Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/5213
Karar No: 2012/7888
Karar Tarihi: 24.09.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/5213 Esas 2012/7888 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2012/5213 E.  ,  2012/7888 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

    ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İspir Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.02.2011 gün ve 240/30 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

    KARAR

    Davacılar dava dilekçelerinde, 131 ada 2 ve 108 ada 5 parsel sayılı taşınmazların murisleri ..."a ait olmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak davaya konu taşınmaların tapu kayıtlarının iptali ile muris adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
    Davalı Hazine temsilcisi davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkemece, zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı, taşınmazların yaklaşık 10 yıldır terk edildiği benimsenerek davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, muristen intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK. nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesine göre açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu iptali ve tescil davasıdır.
    Davaya konu 131 ada 2 parsel 14.11.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 6608.69m2 ve tarla niteliğiyle; 108 ada 5 parsel ise 24.10.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 6356.49m2 ve tarla niteliğiyle tapu ve vergi kaydına rastlanılmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan mera, orman ve kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olmayıp zilyetlikle iktisabı mümkün olan taşınmazlardan olduğu, muhtar bilirkişi beyanına göre anılan parsel her ne kadar baba adının ..., soyadında ..., ... ve ...olarak üç değişik soyadı söylenildiğinden, ancak söylenen soyadı ve baba adına göre herhangi bir belge bulunamadığından ...,... 20 yılı aşkın zamandan beri zilyet ve tasarrufunda olduğu beyan edilmiş ise de, anılan kişinin nüfus bilgileri ibraz edilmediğinden, kendisinin de bizzat tespitte hazır bulunmadığı ve herhangi bir hak kaybını önlemek amacıyla tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, bunun üzerine dava konusu her iki parsel açısından davacılar ..., ... ve ..."un, Tapu Kadastro Müdürlüğü"nü davalı göstererek açtıkları tespite itiraz davasının
    yapılan yargılaması sonunda İspir Kadastro Mahkemesi"nin 15.12.2006 tarih, 2006/99 Esas, 2006/66 Karar sayılı hükmü ile davanın husumet nedeni ile reddine, her iki taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş ve hükmün 21.06.2007 tarihinde kesinleşmesi ile 131 ada 2 ve 108 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar Hazine adına hükmen tapuya tescil edilmiştir.
    Mahkemece, zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı, taşınmazların yaklaşık 10 yıldır terk edildiği görüşü benimsenerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç doğru olmamıştır. 13.10.2010 tarihinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, uyuşmazlık konusu taşınmazın 30 sene öncesine kadar muris Zeynep Aykut tarafından arpa-buğday ekilerek kullanıldığını, murisin ölümünden sonra mirasçıları tarafından taşınmazın aynı şekilde 20 yıl süre ile kullanıldığını, ancak yaklaşık 10 yıldır taşınmazın hiç kimse tarafından kullanılmadığını, üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığını beyan etmişlerdir. Ziraat bilirkişisi, 28.10.2010 tarihli raporunda taşınmazlarda 8-10 yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığını, üstünde kendiliğinden yetişen otlar bulunduğunu, üçüncü sınıf tarım arazisi olduğunu açıklamıştır.
    Kadastro çalışmaları sırasında taşınmazlar senetsizden Hazine adına 14.11.2005 ve 24.10.2005 tarihlerinde tespit edildiğinden, tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık zilyetlikle kazanma süresiyle diğer iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazların 8-10 yıldır kullanılmadığını açıklamışlar, ziraat bilirkişi de bu doğrultuda rapor tanzim etmiştir. Buna göre, tespit tarihi öncesindeki taşınmazların kullanılmadığı süreler 3 - 5 yıldır. TMK. nun 976. maddesine göre, fiili hakimiyetin geçici nitelikli sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez. Buna göre, uyuşmazlık konusu taşınmazların tespit tarihinden önce 3–5 yıllık süre ile kullanılmamasının iradi terk olarak benimsenmesi olanaklı değildir. Kaldı ki, 10 yıllık süre de iradi terk için oldukça kısa bir süre olup, buna dayanılarak davanın reddi yerinde görülmemiştir.
    Bundan ayrı; Mahkemece taşınmazların niteliğinin duraksamaya yol açmayacak şekilde belirlenmesi açısından; dava konusu 131 ada 2 parsel sayılı taşınmaza komşu 131 ada 6 parsele ait ve yine dava konusu 108 ada 5 parsel sayılı taşınmaza komşu bulunan 108 ada 3 ve 4 parsellere ait kadastro tutanaklarında belirtilen dayanak kayıtlarının eksiksiz olarak bulundukları yerlerden getirtilmesi, HUMK.nun 258 ve 259.maddeleri (6100 sayılı HMK.nun 243, 244 ve 259. m.) hükmü uyarınca; dava konusu taşınmazların başında yeniden keşif yapılarak, yerel bilirkişi ve tanıkların davetiye ile çağrılmaları, dava konusu taşınmazların öncesi itibariyle niteliği, çevre parsellere uygulanan dayanak tapu kayıtlarında dava konusu yerin ne gösterildiğinin belirlenmesi, tespit tarihinden geriye doğru kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulması, kök muris ve mirasçıların taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin süreci sürdürülüş biçiminin araştırılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekir.
    Ayrıca, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra miras bırakan ve davaya karşı olurları alınan diğer mirasçılar adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğü"nden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü"nden sorulup belirlenerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde bulundurulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece, sadece davacılar yönünden araştırma yapılarak muris ve diğer mirasçılar yönünden de bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetli görülmemiştir.
    Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi