
Esas No: 2017/2867
Karar No: 2021/234
Karar Tarihi: 09.03.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2867 Esas 2021/234 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “asıl davada ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen davada ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali, mümkün olmazsa saklı pay oranında tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin karar davalılar-birleşen dosyada davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalılar-birleşen dosyada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Asıl Dosyada Davacı İstemi:
4. Davacı asıl davada 02.06.2010 tarihli dava dilekçesi ile; eşi..."ın 28.02.2009 tarihinde vefat ettiğini, eşinin hayatta iken, Antalya ili, Manavgat ilçesi, Hisar mah. 989 ada 19 parselde bulunan 1/13 arsa paylı, zemin kat 4 nolu gayrimenkulü Manavgat 6. Noterliğince tanzim edilen 12.02.2009 tarihli ve 01369 yevmiye nolu düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile belirtilen şartlarda tarafına bıraktığını, veraset ilamı gereğince tapuda devir işlemlerinin yapıldığını, murisi eşinin ilgili gayrimenkulü dışında da başkaca gayrimenkullerinin bulunduğunu, düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince Antalya ili, Manavgat ilçesi, Hisar mah. 989 ada 19 parselde bulunan 1/13 arsa paylı, zemin kat 4 nolu gayrimenkul üzerinde davalıların paylarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl Dosyada Davalı Cevabı:
5. Davalı–birleşen dosyada davacılar vekili asıl davada cevap dilekçesi ile; murisin kanser hastası olarak tedavi gördüğü ve günlerinin sayılı olduğu da kendisine bildirilmiş olduğu dönemde dava konusu sözleşmeyi yaptığını, davacının murisin ağır ilaçlar kullanmadığını iddia etse de kanser tedavisi için kullanılan ilaçların ağırlığının belli olduğunu, murisin hastalığının ilerlemiş olması nedeniyle morfin de kullandığının yakınları tarafından bilindiğini, müvekkillerinin muris ile ilgilenmediği iddialarının da doğru olmadığını, murisin yaşı, fiziki durumu, hastalığının ağır koşulları, maddi geliri hep birlikte değerlendirildiğinde ölümünden çok kısa süre önce ve hastanede yapmış olduğu sözleşme ile gerçek amacının ölünceye kadar bakıp gözetilmek olmadığını ileri sürerek davacı tarafından açılan ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Dosyada Davacı İstemi:
6. Davalılar–birleşen dosyada davacılar vekili birleşen davada 16.12.2010 tarihli dava dilekçesi ile; davalı yararına Manavgat 6. Noterliğinin 12.02.2009 tarihli ve 01369 yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakım sözleşmesinin düzenlendiği tarihten çok kısa bir süre sonra murisin vefat ettiğini, ayırtım gücüne sahip olmayan murisin bu sırada yapmış olduğu sözleşmenin geçerli olmayacağını, murisin sözleşmenin düzenlendiği tarihte 71 yaşında olduğunu, emekli maaşının olduğunu, bakım sözleşmesi yapılmasını gerektirecek bir durumunun olmadığını, bir kimsenin eşine hatta başka yakın akrabasına bakıp gözetmesinin bir külfet oluşturmadığı dikkate alındığında bu sözleşmenin ivazsız olduğunun görüldüğünü, diğer taraftan yaşam tehlikesi bulunduğu doktorlar tarafından söylenen murisin iş bu sözleşmeyi yaptığı sırada ehliyetli olduğunun tespiti hâlinde murisin davacı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğinin ortaya çıktığını, ivazlı tasarrufların tenkise tabi olmayacağı açık ise de yukarıda izah edildiği şekilde işbu sözleşmenin oluşturulmasında bir karşılık beklenemeyeceğini ileri sürerek dosyanın Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/450 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine, murisin sözleşmenin yapıldığı tarihte ehliyetsiz olması nedeni ile Manavgat 6. Noterliğinin 12.02.2009 tarihli ve 01369 yevmiye nolu düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptaline, murisin sözleşmenin yapıldığı tarihte ehliyetli olduğunun tespit edilmesi hâlinde yapılan işlemin görünürde ivazlı gerçekte ivazsız olması ve gerçek iradenin saklanması nedeni ile sözleşmenin muvazaalı olması nedeni ile iptaline, sözleşmenin iptali taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde iş bu ivazsız temlik ile müvekkillerin saklı payı ihlal edilmiş olduğundan, davacıların saklı pay miktarının belirlenerek, her bir mirasçı için ayrı ayrı 6.000TL olmak üzere toplam 36.000TL"nin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
7. Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.12.2010 tarihli ve 2010/1002 E. 2010/922 K. sayılı kararı ile, işbu dosya ile Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/450 E. sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirme kararı verilerek esas kapatılmıştır.
Mahkeme Kararı:
8. Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.01.2013 tarihli ve 2010/450 E. 2013/52 K. sayılı kararı ile; muris..."ın hukuki işlem ehliyetine sahip olduğu dönemde Manavgat 6. Noterliği"nin 12.02.2009 tarihli ve 01369 nolu düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile dava konusu Manavgat ilçesi, Hisar mah. 989 ada 19 parsel sayılı arsa niteliğindeki 1/13 paylı zemin kat 4 nolu bağımsız bölümü davacıya devrettiği, sözleşmenin bu hâliyle geçerli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı adına kayıt ve tesciline, birleşen dava dosyasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali davasının ise reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-birleşen dosyada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay 14. Hukuk Dairesince 04.11.2013 tarihli ve 2013/10648 E, 2013/13748 K. sayılı kararı ile; ""...Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri hâlinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir
O halde mahkemece yapılması gereken iş, tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulması bakımından, ölünceye kadar bakım akdinin muvazaalı olarak yapıldığına ilişkin tarafların delillerini toplayarak yönteme uygun inceleme ve araştırma yapmak, oluşacak sonuç doğrultusunda bir hüküm kurmak olmalıdır.
Açıklanan bu yönün göz ardı edilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.2014 tarihli ve 2014/131 E, 2014/234 K. sayılı kararı ile; muvazaa iddiasına ilişkin mirasçılardan mal kaçırma amacının bulunup bulunmadığının tespiti, murisin sözleşme tarihindeki yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, elinde bulunan malların mevcudu, aile koşulları ve ilişkileri, temlik edilen mal miktarının tüm mal varlığına göre makul karşılanacak sınır içinde kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerektiği açık olup, somut davada murisin ölmeden önceki yakın bir zamanda ölümcül bir rahatsızlığının bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarından temlik edilen bir adet taşınmazın tüm mal varlığına göre makul karşılanacak bir sınır içinde kaldığı (diğer taşınmazların davacıya temlik etmemiş olması), aile koşulları sözleşmenin muvazaalı yapılmadığına açık delil olup, davalı-birleşen dosya davacıları tarafından muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı, önceki kararda muvazaanın ispatlanmamış olmasına yönelik gerekçeler açıklanmamış ise de, muvazaa iddiasına yönelik delillerin toplanması ve sonucuna göre değerlendirilmesi yönündeki bozma yerinde olmayıp dosyadaki mevcut deliller itibariyle önceki kararın yerinde olduğu, murisin yaşı, fiziki durumu, ailevi ilişkileri, bakım sözleşmesine konu taşınmazın tüm mal varlığının oranı ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde murisin sözleşme yapma serbestisi gereğince yaptığı işlem geçerli olup, murisin sözleşmeden sonra kısa yaşamasının dahi sözleşmenin muvazaalı olduğu anlamına gelmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalılar-birleşen dosyada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 12.02.2009 tarihli ve 01369 yevmiye nolu düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre kanıtlanıp kanıtlanamadığı noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, Mahkemece ilk kararda; “…muris..."ın hukuki işlem ehliyetine sahip olduğu dönemde düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile dava konusu bağımsız bölümü davacıya devrettiği, sözleşmenin bu haliyle geçerli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı adına kayıt ve tesciline, birleşen dava dosyasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali davasının ise reddine…” dair karar verildiği, Özel Dairece; “…tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulması bakımından, ölünceye kadar bakım akdinin muvazaalı olarak yapıldığına ilişkin tarafların delillerini toplayarak yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılarak oluşacak sonuç doğrultusunda bir hüküm kurulması…” gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiği, direnme kararında ise “…murisin ölmeden önceki yakın bir zamanda ölümcül bir rahatsızlığının bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarından temlik edilen bir adet taşınmazın tüm mal varlığına göre makul karşılanacak bir sınır içinde kaldığı (diğer taşınmazların davacıya temlik etmemiş olması), aile koşulları sözleşmenin muvazaalı yapılmadığına açık delil olup, davalı birleşen dosya davacıları tarafından muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı, ivazlı akitlerde saklı pay kurallarının ihlal kastının kanıtlanmadıkça tenkis istenemeyeceği, bu nedenle tenkis isteminin de reddi gerektiği, önceki karardaki gerekçede muvazaanın ispatlanmamış olmasına yönelik gerekçeler açıklanmamış ise de, muvazaa iddiasına yönelik delillerin toplanması ve sonucuna göre değerlendirilmesi yönündeki bozma yerinde olmayıp dosyadaki mevcut deliller itibariyle önceki kararın yerinde olduğu, murisin yaşı, fiziki durumu, ailevi ilişkileri, bakım sözleşmesine konu taşınmazın tüm mal varlığının oranı ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde murisin sözleşme yapma serbestisi gereğince yaptığı işlemin geçerli olup, murisin sözleşmeden sonra kısa yaşamasının dahi sözleşmenin muvazaalı olduğu anlamına gelmediği…” gerekçesi karşısında direnme adı altında verilen kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
15. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
16. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
17. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni hüküm olarak kabul edilir.
18. Somut olayda ise ilk kararın, Özel Dairece; muvazaa iddiasına yönelik delillerin toplanması ve sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, mahkemece ilk karar gerekçesinden farklı olarak muvazaa ve tenkise yönelik taleplerin de tartışılması suretiyle Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile direnme adı altında karar verilmiştir.
19. Bu durumda verilen direnme kararının gerçekte bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olduğu açıktır.
20. Hâl böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalılar-birleşen dosyada davacılar vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle Hukuk Genel Kurulu kararının mahkemesince taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise doğrudan Yargıtay 14. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliği tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.