Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/482
Karar No: 2021/227

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/482 Esas 2021/227 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2017/482 E.  ,  2021/227 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


    1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    4. Davacılar ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; Kayseri ili, Felahiye ilçesi, Kerpiç Köyü köy içi mevkiinde kain çekişmeli 112 ada 68 parsel sayılı taşınmazın 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarında davalı adına tespit edilerek tapuya tescil edildiğini, çekişmeli taşınmazın murisleri Ömer Baran"dan intikal eden 112 ada 67 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olup 30-40 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek çekişmeli 112 ada 68 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
    5. Muris Ömer Baran"ın diğer mirasçılarını da temsil yetkisi bulunan davacılar vekili 13.08.2012 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilleri arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan davacı sıfatlarının kabulü gerektiğini belirterek dava dilekçesinde açıklanan nedenlerle tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı Cevabı:
    6. Davalı vekili cevap dilekçesinde; bitişik arsalar olan 112 ada 67 ve 68 parsel sayılı taşınmazları davacıların murisi ile birlikte 1970 yılından önce Galip Baran"dan satın aldıklarını, taşınmazı rızai taksim ile ikiye ayırarak kullandıklarını, kendisine ait olan kısıma ev yaptırdığını ve kuyu açtığını, 40 yılı aşkın süredir nizasız olarak taşınmazı bu şekilde kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme Kararı:
    7. Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2014 tarihli ve 2012/410 E., 2014/193 K. sayılı kararı ile; dinlenen tanık beyanlarına göre, davaya konu taşınmazın davacıların ve dahili davacıların murisi olan Ömer Baran tarafından 40 yıl kadar önce Galip Baran isimli şahıstan bedeli karşılığında satın alınıp zilyetliğinin Ömer Baran"a devredildiği, yine yaklaşık 40 yıl kadar önce taşınmaz üzerindeki binaların bir bölümünün Ömer Baran tarafından yaptırıldığı, binaların diğer bölümlerinin ise davalı ... tarafından yaptırıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile, Felahiye Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/58 E. ve 2012/82 K. sayılı veraset ilamında belirtilen payları oranında davacılar ve dahili davacılar adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
    Özel Daire Bozma Kararı:
    8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    9. Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 22.04.2015 tarihli ve 2014/16715 E., 2015/4662 K. sayılı kararı ile;
    "…Mahkemece; davaya konu taşınmazın davacıların ve dahili davacıların murisi olan Ömer Baran tarafından 40 yıl kadar önce Galip Baran isimli şahıstan bedeli karşılığında satın alınıp zilyetliğinin Ömer Baran"a devredildiği, yine yaklaşık 40 yıl kadar önce taşınmaz üzerindeki binaların bir bölümünün Ömer Baran tarafından yaptırıldığı, binaların onun tarafından tamamlanamayan bölümlerinin ise davalı ... tarafından yaptırıldığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sırasında davalı taraf çekişmeli taşınmazın 1/2"şer payla davacıların murisi Ömer ile kendisi tarafından satın alındığını, bir kısım tanıklar ise çekişmeli taşınmazın öncesinin Ömer"e ait olduğunu ve ölümü ile mirasçılarına kaldığını beyan etmişlerdir. Bu durumda uyuşmazlık; taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, davalının iddia ettiği şekilde müşterek olarak satın alınıp alınmadığı, müşterek olarak satın alınmış ise; paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise çekişmeli taşınmazın hangi taraf payına dahil olduğu, çekişmeli taşınmaz üzerinde hangi tarafın ne sıfatla zilyet olduğu noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Taşınmazın kim tarafından ne suretle zilyet edinildiği konusundaki çelişkili beyanlar giderilmemiş, çekişmeli taşınmazın ne suretle edinildiği üzerinde durulmamış, çekişmeli taşınmazın paylaşıma konu edilip edilmediği araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne sebeple kullanıldığı, davalının iddia ettiği şekilde müşterek olarak satın alınıp alınmadığı, müşterek olarak satın alınmış ise paylaşılıp paylaşılmadığı paylaşılmış ise çekişmeli taşınmazın hangi taraf payına dahil olduğu hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, alınan beyanlar arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye yeterli rapor alınmalı, açıklandığı şekilde araştırma yapıldıktan sonra dava konusu taşınmazın davacıların murisi ve davalı tarafından müşterek olarak alınıp, paylaşımla davacı tarafa kalmış olduğunun anlaşılması durumunda taşınmaz üzerinde davalı tarafın zilyetliği varsa bunun hangi sıfatla olduğu ve süresi göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
    10. Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.03.2016 tarihli ve 2015/399 E., 2016/61 K. sayılı kararı ile; davalının aynı zamanda kardeşi olan tanığı ... ve diğer tanığı ... ile davacı tanığı ... dışındaki tüm tanıkların davaya konu taşınmazın davacıların murisi olan Ömer Baran tarafından 40 yıl kadar önce Galip Baran isimli şahıstan bedeli karşılığında satın alınıp zilyetliğinin Ömer Baran"a devredildiğini, yine yaklaşık 40 yıl kadar önce taşınmaz üzerindeki binaların bir bölümünün Ömer Baran tarafından yaptırıldığını, binaların diğer bölümlerini ise Ömer Baran"ın yurt dışından gönderdiği paralarla davalının yaptırdığını, bir kısım tanıkların da taşınmazın alınmasında davalının katkısının bulunmadığını beyan ettikleri, tanıkların hiç birisinin taşınmazın müşterek olarak satın alındığına ve sonradan paylaşıldığına ilişkin beyanda bulunmadıkları, mahkemece yapılan araştırma ve dinlenen tanık beyanlarının hüküm kurmaya yeterli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
    11. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ne suretle edinildiği, paylaşıma konu edilip edilmediği, taşınmaz üzerinde hangi tarafın ne sıfatla zilyet olduğu hususlarında mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

    III. GEREKÇE
    13. Taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkının tespiti, kadastro faaliyetinin en temel fonksiyonlarından birisidir. Bu konu 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun dördüncü bölümünde, "Mülkiyet Hakkının Tespitine İlişkin Esaslar" başlığı altında düzenlenmiştir. Kadastro Kanunu"nun 14 ve 15. maddelerinde tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim ve kısmi iktisap kurumlarına yer verilerek bu taşınmazların hukuki durumlarının tespiti ve tapuya kaydedilmeleri sağlanmıştır.
    14. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti” başlıklı 14. maddesinde; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir…" düzenlemesine yer verilmiş olup, "Taksim ve kısmi iktisap hali" başlıklı 15. maddesinde de; " Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur.
    Taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının, bu Kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabı caizdir.
    İştirak halinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hallerde, iştirakçilerinden biri veya birkaçının belirli bir taşınmaz maldaki hissesinin diğer iştirakçilere devir ve temliki; tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuzlarda ise her türlü delille ispat edilebilir.
    (Değişik son fıkra: 22/2/2005 – 5304/5 md.) Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş taşınmaz malların, imar plânı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş sınırlarına göre tespiti yapılır" hükmü yer almaktadır.
    15. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)"nun 713/1. maddesinde ise "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir…" şeklinde düzenleme yapılmış olup, anılan kanun hükümlerine göre, olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin temel koşulların Kadastro Kanunu"nun 14. maddesi ve TMK"nın 713/1. maddesinde hüküm altına alındığı görülmektedir. Buna göre; tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazı aralıksız ve nizasız 20 yıllık süreyle malik sıfatı ile elinde bulunduran ve zilyedi olan kişi, taşınmazın kendi mülkü olmak üzere adına tescilini talep edebilir.
    16. Kadastro Kanunu"nun 14 ve TMK"nın 713/1. maddelerinde hüküm altına alınan koşulları uygulama ve teorideki açıklamalardan esinlenerek; taşınmaza ilişkin koşullar ve zilyetliğe ilişkin koşullar olarak ikiye ayırmak mümkündür. Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zamanaşımına dayanılarak kazanılabilmesi için taşınmazın özel mülkiyet kurmaya elverişli olması, zamanaşımı ile kazanılmasını yasaklayan bir kanun hükmünün bulunmaması ve taşınmazın kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazlardan olmaması gerekir. Taşınmaz üzerinde sürdürülmesi gerekli olan zilyetliğin ise, malik sıfatı ile, aralıksız ve nizasız, 20 yıllık süreyle olması gereklidir.
    17. Olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmaz mülkiyetini kazanma nedenine dayalı olarak açılacak davalarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Maddi olaylardan olan zilyetlik her türlü delil ile kanıtlanabilir. Her somut olayın özelliğine göre yerel bilirkişi, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları gibi deliller zilyetliğin kanıtlanmasında kullanılabilir. Nitekim, Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesinde, tapuda kayıtlı olmayan ve ayrıca çalışma alanı içinde bulunan yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm kadar olan yerlerde çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla geçen 20 yıllık zilyetliğin belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla kanıtlanabilineceği hüküm altına alınmıştır.
