
Esas No: 2017/614
Karar No: 2021/232
Karar Tarihi: 09.03.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/614 Esas 2021/232 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Niksar Asliye Hukuk Mahkemesince Tüketici Mahkemesi sıfatıyla verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan konut kredisi kullandığı sırada dosya masrafı adı altında haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek 2.500,00TL’nin avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabı:
5. Davalı vekili; davacının talep ettiği miktarın iadesi için il tüketici hakem heyetine başvurulması gerektiğinden davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, yapılan kesintilerin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Niksar Asliye Hukuk Mahkemesinin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla verdiği 14.07.2015 tarihli ve 2015/91 E., 2015/499 K. sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 2.337,40TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 12.02.2016 tarihli ve 2015/40110 E., 2016/4074 K. sayılı kararı ile ;
“…1- 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68.maddesine göre; "Değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyük şehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz". Bu madde uyarınca değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyük şehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu husus dava şartı olup, Tüketici Mahkemelerince re"sen dikkate alınması gerekir. Hal böyle olunca da mahkemece, uyuşmazlığın esasına girilmeksizin dava dilekçesinin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece; uyuşmazlığın tüketici mahkemesince çözümlenmesi gerektiği kabul edilerek ve davanın esasına girilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Niksar Asliye Hukuk Mahkemesinin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla verdiği 07.06.2016 tarihli ve 2016/391 E., 2016/477 K. sayılı kararı ile; tüketici mahkemeleri ve tüketici hakem heyetlerinin görev sınırını düzenleyen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun (TKHK)’un 68/1. maddesinde “değeri iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunluluğunun büyükşehir statüsünde bulunan illerde uygulanacağının” hüküm altına alındığı, Mahkemenin bulunduğu Niksar ilçesinin bağlı olduğu Tokat ilinin büyükşehir belediyesi statüsünde olmaması nedeniyle dava konusu uyuşmazlık için Tokat İl Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunluluğunun bulunmadığı ve uyuşmazlığı inceleme görevinin Mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davacı tüketicinin isteminin miktarı nazara alındığında il tüketici hakem heyetlerinin mi yoksa tüketicinin ikamet ettiği ilçedeki tüketici mahkemesinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren TKHK’dan doğan uyuşmazlıkların çözüm mercii konusuna değinmek gerekir.
13. TKHK’nun 73. maddesine göre “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” Ancak kanun koyucu tüketici uyuşmazlıklarının çözüm merci olarak tüketici mahkemelerinden önce 66. ve devamı maddelerle tüketici hakem heyetlerini düzenlemiştir. Buna göre; Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla il merkezlerinde ve yeterlilik şartları yönetmelikle belirlenen ilçe merkezlerinde en az bir tüketici hakem heyeti oluşturmakla görevli olduğu belirtilmiş, aynı maddenin devam eden fıkralarında, hakem heyetlerinin nasıl oluşacağına yer verilmiştir.
14. Kanun’un "Başvuru" başlıklı 68. maddesi ise "Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla; değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz." şeklindedir.
15. Madde metninden anlaşıldığı üzere Kanun belli bir miktarın altındaki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetine başvuruyu zorunlu kılmıştır. Bu parasal sınır her yıl "yeniden değerlenme oranına" göre artmaktadır (m. 68/IV). Parasal değerin belirlenmesinde uyuşmazlığın başvuru tarihindeki değeri esas alınır. İl ve ilçe tüketici hakem heyetleri arasındaki tek fark görev alanına ilişkin parasal sınırdır (Yılmaz, E./Yardım, E.: 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, Milli Şerh, İstanbul 2016, s. 1127).
16. Tüketici ile satıcı ve sağlayıcı arasında çıkan uyuşmazlıkların daha hızlı ve daha az masrafla çözümlenmesini sağlamak, aynı zamanda da tüketici mahkemelerinin iş yükünün hafifletilmesi amacıyla tüketici sorunları hakem heyetleri kurulmuş ve kanun koyucu tüketici hakem heyetlerinin atıl duruma düşmesini engellemek ve kaynakların daha hızlı ve etkin şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla belli miktarın altında kalan uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurulmasını zorunlu kılmıştır. Kanun hükmü emredici mahiyette olup tüketiciye tercih hakkı tanımamıştır.
