının silinme süreleri belirlendiğinden, 6290 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 5352 sayılı Kanun'un geçici 2/2. maddesi uyarınca ancak aynı Kanun'un 12/1-b maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde arşiv kaydından silinmesinin mümkün olduğu görülmekle, söz konusu mahkumiyet kaydının henüz arşiv kaydından silinme koşulları oluşmadığı gibi 6290 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen 5352 sayılı Kanun'un geçici 2/3. maddesi gereğince 6290 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 11/04/2012 tarihinden itibaren şartları oluştuğu taktirde Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistikleri Genel Müdürlüğü tarafından arşiv kayıtlarının silinebileceği gözetilmeksizin, sanığın talebinin reddi yerine, yazılı şekilde talebin kabulü ile arşiv kaydının silinmesine karar verilmesindeisabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümlü ... hakkında Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesinin 18.04.2000 tarihli kararı ile 765 sayılı TCK’nın 491/ilk, 522, 59 ve 647 sayılı Kanun’un 4. maddeleri gereğince 875.000 lira ağır para cezası ile mahkûmiyete hükmedildiği ve temyiz edilmeden 22.05.2000 tarihinde kesinleştiği, bilahare hükümlünün 02.10.2017 havale tarihli dilekçe ile sabıka kaydının silinmesini talep etmesi nedeniyle İstanbul (Kapatılan) 29. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.10.2017 tarihli ve 2017/5 D.İş sayılı ek kararı ile “Arşiv kaydının silinmesine” karar verildiği anlaşılmış ise de;
1- Atılı elektrik enerjisi hırsızlığına ilişkin suçun 05.07.2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 163. maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca karşılıksız yararlanma suçuna dönüştüğünden mahkemesince uyarlama yargılaması yapılması gerektiği ve buna göre de 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkra hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kurum zararının giderilmesi halinde öncelikle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceğinden, kurum zararının giderilmesi halinde, 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair hükümlüye mahkemesince bildirimde bulunulması, ödeme için makul bir süre verildikten sonra ödemesi halinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, ödememesi halinde ise karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 163/3. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerekeceğinin gözetilmemesi,
2- Hükümlü ...’nin arşiv kayıtlarında yer alan hırsızlık suçu, Anayasa’nın 76. maddesinde sayılan suçlardan olup, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında 6290 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, Anayasa’nın 76. maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerin, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren Yasa’nın 12. maddesinin 1. fıkrasındaki koşulların oluşması halinde silinmesi olanaklı hale gelmekle birlikte, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı bulunup bulunmadığı anlaşılamadığından, anılan maddede öngörülen süreler dolmadığı gibi, 11.04.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanun’la, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca, 11.04.2012 tarihinden itibaren arşiv kaydının silinmesi işlemlerinin, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceğinin gözetilmemesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (İSTANBUL-Kapatılan) 29. Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 31.10.2017 tarihli ve 2017/5 D.İş sayılı ek kararın belirtilen nedenlerle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 11/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.