    18. Diğer taraftan Kadastro Kanunu"nun 15/1. maddesinde, kural olarak kadastro faaliyetleri ve kadastro tespiti sırasında hem tapuya kayıtlı, hem de tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların malikleri veya bunların mirasçıları arasında sicil dışı paylaştırma sebebiyle zilyetleri adına tespitine ilişkin düzenleme getirilmiştir. Buna göre tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların 14. madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında paylaşıldığı belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat olunduğu takdirde, bu taşınmazların paylaşım gereğince zilyetleri adına tespit edileceği belirtilmektedir. Paylaşıma dayanan taraf, TMK"nın 6. maddesi uyarınca, taşınmazın paylaşılmış olduğunu, bu paylaşımın tarihini, adına tespit edilecek kısmın kendisine isabet ettiğini, tespit tarihine kadar taksimin bozulmamış olduğunu ve kendisinin tespitin yapıldığı sırada taşınmaza zilyet bulunduğunu ispat etmelidir. Burada da, taşınmazın paylaşılmasının belgelerle, bilirkişi veya tanık beyanları ile ispat edilmesi mümkün hale getirilerek delil serbestisi esası kabul edilmiştir.
    19. Bundan ayrı, genel mahkemelerde açılan davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 25. maddesi), davanın ve savunmanın dayanağı olan vakıaların ve bunların delillerinin taraflarca mahkemeye bildirilmesi, hâkim tarafından taraflarca kendisine bildirilmiş olan dava malzemesi üzerinde inceleme yapılması gerekir. Hâkim, tarafların bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemeyeceği gibi sadece kendisine usulüne uygun biçimde bildirilmiş olan vakıaları inceleme konusu yapabilir ve bu vakıalardan anlaşılan itiraz sebeplerini kendiliğinden gözetmekle yükümlüdür. Buna karşılık hâkim, kendisine usulüne uygun biçimde bildirilmemiş itiraz sebeplerini kendiliğinden gözetemez.
    20. Yapılan açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesine gelince; çekişmeli 112 ada 68 parsel sayılı taşınmazın 10.01.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında, 2209,30 m2 yüzölçümünde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilerek tapuya tescil edildiği, davacılar tarafından çekişmeli taşınmaz ile dava dışı kadastro çalışmaları sonucunda murisleri Ömer Baran adına tescil edilen 112 ada 67 parsel sayılı taşınmazın bir bütün olduğu belirtilerek irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından çekişmeli taşınmazın davacılar murisi Ömer Baran ile 1/2 şer payla satın alındığı iddiasında bulunulduğu, mahkemece yapılan keşifte dinlenilen bir kısım tanıkların çekişmeli taşınmazın Ömer Baran tarafından satın alındığını, taşınmaz üzerindeki binaların bir kısmının davalı tarafından yapıldığını beyan etmelerine karşın, bir kısım tanıkların taşınmazın davalının murisi ve davacılar murisi tarafından ortak alındığını, çekişmeli taşınmazın davalıya ait olduğunu beyan ettikleri görülmüştür. Her ne kadar mahkemece, mahallinde yapılan keşifte taraf tanıkları dinlenilmiş ise de, tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmediği gibi, çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ne suretle edinildiği, müşterek olarak satın alınıp alınmadığı, müşterek olarak satın alınmış ise paylaşmaya konu edilip edilmediği, taşınmazda hangi tarafın ne sıfatla zilyet olduğu hususlarında yerel bilirkişi beyanlarına başvurulmamış, bu konuda araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
    21. Hâl böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için mahkemece; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları huzuruyla keşif yapılması, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne sebeple kullanıldığı, davalının iddia ettiği şekilde müşterek olarak satın alınıp alınmadığı, müşterek olarak satın alınmış ise paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise çekişmeli taşınmazın hangi taraf payına dahil olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, alınan beyanlar arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde giderilmeye çalışılması, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye yeterli rapor alınması, açıklandığı şekilde araştırma yapıldıktan sonra dava konusu taşınmazın davacıların murisi ve davalı tarafından müşterek olarak alınıp, paylaşımla davacı tarafa kalmış olduğunun anlaşılması durumunda taşınmaz üzerinde davalı tarafın zilyetliği varsa bunun hangi sıfatla olduğu ve süresinin göz önünde bulundurulması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.
