20. Hukuk Dairesi 2020/1369 E. , 2020/2354 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2012 yılında yapılan 3402 sayılı Kanunun Ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları sırasında... ilçesi, ... köyünde bulunan 101 ada 481 parsel sayılı 434,48 m2 yüzölçümlü taşınmaz tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesine ..."ın kullanımında olduğu şerh düşülmüştür.
Davacı ... askı ilân süresi içerisinde açtığı dava ile; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 101 ada 481 sayılı parselin, 3402 sayılı Kanunun Ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesine kendisinin kullanımında olduğunun şerh düşüldüğünü ancak bu parselle bir bütün olarak kullandığı ve 2/B ayrılan bir kısım taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanunun Ek 4 maddesi gereğince kadastro çalışmalarının yapılmadığını iddiasıyla bu kısmında 2-B"lik yerlerden olduğunun tespiti ile kendisinin kullanıcısı olarak Hazine adına tespit gören 481 parsel ile birleştirilmesini ya da ayrı bir parsel numarası altında fiili kullanıcısı olarak adına tespitinin yapılması istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabülü kısmen reddine, dava konusu olmayan ... ili, ... ilçesi, ... köyü 101 ada 481 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, dava konusu 101 ada 532 parsel sayılı taşınmazın "... oğlu ... kullanımındadır" şeklinde tarla vasfıyla Maliye Hazinesi adına tesciline, 101 ada 536 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içerisine alınmasına, davalı Orman Genel Müdürlüğüne yönelik açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1972 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1980 tarihinde kesinleşen sınırlandırılması yapılmayan orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması ve 09.08.2001 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B uygulaması ile 23.10.2012--21.11.2012 tarihleri arasında ilan edilen 3402 sayılı Kanunun Ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları ile 2014 tarihinde başlanılan 3402 sayılı Kanunun Ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu 1999 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
Davacı lehine kullanım şerhi verilen 101 ada 481 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde eksiklik olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabülü kısmen reddine, dava konusu olmayan ... ili, ... ilçesi, ... köyü 101 ada 481 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, dava konusu 101 ada 532 parsel sayılı taşınmazın "... oğlu ... kullanımındadır" şeklinde tarla vasfıyla Maliye Hazinesi adına tesciline, 101 ada 536 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içerisine alınmasına ilişkin hüküm kurulmuş ise de 101 ada 532 parsel ve 101 ada 536 parsel sayılı taşınmazlara yargılama sırasında mahkemece Ek 4 çalışma tutanağının düzenlettirildiği anlaşılmakla dosya kapsamındaki 25.08.2014 tarihli orman bilirkişi heyeti raporuna göre 101 ada 536 parsel numarası verilip tutanak düzenlenen taşınmazın orman sayılmayan yerlenden olup 2/b sınırları dışında kaldığı, 101 ada 532 parsel numarası verilip tutanak düzenlenen taşınmazın ise 2/b sınırları içinde PXII poligonunda kaldığı yine 101 ada 536 parsel sayılı taşınmazın 156 parsel içinde kaldığı ve Kadastro Mahkemesinin 1996/86 Esaslı dava dosyasında 156 sayılı parselin dava konusu olduğu anlaşılmakla dava konusu 101 ada 536 parsel hakkında bu dava dosyasıda düşünülerek bir karar verilmesi gerekeceği, dava konusu 101 ada 532 parsel hakkında ise 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi ile orman sınırı dışına çıkarılması istemine ilişkin olduğu, bu işlem idarî mahiyette olup, gerçek kişi tarafından idareyi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağından davacının 101 ada 532 parsel hakkındaki davasının reddi gerekirken, aksine görüş ve kanaatle kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 02/07/2020 günü oy birliği ile karar verildi.