17. Tüketici hakem heyetlerinin görev sınırlarını ayrıntılı şekilde düzenleyen, Resmî Gazete’de 27.10.2014 tarihinde yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin “Görev alanı” başlıklı 6. maddesi;
“ (1) Tüketici hakem heyetlerine yapılacak başvurularda değeri:
a) İki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyeti,
b) Büyükşehir statüsünde olan illerde iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyeti,
c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerinde üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyeti,
ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyeti, görevlidir. Bu fıkrada belirtilen parasal sınırların üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.
(2) Görevli tüketici hakem heyetinin tespitinde başvuru tarihindeki parasal sınırlar dikkate alınır.
(3) (…)
(4) Bu maddede belirtilen parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılarak uygulanır. Bu artışların hesabında on Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
18. Yönetmelikte de belirtildiği üzere parasal sınırlar her yıl yeniden düzenlenmekle birlikte, 6. maddenin 2. fıkrasında belirtildiği üzere görevli tüketici hakem heyetinin tespitinde başvuru tarihindeki parasal sınırların dikkate alınması gerekir.
19. Eldeki davada başvuru tarihi 2015 yılı olduğundan somut olaya 01.01.2015 tarihinde yürürlüğe giren "6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 İnci Ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Arttırılmasına İlişkin Tebliğ”in uygulanması gerekir. İlgili parasal sınırların düzenlendiği tebliğin 1. maddesi ise;
“ (1) 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 inci maddesinde belirtilen parasal sınırlar, 15/11/2014 tarihli ve 29176 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde (Sıra No:441) tespit edilen 2014 yılı için yeniden değerleme oranı olan % 10,11 (yüzde on virgül on bir) artış esas alınarak, 1/1/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun"un 68 inci maddesinin 1 inci fıkrası ve 27/11/2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği"nin 6 ncı maddesi gereğince; Tüketici hakem heyetlerinin, uyuşmazlıklara bakmakla görevli ve yetkili olmalarına ilişkin parasal sınırlar;
a) İlçe tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, 2.200 Türk Lirası,
b) Büyükşehir statüsünde olan illerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, 2.200 Türk Lirası ile 3.300 Türk Lirası arası,
c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerindeki il tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, 3.300 Türk Lirası,
ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, 2.200 Türk Lirası ile 3.300 Türk Lirası arası olarak tespit edilmiştir.” şeklinde düzenlenmiştir.
20. Tüketici hakem heyetleri kural olarak taleple bağlıdır. Bununla birlikte başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda Yönetmelik’in 22. maddesi çerçevesinde başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi hâlinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya daha azına tüketici hakem heyetince karar verilebilir. Verilen kararın her halükârda 6. maddede belirtilen parasal sınırlar dâhilinde olması gerekir.
21. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; 2.500,00TL’ye ilişkin uyuşmazlığın miktar itibari ile tüketici sorunları hakem heyetinin görev sınırı dâhilinde kaldığının kabulü gerekir. Yerel Mahkemece Niksar ilçesinin bağlı olduğu Tokat ilinin büyükşehir belediyesi statüsünde olmaması nedeniyle dava konusu uyuşmazlık için Tokat İl Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunluluğunun bulunmadığından bahisle, esasa ilişkin hüküm tesisi yanılgılı değerlendirme olarak nitelendirilerek yerinde görülmemiştir.
22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, direnme kararının Yönetmelik’e aykırı ancak Kanun’a uygun olduğu, Kanun’un sadece büyükşehirler için istisna getirdiği, özel hüküm olmaması nedeniyle somut olayda tüketici mahkemesine başvurulabileceği, aksi düşüncenin mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı, bu nedenle direnmenin uygun olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
23. Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.03.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
Tüketici hakem heyetleri 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 66 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
Bakanlık, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla il merkezlerinde ve yeterlilik şartları yönetmelikle belirlenen ilçe merkezlerinde en az bir tüketici hakem heyeti oluşturmakla görevlidir (md. 66/1).
Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla; değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz (md. 68/1).
Tüketici hakem heyetlerinin kuruluşu ve görev alanının düzenlendiği bu maddede açıkça tüketici hakem heyetlerinin il merkezinde ve ilçe merkezinde kurulacağı belirtilmiştir. Bu yapılanma mahalli idare yapılanması olmayıp tüketici hakem heyetleri, merkezi idare yapılanması içinde kalmaktadır. Heyetlerin oluşumunda 66/2. maddede, ilde kurulacaklar için il ticaret müdürüne, ilçede kurulacaklara kaymakama yetki verilmiş olması da bunu göstermektedir.
İdarenin kuruluşuyla ilgili olarak illerde merkezi idare teşkilatı bakımından temel kanun 5442 sayılı İl İdaresi Kanunudur. Bu kanunda ilçe ve il idare ayrımına göre il ve ilçe idare teşkilatına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
5542 sayılı Kanunla birlikte değerlendirildiğinde gerek 6502 sayılı Kanunda gerekse diğer Kanunlarda özel ve istisnai bir düzenleme yapılmadığına göre bu hakem heyetlerinin yetki sınırlarının da idare teşkilatı esasına göre belirlenmesi gerekir.
Bu durumda; hem ilçelerde hem de il merkezlerinde hakem heyeti kurulacağı belirtildiğine göre ilçe hakem heyetlerinin ilçe merkezi ve bağlı köyleri kapsayan alanda, il hakem heyetlerinin ise merkez ilçe ve bağlı köyleri kapsayan alanda faaliyet göstermek üzere kurulduğunun kabulü gerekir.
Büyükşehir statüsündeki illerde ise, il merkezlerde birden fazla ilçe bulunmakta ve bu ilçelerde başında kaymakamın yer aldığı ilçe idare teşkilatı bulunmaktadır. Bu ilçeler tüm ili kapsayacak biçimde kurulduğundan bu il merkezlerinde bunların dışında kalan ayrı bir merkez ilçe teşkilatı yoktur. Bu ilçelerde kurulan hakem heyetleri ile il merkezini kapsayan hakem heyeti oluştuğu halde ayrı bir il hakem heyeti kurulması yetki alanı çakışması yaratmaktadır.
Yukarıda belirtilen 68/1. madde hükmünün de merkezi idarenin il ve ilçe teşkilat yapısıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. İlçe mülki sınırlarındaki uyuşmazlıklarla ilgili olarak iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerinin görevli olacağı açıktır. Büyükşehir statüsündeki illerde ise yetki çakışmasını önleyecek bir düzenleme maddede yer almakta olup iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda büyükşehir sınırları içindeki ilçe tüketici hakem heyetlerine başvurulacağı, iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda ise il tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılacağı açıkça düzenlenmiştir.
Büyükşehir statüsünde olmayan illerde ise hakem heyeti yapılanması Kanunda il merkezi denilerek merkez ilçede kurulduğundan merkez ilçe ve bağlı köyler yönünden üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıkları çözmeye yetkilidirler. Merkezde Kurulan bu hakem heyetlerinin ayrıca diğer ilçeleri de kapsayan biçimde yetkilendirildiğine dair açık bir düzenleme de bulunmadığından diğer ilçelerdeki iki bin üçbin TL arasındaki uyuşmazlıkları çözmeye yetkili olacağı kabul edilemez. Kanun bu yetkilendirmeyi sadece Büyükşehir statüsündeki iller için yapmış ve diğer il merkezlerinde kurulan hakem heyetlerinin merkez ilçe dışındaki ilçelerde oturanlar için iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il hakem heyetine başvurmasını zorunlu kılmamıştır. Büyükşehirler için getirilen bir istisna hükmünün Kanunda belirtilmeyen diğer iller için de uygulanması gerektiğinden söz edilemez.