    22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; kadastro tespitinin kesinleşmesi üzerine hak düşürücü süre içerisinde tespitten önceki zilyetliğe dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında, Kadastro Kanunu hükümlerine göre inceleme yapılacağı, Kadastro Kanunu"nun 30. maddesinde, hâkimin toplanan deliller ile tutanaktaki beyanlar arasında aykırılık olduğunu görmesi hâlinde tutanak bilirkişilerini de tanık olarak dinleyebileceği hükmüne yer verildiği, yargılama usulü olarak taraflarca getirilme ilkesine tabi dava olmakla birlikte, kadastro tutanağında belirlenen ve tescile esas olan tespitin aksi iddia edildiğinden, tespit tutanağındaki evveliyat kaydı, vergi kayıtlarının keşifte uygulanması, tespit tutanağındaki tespiti doğrulayan beyan sahibi olarak imzası bulunan muhtar ve bilirkişilerin dinlenilmesinin gerektiği, somut olayda kadastro tutanağına delil olarak dayanıldığı ve dosyaya uygun şekilde girmiş bir belge olarak yer aldığı nazara alındığında tutanak bilirkişileri ve muhtarın dinlenilmesinin resen araştırma olmadığı, bu nedenle dava konusu olan kadastro tespit tutanağında beyan ve imzası bulunan muhtar ve tespit bilirkişilerin de dinlenilerek, tanıklarla yüzleştirilmesi, toplanan tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca varılması gerektiğinden direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında açıklanan genişletilmiş gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
    23. Diğer taraftan, 25.06.2012 olan dava tarihi gerekçeli karar başlığında 07.12.2015 olarak, 15.03.2016 olan karar tarihinin de gerekçeli karar başlığında doğru gösterilmekle birlikte sonuç kısmında 24.03.2016 olarak gösterilmiş ise de, bu yanlışlıklar mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
    24. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    25. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

    IV. SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3. maddeye göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Aynı Kanun"un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.




    KARŞI OY

    Dava, kadastro tespiti öncesi zilyedliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
    Davacılar, Felahiye İlçesi Kerpiç Köyü 112 ada 68 parsel sayılı taşınmazın 67 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olarak murisleri Ömer Baran‘ın ve ölümünden sonra kendilerinin zilyedliğinde olduğunu iddia etmişler, davalı; her iki parseli bir bütün olarak davacıların murisi ile birlikte 1970 yılından önce Galip Baran’dan satın aldıklarını, rızaî taksimle ikiye ayırarak kullandıklarını, dava konusu yerin 40 yılı aşkın süredir ev ve kuyu da yaptırarak zilyedliğinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece tarafların tanıkları da dinlenerek keşif yapılmış ve bilirkişi raporları da alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Davalının temyizi üzerine Özel Dairece yerel bilirkişi ve tanıkların huzuruyla keşif yapılarak, çelişkili beyanlar giderilerek, ayrıntılı dinlenmeleri ve komşu parsel dayanak ve tutanaklarıyla beyanlar denetlenerek, keşfi izlemeye yeterli bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle hüküm bozulmuş, Mahkemece yapılan araştırma ve tanık beyanlarının hüküm kurmaya yeterli olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararı, yukarıda gerekçeleriyle açıklandığı üzere yerinde olmayıp, Özel Dairenin bozma ilamında belirtilen gerekçelerle bozulması gerekmektedir. Sayın Çoğunluğun bozma gerekçelerine aynen katılıyoruz. Ancak, kadastro tespit tutanağındaki muhtar ve bilirkişilerin de dinlenmesi gerektiği ve bozmanın bu şekilde genişletilerek bozma olması gerektiğini düşünüyoruz.
    Kadastro tespitinin kesinleşmesi üzerine hak düşürücü süre içerisinde tespitten önceki zilyedliğe dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında da 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ndaki hükümlere göre inceleme yapılır, tespit tarihi itibariyle taşınmazın malikinin kim olduğu belirlenerek sonucuna göre karar verilir.
