
Esas No: 2015/2012
Karar No: 2015/2012
Karar Tarihi: 11/12/2018
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MUHAMMET SAMİ SARIHAN BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/2012) |
|
Karar Tarihi: 11/12/2018 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Muammer TOPAL |
|
|
M. Emin KUZ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
Raportör |
: |
Hüseyin TURAN |
Başvurucu |
: |
Muhammet Sami SARIHAN |
Vekili |
: |
Av. Sabahattin ERAL |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aşması nedeniyle
kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; aynı suç isnadı nedeniyle tutuklanan
kişilerin tahliye edilmesine karşılık kendisinin tahliye edilmemesi nedeniyle
eşitlik ilkesinin ve müdafi olmaksızın alınan ifadeye dayalı olarak hakkında
yargılama yapılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği
iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Kartal 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 8/12/2009 tarihli
kararıyla kasten öldürme suçundan tutuklanmıştır.
9. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyle
başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında kasten nitelikli öldürme ve kişiyi
hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle aynı yer
Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
10. Dava, Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilmiş ve
E.2010/50 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
11. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi 9/5/2012 tarihinde
başvurucunun kasten nitelikli öldürme suçundan 20 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden
yoksun kılma suçundan 3 yıl 8 ay hapis ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan
10 ay hapis ve 500 TL adli para cezasıyla mahkumiyetine ve tutukluluğunun
devamına karar vermiştir.
12. Başvurucu vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay
1. Ceza Dairesinin 23/1/2014 tarihli kararıyla karar kısmen bozulmuştur.
13. Bozma sonrası Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/86
sırasına kaydedilen kovuşturmaya devam edilmiştir.
14. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2014 tarihli
kararıyla başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucunun
itirazı üzerine Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2014tarihli kararıyla
söz konusu itirazın reddine karar verilmiştir.
15. Karar, başvurucu vekili tarafından 16/1/2015 tarihinde
öğrenilmiştir.
16. Başvurucu 2/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi 17/8/2016 tarihinde
başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
18. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk
derece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı
141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturması
sırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde
makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında
hüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü
zararlarını, Devletten isteyebilirler."
20. 5271 sayılı Kanun"un "Tazminat
isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)
numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin
ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde
karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat
isteminde bulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve
Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; tutukluluk süresinin makul olmadığını ve kanuni
süreyi aştığını, ayrıca aynı suç isnadı kapsamında tutuklanan kişilerin serbest
bırakılmalarına karşılık kendisi hakkında tutukluluğun devamına karar
verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile eşitlik ilkesinin
ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23.Bakanlık bu konuda bir görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
24 Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut başvuruda başvurucunun şikâyetinin özü
tutukluluk süresinin makul süreyi aştığına ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun
şikâyetinin Anayasa"nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi
hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
25.Anayasa"nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi
şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun
yollarının tüketilmiş olması şarttır."
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.
maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,
eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının
tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
27. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece
mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir
kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa
Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun
yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,
26/3/2013, § 17).
28. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami
süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular
bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye
edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf
yaparak- 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma
imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,
28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,
B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
29. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 17/8/2016
tarihinde (bkz. § 17) tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul
süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesi kapsamında
açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre
başvurucunun tutukluluğunun kanuni ve makul süreyi aştığının tespiti hâlinde
görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre
5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinde belirtilen dava yolu; başvurucunun
durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan
başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel
başvurunun ikincillik niteliği
ile bağdaşmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul
süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden
bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu ayrıca soruşturma aşamasında müdafiinin
hazır bulunmasıyla ifadesinin alınması zorunlu olmasına karşılık bu kurala
riayet edilmeden ifadesinin alındığını ve bu ifadeye dayalı olarak hakkında yargılama
yapıldığını, müdafisiz olarak alınan bu beyanının
delil olarak dosyada muhafaza edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının
ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Bakanlık görüşünde, yargılamanın derece mahkemelerinde devam
etmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen iddiaların
yargılama sürecinde ileri sürülmesi imkânının bulunduğu belirtilmiştir.
2. Değerlendirme
33. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek
için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (bkz. §§ 25, 26).
34. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanın
sonuçlanmadığı, ilk derece mahkemesindeki yargılamanın devam ettiği (bkz. §
18), dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen bu tür
iddiaların yargılama sürecinde ve kanun yolunda incelenmesi imkânının bulunduğu
anlaşılmaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da başvuru yollarının tüketilmemiş olması
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun
kanuni ve makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ
OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.