6502 sayılı Kanun tüketiciler için bazı kolaylıklar getirmiş ve tüketicilerin kendi yerleşim yerlerinde dava açabilmesini kolaylaştırmıştır. Tüketiciler için kolaylık sağlamayı amaçlayan hükümler getiren bir Kanun tüketici aleyhine yorumlanmamalıdır. Aleyhe yorumlandığında ikibin Türk Lirasını bir Türk Lirası bile geçtiğinde azami miktarı bin Türk Lirası olabilecek bir konuda kişi bulunduğu yer dışındaki il merkezine başvurmak zorunda kalacak gerek başvuru, gerekse hakem heyeti kararına itiraz nedeniyle bulunduğu yer dışındaki il merkezinde işini takip etmek zorunda kalacaktır. İl merkezinin 200 kilometreyi bulabildiği ilçeler bulunmaktadır. Tüketiciye kolaylık getirmek isteyen bir Kanunda açık bir istisna hükmü olmadığına göre kişinin il merkezindeki hakem heyetine başvurmak zorunda kalması, tüketicinin adalete erişimini güçleştiren ve bulunduğu yerdeki tüketici davalarına bakan mahkemeye başvurmasını da engelleyen bir sonuç doğuracaktır.
Kanundaki bu düzenlemelere rağmen Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinde; İl tüketici hakem heyetlerinin il sınırları içinde, ilçe tüketici hakem heyetlerinin ise ilçe sınırları içinde yetkili olduğu (md. 7/1), Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetinin görevli olduğu (md 6/1-ç) düzenlemeleri bulunmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere Büyükşehir statüsünde olmayan illerde il hakem heyetleri tüm ili kapsayacak şekilde değil merkezde kurulmuş iken yönetmelik ile yetki alanı genişletilmiş ve ilçe tüketici hakem heyetlerinin kurulu bulunduğu alanı da kapsar hale getirilmiştir. Bu Kanun ile getirilmeyen bir yapılanmanın yönetmelik hükmü ile getirilmesi anlamına gelmektedir. Oysa ki Anayasada İdarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği (123/1), idarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı (123/2), kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulacağı (123/3) hükümleri bulunmaktadır. Anayasanın bu açık hükmü karşısında Kanunda yer almayan bir hükme rağmen yönetmelik hükmü ile farklı bir idare yapılanmasına gidilmesi mümkün olmadığından yönetmelik hükmü uygulanmamalı ve açık kanun hükümleri karşısında büyükşehirler dışındaki il hakem heyetlerinin diğer ilçelerdeki uyuşmazlıklara bakmaya yetkili organ olmadığı kabul edilmelidir.
Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler (Anayasa 124/1). Anayasada yer alan yönetmeliklerle ilgili bu hüküm de aynı sonuca varmayı gerektirmektedir. Kanunun uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan ve Kanuna aykırı olmaması gereken yönetmelikte yer alan Kanuna aykırı bir hükmün uygulanması mümkün olmadığından yönetmelikteki bu hükme rağmen iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda ilçede oturanlar için il tüketici hakem heyetine başvuru zorunlu tutulamaz. Bu durumdaki kişiler iki bin Türk Lirası altında kalmadığından, ilçe tüketici hakem heyetine başvurmak zorunda olmayacak ve doğrudan tüketici mahkemesinde dava açabilecektir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde. Tokat ili büyükşehir statüsünde olmadığından Tokat iline bağlı Niksar ilçesinde bulunan davacının iki bin Türk Lirasının üstündeki uyuşmazlık için ilçe tüketici hakem heyetine başvurması mümkün olmayıp, il merkezinde bulunan ve merkez ilçedeki uyuşmazlıkları çözmekle görevli bulunan il hakem heyetine başvurma zorunluluğu da bulunmadığından mahkemenin davayı görmeye görevli olduğuna dair direnme kararı uygun bulunarak işin esası incelenmek üzere dosyanın özel daireye gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan, davacının il hakem heyetine başvurmak zorunluluğunda olduğu gerekçesiyle bozma yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.