14. Hukuk Dairesi 2014/148 E. , 2014/3574 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/10/2013
NUMARASI : 2013/90-2013/1513
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.01.2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.10.2013 günlü ve 15.11.2013 tarihli tavzih hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı M.. C.. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava 3629 ada, 5 parsel sayılı taşınmazda 179 m2 arsa cinsli taşınmazda taksim veya satış suretiyle ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı İzmit Belediye vekili taşınmazda 41/138 (41 m2) hissesinin bulunduğunu, dava konusu taşınmaz üzerindeki binada müvekkil kurumun herhangi bir hak talebi olmadığını beyan etmiştir.
Davalı vekili davacının dava açılmadan vefat etmiş olduğunu ve dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davacı M.. Ö.."ün 14/02/2013 tarihinde vefat etmiş olduğu, mirasçılarının vekaletnameleri uyarınca davacı vekilinin davaya devam ettiği belirtilerek davanın kabulüne 3629 ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, satış sonucu elde edilecek bedelin taraflar arasında tapu kaydında yazılı hisseleri oranında paylaştırılmasına 23.10.2013 tarihinde karar verilmiştir.
Mahkemece 15.11.2013 tarihli ek kararı ile sehven yazılmamış olan yargılama giderlerinin tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü ve ek kararı davalı M.. C.. vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK"nun 305-306 maddelerinde düzenlenen tavzih, bir hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırması veya birbirine aykırı fıkralar ihtiva etmesi halinde hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarılması için başvurulan yoldur. Anılan maddelere göre açık
olmayan, icrasında tereddüt uyandıran veya çelişik fıkralar içeren hükümlerin tavzihi istenebilir. Tavzih yoluyla talebin ve buna bağlı olarak hükmün ya da doğrudan doğruya hükmün esasının değiştirilmesi mümkün değildir.
Mahkemece tüm bu yönler gözardı edilerek tavzih kararı ile yazılı şekilde yeni hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle 15.11.2013 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilip işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%.....) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; davalı belediye dava konusu 3... ada.. parsel sayılı arsa cinsli taşınmaz üzerindeki binada hak sahibi olmadığını belirttiğinden yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca bilirkişiden ek rapor alınarak taşınmazın bulunan toplam değerinin ne kadarının arza ne kadarının binaya isabet ettiği yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmeli satış sonucunda binaya isabet eden kısmın bina sahibi paydaşlara geri kalan bedelin ise payları oranın paydaşlara dağıtılması gerekir. Bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekili temyiz itirazlarının kabulüyle 15.11.2013 tarihli ek kararın ve 23.10.2013 tarihli hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 17.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.