    3402 sayılı Kadastro Kanunu 30. maddesinde Kadastro Mahkemesince delillerin takdiri hususu düzenlenmiş, yargılamanın yürütülmesi ve delillerin toplanması konusunda, 766 sayılı Tapulama Kanunu’nda yer alan resen araştırma ilkesinden oldukça ayrılmış ve “müzakere sistemine” yer verilmiştir. Bu maddede 766 sayılı Tapulama Kanununda yer almayan hükümlerden biri, hâkimin toplanan delillerle tutanaktaki beyanlar arasında aykırılık olduğunu görürse tutanak bilirkişilerini tanık olarak dinleyebileceği hükmüdür. Davanın taraflarından biri, gerekçe göstererek tespit sırasındaki bu beyanlara itiraz eder ve yerinde görülürse beyanları itiraza uğrayanlar çağrılıp dinlenebilir. Bunun dışında, toplanan deliller, tespite uygunluk gösteriyorsa, tutanak mümzilerinin dinlenmesine gerek yoktur. Kadastro Kanunu 30. maddesiyle “resen araştırma yapılıp gerçek hak sahibi adına tescile karar verilmesi” ilkesini üç husus ile sınırlandırmıştır. Kadastro Komisyonlarından 10/son madde uyarınca gönderilen tutanaklarda, 27. madde uyarınca mahalli mahkemelerden aktarılan dosyalarla ilgili tutanaklarda malik tespiti yapılamadığı için ve 29/2. madde uyarınca bir mirasçı tarafından diğerlerinin muafakatını almadan açılıp yalnız başına devam edilen davalarda iştirak halinde mülkiyette diğer mirasçıları tespit edip bunların adına da tescile karar verme hallerinde (İhsan Özmen-Halim Çorbalı-3402 s. Kadastro Kanunu şerhi -1988 sayfa 958 – 960).
    Kadastro tespiti öncesi zilyedliğe dayalı tapu iptali ve tescil davalarında yargılama usulü Hukuk Muhakemeleri Usulüne tabidir. Resen araştırma değil, taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardır. Tarafların göstermedikleri deliller, bildirmedikleri tanıklar araştırılıp dinlenemez. Ancak, kadastro tespiti tutanağında belirlenen ve tescile esas olan tespitin aksi iddia edildiğinden, tespit tutanağındaki evveliyat kaydı, vergi kayıtlarının keşifte uygulanması, tespit tutanağındaki tespiti doğrulayan beyan sahibi olarak imzası olan muhtar ve bilirkişilerin dinlenmeleri gerekmektedir. Kadastro tutanağının aksine ileri sürülen iddianın tahkiki için, bunların da dinlenmesi ve taraf iddialarıyla çelişen hususların giderilmesi, ondan sonra tüm bunların değerlendirilerek bir sonuca varılması taraflarca getirilme ilkesine aykırı bir durum değildir. Aksi taktirde, tutanakta tespit edilip tescil edilen bir vakıa var iken, aksini beyan eden tanık beyanlarına göre karar verilmesi yanlış sonuçlara götürür. Bu çelişkili beyanlarda bulunanların yüzleştirilerek ondan sonra niye hangisini diğerine üstün tuttuğunu açıklayarak sonuca varılması usul kuralları gereğidir. Kaldı ki somut dava, kadastro tutanağına delil olarak da dayanılmıştır. Bu tutanağın aksi iddia edildiğine göre tutanak bilirkişileri ve muhtarın dinlenmeleri resen araştırma değildir. Özel Daire de, bozmada komşu parsel dayanak ve kayıtlarının uygulanarak araştırma yapılması gereğine değinmiştir.
    Hâkim, bir delile kendiliğinden başvuramaz; tarafların bildirmedikleri kişiler tanık olarak dinlenemez. Ancak, mahkeme dava dosyasına usulüne uygun olarak girmiş olan bir belgedeki, tutanaktaki senetteki isim ve imzası bulunan şahısları tanık olarak dinleyebilir. Bundan sonra, bütün deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekir (Prof. Dr. Baki Kuru – Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001 cilt II. Sayfa 2023, cilt III. Sayfa 2577, 2594) (Mahkeme dosyasına ibraz olunan faturadaki imzası bulunan kişinin de dinlenmesi gerektiği hakkında, HGK 9.7.969 tarih 404/664 sayılı kararı).
    Bu nedenlerle, dava konusu olan kadastro tespit tutanağında beyan ve imzası bulunan muhtar ve tespit bilirkişilerin de keşifte dinlenerek, tanıklarla yüzleştirilerek, toplanan tüm deliller değerlendirilerek sonuca varılması gerektiğini ve bozmanın bu hususla birlikte genişletilmiş bozma olması görüşünde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun sadece Özel Dairenin bozması gibi bozma düşüncesine katılmamaktayız.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi